İstanbul’daki Gazze Konferansından Küresel Çağrı: “Bu Dava Ümmetin Onuru, İnsanlığın Vicdanıdır”
29.08.2025 - 16:55 | Son Güncellenme: 05.09.2025 - 10:19
İstanbul’da 22–29 Ağustos tarihleri arasında Dünya Müslüman Âlimler Birliği ve İslâm Âlimleri Vakfı iş birliğiyle düzenlenen “İslami ve İnsani Bir Sorumluluk: Gazze” Konferansı sona erdi. 50 ülkeden yaklaşık 200 âlimin katıldığı konferansın kapanış bildirisi Ayasofya’da ilan edildi.
Konferansın kapanış bildirisi “İslami ve İnsani Bir Sorumluluk: Gazze” başlığıyla kamuoyuna duyuruldu. Bildirinin tam metni şöyle:
“İSLAMİ VE İNSANİ BİR SORUMLULUK: GAZZE” KONFERANSI
KAPANIŞ BASIN BİLDİRİSİ
Bismillahirrahmanirrahim
Dünya Müslüman Âlimler Birliği’nin, İslâm Âlimleri Vakfı iş birliğiyle
22 – 29 Ağustos 2025 (28 Safer – 6 Rebîülevvel 1447) Tarihleri Arasında Gerçekleştirilen
“İslâmî ve İnsanî Bir Sorumluluk: Gazze” Konferansı
Kapanış Basın Bildirisi
Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Kendilerine savaş açılan Müslümanlara, zulme uğramış olmalarından dolayı karşılık verme izni verilmiştir. Şüphesiz Allah’ın onlara yardım etmeye gücü yeter.” (Hac, 22/39)
Gözden Kaçmasın
“Allah’ın ve sizin düşmanlarınızı ve onların gerisinde olup sizin bilmediğiniz, fakat Allah’ın bildiklerini korkutup caydırmak üzere, onlara karşı elinizden geldiği kadar güç ve savaş atları hazırlayın.” (Enfal, 60)
Gazze’de aralıksız devam eden katliamlar, insana ve kutsallara karşı işlenen ağır ihlaller; buna karşı Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere, uluslararası sessizlik ve bazı bölgesel tarafların iş birliği eşliğinde işgalin toprakları yutma ve “Büyük İsrail” projesini inşa etme girişimleri karşısında, İstanbul’da yüksek düzeyli bir konferans gerçekleştirilmiştir.
“İslâmî ve İnsanî Bir Sorumluluk: Gazze” başlığını taşıyan bu konferans, Dünya Müslüman Âlimler Birliği’nin daveti ve Türkiye’deki İslâm Âlimleri Vakfı’nın iş birliğiyle icra edilmiş; elli farklı ülkeden yaklaşık iki yüz âlimin sekiz gün boyunca katılımıyla, Gazze’ye yardım ve destek amacıyla dinî ve insani sorumluluğun ifası için toplanmıştır.
Konferans, Gazze meselesinin artık yalnızca yerel bir mesele değil; ümmet ve bütün insanlık düzeyinde dinî ve insani bir sorumluluk olduğunu güçlü bir şekilde teyit etmektedir. Bu doğrultuda, saldırıların derhâl durdurulması ve insani yardım koridorlarının açılması için kapsamlı bir seferberlik çağrısında bulunmaktadır.
Ayrıca, soykırım suçlarıyla mücadele etmek ve Siyonist yayılmacılığın önünü kesmek amacıyla İslâmî–insanî bir ittifakın oluşturulmasının zaruretini vurgulamaktadır. Bunun için de tarihî “Hılfu’l-Fudûl” ruhunun çağdaş bir insani ittifak olarak yeniden ihya edilmesi; saldırıların durdurulması ve suçluların yargı önüne çıkarılması yönünde etkin bir adım olarak dile getirilmiştir.
Konferans, “İstanbul Bildirisi” ile sona ermiştir. Bildiride, Gazze’deki Filistinli kardeşlerimize karşı işlenen Siyonist katliamların durdurulması amacıyla küresel bir hukukî ve parlamenter ittifakın kurulması çağrısı yapılmaktadır. Bunun ancak İslâm birliği ile —Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da ifade ettiği üzere— tesis edilebileceği Kudüs İttifakı’nın vurgulanmıştır. Ayrıca, devlet başkanlarıyla doğrudan temas kuracak resmî heyetlerin oluşturulması ve sürecin takibini yapacak daimî bir komite kurulması karara bağlanmıştır.
Konferansa katılan âlimler olarak, Gazze’ye Ayasofya’dan şu mesajları gönderiyoruz:
“Hepimiz sizinleyiz.”
Direnişe de şu selâmı iletmektedir:
“Cihadınız, sabrınız ve meşru mücadeleniz bizim için bir izzet kaynağıdır. Zaferiniz, hak, adalet ve hürriyetin zaferidir.”
Bugün biz, “İslâmî ve İnsani Bir Sorumluluk: Gazze” Konferansı’nın kapanışını ilan etmiyoruz; bilakis, bu konferansın çalışmasının başlangıcını ilan ediyoruz. Zira, konferans boyunca gerçekleştirilen alınan önemli kararların hayata geçirilmesi, bu 18 ilmî müzakere ve çalıştayda konferansın asıl hedefini teşkil etmektedir. Bu müzakere ve çalıştaylarda, İslâm ümmetinin ve tüm dünyanın bu büyük musibet karşısında taşıdığı dinî ve insani sorumlulukların yolları ele alınmış; ayrıca ümmetin dirilişi ve saflarının birleştirilmesi için gerekli mekanizmalar ve yol haritaları ortaya konulmuştur.

İslam Âlimleri Ayasofya Bildirgesi
Konferansa katılan âlimler olarak, direnişin silahsızlandırılmasına kesinlikle karşı çıkıyoruz. Filistin halkının meşru hakkı olan direnişten vazgeçirilmesine yönelik tüm çağrıları kesin bir dille reddediyoruz; Filistin halkının Siyonist işgale karşı, silahlı direniş dâhil olmak üzere, tüm meşru direniş yollarına sahip olduğunu güçlü biçimde teyit ediyoruz. Ayrıca ümmetin Allah yolunda cihadın tüm şekilleriyle seferber edilmesini gerekli görüyoruz.
Gazze’ye uygulanan kara, hava ve deniz ablukasının kırılması için acil ve kararlı bir çağrıda bulunuyoruz. Sınır ülkelerinin, tüm geçiş kapılarını derhal açmaları vaciptir. Bu çerçevede “Özgürlük Filosu”na çok sayıda geminin katılımını bekliyoruz. Filistin davası uğruna samimiyetle ortaya konulan tüm gayretleri büyük bir takdirle karşılıyor; Gazze’de direnen kardeşlerimizin yanında yer almak için yapılan bütün halk inisiyatiflerini ve resmî girişimleri güçlü bir şekilde destekliyoruz.
Konferansa katılan âlimler olarak, bir fon kurulmasını ve iş insanlarını, ekonomik ve vakıf fonu finansal kurumları ile imkân sahibi tüm Müslümanları bu fonu desteklemeye davet ediyoruz. Buna göre, Gazze’deki yardım ve kalkınma çalışmalarına her yıl elde edilen kârlarının en az %2’sinin tahsis edilmesini ve bu desteğin ivedilikle hayata geçirilmesini istiyoruz. Bu süreç, hukukî ve şeffaf mekanizmalar üzerinden yürütülecek; böylece Filistin toplumunun direncini güçlendiren ve onların ayakta kalmasına katkı sağlayan sürdürülebilir desteğin inşasına vesile olacaktır.
İslam Âlimleri, mevcut insani felâketin büyüklüğünü ve İslam hukukunun mazlumları gözetme, yardım etme ve onları destekleme maksatlarını dikkate alarak bir fetva yayımlamışlardır. Buna göre, önümüzdeki yıl verilecek zekâtların en az %50’sinin Gazze’ye tahsis edilmesi gerektiği dinî ve insani bir görev olarak teyit edilmiştir.
Gazze’de yaşanan Siyonist yıkımın etkilerini ortadan kaldırmak ve Gazze’nin yeniden huzurlu ve müreffeh günlere kavuşmasını sağlamak için bütün Müslümanların ve özellikle de Müslüman iş insanlarının sorumluluk üstlenmeleri, sadece insani bir görev değil, aynı zamanda dinî bir vecibedir.
Bütün devletlere, özellikle de İslâm ülkelerine; işgalci Siyonist varlık ve onun destekçileriyle yürütülen her türlü ilişkinin —siyasi, ekonomik ve askerî alanlar dâhil olmak üzere— derhal ve tamamen kesilmesinin vacip olduğunu beyan ediyoruz. Bu çağrı, İslâm hukukunun temel ilkeleri, uluslararası hukukun esasları ve zulme karşı durma ile işgalin ve onun sürekli ihlallerinin engellenmesi yönündeki sorumlulukların bir gereğidir.
Siyonist işgal devletiyle her türlü ticari iş birliği derhâl ve tamamen kesilmelidir. Siyonizme destek veren şirketlerle doğrudan veya dolaylı iş birliği yapan firmaların ürünlerini satın almak dinen haramdır. Ayrıca işgal ve zulme fayda sağlayan bütün yolların boykot edilmesi farzdır. Bu hususları, İslâm ümmetinin bütün fertlerine, yöneticilerine ve kurumlarına açıkça beyan ediyoruz. Bu hüküm, İslâm hukukunun temel ilkeleri, mazlumları destekleme ve zalimi engelleme konusundaki icmâ ve usûlî esaslardan kaynaklanmakta olup, ümmetin üzerine bağlayıcı bir sorumluluk yüklemektedir.

Âlimlerin, geniş katılımlı gösterilere ve protesto yürüyüşlerine öncülük etmeleri; devletlerin ise halklarının sivil haklarına riayet etmeleri ve özellikle ifade özgürlüğü ile barışçıl gösteri hakkı üzerindeki kısıtlamaları kaldırmaları gerektiği belirtilmiştir. Bu husus, aynı zamanda devletlerin, taraf oldukları uluslararası insan hakları sözleşmeleri kapsamındaki yükümlülüklerinin bir gereğidir.
Kararların mutlaka Uluslararası Adalet Divanı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde etkinleştirilmesi ve uluslararası yargının, Gazze’de işlenen soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı suçların faillerinin derhal yargılanması gerektiği vurgulanmıştır.
Hristiyan dinî kurumlarına —özellikle de Katolik dünyasının en üst temsilcisi olan Papa’ya, Dünya Kiliseler Konseyi’ne ve Doğu ile Batı’daki kilise cemaatlerine— Gazze’de yürütülen soykırım savaşına karşı bir duruş sergilemeleri yönünde açık bir çağrı yapmaktayız.
Gazze’ye yönelik saldırılara karşı çıkan sağduyulu Yahudi kurumlarının, hak ve adalete dayalı bir tutum sergileyerek Gazze’deki zulmün son bulması için tavır almaları gerekmektedir.
İşgalciyle herhangi bir güvenlik koordinasyonu suçtur. Bu bağlamda bütün devletlerin ve mevcut Filistin Yönetimi’nin düşmanla her türlü koordinasyonu derhal durdurulmalıdır.
İslam Âlimleri olarak, işgalci Siyonistlerin planlarına karşı koyma sorumluluğunu üstlenmeye ve somut adımlar atmaya çağırıyoruz.
Sonuç olarak; bu konferans ümmetin hafızasında, Gazze davası etrafında safları birleştirmeye yönelik olarak yerini alacaktır. Filistin halkına yardım, destek ve nusret için İslâmî tarihî bir çağrı ve insani sorumlulukların hayata geçirilmesi, işgalin sona ermesi ve toprakların özgürlüğüne kavuşması yolunda; Dünya Müslüman Âlimler Birliği ile İslâm Âlimleri Vakfı’nın yürüttüğü gayretlerin bir devamı ve yeni bir başlangıcı olarak kaydedilecektir.
Konferans, en içten teşekkür ve takdirlerini Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, değerli hükümetine ve misafirperver Türk halkına arz etmektedir. Ayrıca, verdikleri kıymetli destekten ötürü Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı’na; desteklerini esirgemeyen İslâm Âlimleri Vakfı hayırsever iş insanlarına —Allah kendilerini hayırla mükâfatlandırsın, rızıklarına bereket ihsan etsin— şükranlarını sunmaktadır.
Konferans, dünyanın farklı ülkelerinden iştirak eden değerli âlimlerin ilmî ve fikrî katkılarına ve bu mübarek toplantının başarısına katkı sağlayan herkese teşekkürlerini ifade etmektedir.
Bizler, Yüce Allah’tan Gazze’deki ve tüm İslâm beldelerindeki mazlumlara nusret ve zafer niyaz ediyor; bu konferansın ümmetin birliğine ve haklı davasının desteklenmesine giden yolda hayırlı bir adım olmasını diliyoruz.
Her şart ve koşulda Gazze halkının haklı davasının yanında olduğumuzu, fethin ve özgürlüğün sembolü olan Ayasofya-ı Kebîr’den bütün dünyaya haykırıyoruz: Bu dava sadece Gazze’nin değil, ümmetin onuru ve insanlığın vicdanıdır!
Dünya Müslüman Âlimler Birliği & İslâm Âlimleri Vakfı
İstanbul – 29 Ağustos 2025 Cuma / 6 Rebîülevvel 1447