Dünya Liderleri Münih’te Buluştu: Güvenlik, Savunma ve Küresel Krizler Tartışılıyor

Münih Güvenlik Konferansı'nın ikinci günü, dünya liderlerinin Ukrayna’daki savaş, Orta Doğu’daki gerilimler ve küresel güvenlik meseleleri üzerine kritik görüşmeleriyle devam ediyor. NATO, ABD ve Avrupa'nın transatlantik ortaklığı, savunma harcamaları ve uluslararası düzenin geleceği tartışılırken, Türkiye’yi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek temsil ediyor.
aa
Dünya Liderleri Münih’te Buluştu Güvenlik, Savunma ve Küresel Krizler Tartışılıyor

15.02.2025 - 15:48  |  Son Güncellenme:  05.09.2025 - 12:10

Almanya Başbakanı Olaf Scholz'un konuşmasıyla başlayan konferansın ikinci günü, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin "Ukrayna'nın Geleceği için Beklentiler" konulu konuşmasıyla devam edecek.

Bugün, konferansta, uluslararası düzenin durumu ile bölgesel çatışmalar ve krizler üzerine tartışmalar yapılacak. Transatlantik ortaklığın geleceği de konferansın ikinci gününde odak noktası olacak.

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Antonio Costa, Çekya Cumhurbaşkanı Petr Pavel, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ve İsveç Başbakanı Ulf Kristersson Avrupa'nın Ukrayna'ya desteği konulu bir panele katılacak.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de NATO, ABD ve transatlantik güvenlik konulu bir panelde konuşacak.

Konferansta, Türkiye'yi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç temsil ediyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de konferansa katılıyor.

Fidan'ın ikili görüşmelerinin yanında "Şam için Yeni Başlangıç: Suriye'de Geçiş Sürecine İlişkin Beklentiler" adlı panelde Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan ve Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen ile konuşma yapması bekleniyor.

Başka bir panelde ise Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot ve İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy bir araya gelecek.

Konferansta ayrıca Dünya Gıda Programı ve Uluslararası Göç Örgütü gibi uluslararası kuruluşların başkanları da konuşma yapacak.

Konferansın ilk gününde yeni ABD yönetiminin etkisi

Konferansın ilk gününde ABD Başkanı Donald Trump'ın Ukrayna'daki savaşı sona erdirmek için Rusya ile başlattığı müzakerelerin yanı sıra ABD'nin Avrupalı müttefiklerine yönelik yeni rotası da dikkatlerin odağındaydı.

ABD'nin Ukrayna ihtilafında attığı adımlar Berlin ve Brüksel'de özellikle kaygıyla izlenirken, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in dün konferansta yaptığı konuşma Almanya’da politikacıların tepkisini çekti.

Vance konuşmasında, beklentilerin aksine Ukrayna-Rusya savaşının nasıl sona ereceğine değinmeden, Avrupa hükümetlerini "göç konusunda seçmenlerin endişelerini görmezden gelmekle, ifade özgürlüğü ve siyasi muhaliflere yönelik sansürler" nedeniyle eleştirdi.

Avrupalıları demokrasiye yönelik tehdit konusunda alışılmadık sertlikte uyaran Vance, Almanya'da siyasilerin Almanya için Alternatif Partisi (AfD) ile aralarına mesafe koyma tartışmalarına dolaylı olarak atıfta bulunarak, "Güvenlik duvarlarına yer yok." ifadesini kullandı.

Vance 18 dakikalık konuşmasında, Avrupa hükümetlerini demokrasiyi kısıtlamak ve kendi halklarından korkmakla suçladı.

Vance, Donald Trump yönetiminin Avrupa'nın güvenliği konusunda endişeli olduğunu, diğer yandan Rusya ile Ukrayna arasında makul bir anlaşmaya varılabileceğine inandıklarını söyledi.

Başbakan Olaf Scholz, Vance'in konuşmasına ilişkin "Burada söylenenler rahatsız edici ve basitçe yorumlanıp geçiştirilemez." dedi.

Hristiyan Birlik Partilerinin (CDU/CSU) başbakan adayı olan Friedrich Merz de eleştirilere katılarak, "Avrupalılara, özellikle de biz Almanlara karşı neredeyse müdahaleci bir yaklaşım. Bizim farklı bir görüşümüz var." diye konuştu.

Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius ise Avrupa'da "demokrasi açığı" bulunduğunu savunan Vance'in konuşmasına ilişkin "Kendisini doğru anladıysam, Avrupa'da bazı bölgelerdeki durumu, bazı otoriter rejimlerdeki durumla karşılaştırıyor. Bayanlar ve baylar, bu kabul edilemez." dedi.

Diğer yandan, Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin Eş Başkanı ve başbakan adayı Alice Weidel de Vance'e desteğini ifade ederek, "etkileyici bir konuşma." dedi.

Vance, konuşmasının ardından AfD lideri Weidel ile konferans merkezinin dışında kaldığı otelde görüştü. AFD, 61. Münih Güvenlik Konferansı'na davet edilmemişti.

Almanya'da tüm partiler, aşırı sağcı olarak sınıflandırılan AfD ile işbirliği yapmayı reddediyor.

Vance, 13 Şubat'ta, Wall Street Journal'a verdiği röportajda AfD ile işbirliği ve "kitlesel göçe" son verilmesi çağrısında bulunmuştu. ABD'li milyarder Elon Musk da geçen ay Almanya ve İngiltere'nin iç siyasetine yönelik yorumlarıyla tartışmalara yol açmıştı.

Musk, AfD'yi överek "Almanya'yı sadece AfD kurtarabilir." ifadesini kullanmış, bunun üzerine Avrupalı liderler Musk'ı iç işlerine müdahale etmekle suçlamıştı.

Münih Güvenlik Konferansı’nda Dünya Liderleri Bir Araya Geldi

Bu yıl 61'incisi düzenlenen ve transatlantik dünyanın önde gelen dış politika ve güvenlik uzmanlarını bir araya getiren uluslararası Münih Güvenlik Konferansı (MSC 2025) 14 Şubat’ta başladı.

Soğuk Savaş'ın iki kutuplu dünya düzeninde bir Alman inisiyatifi olarak oluşturulan Münih Güvenlik Konferansı'nın kurucu felsefesi, güvenlik sorunlarının çözümünde diyalog ve karşılıklı etkileşim yollarının aranması olurken 4'üncü yılına girecek Rusya-Ukrayna Savaşı, Orta Doğu'daki gerilim ve savunma harcamaları ile Avrupa'nın güvenliği, bu yıl konferansın ana konuları arasında yer alıyor.

Aralarında başta savunma şirketleri olmak üzere, küresel düzeyde faaliyet gösteren şirketlerin üst düzey yöneticileri, akademisyenler ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin de bulunduğu 800'den fazla davetli de pazar gününe kadar sürecek MSC 2025’in katılımcıları arasında yer alıyor.

Uluslararası siyaset ve güvenliği meşgul eden konuların tartışılmasında üst düzey katılımcıları bir araya getiren MSC, sadece transatlantik dünyanın önde gelenlerini değil, Batı dışı dünyanın önemli devlet insanlarını da ağırlıyor.

Bu yılki konferansta Batı ile Çin arasındaki ilişkiler, küresel ticaret gerginlikleri, Sudan ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti'ndeki çatışmalar, savunma harcamaları, iklim krizleri, enerji ve gıda güvenliği, yapay zeka ve teknoloji konusunda düzenlemeler gibi diğer önemli küresel meselelere odaklanılacak.

NATO'da savunma harcamalarının artırılması, küresel yönetişim, küresel güvenlik, demokratik esneklik, iklim güvenliği, uluslararası düzenin durumu, bölgesel çatışmalar dahil olmak üzere Transatlantik ortaklığın geleceği, gıda güvenliği, Avrupa'nın dünyadaki rolü, enerji politikaları, iklim krizi ve diğer güvenlik konularında yaklaşık 350 panel düzenlenecek konferansta, "Donald Trump'ın yönetimindeki ABD nereye gidiyor?" sorusuna da cevap bulunmaya çalışılacak.

"Transatlantik ortaklığa ve Ukrayna'ya verilen desteğe ne olacak?" sorusunun da masaya yatırılması bekleniyor.

Hiçbir kararın alınmadığı gayri resmi toplantıların yapıldığı Münih Güvenlik Konferansı'na bu yıl ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de dahil olmak üzere 50'den fazla devlet ve hükümet başkanı ile yaklaşık 100 dışişleri ve savunma bakanının katılması bekleniyor.

Ukrayna'da barış

Ukrayna'da barış çabalarının bu yılki konferansa damgasını vurması beklenirken Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin de konferansta konuşma yapması planlanıyor.

Ukrayna söz konusu olduğunda, Avrupalı devletlerin ABD hariç Rusya'ya karşı savunmaya verdikleri desteği sürdürüp sürdüremeyecekleri sorusu gündemdeki yerini korurken, Zelenskiy'nin Ukrayna masada olmadan “sahte bir barış” planı üzerine uyarılarda bulunması bekleniyor.

Şu ana kadar Rusya güvenlik konferansına davet edilmezken, Alman basınında Ukrayna'da barış için Münih'te "Rusya, Ukrayna ve ABD'den üst düzey temsilcilerle" bir toplantı yapılacağı iddia edildi.

61'inci Münih Güvenlik Konferansı'nın aynı zamanda katılımcılara mevcut çatışmalar ve devam eden diplomatik çabalar konusunda ikili toplantılar ve kapalı kapılar ardında görüşmeler yapma fırsatı vermesi de bekleniyor.

Avrupa Birliği'nin (AB) savunma ve güvenlik politikasının geleceği, Rusya, Ukrayna, Orta Doğu ve Çin ile ilgili konuların yanı sıra iklim değişikliğinin güvenlik üzerine etkileri de MSC 2025'te tartışılacak.

Rusya-Ukrayna Savaşı öncesi Münih Güvenlik Konferansı'nın düzenli konukları arasında yer alan Rus devlet yetkilileri ise son 3 yıldır konferansa davet edilmiyor.

Rusya'nın yanı sıra Almanya için Alternatif Partisi (AfD) ile Sahra Wagenknecht İttifakı-Anlayış ve Adalet İçin (BSW) Partisi de konferansa davet edilmedi.

Hakan Fidan MSC25'te

Konferansta, Türkiye'yi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç temsil ediyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de konferansa katılıyor.

Öte yandan, konferansın yapıldığı otelin çevresinde geniş güvenlik önlemleri alındı. Güvenliği sağlamak için yaklaşık 5 bin polis görev yapıyor.

Ayrıca, dün Münih kent merkezinde bir aracın kalabalığın arasına dalması sonucu 28 kişini yaralanmasının ardından güvenlik tedbirleri artırıldı.

1963'ten bu yana düzenlenen Münih Güvenlik Konferanslarının ana motivasyonlarını, "transatlantik dünya" diye tanımlanan Batılı uluslararası topluluğun küresel ekonomik, siyasi ve güvenlik hakimiyetini kalıcı hale getirmek, Amerikalı ve Avrupalı ortaklar arasındaki ilişkileri güçlendirmek, bu bağlamda ortaya çıkabilecek risk ve zorluklara en üst düzeyde çözümler aramak oluşturuyor.