Zübeydi Krizi Derinleşiyor: Yemen’de Meşru İktidar Yeniden Şekilleniyor

Aidarus ez-Zübeydi’nin üyeliğinin düşürülmesi ve ardından gelen sert güvenlik ile askeri adımlar, Yemen’de meşru iktidar içindeki dengeleri kökten sarstı. Peki ya, güneyde dayatılan silahlı ortaklık sona ererken, ülkede gelişmeler nasıl ilerleyecek? İşte detaylar...
Redhwan Al-khutabi
Zübeydi Krizi Derinleşiyor Yemen’de Meşru İktidar Yeniden Şekilleniyor

08.01.2026 - 15:04  |  Son Güncellenme:  09.01.2026 - 10:51

Yemen Havayolları’na ait bir uçağın Aden’den havalanması ve içinde Güney Geçiş Konseyi’nden onlarca üst düzey isim, bakan ve yetkilinin bulunmasına rağmen Aidarus ez-Zübeydi’nin havalimanında kalması, son derece kritik bir siyasi ana işaret etti. 

Bu gecikme basit bir protokol meselesi değildi; aksine, iktidar ortakları arasındaki güvenin derinden sarsıldığını gösteren açık bir işaretti. Zübeydi’nin özel uçak talep etmesi ve ardından yolculuğa hiç katılmaması, daha sonra Meclis’in yapısını sarsacak bir dizi benzeri görülmemiş kararların da fitilini ateşledi.

Sarsıcı karar: Üyeliğin düşürülmesi ve vatana ihanet suçlaması

Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin, Aidarus ez-Zübeydi’nin üyeliğini düşürmesi ve onu vatana ihanet suçlamasıyla soruşturmaya sevk etmesi, Konsey’in kurulmasından bu yana yaşanan en sert siyasi hamle olarak öne çıktı. Bu karar yalnızca bir görevden alma anlamına gelmiyor; aynı zamanda krizi bir nüfuz mücadelesi olmaktan çıkarıp açık bir hukuki ve güvenlik hesaplaşmasına dönüştürüyor. 

Zübeydi’ye yöneltilen suçlamalar arasında devletin siyasi ve askeri merkezlerine zarar vermek, silahlı bir yapı oluşturmak ve sivillere yönelik ağır ihlallerde bulunmak yer alıyor. Bu tabloyla birlikte Zübeydi, resmi tanıma göre iktidar ortağından devlete başkaldıran bir aktöre dönüştü.

İki farklı anlatı: Kaçış mı, Aden’den yönetim mi?

Arap Koalisyonu, Zübeydi’nin bilinmeyen bir yere kaçtığını, Aden’den Dali’ye doğru ağır silahlar ve askeri birlikler sevk ettiğini, ayrıca kent içinde silah dağıttığını duyurdu. Buna karşılık Güney Geçiş Konseyi bu iddiaları reddetti ve liderlerinin Aden’de görevine devam ettiğini, operasyonları bizzat buradan yönettiğini açıkladı. 

Aidarus ez-Zübeyd

Öte yandan bu keskin çelişki sadece bir söylem savaşı değil; sahada sıcak bir çatışmaya dönüşme ihtimali taşıyan derin bir kriz anlamına geliyor. Zira Konsey’in açıklaması, Zübeydi’nin silahlı mücadeleyi göze aldığı şeklinde yorumlanıyor.

Önleyici hava saldırıları: Kriz sahada görüldü

Koalisyonun Dali vilayetinde sınırlı ve önleyici hava saldırıları düzenlemesi, sürecin geldiği noktayı gözler önüne serdi. Devlet dışı hareket ettiği belirtilen güçleri hedef alan bu saldırılar, krizin artık siyasi müzakere sınırlarını aştığını ve askeri caydırıcılığın devreye sokulduğunu ortaya koyuyor. 

Buradaki mesaj net, Çatışmanın coğrafi olarak yayılmasının önüne geçmek ve Aden ile Dali gibi hassas bölgelerde yeni fiili durumların zorla dayatılmasına izin vermemek.

Fırtınanın merkezinde Aden: Önce güvenlik

Vatan Kalkanı güçlerine Aden’de güvenliği sağlama talimatı verilmesi ve sivillerle kamu mallarının korunmasına yapılan vurgu, geçici başkentin bir güvenlik kaosuna sürüklenebileceği endişesini yansıtıyor. 

Bir dönem Geçiş Konseyi’nin en güçlü olduğu merkezlerden biri olan Aden, bugün devlet projesi ile ayrılıkçı silahlı yapıların kontrol anlayışı arasındaki irade mücadelesinin ana sahnesine dönüşmüş durumda.

Hükümet içinde Geçiş Konseyi etkisinin tasfiyesi

Ulaştırma ve Uluslararası Planlama bakanlarının görevden alınması ve haklarında soruşturma başlatılması, Geçiş Konseyi’nin devlet kurumları içindeki siyasi ve idari etkisini zayıflatmaya yönelik açık bir adım olarak değerlendiriliyor. 

Bu hamle, hükümete katılımın tek bir komuta zinciri ve birleşik karar mekanizmasına bağlı olduğunu, devlet ile silahlı örgütler arasında ikili bir yapının artık kabul edilmeyeceğini net biçimde ortaya koyuyor.

Geçiş Konseyi yol ayrımında

Konsey’in diyaloga açık olduğu yönündeki açıklamaları ve Riyad’daki heyetiyle iletişim kurulamamasından duyduğu endişeyi dile getirmesi, şoku siyasi yollarla atlatma çabasına işaret ediyor. Ancak sahadaki tablo, Konsey’in siyasi ve askeri hareket alanının ciddi biçimde daraltıldığını gösteriyor. 

Bu da onu varoluşsal bir tercihle karşı karşıya bırakıyor, Ya tamamen devlet çatısı altına girmek ya da içerde ve dışarda açık bir çatışma riskini göze almak.

Bundan sonra ne olacak?

Yaşananlar geçici bir krizden ibaret değil; Yemen’in güneyindeki ittifakları ve çatışma dengelerini yeniden şekillendirebilecek tarihi bir kırılma noktası olarak görülüyor. Zübeydi’nin başkanlık konseyinin üyeliğinin düşürülmesiyle eş zamanlı askeri hamleler ve sert güvenlik kararları, tüm askeri ve güvenlik yapılarını tek komuta altında toplama ve devlet dışı her türlü hareketliliği engelleme hedefini ortaya koyuyor. 

Bu da silah zoruyla dayatılan kırılgan ortaklık döneminin sona erdiğini, ülkenin siyasi, hukuki ve gerekirse askeri güçle otoritenin yeniden tanımlandığı yeni bir aşamaya girdiğini gösteriyor.

Mevcut tablo, Yemen’i tehlikeli bir yol ayrımına getiriyor: Ya devlet kurumları güç kullanılarak da olsa yeniden ayağa kaldırılacak ya da meşru güçlerin kendi içinde yeni bir iç çatışma başlayacak. 

Bir dönem görece istikrarlı görülen güney, bugün iç hesapların bölgesel iradelerle kesiştiği en hassas çatışma alanına dönüşmüş durumda. Burada tüm tarafların sabır ve dayanıklılık sınırları ciddi biçimde test ediliyor.