Ankara Filistin Dayanışma Platformu’ndan Gazze İçin Konteyner Çağrısı

Ankara Filistin Dayanışma Platformu, Dünya Kudüs Haftası dolayısıyla yaptığı basın açıklamasında, Gazze’de devam eden saldırıların yol açtığı insani krize dikkat çekerek acil barınma ihtiyacına çözüm üretilmesi çağrısında bulundu.
Ankara Filistin Dayanışma Platformu’ndan Gazze İçin Konteyner Çağrısı

17.01.2026 - 10:32  |  Son Güncellenme:  05.02.2026 - 14:29

Platform adına yapılan açıklamada, Gazze’nin aylardır sivillerin doğrudan hedef alındığı yoğun saldırılar altında bulunduğu belirtilerek şu sözlere yer verildi:

Gazze, aylardır sistematik ve süreklilik arz eden bir saldırı sürecinin altında tutulmaktadır. Sivillerin doğrudan hedef alındığı, yaşam alanlarının bilinçli biçimde yok edildiği bu süreç artık bir askeri çatışma olarak değil, açık bir soykırım ve toplu cezalandırma pratiği olarak karşımızda durmaktadır. Konutlar, hastaneler, okullar ve ibadethaneler ayrım gözetilmeksizin bombalanmış, Gazze halkı ağır bir çileye mahkûm edilmiştir.

Bu saldırılar sonucunda yüz binlerce insan yerinden edilmiş, yüz bine yakın insan hayatını kaybetmiş, çok daha fazlası ise yaralanmış veya kalıcı sakatlıklarla yaşamaya mahkûm edilmiştir. Bugün Gazze’de insanlar yalnızca bombardıman tehdidi altında değil, aynı zamanda açlık, susuzluk, salgın hastalıklar ve açıkta kalma gerçeğiyle karşı karşıyadır. En temel insani ihtiyaçlara erişim neredeyse tamamen ortadan kalkmıştır.

Kamuoyuna ateşkes olarak sunulan süreç ise sahada kalıcı bir güvenlik ve insani rahatlama üretmemiştir. Ateşkes, ihlallerle aşındırılmış, siviller için güvenli hiçbir alan bırakılmamıştır. İnsani yardımların önünün açılacağı yönündeki sözler ya hayata geçirilmemiş ya da son derece sınırlı ve sembolik düzeyde tutulmuştur. Yardım meselesi, insani bir sorumluluk olmaktan çıkarılarak siyasi pazarlıkların bir unsuru haline getirilmiştir.''

Filistin Dayanışması

Açıklamada, Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Göç Örgütü'nün (IOM) verilerine atıfla, Gazze’deki evlerin yüzde 90’dan fazlasının yıkıldığı veya ağır hasar gördüğü, yüz binlerce insanın evsiz kaldığı bilgisi paylaşılarak şöyle devam edildi:

İnsanlar enkazların arasında, geçici örtüler altında, açık arazilerde yaşam mücadelesi vermektedir. Kış şartlarının ağırlaşmasıyla birlikte barınma sorunu artık bir konfor meselesi değil, doğrudan hayatta kalma meselesi haline gelmiştir. Soğuk, yağmur ve altyapısızlık özellikle çocuklar, yaşlılar ve hastalar için ölümcül riskler doğurmaktadır.

Gazze Şeridi’ni yeniden etkisi altına alan şiddetli soğuk hava dalgalarının yol açtığı felaket boyutundaki insani sonuçlara karşı uyarıda bulunuyoruz. Bu durum, devam eden soykırım ve boğucu abluka koşulları altında; konutların ve altyapının büyük ölçüde tahrip edilmesi, ayrıca bir buçuk milyondan fazla Filistinlinin, en temel insani yaşam koşullarından yoksun zorunlu göç kamplarına sürülmesiyle daha da ağırlaşmaktadır.''

Açıklamada, söz konusu tablonun sorumluluğunun İsrail işgaline ait olduğu belirtilerek, uluslararası toplum, Birleşmiş Milletler ve insani kuruluşlar güvenli barınma alanlarının sağlanması ve yardımların engelsiz şekilde ulaştırılması için acil harekete geçmeye çağrıldı:

Belgelenmiş saha verilerine göre, kış mevsiminin başlamasından bu yana şiddetli soğuk hava dalgaları nedeniyle hayatını kaybeden çocukların sayısı 7’ye yükselmiştir. Buna ek olarak, şiddetli rüzgârlar ve etkili alçak basınç sistemi nedeniyle iki gün içinde 7.000 çadır sürüklenmiş ve kullanılamaz hâle gelmiştir. Bu veriler, özellikle ısınma imkânlarının neredeyse tamamen yokluğu, güvenli barınma alanlarının bulunmaması, battaniye ve kışlık giysi konusundaki ciddi yetersizlikler ile insani yardımların yeterli miktarda girişine yönelik kısıtlamaların sürmesi bağlamında, en kırılgan grupların yaşamını tehdit eden insani felaketin giderek derinleştiğine dair son derece tehlikeli bir göstergedir. Önceki açıklamamızda, bu alçak basınç sistemi ve yaklaşmakta olan diğer meteorolojik sistemlerin beraberinde getirdiği dondurucu soğuk ve sert hava koşullarının sonuçları konusunda güçlü biçimde uyarıda bulunmuştuk. Bu insani felaket tablosu, acil bir müdahale gerçekleşmediği takdirde, özellikle çocuklar, hastalar ve yaşlılar arasında can kayıplarının artacağına işaret etmektedir. Bu ölümcül sonuçların ve işlenen suçların tam ve doğrudan sorumluluğunu İsrail işgaline yüklüyor, bunları yavaş öldürme, aç bırakma ve zorla yerinden etme politikalarının bir uzantısı olarak değerlendiriyoruz. Uluslararası toplumu, Birleşmiş Milletleri ve insani ile insan hakları kuruluşlarını; derhâl ve gecikmeksizin güvenli barınma merkezlerinin sağlanması, ısınma ve acil yardım malzemelerinin hiçbir kısıtlama olmaksızın bölgeye ulaştırılması ve çok geç olmadan hayatta kalanların kurtarılması için harekete geçmeye çağırıyoruz.

Açıklamanın son bölümünde Türkiye’nin tecrübe ve imkanlarının hayati bir önem taşıdığına dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:

Türkiye’nin sahip olduğu tecrübe ve imkanlar hayati bir önem taşımaktadır. Asrın felaketi olarak nitelendirilen 6 Şubat depremi sonrasında deprem bölgelerinde vatandaşlarımızın barınması için konteyner kentler kurulmuş, geçici ama güvenli yaşam alanları oluşturulmuştur. Bugün ise kalıcı konutların inşa edilmesiyle birlikte bu konteynerlerin önemli bir kısmı boşa çıkmaktadır.

Sayın Cumhurbaşkanı tarafından da kamuoyuna açık şekilde dile getirildiği üzere, konteyner barınma çözümleri Gazze için acil ve uygulanabilir bir seçenektir. Bizler buradan açık bir çağrı yapıyoruz: Deprem bölgesinde artık, vatandaşlarımızın konutlarına taşınmış olanlarından geriye kalan, boşa çıkmış, kullanılmayan bu konteynerler atıl bırakılmamalı; deniz ve kara yolları dahil olmak üzere tüm uluslararası insani koridorlar zorlanarak Gazze halkının yararına sunulmalıdır. Yakın zamanda gemilerle, tıpkı Küresel Sumud Filosu’nun Akdeniz’e açılarak küresel vicdanı harekete geçirdiği gibi, deniz yoluyla ve karadan bu konteynerler Gazze’ye ulaştırılmalıdır.

Bu çağrımız devletlere, uluslararası kuruluşlara, sivil toplum örgütlerine ve vicdan sahibi tüm insanlara yöneliktir. Gazze halkı için geçici ama onurlu, güvenli ve insani yaşam alanları oluşturmak mümkündür. Mesele imkân meselesi değil, irade meselesidir. Sessiz kalmak suça ortak olmaktır. Bugün atılacak her somut adım, yarın yaşanacak bir hayatın teminatı olacaktır. Kudüs haftası vesilesiyle Mescidi Aksa'nın özgür olduğu günlere kavuşmak duasıyla...''