Güney Afrika Özgürlük Şartı’nın 70. Yılını Kutladı

Araştırmacı Esin Güzel, Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa’nın Özgürlük Şartı’nın 70. yılı kapsamında ANC’nin yenilenme, demokrasi ve ekonomik dönüşüm gündemini nasıl konumlandırdığını Fokus+ için inceledi.
Esin Güzel
Güney Afrika Özgürlük Şartı’nın 70. Yılını Kutladı

12.12.2025 - 16:02  |  Son Güncellenme:  12.12.2025 - 16:08

Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa, Afrika Ulusal Kongresi Partisinin (ANC) 5. Ulusal Genel Konseyi’nin kapanışında yaptığı kapsamlı konuşmada 70. yılı kutlanan Özgürlük Şartı’nın güncel siyasal düzen için taşıdığı tarihsel rolü ve ANC’nin örgütsel yenilenme, ekonomik dönüşüm, demokratik istikrar ve toplumsal adalet hedeflerini güçlü bir siyasi anlatı içinde bir araya getirdi. 

Geçmişten geleceğe kurucu bir yol haritası 

Afrika Ulusal Kongresi Partisinin 5. Ulusal Genel Konseyi, partinin iç değerlendirme ve yön tayin etme sürecini temsil etmenin ötesinde, Güney Afrika’nın en önemli kurucu belgelerinden biri olan Özgürlük Şartı’nın 70. yılını da kutladı. 1955’te, apartheid rejimine karşı mücadele eden Halk Kongresi tarafından hazırlanan Özgürlük Şartı’nın oluşturulma sürecinde, ülke çapında milyonlarca kişiden talepler toplanmış ve halkın nasıl bir Güney Afrika istediği sorulmuştur. Ramaphosa konuşmasına, 26 Haziran 1955’te Kliptown’da bir araya gelen ve o dönemin koşullarında büyük cesaret göstererek çok ırklı bir halk kongresi düzenleyen özgürlük mücadelecilerini anarak başladı. Bu tarihsel toplantının sonucunda ortaya çıkan Özgürlük Şartı’nın sadece apartheid karşıtı bir manifesto olmakla kalmadığını, günümüz Güney Afrika Anayasası’nın da temel ilham kaynağı olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanına göre Özgürlük Şartı, “tarihi bir belge olmanın ötesine geçerek, bugün hâlâ toplumsal vizyonu yönlendiren canlı bir rehber” niteliğini koruyor. Bu nedenle Şart’ın eşitlik, insan hakları, temsil ve kamu yönetiminde hesap verebilirlik gibi ilkeleri, ülkenin anayasal düzenine yön vermeye devam ederken, 2024-2029 Orta Vadeli Kalkınma Planı’nın da geleceğini belirliyor. 

Ramaphosa, Güney Afrika’nın son 30 yılda aralıksız biçimde özgür ve adil seçimler düzenlemesinin dünyada örnek gösterilen bir demokratik başarı olduğunu belirtti ve bu başarının yalnızca hükümetin değil, uluslararası gözlemcilerin de tekrar tekrar doğruladığı bir gerçek olduğunu söyleyerek demokratik dönüşümün önemine dikkat çekti. Ona göre bu süreklilik, ülkenin siyasal kurumlarına duyulan güveni pekiştiriyor ve her seçim, yurttaşlara liderleri hesap vermeye zorlamak için yeni bir fırsat sunuyor. Bu nedenle yaklaşan seçimlerin de Güney Afrika demokrasisinin olgunlaşmasını daha da derinleştireceğini ifade etti. 

Disiplinli uygulama, yenilenme ve kanıta dayalı siyaset 

Konseyin dört gün boyunca süren oturumları, Ramaphosa’nın deyimiyle, ANC açısından bir değerlendirme süreci ve “umrabulo geleneğinin” güncel bir yansıması oldu; yani derin düşünme, kapsamlı tartışma ve siyasal analizlerin merkezde olduğu kolektif bir öğrenme anı. Delegelerin komisyon çalışmalarına son derece hazırlıklı geldiğini, tartışmalarını sloganlara ya da geçici popülarite arayışlarına değil, araştırmaya, kanıta ve gerçek toplumsal ihtiyaçlara dayandırdığını söyleyen Ramaphosa, bunun ANC’nin tarihsel siyasal geleneği açısından büyük değer taşıdığını belirtti. Ona göre partinin siyasal ve yönetsel kapasitesinin güçlenmesi, entelektüel bir kültürün, yani okuma, analiz etme, dinleme ve düşünme pratiğinin kurumsallaşmasına bağlı. Bu yüzden Ramaphosa, “Biz daha iyi düşündükçe daha iyi karar veririz; daha iyi karar verdikçe halkımız daha iyi yaşar” diyerek partinin bütün kademelerinde nitelikli kadrolar yetiştirmenin önemine dikkat çekti. 


Ulusal Genel Konseyin en güçlü ortak çağrısı ise disiplinli uygulama oldu. Ramaphosa, alınan kararların sahada karşılık bulmasının ancak tutarlı, ilkeli ve kararlı adımlarla mümkün olacağını söyledi. Bu noktada, partinin 55. Ulusal Konferans’ta aldığı stratejik kararların hayata geçirilmesi için net bir yol haritası belirlediklerini, yenilenmenin sadece teorik bir hedef olmadığını, somut adımlar gerektiren bir süreç olduğunu vurguladı. Konsey, ANC’nin liderliğinde kurulan kapsayıcı Hükümet Ulusal Birliği’nin uzun vadeli devrimci stratejiyi değiştirmediğini fakat mevcut siyasal koşullara verilen taktiksel bir yanıt olduğunu teyit ederek, hükümetin ilerici bir gündem doğrultusunda daha etkin ve daha sonuç odaklı bir performans göstermesi gerektiğini ortaya koydu. 

Ramaphosa konuşmasında parti içi ahlaki yenilenme meselesine de geniş yer verdi. Etik dışı davranışların ANC’nin toplumsal güvenilirliğini aşındırdığını söyleyerek, “step aside (kenara çekilme)” ilkesinin daha güçlü ve tutarlı biçimde uygulanmasını memnuniyetle karşıladığını ifade etti. Bu süreçte gönüllü olarak görevi bırakan üyeleri de örgütsel bütünlüğü korudukları için takdir etti. Ona göre bir örgütün gerçek yenilenmesi yapısal değişimlerle birlikte, değerlerine sadık, ilkeli, halkın ihtiyaçlarına duyarlı kadrolarla mümkündür.   

Yeni dönemin politik öncelikleri 

Ramaphosa’nın konuşmasında en geniş yer tutan başlıklardan biri ekonomik dönüşüm oldu. Cumhurbaşkanı, uzun yıllardır Güney Afrika ekonomisini zorlayan altyapı sorunlarının son dönemde kayda değer biçimde toparlanmaya başladığını anlatarak enerji arzında yaşanan istikrar sayesinde ülkenin uzun süredir gündemden düşmeyen elektrik kesintilerini sonlandırdığını vurguladı. Bunun yanı sıra demiryollarında artan taşıma kapasitesi, limanlarda iyileşen verimlilik ve ulusal lojistik zincirinin güçlenmesi, Ramaphosa’ya göre ekonomik büyümenin yeniden ivme kazanmasının önünü açacak gelişmeler arasında yer alıyor. Konsey, bu toparlanmanın sürdürülebilir hale gelmesi için özel sektör yatırımlarının kamusal altyapı projelerine entegre edilmesi gerektiğini ancak bunun devletin stratejik mülkiyet ve düzenleyici kapasitesini zayıflatmadan yapılmasının zorunlu olduğunu belirtti. Hedef, orta vadede en az yüzde 3’lük bir büyüme oranının yakalanmasıdır ve Ramaphosa, bu hedefin gerçekçi olduğunu ancak koordineli bir ekonomik planlama gerektirdiğini ifade etti. 

Yerel yönetimler konusu da Konsey’in temel gündem maddelerinden biri oldu. Ramaphosa, belediyelerin halkın günlük yaşamına en yakın yönetim birimleri olduğunu vurgulayarak, yerel yönetimlerdeki sorunların ulusal dönüşüm hedeflerini sekteye uğrattığını söyledi. Bu nedenle belediyelerin profesyonel, siyasi baskılardan uzak, etik değerlere bağlı bir kamu yönetimi anlayışıyla çalışması gerektiğini ifade etti. ANC şubelerinin mahalle düzeyindeki sorunları tespit ederek somut eylem planları oluşturması, hem partinin toplumsal köklerini güçlendirecek hem de 2026 yerel seçimlerine hazırlanırken halk nezdinde yeniden güven inşa edilmesini mümkün kılacaktır. 


Ramaphosa sosyal politikalar konusunda da kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Özgürlük Şartı’ndaki “konut, güvenlik ve konfor” ilkesine atıf yaparak Güney Afrika’nın kıtada halka ücretsiz konut ve ücretsiz sağlık hizmeti sağlayan tek ülke olduğunu söyledi. Bugün hanelerin yüzde 80’inden fazlasının resmi konutlarda yaşadığını, temel hizmetlere erişimde büyük ilerleme kaydedildiğini ve evrensel sağlık hizmeti için Ulusal Sağlık Sigortası’nın uygulanmasının kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti. Cinsiyete dayalı şiddet ve kadın cinayetleriyle mücadele ise konuşmanın en ciddi toplumsal başlıklarından biriydi. Ramaphosa, sorunun ulusal afet olarak sınıflandırılmasını olumlu bir adım olarak nitelese de, polis süreçlerindeki aksaklıkların, uzun dava sürelerinin ve ikincil mağduriyetin hala çok ciddi engeller olduğunu açıkça dile getirdi. 

Uluslararası ilişkiler bağlamında ANC’nin geleneksel dayanışma siyasetinin devam edeceğini belirten Ramaphosa, Filistin, Batı Sahra ve Küba halklarıyla dayanışmanın derinleştirilmesinin önemini vurguladı. Güney Afrika’nın ekonomik bağlarının yalnızca Avrupa ve Kuzey Amerika ile sınırlı kalmaması gerektiğini söyleyerek, Asya, Orta Doğu, Afrika ve Güney Amerika ile daha dengeli ve çok yönlü ekonomik ilişkiler kurulmasının gelecekteki büyüme dinamikleri açısından hayati önem taşıdığını ifade etti. 

Ramaphosa’nın kapanış konuşması, ANC’nin tarihsel ve güncel misyonunu bütüncül bir düzlemde yeniden tanımlayan güçlü bir siyasi vizyon sundu. Özgürlük Şartı’nın ruhunu bugün de canlı kılan yönlerin altını çizen Ramaphosa, aynı zamanda ANC’nin iç yenilenme sürecinin, toplumsal güvenin yeniden inşasının ve ekonomik-sosyal dönüşüm programının kararlı biçimde yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Ona göre Güney Afrika’nın geleceği, anayasal demokrasinin savunulması ile bu demokrasinin yoksullar, dışlananlar ve marjinalleştirilenler için daha güçlü, daha somut ve daha hızlı sonuçlar üretmesi arasında kurulan dengeye bağlıdır. Bu nedenle Ramaphosa, konuşmasının sonunda ANC’nin görevini çift yönlü bir sorumluluk olarak tanımladı: Hem demokratik düzeni savunmak ve derinleştirmek hem de onun toplumsal adalet üretme kapasitesini hızlandırmak. 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.