Babulmendeb Husilerin Kontrolünde: Hükümet Güçleri Neden Çöktü?

Husiler, Muha ve Meyyun Adası'nı ele geçirerek Babulmendeb'de kontrolü sağladı. Hükümet güçlerinin ani çekilişi ise askeri komutadaki sorunları yeniden gündeme taşıdı.
Babulmendeb Husilerin Kontrolünde Hükümet Güçleri Neden Çöktü

16.09.2026 - 11:07  |  Son Güncellenme:  25.09.2026 - 09:44

Yemen'deki Husiler, 11 Eylül Cuma günü Meyyun Adası'nın kontrolünü ele geçirirken Yemen hükümet güçlerinin aynı adadan çekilmesiyle stratejik Babulmendeb Boğazı üzerindeki kontrolünü tamamladı. Meyyun, kaynaklarda Perim adıyla da anılıyor.

Bu gelişme, Husilerin 10 Eylül Perşembe günü Muha kentinin kontrolünü ele geçirmesinden bir gün sonra yaşandı. İlerleme, hükümet güçleriyle yaklaşık bir haftadır süren şiddetli çatışmaların ardından gerçekleşti. Oysa batı sahilinden gelen haberler kısa süre öncesine kadar hükümet güçlerinin ilerlediğini gösteriyordu. Ancak bu güçlerin safları birkaç saat içinde hızla çözüldü.

Husilerden bir yetkili, El-Araby Al-Jadeed'e yaptığı açıklamada Meyyun Adası'nın ele geçirildiğini ve Babulmendeb Boğazı üzerindeki kontrolün tamamlandığını doğruladı. Reuters da iki Yemen hükümeti kaynağına dayanarak hükümet güçlerinin Meyyun Adası'ndan çekildiğini aktardı.

Gelişmelerin ardından Yemen Ulusal Savunma Konseyi, 10 Eylül'de Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi başkanlığında toplandı. Konsey, sahada yaşananlara ilişkin ayrıntılı bir açıklama yapmazken herhangi bir geçici ilerlemenin milislere güç yoluyla fiili durum dayatma hakkı vermeyeceğini belirtti. Konsey ayrıca mücadelenin tek bir mevzi, ilçe ya da cepheyle sınırlı olmadığını, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve egemenliğin ülkenin tamamına yayılmasını amaçlayan kapsamlı bir ulusal mücadele olduğunu vurguladı.

Konsey, silahlı kuvvetlerin başlattığı caydırma operasyonunun tek bir cephe veya bölgeyle sınırlı kalmayacağını, askeri değerlendirmeler, angajman kuralları ve uluslararası insancıl hukuk doğrultusunda tehdit kaynakları ile Husilerin farklı operasyon alanlarındaki hareketlerine karşılık verileceğini bildirdi.

Muha'dan çekilme "yeniden konuşlanma" olarak açıklandı

Yemen'in batı sahilinde 10 Eylül'de ani askeri gelişmeler yaşandı. Uluslararası toplum tarafından tanınan Yemen hükümetine bağlı güçler, Hays ve El-Vaziiyye ilçelerinden çekilmelerinin ardından Kızıldeniz kıyısında ve Babulmendeb Boğazı yakınında bulunan stratejik Muha kentinden de çekildi.

Yemen hükümeti kaynakları, El-Araby Al-Jadeed'e yaptıkları açıklamada, hükümet güçlerine 9 Eylül akşamı Muha'dan çekilme talimatı verildiğini ancak kararın doğrudan gerekçelerinin açıklanmadığını belirtti. Kaynaklara göre çekilme emirleri "yeniden konuşlanmanın bir parçası" olarak gerekçelendirildi. Bunun ardından hükümet güçleri kentteki Müşterek Güçlerin genel karargahını terk etmeye başladı.

Yemen Başkanlık Konseyi üyesi Tarık Salih de 10 Eylül'de resmi medya organlarında yayımlanan açıklamasında, batı sahilindeki silahlı kuvvetlere "saflarını yeniden düzenleme" talimatı verildiğini duyurdu.

Salih, Müşterek Güçlerin Muha'nın güneyinde yeni bir komuta merkezi oluşturduğunu belirterek kararın, Husi güçlerinin yoğun ateş baskısı altında farklı çatışma hatlarında gerçekleştirdiği sızmaların ardından alındığını söyledi.

Salih'e göre batı sahilindeki Ulusal Direniş Güçleri, Amalika Tugayları, Vatan Kalkanı Güçleri ile Taiz'in batısındaki birlikler, Husi saldırılarına karşı koyarken ölü ve yaralılar dahil ağır kayıplar verdi. Salih, Arap Koalisyonu komutanlığı ve Başkanlık Konseyi ile yapılan istişarelerin ardından birliklerin yeniden toplanabileceği güvenli bir bölgede alternatif komuta merkezi kurulması talimatı verdiğini açıkladı.

Salih'in açıklamasının ardından kendisinin bulunduğu yer, kendisine bağlı güçlerin durumu ve Muha'nın güneyinde oluşturulduğu belirtilen komuta merkezinin konumuna ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. Doğrulanmamış değerlendirmeler, merkezin Zubab bölgesinde olabileceğine işaret etti.

Başkanlık Konseyi, Müşterek Güçler komutanlığı ve Yemen Savunma Bakanlığı da "safların yeniden düzenlenmesi" açıklamasının ardından bu güçlerin durumuna ilişkin ek bilgi paylaşmadı.

Çekilmeleri ve hükümet güçlerinin durumunu çevreleyen belirsizlik, Yemen kamuoyunda yaşananların arka planına ilişkin soru işaretlerine yol açtı. Özellikle hükümet güçlerinin kısa süre öncesine kadar ilerleme kaydettiklerini açıklamasına rağmen kontrol haritasının birkaç saat içinde değişmesi dikkati çekti.

Muha'nın stratejik konumu

Muha, Husilerin ilerleyişinden önceki günlerde düzinelerce roket ve patlayıcı yüklü İHA saldırısına maruz kaldı. Husilerin Taiz'in batısındaki cephelere binlerce savaşçı sevk etmesinin ardından kente yönelik ilerleyiş hızlandı.

Muha, bölgesel ve uluslararası jeopolitik açıdan stratejik bir konumda bulunuyor. Kent, Taiz vilayetinin en güneybatısında, vilayet merkezine yaklaşık 90 kilometre uzaklıkta ve Babulmendeb Boğazı'nın yaklaşık 70 kilometre kuzeyinde yer alıyor.

Enerji ticareti ve petrol tankerleri açısından dünyanın önde gelen deniz güzergahlarından birine yakınlığı, Muha'yı stratejik bir ulaşım noktası haline getiriyor. Kentin güvenliği, Kızıldeniz'deki seyrüsefer serbestisi ve tedarik akışıyla doğrudan bağlantılı.

Muha aynı zamanda Yemen Başkanlık Konseyi yönetimi altında faaliyet gösteren Müşterek Güçlerin genel karargahına ev sahipliği yapıyordu.

Bu yapıların başında Tarık Salih liderliğindeki Ulusal Direniş Güçleri, Başkanlık Konseyi üyesi Ebu Zer'a el-Mahrami liderliğindeki Amalika Tugayları ve Tihame Direniş Tugayları bulunuyordu.

Yaklaşık 30 askeri tugayı bünyesinde barındıran Müşterek Güçler, 2026'nın başında doğrudan Suudi Arabistan'ın gözetiminde yeniden yapılandırıldı. Yapı içinde Cumhuriyet Muhafızları, Tihame Tugayları, Zeranik Tugayları ve Amalika Tugaylarının yanı sıra bir deniz birliği ile uzman güvenlik güçleri bulunuyor.

Gözlemciler, bu yapıları Kızıldeniz'in güney kapısında kalkan görevi gören vurucu bir güç ve bütünleşik askeri yapı olarak değerlendiriyordu.

Husiler: Seyrüsefer güvenli

Husilerin Siyasi Büro üyesi Hizam el-Esed, El-Araby Al-Jadeed'e yaptığı açıklamada, Husi güçlerinin bazı sahil bölgelerindeki faaliyetlerini Yemen egemenliğinin tesis edilmesi ve toplumsal barışı tehdit eden meydan okumalarla mücadele kapsamında "iç ve ulusal bir operasyon" olarak nitelendirdi.

El-Esed, Kızıldeniz ve Babulmendeb'de seyrüsefer serbestisi ile uluslararası ticaret hareketinin güvenli ve düzenli olduğunu savunarak bu konuda uluslararası endişeye gerek bulunmadığını söyledi. Devam eden operasyonların önceden açıklanan belirli hedeflere yönelik olduğunu ve savunma çerçevesinde gerçekleştirildiğini ifade etti.

Babulmendeb'in kontrol altına alınmasının ardından Husilerin boğazda geçiş ücreti uygulayabileceği yönündeki endişelere ilişkin de El-Esed, böyle bir yönelimlerinin bulunmadığını belirtti.

Askeri komuta için kritik sınav

Sana Stratejik Araştırmalar Merkezi Bilgi Üretimi İcra Direktörü Yasemin el-İryani, hükümet güçlerinin gerilemesinin nedenlerini değerlendirirken, bu güçlerin önceki dönemde Husileri dağıtmak ve Muha üzerindeki baskıyı azaltmak amacıyla El-Cevf'te yürütülen karşı operasyonlar dışında büyük ölçüde savunmada kaldığını söyledi.

El-İryani'ye göre Husilerin Muha'ya ilerlemekte ısrar etmesi ve ağır insan kayıplarını göze almaya hazır olması, örgütün uzun süreli bir savaş yerine hızlı ve ani bir operasyon hedeflediğine işaret etti.

El-İryani, saldırının zamanlamasının bölgesel gerilimin tırmandığı bir döneme denk gelmesi nedeniyle ayrıca önem taşıdığını belirterek Husi hareketlerinin "İran'ın gerilimi tırmandırma basamaklarıyla" eş zamanlı göründüğünü ifade etti.

Babulmendeb'de geçiş ücreti veya hizmet düzenlemesi dayatılmasına yönelik herhangi bir girişimin, küresel deniz seyrüseferinin yönetim kurallarını yeniden şekillendirebilecek tehlikeli bir emsal oluşturabileceği uyarısında bulundu.

Hükümet güçlerinin performansını da değerlendiren El-İryani, kapasitelerinde ve bütünlüklerinde görece bir iyileşme yaşanmasına rağmen çatışmaların, hükümetin askeri komutasını birleştirip birleştiremediği konusunda fiili bir sınav olduğunu ve bunun henüz başarılamadığının görüldüğünü söyledi.

El-İryani, Husiler gibi savaş tecrübesine sahip bir yapıyla mücadelenin esnek bir askeri strateji, birleşik komuta ve disiplinli savunma doktrini olmadan başarıya ulaşamayacağını belirtti. İHA'ların ve hava gücünün artan kullanımının çatışmanın kurallarını değiştirdiğini ancak tek başına sonucu belirlemeye yetmediğini ifade etti.

Çatışmaların yaşandığı günlerde askeri moraldeki kırılganlığın da etkili olduğunu belirten El-İryani'ye göre Husiler, diğer birliklerden takviye gelip gelmeyeceğine ilişkin şüpheleri artıran bir medya savaşına yatırım yaptı.

El-İryani, Husilere karşı herhangi bir askeri ilerlemenin birden fazla cephede eş zamanlı ve koordineli bir seferberlik gerektirdiğini ancak bunun bu çatışmalarda gerçekleşmediğini söyledi.

Buna rağmen yaşanan çatışmaların, Yemen toplumunun geniş kesimlerinde Sana'ya doğru ilerlemenin ve devlet kurumlarını yeniden tesis etmenin en azından manevi açıdan mümkün olduğuna ilişkin beklentileri ortaya çıkardığını belirtti. Bununla birlikte son derece değişken bir ortamda devam eden çatışmalardan kesin sonuçlar çıkarmak için henüz erken olduğunu ve tüm senaryoların açık kaldığını vurguladı.

Suudi Arabistan'ın hesapları belirsiz

Suudi Arabistan'ın tutumuna ilişkin değerlendirmede bulunan El-İryani, Riyad'ın hesaplarının halen net olmadığını söyledi.

El-İryani'ye göre Suudi Arabistan, geniş çaplı bir askeri operasyona tam destek verdiğine ilişkin bir işaret ortaya koymadı ve Husilerin "kışkırtmaları" olarak nitelendirilen gelişmelere rağmen diplomatik yolların halen açık olduğunu vurgulamayı sürdürdü.

Bununla birlikte Riyad'ın Yemen hükümetine görece yüksek düzeyde desteğini sürdürdüğünü belirten El-İryani, Suudi Arabistan'ın muhtemelen askeri karşılık kararından önce yapılan hesaplamaların da bir parçası olduğunu değerlendirdi.

El-İryani, nihai sonucun hiçbir devlet tarafından Yemenliler adına sağlanamayacağını belirterek bölgesel ve uluslararası çıkarların seyrüsefer güvenliği ile sınır ötesi saldırıların caydırılması konusunda kesişmesinin Yemen hükümetine müttefikler sağlayabileceğini söyledi.

Ancak bunun istikrarlı bir devlet kurulması için birleşik bir Yemen iradesinin yerini tutamayacağını vurgulayan El-İryani, "Hiç kimse tüm ağırlığını zayıf bir halkanın arkasına koymayacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

 

Kaynak: ElArabyAlJadeed