Fransa’da Başörtüsü Nasıl Siyasi Bir Mesele Haline Geldi?

Fransa'da yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleriyle birlikte başörtüsü meselesi, Ulusal Birlik Partisi'nin kamusal alanlarda tam yasak getirme önerisiyle yeniden siyasi gündemin merkezine oturdu.
Fransa’da Başörtüsü Nasıl Siyasi Bir Mesele Haline Geldi?

22.09.2026 - 17:16  |  Son Güncellenme:  24.09.2026 - 15:46

Fransa'da başörtüsü meselesi, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yaklaşmasıyla birlikte yeniden siyasi tartışmaların merkezine oturdu. Ulusal Birlik Partisi, başörtüsünün kamusal alanlarda yasaklanmasına yönelik yeni bir öneri sundu.

Bu öneri, on yıllar önce başlayan ve süreç içinde başörtüsünü okullar ve laiklikle sınırlı bir meseleden partilerin söylemi ve seçim gündeminde sürekli yer bulan bir dosyaya dönüştüren bir sürecin devamı niteliğinde.

Yeni öneri, yasağın kapsamı ve nasıl uygulanacağı konusunda Ulusal Birlik'in kendi içinde de tartışmalara yol açıyor. Bu tartışma, başörtüsünün Fransız siyasi hayatındaki yerini değiştiren art arda gelen kilometre taşlarını yeniden gündeme getiriyor.

1970'lere kadar başörtüsü Fransa'da öne çıkan bir siyasi mesele değildi. 1989 yılında Creil kentindeki bir devlet okuluna üç başörtülü öğrencinin girişinin engellenmesiyle temel bir dönüm noktası yaşandı.

Bu olay, laiklik, İslam ve entegrasyon arasındaki ilişki konusunda ülke çapında bir tartışma başlattı.

Bunun ardından Fransız Danıştayı, aynı yılın kasım ayında başörtüsü takmanın kendi başına laiklik ilkesiyle çelişmediğine, ancak dinî sembollerin gösterişçi veya kışkırtıcı nitelik taşıması durumunda yasaklanabileceğine hükmetti.

1990'lı yıllarda başörtüsü, Ulusal Cephe'nin kurucusu ve Fransız aşırı sağının önde gelen isimlerinden Jean-Marie Le Pen'in konuyu göç ve Fransız kimliği meseleleriyle ilişkilendirmeye başlamasıyla siyasi söyleme daha belirgin biçimde girdi.

2004 yılı, laiklik ilkesinin uygulanması çerçevesinde Fransa'nın devlet okullarında başörtüsü dahil belirgin dinî sembollerin takılmasını yasaklayan bir kanunu kabul etmesiyle yeni bir dönüm noktası oldu.

Söz konusu kanun o dönemde farklı siyasi kesimlerden geniş destek gördü; bu da başörtüsü tartışmasının artık yalnızca aşırı sağla sınırlı olmadığını ortaya koydu.

2010 yılında Fransa, kamusal alanlarda yüzü kapatmayı yasaklayan başka bir kanunu kabul etti. Bu kanun, peçe ile birlikte yüzü kapatmanın diğer biçimlerini de kapsıyordu.

Ancak Ulusal Cephe bu adımın yeterince ileri gitmediğini düşündü ve partinin başörtüsüne ilişkin talepleri zamanla genişledi.

Marine Le Pen'in 2011'de partinin başına geçmesiyle birlikte başörtüsü, laiklik, güvenlik, İslamcılık'la mücadele ve kadın hakları meseleleriyle ilişkilendirilen bir söylemin parçası haline geldi.

Le Pen, 2012'de ilk kez başörtüsünün tüm kamusal alanlarda yasaklanması fikrini ortaya attı.

2022'deki cumhurbaşkanlığı kampanyası sırasında bu fikri yeniden gündeme getirdi ve kendi söylemine göre başörtüsünü İslamcılığın bir sembolü olarak nitelendirdi.

Fransa'da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yaklaşmasıyla birlikte başörtüsü, Ulusal Birlik'in kamusal alanlarda yasaklanmasına yönelik yeni önerisiyle bir kez daha siyasi tartışmanın merkezine oturdu.

Bu kez tartışma yalnızca yasak ilkesiyle sınırlı değil; partinin kendi içinde de yasağın kapsamı ve nasıl uygulanacağı konusunda bir müzakere sürüyor.

Böylece başörtüsü meselesi, on yıllar içinde laiklik konusunda tartışma yaratan bir okul olayından, okullar ve yüzü kapatmaya ilişkin kanunlara, oradan da kısıtlamaların kapsamını kamusal alanlara genişletmeyi hedefleyen seçim vaatlerine doğru bir evrim geçirmiş oldu.

Kaynak: Al Araby TV