ABD-İran Hattında Anlaşma, Abluka ve Hürmüz Mesajları
18.04.2026 - 09:48 | Son Güncellenme: 18.04.2026 - 09:54
ABD ile İran arasında olası anlaşmaya ilişkin karşılıklı açıklamalar; nükleer program, zenginleştirilmiş uranyum, deniz ablukası, Lübnan’daki ateşkes ve Hürmüz Boğazı’ndaki geçişler başlıklarında yoğunlaştı. Washington yönetimi anlaşmaya yakın olunduğunu ve imza sonrası ablukayı kaldırabileceğini belirtirken, Tahran yönetimi bazı Amerikan iddialarını reddederek sahadaki uygulamaların kendi belirlediği çerçevede sürdüğünü duyurdu.

Trump’tan anlaşma ve abluka mesajları
ABD Başkanı Donald Trump, Arizona ziyareti sonrası Washington’a dönerken uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada, İran ile anlaşmaya varılmaması halinde askeri seçeneğin yeniden gündeme gelebileceğini söyledi. Trump, İran ile anlaşmanın Lübnan’daki ateşkese bağlı olup olmadığı sorusuna, “Gerçekte birbirine bağlı değiller ancak psikolojik olarak bağlantılı olduklarını söyleyebiliriz. Lübnan’a yardımcı olacağız.” yanıtını verdi.
Gözden Kaçmasın
Trump, İran’daki zenginleştirilmiş uranyumun ülkeden çıkarılması konusuna ilişkin ise “İran’a gideceğiz, onlarla birlikte çalışıp bunun yüzde yüzünü ABD’ye getireceğiz. Eğer anlaşamazsak bunu çok farklı şekilde yapacağız, çok da dostane olmayan bir şekilde yapacağız.” ifadelerini kullandı. Ateşkesin uzatılıp uzatılmayacağı sorusuna da “Belki bunu uzatmam ancak (Hürmüz’de) ablukamız sürüyor. Yani abluka altındasınız ve maalesef yeniden bombalamak zorunda kalacağız.” cevabını verdi.
Trump, daha sonra yaptığı başka bir açıklamada ise anlaşma sağlanması halinde İran’a yönelik ablukanın kaldırılacağını belirtti. ABD Başkanı, “Anlaşma imzalanır imzalanmaz (İran’a yönelik) abluka kaldırılacak. Ablukanın biteceği zaman o zamandır.” dedi. Aynı açıklamada, İranlılarla hafta sonu görüşmelerin sürmesinin beklendiğini ve olumlu bir sonuç umduğunu kaydetti.
Washington’un nükleer program ve uranyum iddiaları
Trump, CBS News’e telefonla verdiği mülakatta da ABD-İran anlaşmasına çok yakın olduklarını savundu. Tahran’ın “her konuda mutabakata vardığını” öne süren Trump, İran’ın “zenginleştirilmiş uranyumu İran’dan çıkarmak için ABD ile işbirliği yapacağını” söyledi. Zenginleştirilmiş uranyumun çıkarılması için Amerikan askerinin İran’a girmeyeceğini belirten Trump, bu işlemin “kendi adamları” ile İranlılar arasında yürütüleceğini ifade etti.
Trump, bu süreçle ilgili, “Oraya gidip onlarla birlikte alacağız, sonra da götüreceğiz. Birlikte alacağız çünkü o zamana kadar bir anlaşma yapmış olacağız ve anlaşma varken savaşmaya gerek yok. Bizim adamlarımız İranlılarla birlikte çalışarak uranyumu alacaklar, sonra da onu ABD’ye götüreceğiz.” dedi. ABD Başkanı ayrıca İran’ın Hizbullah ve Hamas’a destek vermeyi durdurmayı kabul ettiğini iddia etti.
Bloomberg’e verdiği röportajda ise Trump, İran’ın nükleer programını “süresiz” olarak durdurmayı kabul ettiğini savundu. Trump, “Ana noktaların çoğu kesinleşti. Süreç oldukça hızlı ilerleyecek.” değerlendirmesini yaparken, olası anlaşma karşılığında İran’a ait dondurulmuş fonların serbest bırakılacağı iddiasını da reddetti. Bu iddiaya birkaç kez “Hayır, hayır.” diyerek karşılık verdi. Aynı açıklamada, “Lübnan’ı bombalamayacağız, kimsenin bunu yapmasına da izin vermeyeceğiz.” ifadesini kullandı.

Tahran’dan uranyum iddiasına net ret
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise Trump’ın, İran’ın zenginleştirilmiş uranyumunun ABD’ye taşınacağı yönündeki açıklamalarını reddetti. Bekayi, katıldığı televizyon programında, “İran’ın zenginleştirilmiş uranyumu hiçbir şekilde farklı bir yere taşınmayacaktır.” ifadesini kullandı.
Bekayi, uranyumun taşınmasına ilişkin konunun müzakere başlıkları arasında yer almadığını ve bunun İran tarafından bir seçenek olarak da sunulmadığını söyledi. Böylece Tahran yönetimi, Washington’dan gelen açıklamaların aksine, zenginleştirilmiş uranyumun ülke dışına çıkarılmasına dair bir kabul ya da mutabakat bulunmadığını ortaya koydu.
Hürmüz’de şartlı açılım ve koordinasyon vurgusu
İran tarafı, Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlere ilişkin de kapsamlı açıklamalarda bulundu. Bekayi, Hürmüz Boğazı’nın Lübnan’daki ateşkes süresinin sonuna kadar tüm ticari gemilere açılmasına ilişkin değerlendirmesinde, “Medya ve halk, karşı tarafın medya oyunlarına itibar etmemelidir.” dedi. Ardından, “Hürmüz Boğazı’ndan gemi geçişleri, İran tarafından belirlenen rotada ve ilgili İran makamlarıyla koordineli olarak gerçekleştirilecektir. Bu karar yalnızca Dışişleri Bakanlığı’nın değil, ülkenin karar alma mekanizması çerçevesinde 8 Nisan’da ilan edilen ateşkesteki taaddütler doğrultusunda alınan bir kararıdır. Karşı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda İran gerekli önlemleri alacaktır.” ifadelerini kullandı.
Bekayi, ABD ile varılan iki haftalık ateşkesin uzatılmasına dair şu ana kadar bir değerlendirme yapılmadığını da belirterek, “Şu ana kadar ateşkesin uzatılmasına dair değerlendirme yapılmadı. Ateşkesin çerçevesi açık, iki hafta.” dedi. Hürmüz Boğazı’na yönelik deniz ablukası hakkında ise “ABD'nin deniz ablukası ateşkesin ihlali olarak değerlendirilmektedir ve İran buna yönelik önlemler alacak.” açıklamasında bulundu.
İran Cumhurbaşkanlığı Ofisi İletişim Dairesi Başkan Yardımcısı Mehdi Tabatabai de Hürmüz Boğazı’ndaki açılımı “şartlı ve sınırlı” olarak nitelendirdi. Tabatabai, X platformundaki paylaşımında, “Hürmüz Boğazı’nın bir kısmının İran’ın girişimiyle şartlı ve sınırlı şekilde yeniden açılması, karşı tarafın taahhütlerini test etmeye yöneliktir.” dedi. Ayrıca, “Düşmanın X’deki asılsız söylemleri İran halkının elde ettiği zafer duygusu ve gururunu ortadan kaldırmaya yöneliktir.” ifadesini kullandı ve “Sözlerinde durmazlarsa kötü sonuçlarla karşılaşırlar.” uyarısında bulundu.
Trump’tan Hürmüz ve NATO çıkışı
Trump ise sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Hürmüz Boğazı’nın Tahran yönetimi tarafından açıldığını savunarak “İran, Hürmüz Boğazı’nı bir daha asla kapatmayacağını kabul etti.” dedi. ABD Başkanı, “Artık burası, dünyaya karşı bir silah olarak kullanılmayacak.” ifadesini de kullandı. Ayrıca İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki mayınları ABD’nin de yardımıyla ya kaldırdığını ya da kaldırmakta olduğunu öne sürdü.
Trump, Hürmüz Boğazı ile ilgili gelişmelerin İsrail-Lübnan anlaşmasıyla bağlantılı olmadığını belirtirken, NATO’ya yönelik eleştirilerini de yineledi. ABD Başkanı, “Hürmüz Boğazı meselesi çözüldüğüne göre, NATO’dan yardım gerekip gerekmediğini soran bir telefon aldım. Onlara, sadece gemilerini petrolle doldurmak istemiyorlarsa uzak durmalarını söyledim. İhtiyaç duyulduğunda işe yaramazlardı, kağıttan kaplanlar.” değerlendirmesinde bulundu.