Türkiye ve Suudi Arabistan’dan Bölgedeki Dengeleri Değiştirecek Bir Demiryolu Hamlesi
15.06.2026 - 01:47 | Son Güncellenme: 15.06.2026 - 12:32
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, bölgenin iki büyük devleti Suudi Arabistan ve Türkiye’nin ortak bir demiryolu projesi başlatmasının tüm dünyada büyük ilgiyle takip edildiğini belirterek, “Bölgedeki dengeleri değiştirecek bir demiryolu olacak.” ifadelerini kullandı.
Bakan Uraloğlu, 9 Haziran’da Riyad’da projeye imza attıktan hemen sonra ilk kez proje hakkında konuştu ve Al Jazeera.net’e özel bir röportaj verdi. Uraloğlu, Kemal Öztürk'ün dünyada büyük ilgi gören bu projeye dair sorularına yanıt verdi:
Haritada da göründüğü gibi, Türkiye’nin Avrupa’yla, Asya’yla, Afrika’yla çok yakın ilişkileri, iş birlikleri var. Tabii Arap Yarımadası’ndaki malum gelişmeler bizim oradaki iş birliklerimize de şekil veren, onları etkileyen gelişmeler.
Bir kere dünyada şu anda kendisine yeten hiçbir ülke yok; mutlaka bir şekliyle bağlı, bağımlı. Yani bu da karşılıklı ilişkilerin ya da çoklu ilişkilerin kurulmasını gerektiriyor. Bu da ancak ulaşımdan geçiyor, ticaret yollarından geçiyor, iletişimden geçiyor. Yaşanan olaylar, ulaştırma güzergahlarının hem mevcut olanlarının güvenilirliği, sürdürülebilirliği noktasında bize bazı dersler ve tecrübeler kazandırırken, diğer taraftan da mutlaka alternatiflerinin de ortaya konulması gerektiği noktasında ders niteliğinde esasında kazanımımız oluyor.
Krizleri yönetme konusunda da birçok hazırlığın yapıldığına değinen Uraloğlu, krizleri ve riskleri yönetme noktasında ciddi ön alındığını, kriz gelmeden önce riski de yönetmeye başladıklarını belirtti.
Gözden Kaçmasın
Uraloğlu, “Orta Koridor’dan tutun, Kalkınma Yolu Koridoru’na, Üç Deniz Girişimi’ne kadar, sonrasında da, Suudi Arabistan’ın ve Türkiye’nin başrollerde, lokomotifte olduğu bir süreçten bahsediyoruz. Suudi Arabistan’ın çok ciddi bir şekilde denizden petrol ve petrol ürünleri nakli söz konusu. Tabii Hürmüz sıkıntıya girince genel anlamda problemler olduğunu görüyoruz. Bazen aktif değil de reaktif bazı yaklaşımlarla beraber ortaya atılan koridorlar oluyor.” dedi.
Küresel projelerde yapılan istişarenin önemine dikkat çeken Uraloğlu, şunları söyledi:
“IMEC Koridoru ortaya atıldı; gerçekten altında bir şey yoktu. Biz o zaman da takip ettik. Halbuki bizim ortaya attığımız projeleri biraz kafa yorarak, çalışarak ve muhataplarımızla da istişare ederek yapıyoruz. Yani siz eğer sadece ülkenize yönelik bir şey yapıyorsanız o ayrı ama bölgesel veya küresel yapıyorsanız mutlaka istişare gerekir.”
“İki liderin talimatıyla hemen görüşmelere başladık”
Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın birkaç ay öncesinde Riyad’a yaptığı ziyaretle beraber, hem Erdoğan’ın verdiği talimat hem de Veliaht Prens Selman’ın muhataplara verdiği talimat gereği hemen görüşmelere başladıklarını belirtti.
Teknik heyetleri görüştürdüklerini, karşılıklı saha ziyaretleri yaptıklarını ve sonunda da anlaşmayı imzaladıklarını söyleyen bakan, bu anlaşmanın neyi kapsadığını şöyle anlattı:
“Öncelikle Suudi Arabistan’dan, Riyad’dan çıkan bir tren zaten Suudi Arabistan’ın birçok bölgesine ulaşıyor. Onun Ürdün ve Suriye üzerinden Türkiye’ye gelmesi projesidir. Buradaki her türlü nakliyenin bu güzergah üzerinden doğrudan Avrupa’ya ulaşabileceği bir güzergahtan bahsediyoruz. Şöyle de bir kıymeti var: Esasında karbon emisyonunun azaltılabileceği birincil taşıma sektörü demiryoludur; bunu da unutmamalıyız. Yani denizyolunda daha teknolojik olarak almamız gereken mesafeler var, karayolu zaten malum. Dolayısıyla böyle bir proje üzerinde mutabık kaldık. Hatta bizim heyetimizden bir kısım arkadaşlar hala orada ve görüşmelerine devam ediyorlar. Çünkü zamana karşı bir yarış içerisindeyiz.”

Körfez Ülkeleri de Projeye Dahil Olacak
Abdulkadir Uraloğlu, projenin diğer Körfez ülkelerini de kapsamasına ilişkin “Tabii burada dar düşünmememiz gerekir. Bakın, biraz önce bahsettiğimiz güzergahta, dediğim gibi Riyad’ı merkez ya da başlangıç noktası alırsak, Avrupa’ya kadar giden; Akdeniz’e, Ege Denizi’ne, Karadeniz’e açılan bir hattan bahsediyoruz. Bunun burada kalmaması gerekir. Zaten ülke içinde belki belli hatlar var. Biz muhatap bakanla da bunu konuştuk. Bir yanda da Tarihi Hicaz Demiryolu var.
Biz bir taraftan sadece yük değil, yolcu da taşıma noktasında görüşmelerimiz oldu. Bunun Cidde’ye kadar, Mekke’ye kadar, Medine’ye kadar uzatılması; aynı şekilde diğer çevre ülkelere de önümüzdeki süreçte bağlantılar verilmesi. Ama bir taraftan da bu hattın Umman üzerinden açık denize, okyanusa da açılması bekleniyor. Yani sadece Suudi Arabistan merkezli değil, Uzak Doğu’dan gelen yüklerin buradan karaya çıkarılıp demiryoluyla bütün Avrupa’ya kadar gitmesine müsaade edecek bir güzergahtan bahsediyoruz. Yani sadece Orta Doğu ve Türkiye özelinde değil, küresel anlamda bir tedarik zincirinin ciddi bir alternatifinin daha ortaya konulmasından bahsediyoruz.” ifadelerini kullandı.
Hedef 3-4 Yılda Tamamlamak
Suudi Arabistan’ın Ürdün sınırına kadar hattı bitirdiğini belirten Uraloğlu, “Bildiğim kadarıyla çok az bir eksiği kaldı; arkadaşlarımız onu tespit ediyorlar. Türkiye tarafında biz zaten İslahiye’ye, Kilis’e, Gaziantep’e kadar bitirmişiz esasında.” dedi.
Suriye ile Ürdün arasında yaklaşık 400 kilometrelik eksik bir bölüm olduğunu belirten Uraloğlu, bu hatta ilişkin şu bilgileri verdi:
“Ama burada arazi şartları çok sıkıntılı değil. Hattın yer yer sağlam olan bölümleri var, yer yer yeniden yapılacak olan bölümleri var. 400 kilometrelik bir hattan bahsediyoruz. Tabii bizim ilk etapta yapacağımız, burada yapılması gerekenlerin tespiti. Bunu birkaç ay içerisinde inşallah sonlandırmış olacağız. Sonrasında da ortaya bir mali tablo koyacağız. Bu mali tablodan sonra, Suudi Arabistanlı bakanla da biz bunu konuştuk, maliyetini ortaya koyup finansmanını konuşup, eğer süreci doğru yönetebilirsek bu senenin sonunda ‘Tamam, budur; şunların yapılması gerekir, maliyeti de budur, finansmanı da böyle sağlanacaktır.’ noktasına gelmeyi hedefliyoruz. Süreci doğru yönetirsek, yani Türk müteahhitleri gibi güçlü, hızlı iş yapan müteahhitlerle işi yaparsak üç sene, dört sene gibi bir zaman diliminde komple bu hattı işler hale getirebiliriz.”
Bakan Uraloğlu, hatta sadece yük taşınmayacağını, yolcu taşımacılığının da yapılacağını belirterek, “Aslında birincil yük, sonrasında yolcu taşıması. Yani kutsal yolculuğa gidecek olan yolcuların taşınmasından turistik seyahatlere kadar bunların da olması gerekir diye düşünüyoruz.” ifadelerini kullandı.
Hürmüz Krizine Alternatif Olabilir
Petrolün de bu hat üzerinden taşınabileceğini belirten Uraloğlu, projenin Hürmüz Boğazı’ndaki krizin çözümüne etkisi olacağını söyledi.
Uraloğlu, demiryolunun ardından otoyol, enerji nakil hattı ve iletişim hatlarının da gündeme gelebileceğini belirterek şunları kaydetti:
“Kesinlikle etkisi olacak. Tabii biz burada esasında henüz karşılıklı bir mutabakat yok ama elbette şunu da bir taraftan düşünüyoruz: Yani buradan bir otoyol yapılması; öncelikle demiryolu, arkasından otoyol, arkasından bir enerji nakil hattı yapılması, yine iletişim hatlarının yapılması… Bunları da konuşuyoruz.
Birbiriyle eş güdüm içerisinde çalışabilecek sistemler. Otoyolla demiryolunu her zaman yan yana yapamazsınız, standartları farklıdır; ama coğrafya müsait ona. Dolayısıyla illa yan yana olması da gerekmiyor. Yani kendi disiplini içerisinde paralel olur, biraz mesafeli olur. Bunların da olması gerekir diye düşünüyoruz.”
Siyasi İrade Oluştu, Süreç Hızlanacak
Suudi Arabistan’la yapılan görüşmelerin hangi aşamada olduğuna ilişkin konuşan Uraloğlu, bu işi yapma iradesi noktasında iki tarafın hemfikir olduğunu belirtti.
Uraloğlu, “Bir kere bence en önemlisi, bu işi yapma iradesi noktasında hemfikiriz. Yani bence en kıymetlisi bu. Attığınız imzanın arkasında durmayacaksanız ki Türkiye olarak hiçbir zaman böyle bir yaklaşımda olmadık; muhatabımız Suudi Arabistan’ın da böyle bir yaklaşım içerisinde olmadığını biliyoruz zaten, sıkıntı yok.” dedi.
Ortaya konulan iyi niyet ve iradenin önemine dikkat çeken Uraloğlu, şöyle devam etti:
“Ama hepsinden kıymetlisi ortaya konulan iyi niyet ve iradedir. Bunu da Sayın Cumhurbaşkanımız ve Veliaht Prens ortaya koydu; ekiplerine gerekli talimatları verdiler ve biz de hızlıca yolumuza devam ediyoruz. Dolayısıyla burada prensip olarak, genel çerçeve olarak her şeyde anlaşılmış ve biz artık bu işe imza atarak, ki bu imza aşamasına gelinceye kadar da sahada yapılmış olan tespitler var, bunları resmi belgelere de yansıtmış olduk. Bundan sonra çok hızlıca inşallah yol almaya devam edeceğiz.”
Suriye'deki Hasarlı Hatlar Yeniden İnşa Edilecek
Suriye’deki altyapı ve demiryolunun savaş sırasında büyük tahribat gördüğünü belirten Uraloğlu, Türkiye’den Halep’e kadar olan bölümde yaklaşık 100-110 kilometrelik hattın tamamen tahrip olduğunu söyledi.
Uraloğlu, Suriye’deki duruma ilişkin şunları aktardı:
“Durum şöyle: Hemen Türkiye’den Halep’e kadar olan bölümde, yaklaşık 100-110 kilometre civarında, tamamen tahrip olmuş durumda. Burada Türkiye’ye gelen iki tane hat var. Halep’le Şam arası çalışabilir durumda. Türkiye’yle Halep arasının herhalde 100-110 milyon dolarlık bir kaynağa ihtiyacı var; ona biz de kafa yoruyoruz. Orayı bağladığımızda Şam’a ulaşmış olacağız. Ama Şam’la Amman arasındaki yerde de eksiklikler var. Bunların da bu tespitlerden sonra yapılması lazım. Yani şöyle özetleyebilirim: Esasında Suriye ve Ürdün’ü etkileyen yaklaşık 400 kilometrelik bir hattın ele alınması lazım. Bazı kesimlerinin tamamen yapılması lazım, bazı kesimlerinin de onarılması lazım.”
Körfez'i Birbirine Bağlayacak Hat
Hattın Körfez İş Birliği ülkelerini de bağlamasına ilişkin konuşan Uraloğlu, bu konunun bir anlaşmaya varacak şekilde ele alındığını belirtti.
Uraloğlu, “Yaptığımız anlaşmada prensip olarak buna hepimiz sıcak bakıyoruz. Bu anlaşmada sadece Suudi Arabistan, Ürdün, Suriye, Türkiye yer alıyor ama devamında bunun diğer ülkelere bağlanmasını da konuştuk ve bu noktada da farklı bir düşüncemiz olmadığını söyleyebilirim.” ifadelerini kullandı.

Hatta Yeni Ülkeler Eklenecek
Projede hangi ülkelerin yer almasının düşünüldüğünü de açıklayan Uraloğlu, Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman’ın öne çıktığını söyledi.
Uraloğlu, “İlerleyen zamanda Yemen olur mu, bakacağız. Yine Irak üzerinden bir demiryolu olur mu? Bunları tartıştık; ama daha çok ilk etapta Kuveyt, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi duruyor. Çünkü Irak üzerinden bir Kalkınma Yolu projemiz de var biliyorsunuz. Dolayısıyla bir anlamda Kalkınma Yolu’na da bağlanabilir. Bunları zaman içerisinde konuşmaya devam edeceğiz.” dedi.
IMEC’i Aşan Yeni Bir Perspektif
Hindistan’dan gelen IMEC projesine de değinen Uraloğlu, Türkiye ve Suudi Arabistan’ın ortak demiryolu projesinin IMEC’e alternatif olmanın ötesinde daha büyük bir perspektife sahip olduğunu belirtti.
Uraloğlu, bu konuda şunları söyledi:
“Bir kere bence onu aşan bir perspektif. O proje tamamen İsrail’in Hayfa Limanı’ydı yanlış hatırlamıyorsam, oradan Akdeniz’e inip Akdeniz’den gidecek olan bir projeydi. Halbuki biz demiryolu ve karayolu alternatiflerini beraberinde düşünüyoruz ve kesintisiz, Londra’ya kadar bir demiryolu güzergahından bahsediyoruz. Yani bu anlamda kıymetli. İstenirse Suriye üzerinden, yine Türkiye üzerinden Akdeniz limanlarına, hatta Karadeniz limanlarına inilmesi çok da mümkün; ki zaten böyle olacak. Dolayısıyla çok daha fonksiyonel ve bölge ülkelerini daha kapsayıcı bir projeden bahsediyoruz.”
IMEC'e Göre Daha İşlevsel Bir Model
IMEC ile kıyaslandığında Türkiye ve Suudi Arabistan merkezli projenin daha verimli olduğunu belirten Uraloğlu, IMEC’te ulaşım modunun sürekli değiştiğini söyledi.
Uraloğlu, “IMEC ile kıyasladığımızda şöyle: Deniz, kara, deniz, kara; böyle devam ediyor o proje. Halbuki burada deniz, kara devam ediyor. Yani sürekli ulaşım modunu değiştirmiyorsunuz. İstediğiniz son noktaya kadar devam etme imkanına sahipsiniz. Bir de daha fazla ülkeyi bu işin içerisine katarak yapıyoruz, zaten diğerinde Türkiye yok.” dedi.
Demiryolunun Ötesinde Kültürel Bir Köprü
Projenin yalnızca bir demiryolu hattı olmadığına değinen Uraloğlu, Türkiye’nin Orta Doğu’yla yeniden bağlanması, iletişimin artması, yolculukların çoğalması ve halklar arasındaki kaynaşma açısından da önemli olduğunu belirtti.
Uraloğlu, bu etkinin ulaşımdan daha kıymetli olduğunu ifade ederek şunları söyledi:
“Şöyle, bu söylediğiniz esasında ulaşımdan daha kıymetli. Tabii burada bizim dost ve kardeş halklar var, milletler var, onlarla tarihten beri olan ilişkilerimiz var. Artık siz komşularınızla beraber, dostlarınızla beraber ancak güçlü olabilirsiniz; tek başına değil. Bunu çok net görüyoruz. Yaşanmış olan, yaşanan şu savaşlar bunu bize net bir şekilde gösteriyor. Gerçekten bütün ülkeler, kendilerini zor durumda dahi destekleyebilecek, yanıltmayacak ülkelerle iş birliği yapmak istiyorlar. Onun için Türkiye bu noktada gerçekten sözünde duran, söylediğinin arkasında duran, şartlara göre sözünü değiştirmeyen, yola çıktıklarını yolda bırakmayan bir anlayışa sahip. Ve bizim geçmişte de burada birçok ortak projemiz oldu. Orta Doğu’daki en güçlü ülke Suudi Arabistan’la iş birliği yaparak, sadece ticaretimizi değil, tarihi ve kültürel bağlarımızı da geliştirerek inşallah biraz daha ötesine taşımış olacağız.”
Ticarette Süre Avantajı Sağlayacak
Dünyanın gözünün Körfez ve Hürmüz Boğazı’ndaki krize kilitlendiğini belirten Uraloğlu, ticari mal taşıma, maliyetler ve denizyolunun kullanımının azaltılması gibi başlıklarda projenin ticari hayatı etkileyeceğini söyledi.
Uraloğlu, denizyollarından vazgeçilmesinin söz konusu olmadığını belirterek şunları kaydetti:
“Şimdi şöyle gerçekçi bir tespit yapalım müsaadenizle. Şu anda kapasite kısıtı olmayan taşıma güzergahları deniz yollarıdır. Yani sizin limanınızın kapasitesi, denizyolunun kapasitesini belirliyor. İstediğiniz sayıda liman yaparsanız kapasiteniz sonsuz demeyelim ama istediğiniz kadar kapasite olur. Dolayısıyla onlardan vazgeçilmesi söz konusu değil; elbette onları kullanmaya devam edeceğiz. Boru hatları, enerji nakil hatları; bunları da kullanmaya devam edeceğiz. Ama demiryolu noktasına baktığımız zaman gerçekten biraz önce de söylediğim karbon ayak izini hesaba katmak gerekiyor. Eğer geçen sene erteletmeseydik denizlerden gelen yüklerden Avrupa Birliği karbon vergisi alacaktı; geçen sene ekim ayıydı. Orada da Suudi Arabistan’la beraber hareket ettik ve IMO’da bunun ertelenmesini sağladık. Dolayısıyla böyle bir güzergah ilerleyen zamanda zaten olmazsa olmaz haline gelecek; demiryolu.”
Projenin maliyetleri düşürüp düşürmeyeceğine de değinen Uraloğlu, denizyoluna göre karayolu ya da diğer yolların daha ucuz olmasının söz konusu olmadığını ancak mesafe ve sürenin önemli olduğunu söyledi.
Uraloğlu, “Denizyoluna göre karayolunun veya diğer yolların maliyetlerinin daha ucuz olması söz konusu değil. Ama nedir daha uygun olan? Mesela denizyolundan çok daha kısa mesafelerde olacak. Bakın bugün Orta Koridor’da Çin’den Londra’ya demiryoluyla on sekiz günde gidiliyor, on dört günde gidilebilecek. Ama Süveyş Kanalı’ndan otuz beş günde gidiliyor mesela. Dolayısıyla bazen sizin maliyetinizden çok daha kıymetli, maliyetinizin de önüne geçen bir durum ortaya koyuyor.” ifadelerini kullandı.
Hicaz Demiryolu Yeniden Gündemde
Tarihi Hicaz Demiryolu’nun durumuna ilişkin de konuşan Uraloğlu, hattın büyük oranda tahrip olduğunu söyledi.
Uraloğlu, geçtiğimiz aylarda Ürdün’ün başkenti Amman’a gittiklerini ve burada sağlam olan bölümlerle lokomotifleri gördüklerini belirterek şunları aktardı:
“Tarihi Hicaz Demiryolu maalesef büyük oranda tahrip oldu. Biz geçtiğimiz aylarda Ürdün’e, Amman’a gitmiştik. Orada sağlam olan bölümlerini ve lokomotiflerini görmüştük. Hedefimiz Şam’la Amman arasında bu demiryolunu ayağa kaldıralım, burayı turistik olarak kullanalım istiyoruz. Oradaki ray genişliği çok eski standartta ve şu anda dünyada örneği olmayan bir standart. Yani oradan yük taşınmasının yapılabileceğini çok düşünmüyoruz. Orası ancak turistik ve yolcu taşımacılığına hizmet edecektir. Dediğim gibi, Şam’la Amman arasını ayağa kaldırırsak nostaljik olarak orası iyi olur diye düşünüyoruz. Mekke’ye kadar uzatacak olursak tabii Suudi Arabistan karar verecek; elbette biz de kendileriyle istişare ediyoruz. Modern yapılması lazım. Yani eskisinin ayağa kaldırılması söz konusu değil; eskisinden bir şey kalmadı.”
Proje yapılırsa Ürdün’den sonra yeni hatta geçilip Mekke’ye bağlantı kurulabileceğini belirten Uraloğlu, “Evet, muhtemelen. İlerleyen zamanda Kızıldeniz’e paralel bir hat getirilebilir mi? Elbette bunlar konuşulur.” dedi.
Gözler Irak'taki Siyasi Kararda
Türkiye’nin yürüttüğü bir başka önemli proje olan Kalkınma Yolu Projesi’ne de değinen Uraloğlu, bu hattın da Körfez’i ve Hürmüz Boğazı’nı etkileyecek bir proje olduğunu söyledi.
Uraloğlu, Kalkınma Yolu Projesi’nin mevcut durumunu şöyle anlattı:
“Aşağı yukarı Irak’ın Fav Limanı’ndan başlayıp Irak’ı baştan başa kat eden, Suriye’ye girmeden Habur Sınır Kapısı’na yakın bir yerden Türkiye’ye gelip, oradan yine aynı güzergaha oturup Türkiye’den bütün Avrupa’ya açılabilen güzergah. Ne var burada? Bin iki yüz kilometrelik demiryolu var, otoyol var. Yine ilerleyen zaman içerisinde enerji nakil hattıyla bir haberleşme hattını da koyalım. Burada projeler bitmiş durumda.
Irak’ta bir seçim oldu biliyorsunuz. Öncesinde uluslararası finansman noktasında bir prensip kararı alınmıştı; Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Irak ve Türkiye olarak bir anlaşma da imzalamıştık. Şimdi yeni gelen hükümetle ilk temaslarımız oldu; petrol karşılığı yapılabilir mi diye bunu konuşmaya başladık. Proje bitti, sadece orada irade lazım. Irak’taki hükümet kurma çalışmaları büyük ölçüde tamamlandı. Bittiği zaman oturup onlarla yeniden konuşarak bunu da başlatma gayreti içerisinde olacağız.”
Irak tarafında siyasi karar verilmesi halinde projeye başlanabileceğini belirten Uraloğlu, “Evet, başlayacak durumda.” dedi.
Kalkınma Yolu Projesi’nin bölgedeki ticaretin batıya doğru taşınmasına imkan sağlayacağını ifade eden Uraloğlu, projelerin birbirinin alternatifi olarak düşünülmemesi gerektiğini söyledi.
Uraloğlu, bu konuda şunları söyledi:
“Tabii bu ne getirir? Bakın az önceki projeyle Arabistan’ın her tarafıyla ilgi kurduk, diğer ülkelerle ilgi kurduk. Bu Kalkınma Yolu Projesi’ni düşündüğümüzde de esasında bölgedeki bütün ticaretin, malların batıya doğru gitmesine imkan tanıyacaktır. Aynı şekilde Süveyş Kanalı’ndan giden hattı daha kestirme bir şekilde karaya çıkararak oradan Avrupa’ya devam etmesine de imkan sağlayacaktır. Yani bu projeleri birbirinin alternatifi olarak da düşünmemek lazım; elimizde ne kadar alternatif varsa o kadar iyidir.”
Arap Körfezi’ndeki kriz düşünüldüğünde petrol ve ticari malların Kalkınma Yolu üzerinden gitmesinin büyük bir değişiklik yaratacağını belirten Uraloğlu, “Tabii, kesinlikle. Yani bugün hem Kalkınma Yolu hem de Suudi Arabistan’dan bahsettiğimiz modern Hicaz Demiryolu diyebiliriz, Suudi Arabistan-Türkiye Demiryolu diyebiliriz; bunlar bitmiş olsaydı bugün Hürmüz bu kadar birincil öncelikli dünya gündemine oturmamış olurdu.” ifadelerini kullandı.
Hürmüz Krizi Yeni Dersler Verdi
Bakan Uraloğlu, Amerika-İsrail-İran savaşı ve Hürmüz ile Arap Körfezi krizinden sonra enerji, petrol ve doğal gaz tedariki yapan ülkelerin yaşananlardan ders çıkardığını belirtti.
Ulaştırma Bakanı olarak bu süreçten çıkarımlarını anlatan Uraloğlu, ulaştırma güzergahlarının, koridorların ve sistemlerin kırılgan olmaması gerektiğini söyledi.
Uraloğlu, şunları kaydetti:
“Bir kere ulaştırma güzergahlarımızın, koridorlarımızın, sistemlerimizin kırılgan olmaması gerektiğini, yani risklere dayanıklı olması gerektiğini anladık. Bunu nasıl sağlarsınız? Mevcut yapıyı güçlendirirken mutlaka alternatiflerini ortaya koymanız lazım. Yani hangi sistemi kullanırsanız kullanın; karayolunun kendi içindeki alternatifleri, denizyolunun kendi içindeki alternatifleri, demiryolunun kendi içindeki alternatifleri ve birbirine göre olan alternatiflerini mutlaka ortaya koymanız lazım. Yani sadece kriz anında değil, normal zamanda bile bunlar size lazım.
Şunu kaçırmamak lazım: Dünya nüfusu hem artıyor hem de ihtiyacı artıyor, gelir seviyesi yükseldikçe ihtiyaçlar artıyor. Burada adil bir paylaşım yapılırsa, artan alınırsa kimse de denklemin dışında tutulmamış olur. Ben özellikle şunu söylemek isterim: ‘Şu konuştuğumuz hatlar en iyi hatlardır, dolayısıyla geri kalan bütün hatlara, bütün çalışmalara bizim kapımız kapalıdır.’ gibi bir yaklaşımı hiçbir ülke ortaya koyamaz. Yani bizim hepsine ihtiyacımız var. Hiç kimseyi ötekileştirmememiz lazım. Ve dediğim gibi mutlaka sağlam, dirençli yapıları alternatifleriyle beraber ortaya koymamız lazım.”
Türkiye Demiryolu Ağını Genişletiyor
Uraloğlu, açıklamalarının sonunda Türkiye’deki ulaştırma yatırımlarına da değindi.
Orta Doğu ve Türkiye üzerinden geçen hatlara odaklanıldığını belirten Uraloğlu, Suudi Arabistan’da Riyad’dan Ürdün’e kadar olan hattın hazır olduğunu, Türkiye’deki hattın da hazır bulunduğunu ancak Ürdün ve Suriye’nin henüz hazır olmadığını söyledi.
Uraloğlu, bir ülkenin önce kendisinin, sonra da komşularının hazır olması gerektiğini belirterek Türkiye’deki hızlı tren yatırımlarına ilişkin şunları söyledi:
“Bakın Türkiye’de şu anda 4.464 kilometre hızlı tren hattımız var; halihazırda inşaatı devam ediyor. Bunun yaklaşık üç bin kilometresini iki sene içerisinde devreye almış olacağız, bütün bağlantıları sağlamış olacağız. Yani biz ülkemize ulaştırma alanında Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 355 milyar dolarlık yatırım yaptık. Dolayısıyla biz bölgemize hizmet edebilecek her türlü altyapıyı yüzde doksanlar seviyesinde hazır hale getirdik ve getirmeye de devam ediyoruz. Bu bizim için kıymetli.”
Küresel krizler, pandemiler ve savaşlarda sadece paraya sahip olmanın yeterli olmadığının görüldüğünü belirten Uraloğlu, doğru zamanda doğru stratejik yatırımlar yapılması gerektiğini söyledi.
Uraloğlu, “Şimdi bakın, biz küresel krizlerde, pandemilerde veya savaşlarda neyi yaşadık? Bazen şöyle düşünebiliyoruz: ‘Arkadaş, benim param var, her zaman her istediğimi alabilirim.’ Alabilir misiniz? Alamazsınız, alamıyorsunuz. Dolayısıyla o zaman sadece para değil; sizin doğru zamanda parasal imkanlarınızı da ortaya koyarak doğru yatırımları, doğru stratejik hamleleri yapmanız gerekir. Türkiye de gerçekten bunları yaptı ve bölgesinde güçlü; ama bütün bölge ülkeleriyle beraber bu gücü inşallah artırmış olacağız.” ifadelerini kullandı.