Yanan Sınır: Pakistan-Afganistan Krizi

Pakistan’ın Afganistan’a karşı resmen açık savaş ilan etmesiyle bölge tarihinin en kanlı krizlerinden birine sürükleniyor. TTP terörü, çöken Doha süreci ve Hindistan denklemiyle kördüğüme dönen gerilimde, İslamabad ve Kabil arasındaki diplomatik köprüler yerini hava saldırılarına bıraktı. İşte, krizin perde arkası ve masadaki korkutan senaryolar...
Yanan Sınır Pakistan-Afganistan Krizi

03.03.2026 - 15:00  |  Son Güncellenme:  04.03.2026 - 10:18

Güney Asya bölgesi, Pakistan ve Afganistan arasındaki askeri çatışmaların benzeri görülmemiş seviyelere tırmanmasıyla en tehlikeli krizlerinden birini yaşıyor.  

Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Muhammad Asıf

27 Şubat 2026’da Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Muhammad Asıf, ülkesinin Afganistan ile açık savaş halinde olduğunu ilan ederek İslamabad’ın sabrının tükendiğini açıkladı. Bu gelişmeler, Pakistan Talibanı'nın (Tehrik-i Taliban Pakistan - TTP) saldırılarının sürekli artması ve Katar'ın arabuluculuğuyla Ekim 2025'te sağlanan ateşkesin çökmesiyle aynı zamana denk geliyor. 

Peki bu krizin derinlemesine boyutları nedir? Tırmanışın kökenleri, sonuçları ve kontrol altına alınma yolları nelerdir? 

Pakistan Talibanı'nın (TTP) yeniden yükselişi 

Afgan Talibanı'nın 2021 ortalarında iktidara yeniden geçmesinden bu yana, silahlı Tehrik-i Taliban Pakistan (TTP), özellikle Hayber Pahtunhva eyaletinin aşiret bölgelerinde olmak üzere, iki ülke arasındaki aşiret sınır bölgelerinde etkisini yeniden kazanmaya çalışıyor. 

Uluslararası Kriz Grubu'nun yakın tarihli bir çalışması, silahlı şiddetin istikrarlı bir şekilde arttığını ortaya koyuyor: 2021'de yüzde 38, 2022'de yüzde 15'in üzerinde, 2023'te yüzde 56, 2024'te yaklaşık yüzde 67 ve 2025'te yüzde 34'e ulaştı. Hareketin 2021'den bu yana düzenlediği saldırılarda 3 bin 500'den fazla Pakistanlı güvenlik personeli ve sivil  hayatını kaybetti. 

Afganistan'daki güvenli sığınaklar 

İslamabad, Afgan Taliban yetkililerini, TTP liderleri ve savaşçılarına güvenli sığınaklar sağlamakla ve Pakistan'a karşı sınır ötesi saldırılar düzenlemelerine olanak tanımakla suçluyor. Afgan hükümeti bunu reddetse de Afgan Talibanı ile Pakistan Talibanı arasındaki ilişki eski ve karmaşık; aralarındaki ideolojik, toplumsal ve dilsel bağlar derin.  

Birleşmiş Milletler (BM) İzleme Ekibi'nin raporu, TTP'nin Taliban'dan önemli lojistik ve operasyonel destek aldığını gösteriyor. Buna karşılık Kabil, hareketin kendi topraklarında herhangi bir varlığını reddediyor. 

Durand Hattı mirası ve sınır anlaşmazlığı 

İki ülke arasındaki anlaşmazlığın, dağlar ve çöller boyunca 2 bin 611 kilometre uzanan Durand Hattı ile ilgili derin tarihi kökleri vardır. Afganistan, bu hattı hiçbir zaman meşru bir uluslararası sınır olarak tanımamış ve önceki yüzyılda İngiliz işgali tarafından oluşturulduğunu savunmuştur. Bu anlaşmazlık, ikili ilişkilere yeni bir gerilim boyutu ekliyor. 

Hindistan'ın bu çatışmadaki rolü nedir? 

Pakistan, Afganistan’ı Hindistan nüfuzuna açık bir platforma dönüşmekle suçluyor. Savunma Bakanı, Afganistan’ın Hindistan’ın bir aracı haline geldiğini ifade etti.  

Hindistan ve Taliban Dışişleri Bakanları

Son tırmanış, Taliban Dışişleri Bakanı’nın Hindistan ziyareti ve Yeni Delhi’nin Kabil’de büyükelçiliğini yeniden açtığını açıklamasıyla aynı döneme denk geldi. Bu da krize jeopolitik bir boyut ekledi. 

Diplomatik arabuluculukların başarısızlığı 

Ekim 2025'te onlarca kişinin ölümüne yol açan çatışmaların ardından Katar, Türkiye ve Suudi Arabistan, 19 Ekim'de Doha'da kabul edilen bir ateşkes anlaşmasına aracılık etti. Ancak İstanbul'daki sonraki müzakereler, arabulucuların Pakistan'ın TTP'ye karşı somut eylem talepleri ile Kabil'in hareketin kendi topraklarındaki varlığını kabul etmeyi reddetmesi arasındaki uçurumu kapatamaması nedeniyle kalıcı bir anlaşmaya varamadı. 

Çatışmanın trajik sonuçları 

Sınırın her iki tarafındaki siviller en ağır bedeli ödüyor. Sadece 2025 yılında, Pakistan içindeki silahlı saldırılarda hem asker hem de sivil olmak üzere bin 200'den fazla kişi öldürüldü ve sivil kayıplar yüzde 80 arttı. 

Birleşmiş Milletler Afganistan Yardım Misyonu (UNAMA) belgelerine göre, Pakistan'ın Afganistan topraklarına düzenlediği hava saldırıları da kadın ve çocuklar da dahil olmak üzere sivil kayıplara yol açtı. 

Mülteci krizi ve zorla geri gönderme 

İslamabad, mülteci dosyasını baskı aracı olarak kullandı. Eylül 2023’ten bu yana belgesi olmayan Afgan göçmenlere yönelik geniş çaplı bir sınır dışı kampanyası başlatıldı ve zorunlu vize uygulaması getirildi. Geçtiğimiz yıl yalnızca 2,9 milyon kişi Afganistan’a geri döndü; bunların arasında Pakistan’da doğmuş ve onlarca yıldır orada yaşamış kişiler de bulunuyor. 

İkili ilişkilerin çöküşü 

Pakistan'ın Afganistan'a yönelik politikası, uluslararası toplum önünde Taliban'ı savunmaktan, en sert eleştirmenlerinden biri olmaya doğru dramatik bir şekilde değişti. Ekim ayındaki çatışmalardan bu yana kara sınır geçişleri kapatıldı ve ikili ticaret neredeyse tamamen durdu; bu durum, özellikle sınır bölgelerinde, her iki ülkenin ekonomisine zarar verdi. 

İç ve bölgesel gerilimler 

Araştırma, Hayber Pahtunhva’da ordu ile polis arasında iç gerilimler olduğunu ortaya koyuyor. Polis daha fazla kaynak talep ederken, orduyu militanları kontrol altına almadaki başarısızlığını eleştiriyor. 

İmran Han

İmran Han'ın partisinin liderliğindeki eyalet hükümeti de federal hükümetle koordinasyon kurmayı reddederek terörle mücadele işbirliğini engelliyor. 

Bu tırmanış, DEAŞ'ın Horasan Vilayeti ve El Kaide gibi grupların yeniden örgütlenmeye çalıştığı bir bölgeyi istikrarsızlaştırma tehdidi oluşturuyor. Çatışmanın yankıları, Afganistan ile güvenlik gerilimleri yaşayan İran ve Tacikistan sınırlarına da uzanıyor. 

Olası senaryolar 

Birinci senaryo : Açık tırmanma 

Pakistan'ın açık savaş ilan etmesi ve Kabil, Kandahar ve Paktia'ya hava saldırıları düzenlemesiyle, çatışma kapsamlı bir askeri çatışmaya dönüşebilir. Hava gücü ve füze kapasitesinden yoksun olan Taliban, özellikle saldırıların zirve yaptığı yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte, Pakistan şehirlerinde yoğunlaştırılmış intihar saldırıları şeklinde bir yanıt verebileceği konusunda uyarıda bulunuyor. 

İkinci senaryo: Kırılgan ve geçici bir ateşkes 

Uluslararası arabuluculuk, Ekim ayındaki önceki ateşkes gibi geçici bir ateşkes sağlamada başarılı olabilir. Ancak, kök nedenleri ele almadan bu modelin tekrarlanması, her dalganın bir öncekinden daha yoğun hale gelmesiyle, tırmanma ve azalma döngülerine yol açacaktır. Bu, yakın vadede en olası senaryodur. 

Üçüncü senaryo : Kapsamlı bir müzakere anlaşması 

Bu, ulaşılması en zor ancak en sürdürülebilir senaryodur ve karşılıklı tavizler gerektirir: Kabil'in, Pakistan'ın ticareti yeniden başlatması, sınır geçişlerini yeniden açması ve zorla sınır dışı etme işlemlerini durdurması karşılığında TTP'ye karşı doğrulanabilir önlemler almayı kabul etmesi. Ancak, bu yolda en büyük engeller bulunmakta. Bunların en önemlisi Taliban'ın ideolojik bir müttefikine karşı kararlı bir eylemde bulunma konusundaki isteksizliğidir. 

Uluslararası önerilerle gerilimin tırmanmasının durdurulması 

BM  bünyesindeki çatışma çözüm komiteleri, Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan gibi güvenilir ortakların kolaylaştırmasıyla İslamabad ve Kabil arasında doğrudan müzakerelerin yeniden başlatılmasını önermektedir. Odak noktası, bağlayıcı izleme ve doğrulama mekanizmalarının kurulması ve anlaşmayı ihlal eden herhangi bir tarafa yaptırım uygulanması olmalıdır. 

Uluslararası raporlar, uluslararası toplumun, Afganistan topraklarının diğer ülkelere yönelik saldırılar için üs olarak kullanılmayacağını öngören Doha Anlaşması kapsamındaki taahhütlerini yerine getirmesi için Taliban yetkililerine baskı yapması gerektiğini belirtmektedir. 

Uluslararası Stratejik Çalışmalar Kriz Grubu, Taliban'ı silahlı gruplara karşı harekete geçmeye zorlamak için Çin, Katar, Suudi Arabistan ve Türkiye gibi müttefik ülkelerin katılımıyla ortak güvenlik koordinasyon mekanizmalarının kurulması ve etkili istihbarat paylaşımının sağlanmasıyla birlikte, tek taraflı bombalama ve hava saldırılarının durdurulmasını önermektedir. Grup, her iki tarafın da sivil bölgeleri hedef almaktan kaçınması gerektiğini ve Pakistan'ın Afgan mültecilerinin zorla sınır dışı edilmesine son vermesi gerektiğini, bunun insan acısını daha da artırdığını ve aşırılıkçılar tarafından istismar edilen bir adaletsizlik duygusunu körüklediğini vurgulamaktadır. 

Peki ya sonra ne olacak? 

Son silahlı çatışmalar ve Pakistan'ın Afganistan'ın başkenti Kabil'i bombalaması, rahatsız edici bir gerçeği ortaya koyuyor: Pakistan ve Afganistan arasındaki çatışma, askeri tırmanışın artık sadece sınır bölgelerini değil, başkentleri de etkilediği yeni ve tehlikeli bir aşamaya girdi. Sadece askeri bir yaklaşımla devam etmek krizi daha da derinleştirecekken, sürdürülebilir bir çözüm, kök nedenleri ele alan, etkili izleme mekanizmaları kuran ve bu çatışmanın en ağır bedelini ödeyen sivilleri koruyan ciddi bir diplomatik süreçte yatmaktadır.