Ordu Çekiliyor, İsrail Vuruyor: Suriye’de Tansiyon Düşmedi

13 Temmuz’da başlayan çatışmaların ardından Süveyda’da hükümet ile yerel gruplar arasında dün sağlanan ateşkesin ardından ordu birlikleri kentten çekilmeye başladı. Ancak İsrail’in düzenlediği hava saldırıları, bölgedeki gerilimin sürmesine neden oluyor. Dün yaşanan gelişmelere dair detaylar...
Ordu Çekiliyor, İsrail Vuruyor Suriye’de Tansiyon Düşmedi

17.07.2025 - 11:15  |  Son Güncellenme:  04.09.2025 - 15:02

Suriye’nin güneyindeki Süveyda ilinde hükümet güçleriyle yerel gruplar arasında günler süren çatışmaların ardından taraflar arasında ateşkes sağlandı. Aynı gün İsrail’in Suriye’nin çeşitli bölgelerine düzenlediği hava saldırıları ve uluslararası tepkiler, bölgedeki krizi farklı boyutlara taşıdı. Gelişmeler, Suriye içindeki askeri dengeleri etkilerken uluslararası kamuoyunun da yeniden bölgeye odaklanmasına yol açtı.

Suriye ordusu Süveyda kentindeki güçlerini çekiyor

Suriye ordusu Süveyda kentindeki güçlerini çekiyor

Suriye ordusu, 4 gündür yerel silahlı gruplarla çatışmaların meydana geldiği Süveyda kentindeki güçlerini çekiyor.

Suriye yönetimi ile Süveyda ilindeki yerel silahlı gruplar ve ileri gelenler arasında yapılan anlaşmayla ateşkes sağlanmasının ardından, Suriye ordu birlikleri kentten kademeli olarak çekiliyor. 

Süveyda'daki askeri kaynaklar, İsrail saldırısı tehlikesinin devam ettiğini belirtiyor.

Bölgede ateşkesin ardından genel olarak sükunetin hakim olduğunu bildirdi. 

Ordu birliklerinin kentten ayrılması görüntülendi.

İsrail, Suriye'de hava saldırısı düzenledi

İsrail, Suriye'de hava saldırısı düzenledi

İsrail’e ait savaş uçakları, Suriye’nin Lazkiye ilindeki 107. Tugay’a hava saldırısı düzenledi.

Saldırı, Lazkiye ilinin Ceble ilçesine bağlı Bezamil bölgesinde yer alan 107. Tugay askeri yerleşkesine gerçekleştirildi.

İsrail ordusu, Suriye’de düzenlenen bu saldırılara ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.

İsrail uçakları dün de ülkenin Dera ve Süveyda illerindeki askeri yerleşkelerin yanı sıra başkent Şam’da bulunan Cumhurbaşkanlığı yerleşkesi, Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı binalarına hava saldırıları düzenlemişti.

TBMM Genel Kurulunda İsrail'in Suriye'deki saldırılarına karşı Meclis Başkanlığı tezkeresi kabul edildi

TBMM Genel Kurulunda İsrail'in Suriye'deki saldırılarına karşı Meclis Başkanlığı tezkeresi kabul edildi

TBMM Genel Kurulunda İsrail'in Suriye'deki saldırılarına karşı Meclis Başkanlığı tezkeresi kabul edildi.

Genel Kurulda, enerji ve maden alanlarına yönelik düzenlemeler içeren Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmeleri sırasında, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un imzasını taşıyan tezkere okundu.

Tezkerede, İsrail'in hukuk tanımazlığının bugün yüzünü bir kez daha Suriye'de gösterdiği belirtildi.

Gazze'de ve işgal altındaki Filistin topraklarında devam eden soykırımın, Lübnan ve İran'a yapılan saldırıların ardından bugün de Suriye'nin başkenti Şam'ın hedef alınmasının, İsrail yönetiminin bölgesel barışı topyekun tehdit eden bir çatışma stratejisi yürüttüğünü açıkça ortaya koyduğu vurgulanan tezkerede, şu ifadelere yer verildi:

"Uluslararası toplumun müşterek taahhüdü olan Birleşmiş Milletler Şartı'nı ve uluslararası hukukun kural ve prensiplerini ayaklar altına alan İsrail, bir taraftan Suriye'nin toprak bütünlüğünü açıkça ihlal etmekte, diğer taraftan Filistin halkına karşı sürdürdüğü soykırımı dikkatlerden uzaklaştırmaya yönelik yeni bir saldırganlığa girişmektedir. İsrail'in gerçekleştirdiği bu saldırılar, Suriye'yi ve bölgeyi istikrarsızlaştırma amacı taşımaktadır. Bu noktada uluslararası toplumun anlaşılmaz sessizliği ve etkisizliği İsrail'in bu hukuk tanımaz ve pervasız saldırganlığına cesaret vermektedir."

"Her türlü çabayı göstermeye devam edeceğimizi ilan ediyoruz"

Tezkerede, bu saldırılara karşı tüm insanlıkça güçlü bir tepki verilmediği sürece, hem bölgede hem de dünyada barış, güvenlik ve istikrar ortamının zarar görmeye devam edeceğinin aşikar olduğu belirtilerek, şunlar kaydedildi:

"Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, İsrail'in başta başkent Şam olmak üzere Suriye'ye yönelik alçak saldırılarını en sert şekilde kınıyoruz. Uzun yıllar boyunca büyük acılar çekmiş Suriye halkının yanında olduğumuzu yineliyoruz. Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini desteklediğimizi, dost ve kardeş Suriye halkının huzuruna kasteden tüm eylemlerin karşısında olduğumuzu en güçlü şekilde vurguluyoruz. Suriye'deki barış ve istikrarın, bölge barışı ve istikrarına da hizmet edeceğini; tersine gelişmelerin ise sadece, varlığını kan ve çatışma üstüne kuran Netanyahu ve ekibine çıkar sağlayacağını ifade ediyoruz.

Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bölgemizdeki huzur, istikrar, güven ve barış ortamı için her türlü çabayı göstermeye devam edeceğimizi ilan ediyoruz. İsrail'in bölgesel krizi derinleştiren ve dünya barışını tehdit eden saldırganlığına karşı uluslararası toplumu sesini yükseltmeye; etkili, tutarlı ve kararlı önlemler almaya bir kez daha davet ediyoruz."

TBMM Genel Kurulunda, AK Parti, CHP, MHP, İYİ Parti ve Yeni Yol Partisi milletvekilleri tezkereye kabul oyu verirken, DEM Parti çekimser kaldı.

İran Dışişleri Bakanı Erakçi: "İran, Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü destekliyor"

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü desteklediklerini belirterek, "Bölge de dahil olmak üzere dünya, Siyonist rejimin çılgın saldırganlığına son vermek için birleşmelidir." ifadelerini kullandı.

Erakçi, X sosyal medya hesabından İsrail'in Suriye'nin başkenti Şam'da Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na düzenlediği saldırının görüntüleriyle paylaştığı mesajında, "Maalesef, bu fazlasıyla tahmin edilebilirdi. Sırada hangi başkent var? Kuduz İsrail rejimi sınır tanımıyor ve tek bir dilden anlar. Bölge de dahil olmak üzere dünya, onun çılgınca saldırganlığına son vermek için birleşmelidir." dedi.

İranlı Bakan, "İran, Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü destekliyor ve her zaman Suriye halkının yanında yer alacaktır." mesajını paylaştı.

BM BMGK İsrail'in uluslararası hukuk yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini gözden geçirmeli

BM: BMGK İsrail'in uluslararası hukuk yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini gözden geçirmeli

Birleşmiş Milletler (BM), İsrail'in Gazze ve işgal altındaki Filistin topraklarındaki faaliyetlerine dikkati çekerek, BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) İsrail’in uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini gözden geçirmesi gerektiğini bildirdi.

BMGK'de acil oturumla Gazze'deki insani durum görüşüldü.

Burada üye ülkeleri bilgilendiren BM İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Tom Fletcher, Gazze’deki koşulları tanımlamak için kelimelerin yetersiz kaldığını belirtti.

"İnsanlar ailelerini doyurmaya çalışırken hayatlarını kaybediyor"

Fletcher, Gazze'de gıdanın tükendiğini, gıda arayışına çıkanların ise vurulma riskiyle karşı karşıya olduğunu vurgulayarak, "İnsanlar, ailelerini doyurmaya çalışırken hayatlarını kaybediyor. Hastanelere her gün ölü bedenler getiriliyor. Sağlık çalışanları, günbegün yaralılardan yaşananları birinci elden dinliyor. Haziran ayında çocuklar arasında açlık oranı en yüksek seviyesine ulaştı. 5 bin 800'den fazla kız ve erkek çocuk, ciddi düzeyde yetersiz beslenme teşhisi aldı." ifadelerini kullandı.

Geçen hafta çocuklar ve kadınların hayatta kalabilmek için bekledikleri besin takviyeleri sırasında düzenlenen bir saldırıda hayatını kaybettiğini anımsatan Fletcher, yardım çalışanlarına yönelik saldırılar gerçekleştirildiğine dair raporların da bulunduğunu kaydetti.

Fletcher, Gazze'de sağlık sisteminin çökmüş durumda olduğunu, 36 hastaneden yalnızca 17’sinin kısmen işlev gördüğünü aktardı.

Bazı hastanelerde 5 bebeğin 1 kuvözü paylaştığını anlatan Fletcher, hayati öneme sahip ilaçların da yüzde 70’inin tükendiğini, tıbbi ekipmanların yarısının zarar görmüş durumda olduğunu bildirdi.

BM İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Tom Fletcher

Fletcher, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Gazze’deki artan insani ihtiyaçlar, siviller çapraz ateşe maruz kalmadan karşılanmalıdır. İşgalci güç olarak İsrail’in, insanların gıdaya ve tıbbi malzemelere erişimini sağlama yükümlülüğü vardır. Ancak bu yerine getirilmiyor. Bunun yerine siviller ölüm, yaralanma ve zorla yerinden edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Onurlarından mahrum bırakılıyor. Yorum yapma takdiri size aittir. Ancak, hayatlarını sürdürebilmek için kuyrukta bekleyen sivillerin öldürülmesinin, sivil ihtiyaçları karşılama sorumluluğu kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceğini tartışmamız gerekmiyor."

Olaylara ilişkin İsrail’in yürüttüğü soruşturmaların sonuçlarını beklediklerini dile getiren Fletcher, aynı zamanda BM'nin her rapor sunduğunda, hizmet etmeye çalıştığı sivillere erişiminin daha da kısıtlanacağına yönelik tehditlerle karşı karşıya kaldığını bildirdi.

Fletcher, Gazze'de vizelerin yenilenmediğini ya da sürelerinin kısaltıldığını, bu durumun özellikle sivillerin korunmasına yönelik çalışmaları engellediğini anlatarak, bu yıl Gazze’ye giriş başvurularının yüzde 56’sının reddedildiğini ve bunların çoğunun acil sağlık ekiplerine ait olduğunu ifade etti.

BM'nin işe yarayan bir insani yardım planı olduğunun altını çizen Fletcher, "Bu plan, farklı türlerde ve yeterli ölçekte öngörülebilir yardımların, ateş altında kalmadan çoklu geçiş noktalarından girişini, belirlenen BM yardım mekanizmaları ve insani ilkelere uygun şekilde, depolarımıza ve dağıtım merkezlerimize zamanında ulaşmasını öngörüyor." şeklinde konuştu.

Fletcher, işgal altındaki Batı Şeria'daki durum hakkında bilgi vererek, burada da can kayıpları yaşandığını ve geçim kaynaklarının yok oluşunun sürdüğünü söyledi.

Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsraillilerin şiddet eylemlerinin alarm verici şekilde arttığını belirten Fletcher, "Filistinli topluluklar her gün yerlerinden ediliyor, yaralanıyor, mülkleri zarar görüyor. BM, bu yıl yalnızca haziran ayında Filistinlilere ve mallarına yönelik günde ortalama dört yerleşimci saldırısı kayda geçirdi. Haziran ayında 100 Filistinli, İsrailli yerleşimcilerin saldırılarında yaralandı. Bu, son 20 yılın en yüksek rakamıdır." diye konuştu.

BM Genel Sekreter Yardımcısı, "Bu gerçekler ışığında, Konsey’i, İsrail’in uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini ve biz insani yardım çalışanlarının görevlerimizi yerine getirip getiremediğimizi değerlendirmeye davet ediyorum." dedi.

Devletler ve silahlı grupların sivilleri savaşın dehşetinden korumak amacıyla oluşturulmuş kurallara uymak zorunda olduğunun altını çizen Fletcher, "Ancak bugün dünya genelinde bu kuralların nasıl erozyona uğradığını ve itibarsızlaştırıldığını izliyoruz. Tüm tarafların uluslararası insancıl hukuka saygı göstermesini sağlamak sizin elinizdedir." mesajını verdi.

BMGK'yi "sessiz gücünü" fazla abartmakla suçlayan Fletcher, antisemitizmle mücadelenin önemine işaret ederek, "Ancak İsrail’i de diğer tüm devletlerle aynı ilke ve yasalara tabi tutmalıyız." ifadesini kullandı.

BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) İcra Direktörü Catherine Russel

BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) İcra Direktörü Catherine Russell, çocukların siyasi aktör olmadığını, savaşları onların başlatmadığını ve sonlandıramayacaklarını söyledi.

Buna rağmen savaşlarda en ağır acıyı çocukların yaşadığını kaydeden Russell, "Gazze’de savaştan sağ kurtulan çocuklar, yaşadıkları yoksunluk ve travmatik olaylar nedeniyle ömür boyu etkilenecek. Savaş başlamadan önce bile Gazze’deki çocuk nüfusunun yarısı ruh sağlığı ve psikolojik desteğe ihtiyaç duyuyordu. Bugün ise Gazze’deki tüm çocuklar bu desteğe ihtiyaç duymaktadır." şeklinde konuştu.

Russell, Gazze’deki çocukların ciddi gıda güvencesizliği ve yetersiz beslenme dahil olmak üzere yıkıcı yaşam koşulları altında hayatta kalmaya çalıştığını ifade ederek, haziran ayında yaklaşık 6 bin çocuğun ciddi düzeyde yetersiz beslenmeyle mücadele ettiğinin tespit edildiğini bildirdi.

Bunun şubat ayına göre akut yetersiz beslenme vakalarında yüzde 180’lik çarpıcı bir artışa tekabül ettiğini aktaran Russell, binlerce çocuğun da acil tıbbi yardıma ihtiyaç duyduğunu kaydetti.

Russell, travmatik yaralar alan ve ciddi kronik rahatsızlıkları olan çocukların tıbbi bakıma Gazze Şeridi'nde ulaşamadığı için ölüm riskiyle karşı karşıya olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:

"Son birkaç aydır BM öncülüğündeki insani müdahale neredeyse tamamen durmuş durumda. Oysa mart ayındaki ateşkes sırasında yardım hızlı ve güvenli biçimde ulaştırılabiliyordu. UNICEF ve ortakları daha da ileri giderek, kapı kapı dolaşarak yetersiz beslenen çocuklara ve hamile kadınlara doğrudan kaldıkları yerlerde yardım ulaştırdı. Sizlere bir kez daha sesleniyoruz: 'UNICEF ve insani yardım ortaklarımızın görevlerini yerine getirmelerine olanak tanıyın.'"

Acilen, tüm geçiş noktalarından güvenli ve sürdürülebilir insani erişim sağlayacak BM öncülüğündeki yardım mekanizmasına geri dönülmesi gerektiğinin altını çizen Russell, "Gazze’de çocuklara karşı işlenen şiddetin etkileri yıkıcı boyuttadır. Uluslararası hukuk açıktır. Tüm çatışma tarafları sivilleri korumak ve insani yardımın güvenli ve engelsiz şekilde ulaştırılmasını sağlamakla yükümlüdür. Tüm taraflara, çocukları korumaya yönelik derhal harekete geçmeleri çağrısında bulunuyoruz." dedi.

Russell, İsrail’e, sivillerin, özellikle de çocukların korunmasını güvence altına alacak şekilde angajman kurallarını gözden geçirmesi ve uluslararası insancıl hukuka tam uyma çağrısında bulundu.

Tüm olaylara ve iddia edilen ihlallere ilişkin kapsamlı ve bağımsız soruşturmalar yürütülmesi gerektiğini ifade eden Russell, hesap verilebilirliğin sağlanmasının önemine işaret etti.

"Gazze'deki çocukları yüzüstü bıraktık"

Russell, sözlerini şu şekilde sonlandırdı:

"Acı gerçek şu ki Gazze’deki çocukları yüzüstü bırakıyoruz. Onların gözünden bakıldığında bu başarısızlık, çocuk olma haklarının açık bir ihlalidir. Sağlıklı, güvende ve eğitimli bir yaşam sürebilecek çocuklar olma haklarının ellerinden alınmasıdır. Tarih bu başarısızlığı sert bir şekilde yargılayacak. Çocuklar da öyle. Gazze’deki çocuklar, dünyanın diğer tüm çocukları gibi barışı hak ediyor. Bizim görevimiz, onlara hak ettikleri geleceği vermektir. Artık daha iyisini yapmak zorundayız."

Trump yönetiminin İsrail'den ikinci defa Suriye'ye saldırıları durdurmasını istediği belirtildi

Trump yönetiminin İsrail'den ikinci defa Suriye'ye saldırıları durdurmasını istediği belirtildi

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, Suriye'nin güneyindeki olayların ardından ülkeye yoğun saldırılar düzenlemeye başlayan İsrail'den ikinci defa saldırıları durdurmasını istediği belirtildi.

Axios haber sitesinin üst düzey ABD'li yetkiliye dayandırdığı haberine göre, Trump yönetimi, İsrail'den Suriye ile doğrudan görüşmelere başlamasını istedi.

ABD'li yetkililerin İsrail'in Şam'daki Suriye Genelkurmay Başkanlığı karargahı ile Cumhurbaşkanlığı yerleşkesine yönelik saldırılarının ülkeyi yeniden istikrarsızlaştırmasından endişe ettiği aktarıldı.

İsrail ile Suriye arasında bir güvenlik anlaşması için ilerleme kaydedildiği ileri sürülerek, yaşanan olayların süreci baltalayacağı kaydedildi.

Trump'ın Suriye Özel Temsilcisi ve ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın gerilimin azaltılması için dün ve bugün İsrail Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer ile birkaç kez telefon görüşmesi gerçekleştirdiği aktarıldı.

ABD'li yetkili "İsraillilere geri çekilip nefes almalarını söyledik." diyerek İsrail ile Suriye arasında doğrudan görüşmeler yapılmasını teşvik ettiklerini sözlerine ekledi.

ABD'nin dün de İsrail'den Suriye'ye saldırıları durdurmasını istediği ileri sürülmüştü.

Tel Aviv yönetiminin Şam ile ilişkilerini yeniden değerlendirmek üzere ABD ile "koordinasyon halinde" olduğu ancak bu süreçte İsrail'in Suriye ile "her türlü iletişimi kestiği" iddia edilmişti.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Suriye ve İsrail'e çatışmalı bölgeden çekilmeleri çağrısı yaptı

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tammy Bruce, Suriye'nin Süveyda kentinde yaşanan sorunların İsrail ile Suriye arasında "bir yanlış anlamaya" sebep olduğunu iddia ederek, "Elbette çatışmanın, yaşanan şiddetin sona ermesi, İsrail'in ve Suriye hükümetinin de bölgeden çekilmesiyle mümkün." dedi.

Bruce, günlük basın toplantısında Orta Doğu'daki gelişmelerle ilgili gazetecilerin sorularını cevapladı.

Süveyda'da Dürzi toplumu ile başka bir grup arasında yaşanan sorunun İsrail ile Suriye arasında "bir yanlış anlamaya" sebep olduğunu savunan Bruce, "Elbette çatışmanın, yaşanan şiddetin sona ermesi, İsrail'in ve Suriye hükümetinin de bölgeden çekilmesiyle mümkün." ifadelerini kullandı.

Bruce, ABD'nin İsrail'in de Suriye'den geri çekilmesini isteyip istemediği sorusuna karşın, detay veremeyeceğini belirterek, "Suriye hükümetini, tüm tarafların gerilimi azaltması ve ileriye dönük bir yol bulmasını sağlamak için askeri birliklerini geri çekmeye çağırıyoruz." diye konuştu.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun yaşananların bir yanlış anlamadan kaynaklandığını belirttiğini hatırlatan Bruce, Bakan'ın sükunetin sağlanabileceği konusunda "iyimser" olduğu bilgisini aktardı.

Bruce, "Gerçek bir gerilim azaltma yolunda olduğumuzu düşünüyoruz." diyerek, Suriye'nin bir ülke kurmasına ve Orta Doğu'da "çok daha istikrarlı bir duruma kavuşmasına yardımcı olma" yolunda ilerlemeyi umduklarını belirtti.

"İsrail güçlerinin Dürzileri korumak için müdahale ettiğini anlıyoruz." sözlerine yer veren Bruce, birkaç saat içinde, iyimser yönde gerçek bir ilerleme görmeyi umduklarını söyledi.

Öte yandan Bakan Rubio, basın açıklamasının devam ettiği dakikalarda, X hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:

"Suriye'deki çatışmalara dahil olan tüm taraflarla iletişim kurduk. Bu rahatsız edici ve korkunç durumu bu gece sona erdirecek belirli adımlar üzerinde anlaştık. Bu, tüm tarafların verdikleri taahhütleri yerine getirmesini gerektirecek ve biz de tam olarak bunu yapmalarını bekliyoruz."

Netanyahu'nun koalisyonunda bir Haredi parti daha hükümetten istifa etti

Netanyahu'nun koalisyonunda bir Haredi parti daha hükümetten istifa etti

İsrail'de Başbakan Binyamin Netanyahu'nun koalisyonunda yer alan Ultra-Ortodoks Yahudi (Haredi) partilerden Şas, Haredilerin askerlikten muafiyetini sağlayacak yasa üzerinde yaşadığı görüş ayrılığı nedeniyle hükümetten istifa etme kararı aldı.

İsrail basınına göre, Mecliste 11 milletvekiline sahip Şas Partisi'nin dini otoritesi Hahamlar Konseyi, Haredi cemaatin askerlik muafiyetini sağlayacak yasada yaşanan anlaşmazlık nedeniyle partinin hükümetten istifasına karar verdi.

Bu kararla, yakın zamanda diğer bir Haredi koalisyon ortağını kaybeden Netanyahu hükümeti, 120 sandalyeli Mecliste 50 milletvekilinin desteklediği azınlık hükümeti konumuna düştü. Buna karşın, Şas Partisi'nin koalisyondan çekilmesine rağmen muhalefetin hükümeti devirme girişimlerini desteklemeyeceği açıklandı.

İsrail Meclisinin 27 Temmuz'da tatile girmesiyle Netanyahu, rahat bir nefes alabilecek. 

İsrail muhalefeti, Meclisin lağvedilmesi için haziranda bir teklif getirmiş ancak yeterli çoğunluğu sağlayamamıştı. İsrail yasalarına göre, muhalefet, Meclisin feshi yasasını 6 ayda bir oylamaya sunabiliyor.

Netanyahu liderliğindeki koalisyonun, azınlık hükümeti konumuna düşmesine rağmen mevcut tabloda Meclisin yeniden açılacağı Ekim 2025'e kadar iktidarda kalacağı değerlendiriliyor.

Ana muhalefet liderinden "seçim" çağrısı

Öte yandan, İsrail ana muhalefeti Gelecek Var Partisi Lideri Yair Lapid, yayınladığı görüntülü mesajında, "Netanyahu hükümetinin azınlık hükümeti konumuna düşmesiyle, askerleri savaşa gönderemeyeceğini, kimin yaşayıp kimin öleceğine karar veremeyeceğini" söyledi.

Netanyahu hükümetinin Gazze'nin geleceğini belirleyemeyeceğini belirten Lapid, Suriye veya Suudi Arabistan ile anlaşma imzalayamayacağını, Netanyahu hükümetinin "iktidar, hakkının kalmadığını ve gayrimeşru bir hükümet olduğunu" dile getirdi.

İsrail ana muhalefet lideri, "Şimdi seçimlerin vakti geldi." ifadesini kullandı.

Haredilerin askere alınması tartışması

İsrail yasalarına göre 18 yaşını geçen herkesin zorunlu askerlik hizmetini yapması gerekirken Haredilerin askerlikten muaf tutulması yıllardır ülkede tartışılıyordu.

İsrail'in başta Gazze Şeridi olmak üzere 7 Ekim 2023'ten bu yana bölgede yükselen saldırganlığı nedeniyle asker ihtiyacının artmaya başlamasıyla Haredilerin askere alınması konusu gündeme gelmişti.

İsrail Yüksek Mahkemesi, 25 Haziran 2024'te Haredi erkeklerin zorunlu askerlikten muaf tutulmasının yasal dayanağının bulunmadığına ve askerliğe uygun olanların göreve alınması gerektiğine karar vermişti.

Hükümetin askere alınmaya uygun yaklaşık 80 bin Haredi erkekten yaklaşık 24 binine askerlik celbi gönderdiği, temmuz itibarıyla 2025-2026 askerlik yılı için "havuz" olarak tanımlanan grubun geri kalanına emir göndereceği kaydedilmişti.

Haredilerin askerlikten muaf tutulmasını sağlayacak bir yasanın çıkarılmaması nedeniyle Netanyahu'nun Haredi koalisyon ortakları Meclisi boykot etmeye başlamış ve Meclisin fesih oylamasına kadar varan bir siyasi krize neden olmuştu.

Sorunun çözülememiş olmasına rağmen fesih oylamasında yeterli çoğunluk sağlanamamıştı.

İsrail Meclisi Dışişleri ve Savunma Komitesi Başkanı Yuli Edelstein'in son hazırladığı taslağın taleplerini karşılamadığını belirten "Degel HaTorah" ve "Agudat Israel" partilerinin oluşturduğu Birleşik Tevrat Yahudiliği ittifakı, 7 milletvekiliyle hükümetten istifalarını açıklamış, böylece Netanyahu hükümetini 61 milletvekiliyle bırakmıştı.

Suriye'nin Süveyda bölgesinde ateşkes ve entegrasyon için anlaşmaya varıldı

Suriye'nin Süveyda bölgesinde ateşkes ve entegrasyon için anlaşmaya varıldı

Suriye'de güvenlik güçleri ile yerel silahlı gruplar arasında şiddetli çatışmalara sahne olan Süveyda ilinde taraflar arasında ateşkes sağlandı.

Süveyda'daki güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, ateşkesin sağlandığı ve silahların sustuğu Süveyda'da anlaşma uyarınca tüm askeri faaliyetler durdurulacak.

Taraflar, Süveyda kent merkezindeki Dürzi güçlerin, Suriye Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığına bağlı olarak faaliyet göstermesinde ve kamu kurumlarının Şam yönetimi tarafından devralınmasında anlaştı.

Suriye haber ajansı SANA'ya bilgi veren bir İçişleri Bakanlığı kaynağı da anlaşmayı doğruladı.

 

Kaynak: AA

Anlaşmanın sağlanmasının ardından Süveyda genelinde çatışmalar durdu.