2006’dan 2026’ya Lübnan: Savaş Artık Daha Sessiz, Daha Görünmez
08.05.2026 - 12:25 | Son Güncellenme: 08.05.2026 - 14:46
Aradan geçen yirmi yılda sahadaki tablo hem askeri hem de insani açıdan değişti. Bu değişim yalnızca çatışmaların seyrinde kendini göstermedi. Askeri operasyonlardan en fazla etkilenen bölgelerden biri olan Güney Lübnan’dan göç etmek zorunda kalan sivillerin yaşamına da yansıdı.
Lübnan tarihinde kritik bir dönüm noktası olarak görülen 2006 savaşı, 33 gün sürdü. Bu savaş, Lübnan’daki siyasi ve güvenlik dengelerini yeniden şekillendirdi. Hizbullah’ın o dönemde İsrail’e karşı zafer ilan etmesi ve çatışmaların durdurulmasının önünü açan 1701 sayılı Birleşmiş Milletler kararının kabul edilmesi, bu süreci büyük bir kırılma noktası haline getirdi.
20 yıl sonra, 2026’da Lübnanlılar kendilerini yeni bir savaşın içinde buldu. Bu süreç, fiilen Ekim 2023’te başlayan ve Eylül 2024’te zirveye ulaşan çatışmaların devamı olarak değerlendiriliyor.
Gözden Kaçmasın
27 Kasım 2024’te yürürlüğe giren ateşkese rağmen sahadaki durum uzun süre yarım savaş olarak kaldı. İsrail’in neredeyse günlük hale gelen ihlal ve saldırıları sürerken, sahadaki durum 2 Mart 2026’dan itibaren yeniden kötüleşti. Nisan ayının ortasında ise geçici yeni bir ateşkes ilan edildi.
Tüm bu gelişmeler, savaşa dair temel bir soruyu gündeme taşıyor.
2006 Savaşı Neden Yeniden Gündemde?
2006 savaşının yeniden gündeme gelmesinde, İsrail’in 2000 yılında Güney Lübnan’dan çekilmesinin ardından yaşanan ilk büyük çatışma olması önemli rol oynuyor. Lübnan’da derin izler bırakan bu savaşın etkileri, 2026’daki çatışmalarla birlikte yeniden hissediliyor. Ayrıca tehlikenin yalnızca güney bölgeleriyle sınırlı kalmayıp ülkenin büyük bir bölümüne yayılması da dikkat çekiyor.
Bu çerçevede ise iki savaş arasındaki karşılaştırma öne çıkıyor.
Neler değişti? 20 yıllık askeri ve teknolojik dönüşüm savaş deneyimini nasıl etkiledi? İki savaşı da yaşayanlar bu farklılıkları nasıl anlatıyor?
Al Araby TV, 2006 savaşına tanıklık eden sağlık görevlileri, siviller, gazeteciler ve askerlerin anlatımlarına yer vererek, o dönemde yaşananlarla 2026 savaşında yaşananları karşılaştırdı.
Her Şey Değişti: İki Savaşın Tanığı Bir Sağlık Görevlisi
2006 ile 2026 yılları arasında Lübnanlı sağlık görevlisi Rebii İsa, iki savaşta yaşadıklarını yeniden hatırlıyor. İsa, her iki savaşın da farklı zorluklar ve deneyimler taşıdığını anlatıyor.
İslami Risale İzcilerine bağlı sivil savunma ekibinde görev yapan İsa, 20 yılı aşkın sağlık görevlisi deneyimine sahip. Bu süreçte farklı koşullar ve detaylar taşıyan iki ayrı savaş deneyimi yaşayan İsa’nın değişmeyen tek amacı ise hayat kurtarmak oldu.
İsa,Alaraby TV’ye yaptığı açıklamada, 2006 savaşı sırasında Güney Lübnan’daki Sayda yakınlarında bulunan Gaziyye bölgesinde bir sağlık görevi sırasında İsrail saldırısında yaralandığını ve o saldırının izlerini hala taşıdığını söyledi.
Buna rağmen insani yardım çalışmalarını sürdürdüğünü belirten İsa, Sloganımız Hizmetiniz görevimizdir ifadelerini kullandı. İsa, 2006’da ve sonrasında şehitlerin kanının, kendileri için tüm risklere rağmen devam etme motivasyonu olduğunu ifade etti.
İsa, ''düşman aynı, saldırılar da aynı saldırılar. Ancak 2006’da yoğun hava bombardımanı ve altyapının hedef alınması ön plandaydı'' dedi. 2026’daki savaşta ise durumun tamamen değiştiğini belirten İsa, geleneksel bombardımanın yanında teknolojinin belirleyici hale geldiğini söyledi.
''2006’da ağırlıklı olarak F-15 ve F-16 savaş uçakları kullanılıyor, İHA’lardan ise sınırlı düzeyde yararlanılıyordu. 2026’da ise hedef belirleme ve suikast operasyonlarında algoritmalar ile yapay zeka destekli sistemlerin kullanıldığı bir savaş dönemine girildi'' ifadelerini kullandı.
İslami Risale İzcileri’ne bağlı bulunduğu sivil savunma teşkilatının da önemli ölçüde geliştiğini kaydeden İsa, gönüllülük esasına dayalı yapıdan profesyonel bir sisteme geçildiğini, merkezi operasyon odası, detaylı saha raporları ve gelişmiş koordinasyon mekanizmalarının kurulduğunu ifade etti. Buna rağmen sağlık ekiplerinin hedef alınmaya devam ettiğini ve can kayıplarının arttığını söyledi.
2026’daki savaşta psikolojik ve fiziksel baskının daha ağır olduğunu aktaran İsa, geniş çaplı yıkım nedeniyle hareket kabiliyetinin zorlaştığını ve sahaya girmeden önce modern tarama teknolojilerinin kullanıldığını anlattı. İsa, ''2006’da lojistik imkanlar saldırının büyüklüğüne kıyasla oldukça sınırlıydı. Yoğun bombardıman altında iletişim kurmak ve yaralıları taşımak büyük zorluktu. Çalışmalar ağırlıklı olarak güneydeki köyler ve Beyrut’un güney banliyölerinde yürütülüyordu'' dedi.
2026’da ise ambulans ve kurtarma sistemlerinin geliştiğini belirten İsa, Ekipler saldırının hemen ardından olay yerine giderek bölgeyi kontrol ediyor ve güvenliği sağlıyor. Bu durum hazırlık seviyesinin arttığını gösteriyor ifadelerini kullandı.
İHA korkusuyla yaşayan bir sivil: ''2006, 2026’nın Yanında Hiçbir Şeydi''
2026’daki savaş sırasında birçok kişinin 20 yıl önce yaşadıklarını yeniden hatırladığı belirtiliyor. Ancak tüm yıkımına ve ağır sonuçlarına rağmen 2006 savaşının, bugün yaşananlarla kıyaslandığında daha hafif bir dönem olarak görülmesi dikkat çekiyor.
Güney Lübnan’daki Sel’a beldesinde yaşayan 50 yaşındaki Ebu Ali de aynı görüşü paylaşıyor. Savaş sırasında beldesinden ayrılmak zorunda kalan Ebu Ali, çatışmaların başlamasından 20 gün sonra yeniden evine döndüğünü söyledi. Geçtiğimiz 16-17 Nisan’da ilan edilen geçici ateşkesten kısa süre önce tehditlere rağmen evine geri döndüğünü belirtti.
Al Araby TV’ye konuşan Ebu Ali, 2006 ve 2026 savaşlarına ilişkin yaşadıklarını anlatırken, 2006 savaşı, 2026 savaşının yanında hiçbir şeydi ifadelerini kullandı.
Ebu Ali, ''2006’da bombardımana rağmen göç etmedim ve Sila’adan ayrılmadım (Sila; Güney Lübnan'da bulunan bir bölge). Bombardımanı savaş uçakları gerçekleştiriyordu. Uçakların sesini duyuyor ve saldırının geleceğini tahmin edebiliyorduk. Nitekim beldemizde birçok ev yıkılarak enkaza döndü'' dedi.
O dönemde evinin de zarar gördüğünü belirten Ebu Ali, buna rağmen bölgeden ayrılmadığını, komşularının ve arkadaşlarının evleri arasında gidip geldiğini söyledi. Herkesin ortak bir korku yaşadığını ifade eden Ebu Ali, toplumsal dayanışmanın bu korkunun etkisini hafiflettiğini kaydetti. Eşi ve iki çocuğunu 33 gün boyunca göremediğini belirten Ebu Ali, o dönemde imkanların sınırlı olması nedeniyle telefonla iletişimin de oldukça kısıtlı olduğunu söyledi.
Peki bugün ne değişti?
Ebu Ali’ne göre 2026 savaşındaki temel fark, gözetleme ve hedef alma yöntemleri oldu. 2 Mart 2026’dan ayın 23’üne kadar evimde kaldım ve çok nadir dışarı çıktım. Daha sonra evde kalmanın tehlikeli hale geldiğini düşündüm ve bir süreliğine Sayda yakınlarına gittim. Ardından 16-17 Nisan 2026’daki ateşkes ilanından kısa süre önce yeniden Sila’ya döndüm ifadelerini kullandı.
Mevcut savaşta en tehlikeli unsurun İHA’lar olduğunu belirten Ebu Ali, sizi izliyorlar, evinizi takip ediyorlar ve her şeyi detaylı şekilde tarıyorlar. En küçük hareket bile tespit edilebilir, evin dışındaki herhangi bir faaliyet ise sizi tehlikeye atabilir dedi. 2006’da böyle bir durum yoktu. O dönemde keşif uçakları vardı. Ancak bugün durum tamamen farklı. Saldırılar sessiz İHA’larla gerçekleştiriliyor ve çoğu zaman sesleri bile duyulmuyor ifadelerini kullandı.
Son savaş boyunca hareketlerini minimum seviyeye indirdiğini söyleyen Ebu Ali, yalnızca gündüz saatlerinde dışarı çıkmayı tercih ettiğini ve gecenin daha tehlikeli olduğunu düşündüğünü belirtti. Hedef alınma endişesi nedeniyle pencereleri battaniyelerle kapattığını, evin dış ışıklarını ise değiştirmeden açık bıraktığını ifade eden Ebu Ali, evde yeterli erzak bulunduğunu ve güneş enerjisinden yararlandığını söyledi.
Buna rağmen sürekli korku içinde yaşadığını kaydeden Ebu Ali, 2006’da bu kadar korkmuyorduk. Bugün en küçük hareket bile ağır sonuçlar doğurabilir. Teknolojiler, telefon üzerinden bulunduğunuz yeri ve hareketleri izleyen günlük bir tehdit aracına dönüştü dedi.
Araçlarını dikkat çekmemesi için evin önünde hareket ettirmeden bıraktığını da söyleyen Ebu Ali, yaşananların kendisini yeni bir çatışmadan kaçınma düşüncesine daha fazla yaklaştırdığını ifade etti. Bugün korku daha büyük. Sürekli bir tehlike altında yaşıyoruz ve bu da bu savaşı 2006 savaşından daha sert hale getiriyor diye konuştu.
2026’da kameraların sustuğu an
Lübnanlı foto muhabiri Lütfullah Zaher, hem 2006 hem de 2026 savaşlarını yaşadı. Zaher ayrıca 1978-2000 yılları arasındaki Güney Lübnan’daki İsrail işgali sürecini de yakından takip eden isimler arasında yer aldı.
Güney Lübnan’daki sınır beldesi Kleya’da yaşayan 67 yaşındaki Zaher, yıllar boyunca birçok savaşı gördü. Foto muhabirliği ise onu savaşın tehlikeleriyle doğrudan karşı karşıya bıraktı. Zaher, çatışmaların yol açtığı yıkım, göç ve ölümleri objektifiyle belgeledi.
Al Araby TV’ye konuşan Zaher, 2006 savaşındaki top, roket ve patlama seslerini unutamadığını, aynı seslerin 2026’da yeniden duyulduğunu söyledi.
Hem gazeteci hem de bir sivil olarak iki savaşı yaşadığını anlatan Zaher, 20 yıl önce saldırıların önceden tahmin edilebildiğini belirtti. Bunun nedeninin bombardımanların savaş uçaklarıyla gerçekleştirilmesi olduğunu ifade etti.
Uçağın attığı füzenin kıvılcımını görebiliyordum. O anda fotoğraf çekiyor, görüntüleri uluslararası ajanslara gönderiyordum. Ancak bugün, 2026 savaşında saldırıyı önceden tahmin etmek mümkün değil. Çünkü saldırılar sessiz İHA’lardan geliyor. Siz fark etmeden üzerinizde uçuyor ve herhangi bir noktayı vurabiliyorlar dedi.
2026 savaşında kamerasını bıraktığını söyleyen Zaher, buna rağmen Güney Lübnan’daki sınır bölgesinden ayrılmadığını belirtti. Evinde kaldığını ve beldesini terk etmediğini kaydeden Zaher, savaş bölgesinde gazetecilik yapmayı zorlaştıran birçok neden bulunduğunu ifade etti.
Büyük risklerin yanı sıra, İsrail saldırısı endişesi nedeniyle köy ve beldelerimizde görüntü alınmasına yönelik kısıtlamalar getirildi diyen Zaher, 2006 ve 2026 savaşlarında hiçbir zaman gerçek anlamda güvenliğin sağlanamadığını vurguladı.
Zaher, 2006 savaşında yaşadığı ve unutamadığı bir olayı da anlattı. “İsrail ordusunun köylerimize girmesinin ardından bölgeden ayrılmak zorunda kaldık. Yaklaşık 800 araçtan oluşan ve 2 bin 500 kişinin bulunduğu bir konvoyla yola çıktık. Uzun konvoyun görüntülerini çekiyordum. Yanımızda sivil savunma ekipleri, Kızılhaç görevlileri, hemşireler ve Kleya beldesi ile Mercayun’dan Bekaa’ya giden sağlık çalışanları vardı’’ ifadelerini kullanan Zaher, Batı Bekaa’daki Kefraya bölgesine ulaştıkları sırada İsrail savaş uçaklarının konvoyu iki füzeyle hedef aldığını söyledi. Saldırıda çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini belirten Zaher, ölenler arasında yola çıkmadan önce röportaj yaptığı bir kadının da bulunduğunu aktardı.

Kadının, Lübnan ordusunun bölgeden ayrılmasıyla birlikte kendilerinin de ayrılmak zorunda kaldığını söylediğini belirten Zaher, orduyu meşruiyetin sembolü olarak gördüğünü ifade etti. Yaşananların kendilerine topraklarını, evlerini ve geçim kaynaklarını terk etmemeyi öğrettiğini söyleyen Zaher, “İlk ve son tercihimiz Lübnan devleti oldu. 2026 savaşı, 2006’dan daha tehlikeli ve daha sertti. Her şey değişti. Artık tehlike evinizde ve bulunduğunuz her yerde sizi bulabiliyor. Buna rağmen bölgeden ayrılmadık ve bombardıman altında yaşamayı sürdürdük’’ dedi.
İki savaşın hafızası... Aynı tehlike, daha sert araçlar
Farklı tanıklıklar, 2006 savaşının Lübnan hafızasında geçici bir dönem değil, aradan 20 yıl geçmesine rağmen etkisini sürdüren açık bir yara olarak kaldığını ortaya koyuyor. Ancak bugün değişen yalnızca savaşın araçları değil, tehlikenin boyutu da oldu. Lübnanlıların 2006’da yaşadığı bombardıman, göç ve yıkım, bugün daha karmaşık bir savaşın içinde yeniden yaşanıyor. Üstelik bu savaş artık yalnızca ateş gücüyle değil, gözetleme sistemleri, hedef alma yöntemleri ve günlük korkuyla da tanımlanıyor.
Sağlık görevlisinin anlatımları, sivillerin yaşadıkları, foto muhabirinin hafızası ve bir askerin 2006 savaşının en hassas olaylarından birine ilişkin aktardıkları, aralarında 20 yıl bulunan iki savaşın ortak gerçeğini ortaya koyuyor: savaş karşısında insanın kırılganlığı. Ancak en büyük farkın, 2026’daki tehlikenin artık yüksek sesli bombardımanlardan ya da görünür savaş uçaklarından değil, daha sessiz ve gündelik hayatın içine yerleşen bir tehditten gelmesi olduğu belirtiliyor.
Bu nedenle 2006 ile 2026 arasındaki karşılaştırma, yalnızca geçmişin yeniden hatırlanması olarak değerlendirilmiyor. Aynı zamanda savaşın, şehirleri ve köyleri hedef alan büyük bir olaydan insanların hareketlerini, evlerini ve yollarını izleyen günlük bir gerçekliğe nasıl dönüştüğünü de ortaya koyuyor. Aradan geçen 20 yıla rağmen Lübnan hafızasında aynı kayıp duygusu varlığını korurken, hayatta kalma mücadelesi de gündelik yaşamın değişmeyen gerçeği olarak öne çıkıyor.
Kaynakça: Alaraby TV