BM Genel Kurulu'nda Netanyahu'ya Tarihî Boykot

Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun konuşması sırasında benzeri görülmemiş bir diplomatik protestoya ve tarihî bir tecrit görüntüsüne sahne oldu. 77 diplomatik heyetin sessizce salonu terk etmesiyle Netanyahu, neredeyse tamamen boşalan koltuklara hitap etmek zorunda kaldı.
BM Genel Kurulu'nda Netanyahu'ya Tarihî Boykot

25.09.2026 - 11:36  |  Son Güncellenme:  25.09.2026 - 11:36

Salondaki boş koltukların ve artan izolasyonun yarattığı öfkeyle kürsüye çıkan Netanyahu, konuşmasında uluslararası hukuku hiçe sayan operasyonları açıkça savunarak meydan okudu. Konuşmasının en çok konuşulan ve büyük tepki çeken anı, eline bir çağrı cihazı (pager) alarak Lübnan'da sivilleri de hedef alan kitlesel siber-sabotaj operasyonuna atıfta bulunduğu anlar oldu:

"İsrail Hamas'ı vurdu, Hizbullah'ı vurdu. Çağrı cihazlarını hatırlıyor musunuz? Hatırlıyor musunuz o şeyleri? Hatırlıyor musunuz? Şunu söyleyebilirim ki, Hizbullah kesinlikle onları hatırlıyor."

Bu şov niteliğindeki hareket, uluslararası alanda devlet terörünün ve siber sabotajların açıkça savunulması olarak yorumlanarak büyük bir infial yarattı.

Heyetlerin toplu halde salonu terk etmesine sinirlenen Netanyahu, konuşmasının hemen başında gerginliğini gizleyemeyerek kalan diplomatlara yönelik şu küçümseyici ifadeyi kullandı:

"Eğer salondan henüz ayrılmamış başka ahlaki korkaklar varsa, lütfen şimdi dışarı çıksınlar."

Bölgesel saldırganlığını sürdüren İsrail Başbakanı, İran'ın nükleer tesislerinin vurulması kararını ise şu sözlerle savundu:

"İran'ın nükleer tesislerini darmadağın etmek zordu. Bunu yapmak çok zordu. Ancak benim için başbakan olarak alması en kolay kararlardan biriydi. Çünkü eğer bunu yapmasaydık, hepimiz ölmüş olacaktık."

İsrail'in yedi ayrı cephede birden savaştığını iddia eden Netanyahu, "Bizi yeryüzünden silmek için teşkilatlandılar. Çöküş yaşamak yerine, büyük Amerikan dostlarımızla birlikte onların hepsine yıkıcı darbeler vurduk ve kazanıyoruz; çünkü başka seçeneğimiz yok" diyerek iddialarını sürdürdü.

Koltukları dolduramayan sloganlar ve zoraki gülümseme

İsrail Başbakanı kürsüye yöneldiği anda başlayan toplu terk ediş, salonda buz gibi bir hava estirdi. Aralarında Türkiye, İran, Pakistan, Endonezya, Güney Afrika, Brezilya, İspanya ve İrlanda'nın da bulunduğu onlarca ülkenin heyeti yerlerini boş bıraktı. Salonda yalnızca Fas, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn gibi sınırlı sayıda Arap ülkesi ile birkaç Batılı delegasyon kaldı.

Yaşadığı öfke ve derin gerginliği kameralar önünde zoraki bir gülümsemeyle örtmeye çalışan Netanyahu'nun bu yalnızlık manzarasını bastırmak için arkadaki VIP bölümüne yerleştirdiği destekçileri, İbranice "İsrail halkı yaşıyor" sloganları atıp ıslıklar çalsa da bu cılız sesler salonun yankılanan boşluğunu doldurmaya yetmedi.

New York Belediye Başkanı ile karşılıklı atışma ve UCM gerçeği

Konuşmasında Gazze'deki savaş suçları, insanlığa karşı işlenen suçlar ve Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından hakkında çıkarılmış olan tutuklama emrine değinmeyen Netanyahu, dikkatini New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani'ye çevirdi. Netanyahu, Mamdani'yi hedef alarak, "Sayın Mamdani, seçildiğinizden bu yana birçok Yahudi New York'ta kendini güvende hissetmiyor ve siz İsrail'i yanlış bir şekilde soykırımla suçluyorsunuz" dedi.

Belediye Başkanı Mamdani bu suçlamalara çok sert ve hızlı bir yanıt vererek, Netanyahu'nun konuşmasını işlediği suçlardan aklanmak için bir kürsü olarak kullandığını belirtti:

"Hiçbir yalan, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle hakkında tutuklama emri çıkardığı gerçeğini değiştiremez."

Mamdani, bu tepkisini simgesel bir eylemle taçlandırarak, resmî konutu Gracie Mansion'da Gazze'den gelen Filistinli ailelerle birlikte bir zeytin ağacı dikti ve bunu "Barış geleceğimiz olsun" notuyla X platformunda paylaştı.

Sokaklardaki öfke ve ABD ziyaretindeki hayal kırıklığı

New York'a konuşmadan sadece birkaç saat önce gelip jet hızıyla ayrılan Netanyahu, dış politikadaki izolasyonunun yanı sıra iç politikada da sıkışmış durumda. New York sokakları ve BM merkezinin çevresi devasa Filistin yanlısı gösterilere sahne olurken; Union Square'de toplanan yüzlerce İsrailli ve Yahudi protestocu açtıkları "Netanyahu, vaktin doldu" pankartlarıyla başbakana olan öfkelerini haykırdı.

Ayrıca Netanyahu, bu yılki konuşması için ideal bir zamanlama tutturamayarak bir Yahudi bayramının arifesini seçmek zorunda kaldı; bu da konuşmanın televizyon stüdyolarında genişçe tartışılmasının önüne geçti. ABD Başkanı Donald Trump ile görüşme arzusu da karşılıksız kalan Netanyahu, ofisinin beklentilerine rağmen Washington'dan beklediği "kendiliğinden" siyasi desteği bulamadı.

Fransa ve Birleşik Krallık gibi önemli Batı ülkelerinin liderlerinin bile kürsüden İsrail'in eylemlerini kınayan mesajlar vermesi, İsrail'in küresel alanda tarihinin en büyük dışlanmışlık dönemini yaşadığını kanıtladı. Netanyahu'nun boş salon, çağrı cihazı şovları ve öfkeli sokaklar arasında geçen bu ziyareti, diplomaside artık sözün bittiği ve eyleme geçilmesi gereken bir dönüm noktası olarak kayıtlara geçti.