Gazze’den Sonra Sırada Lübnan mı Var?
09.09.2026 - 15:30 | Son Güncellenme: 09.09.2026 - 15:39
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun, 3 Eylül’de yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin uzatılmasının mümkün olmaması halinde Lübnan’ın, misyonun yürüttüğü çalışmaları sürdürmek isteyen herhangi bir “kardeş ya da dost ülkeyi” memnuniyetle karşılayacağını söyledi. Aoun, özellikle Lübnan ordusuna ve güneyde yaşayanlara insani, sosyal, sağlık, eğitim ve iletişim alanlarında verilen desteğin sürdürülmesine işaret etti.
Al-Araby Al-Jadeed yazarı Vail Kandil ise 4 Eylül’de yayımlanan yazısında Aoun’un sözlerini, Donald Trump’ın başkanlığını yaptığı Barış Konseyi’nin faaliyetlerinin gelecekte Gazze’nin dışına taşınması ihtimali üzerinden değerlendirdi. Kandil’e göre Aoun’un açıklaması, UNIFIL sonrası güney Lübnan’daki uluslararası varlığın niteliğine ilişkin daha geniş bir tartışmanın kapısını aralıyor.
Barış Konseyi, Trump yönetiminin Gazze planı kapsamında oluşturuldu. Konseyin tüzüğünde yapı, yalnızca Gazze ile sınırlandırılmadan, “çatışmalardan etkilenen veya çatışma tehdidi altındaki bölgelerde” istikrar ve kalıcı barışı desteklemeyi amaçlayan uluslararası bir kuruluş olarak tanımlanıyor. Üyelik ise Konsey Başkanı tarafından davet edilen devletlere açık. Bununla birlikte BM Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan mevcut yetki çerçevesi Gazze’ye ilişkin.
Kandil’den Barış Konseyi’nin Yapısına Eleştiri
Kandil, Barış Konseyi’nin yapısının Filistin meselesini BM kararları ve Güvenlik Konseyi merkezli uluslararası sistemden uzaklaştırarak Washington’ın daha belirleyici olduğu yeni bir modele taşıdığı görüşünü savunuyor.
Yazar, bu modelin Arap Birliği’nin Filistin meselesindeki kurumsal ağırlığını da zayıflattığını ileri sürüyor. Kandil’e göre bölgedeki bazı ülkeler Konsey içerisinde yer alsa da karar alma yapısında ABD’nin ağırlığı belirleyici konumda bulunuyor.
İsrail de Barış Konseyi’nin kurucu üyeleri arasında yer alıyor. Türkiye, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri de Konsey’in kurucu üyeleri arasında bulunuyor. Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise Gazze Yürütme Kurulu’nda görev alan isimlerden biri.
UNIFIL’in Görevi 2026 Sonunda Sona Erecek
UNIFIL, BM Güvenlik Konseyi’nin 425 ve 426 sayılı kararlarıyla 1978’de, İsrail güçlerinin Lübnan’dan çekilmesini teyit etmek, uluslararası barış ve güvenliğin yeniden tesisine katkı sağlamak ve Lübnan hükümetinin bölgedeki otoritesini yeniden kurmasına yardımcı olmak amacıyla oluşturuldu.
2006’daki İsrail-Lübnan savaşının ardından kabul edilen 1701 sayılı Güvenlik Konseyi kararıyla UNIFIL’in görevleri genişletildi. Misyon, çatışmaların sona ermesini izlemek ve Lübnan Silahlı Kuvvetlerinin güney Lübnan’a konuşlanmasına destek vermekle de görevlendirildi.
BM Güvenlik Konseyi, Ağustos 2025’te UNIFIL’in görev süresini son kez 31 Aralık 2026’ya kadar uzattı. Mevcut karara göre misyon bu tarihte operasyonlarını sona erdirecek ve personelin düzenli şekilde çekilmesi 2027 boyunca devam edecek. Amaç, güney Lübnan’daki güvenliğin nihai olarak Lübnan devletinin sorumluluğuna geçmesi.
Kandil, Aoun’un kullandığı “dost ülke” ifadesinin ABD öncülüğünde yeni bir uluslararası düzenlemeye kapı açabileceğini savunuyor. Yazar, Trump yönetiminin bazı BM kurumları ve uluslararası kuruluşlara yönelik sert yaklaşımını da bu değerlendirmesine dayanak gösteriyor.
Barış Konseyi UNIFIL’in Yerine Geçebilir mi?
Kandil’in temel sorusu, UNIFIL’in çekilmesinin ardından ortaya çıkacak uluslararası güvenlik boşluğunda Barış Konseyi’nin rol üstlenip üstlenemeyeceği.
Yazar, Konsey’in Gazze’de güvenlik, silahsızlanma, yönetim ve yeniden yapılanma süreçlerindeki rolünün Lübnan için de bir modele dönüştürülebileceğini düşünüyor.
Gazze’de Barış Konseyi’ne bağlı plan kapsamında Uluslararası İstikrar Gücü’nün oluşturulması ve yeni Filistin polis gücünün güvenliği üstlenmesi öngörülüyor. Ancak uygulama, Hamas’ın silahsızlandırılması ve İsrail’in çekilmesinin sıralaması konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle henüz tamamlanmış değil. Netanyahu, İsrail’in kontrol ettiği Gazze topraklarından Hamas tamamen silahsızlandırılmadan çekilmeyeceğini açıklarken Barış Konseyi yetkilileri planın yürürlükte olduğunu belirtiyor.
Kandil, bu çerçevede Barış Konseyi’ni eleştirerek yapının silahsızlandırmayı merkeze alan güvenlik yaklaşımının Lübnan’a taşınmasının özellikle Hizbullah ve güney Lübnan dosyası açısından sonuçlar doğurabileceğini savunuyor.
Yazar ayrıca ABD ve İsrail’in uluslararası kurumlara yönelik politikalarını eleştiriyor ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından Washington’ın belirleyici olduğu bir yapının Lübnan’da daha fazla nüfuz kazanabileceğini ileri sürüyor.
UNIFIL Sonrası İçin Avrupa Seçeneği de Gündemde
Ancak yazının 4 Eylül’de yayımlanmasının ardından UNIFIL sonrasına ilişkin yeni bir seçenek gündeme geldi.
Joseph Aoun, 7 Eylül’de Lübnan’ın UNIFIL’in görev süresinin yeniden uzatılmasını desteklediğini açıkladı ve bu konuda Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile çalıştıklarını söyledi.
Aoun aynı açıklamada, UNIFIL’in çekilmesinden sonra oluşabilecek boşluğu doldurmak amacıyla Fransa ve İtalya’nın öncülüğünde bir Avrupa gücü oluşturulmasına yönelik girişimi de memnuniyetle karşıladığını belirtti. Böylece UNIFIL sonrası için Barış Konseyi dışında Avrupa merkezli bir uluslararası varlık seçeneği de kamuoyuna yansıdı.
Bu nedenle Kandil’in yazısındaki temel soru güncelliğini korusa da UNIFIL’in yerini yalnızca ABD veya Trump’ın başkanlığındaki Barış Konseyi’nin alabileceği yönündeki değerlendirme bugün itibarıyla kesinleşmiş bir senaryo değil.
Kaynak: AlArabyAlJadeed