Venezuela Saldırısı: Siber Saldırı ve Dezenformasyon Kesişimi

Dr. Emine Çelik, ABD’nin Venezuela’ya yönelik Maduro’nun kaçırılmasıyla sonuçlanan operasyonunu siber saldırılar, istihbarat faaliyetleri ve dezenformasyonun iç içe geçtiği yeni nesil bir hibrit müdahale doktrini olarak Fokus+ için inceledi.
Venezuela Saldırısı Siber Saldırı ve Dezenformasyon Kesişimi

12.01.2026 - 15:58  |  Son Güncellenme:  16.01.2026 - 13:13

Geçtiğimiz günlerde ABD, Venezuela’ya karşı Mutlak Kararlılık Operasyonu” adı altında geniş çaplı bir konvansiyonel saldırı” düzenledi. Maduro ve eşi Cilia Flores askeri bir üsteki evlerinden alınarak, ABD’de yargılanmak üzere New York’a getirildi.  ABD’de uyuşturucu ve terörizmden yargılanacak olan Maduro’nun Venezuela’dan çıkarılış biçimi ise uluslararası hukukun hiçe sayıldığı bir operasyonla gerçekleştirildiği unutulmamalı. Venezuela’nın egemenliğine doğrudan bir müdahale olduğu uluslararası alanda “göreceli” büyük tepki çekti. Trump’ın açıkça Venezuela’yı ABD’nin yöneteceğine, petrol başta olmak üzere ülkedeki zenginlikleri el koyacağına dair pervasız demeçleri ise bunları destekler biçimde. 

Maduro’nun Venezuela’da alınması ise kısa bir şok dalgası yaratsa bile batı endeksli değişen ve dönüşen küresel sistemin hukuk tanımamazlığının açık göstergesi. Öyle bir ülkeye girip terörist olarak nitelendirilen kişi ya da gruplara yönelik düzenlenen operasyona benzer şekilde egemen bir devletin başkanın bir gece operasyonu ile evinden alınmasının ise kinetik saldırıdan önce eşgüdümlü yürütülen siber-yapay zeka destekli operasyonlar çerçevesinde analiz edilmesi gerekmektedir.  Bu bağlamda da Maduroya gerçekleştirilen müdahale klasik bir hava saldırısı değil; çok katmanlı bir hibrit operasyon olarak değerlendirilebilir.  


Muhtemel siber saldırılarla sistemlerin işlevsizleştirilmesi 

Siber saldırılarla ilgili tarihsel gelişim eskiye dayansa da esas hikaye aslında İran’ın Natanz nükleer tesisine yönelik düzenlenen Stuxnet saldırısıyla başladı. Teknolojinin ve ona entegre biçimde gelişen/genişleyen siber saldırı biçimlerinin uluslararası güvenliği tehdit eden boyutlara ulaşması ise günümüzde hedef ülkenin kritik tesis altyapılarını sessiz bir siber kuşatmaya başlamasıyla açığa çıktı. 

Öyle ki sessiz siber kuşatma altında hedef ülkenin askeri, enerji, telekomünikasyon gibi kritik tesis, altyapılarına aylar süren pasif sızmalar gerçekleştirilmekte. Bu sızmalar; fiziksel saldırı öncesinde hedef ülkenin tüm zafiyetleri, sınırlılıkları test edilerek saldırıya ön hazırlık olarak görülmektedir.  Rusya’nın Ukrayna’da, İsrail’in Gazze’de, Lübnan’da ve İran’daki saldırılarında görüldüğü üzere fiziksel saldırı öncesinde gerçekleştirilen siber saldırılar temel parametre haline dönüşmüştür.  

ABD’nin ise Venezuela’da Maduro’ya yönelik düzenlediği operasyona ilişkin hibrit bir taktik izlediği; Trump’ın “Caracas’ın ışıklarının büyük ölçüde sahip olduğumuz belirli bir uzmanlık sayesinde söndürüldüğü” yönündeki açıklaması, kritik altyapıyı hedef olan siber operasyonların en net şekilde kabul edildiğini gösteriyor. Genelkurmay Başkanı Generel Dan Caine ise ABD’nin kinetik saldırılarından önce Venezuela savunmasını bastırmak için siber yeteneklerin kullandığını ifade etti. 

Bu bağlamda da ilk olarak ABD C4ISR (Komuta, Kontrol, Haberleşme, Bilgi, Gözetleme ve Keşif) altyapısına yönelik siber körleştirme uygulamış olabilir. Söz konusu bu körleştirmede temel amaç olarak düşman olarak nitelendirilen devletin “görme, duyma, karar verme” kabiliyetini felç etmek olarak ifade edilebilir.  Askeri radar sistemleri, hava savunma ağları, Başkanlık iletişim hatları, uydu yer istasyonları ve kriptolu askeri telsizler dahil olmak üzere tam bir karartma yaşatılması hedeflenir. Gelinen noktada da ABD’nin siber gücünün etkili bir şekilde kullandığı Mutlak Kararlılık Operasyonu entegre siber-kinetik savaş için yeni bir emsal oluşturma potansiyeli taşıyor.  

Yeni bir müdahale doktrini mi yaratılıyor? 

ABD’nin son dönemlerde düzenlediği askeri operasyonlarda kullandığı siber kinetik model direkt işgal yerine sistemin çökmesine zemin hazırlayarak liderliği izole etmesi olarak görülüyor. İlk erişim ve ön konumlandırma operasyonları bağlamında herhangi bir gelişmiş siber kinetik operasyonun temeli, gerçek saldırılardan aylar önce kapsamlı bir şekilde istihbarat toplama ve ağ sızmasıyla başlar. 

ABD yetkilileri Maduro’nun kaçırılma anını izlerken 

Venezuela operasyonunda Maduro’nun kaçırılması ise ön konumlandırma aşamasının son derece kapsamlı olduğunu gösteriyor. Maduro’nun kaçırılmasının akabinde General Caine Venezuela hükümeti içerisinde yerleşik bir CIA kaynağının operasyonu mümkün kılan kritik Humint istihbaratının sağlandığını doğruladı. Maduro’nun günlük alışkanlıklarını ve hatta evcil hayvanlarının isimlerine kadar ayrıntı içeren bilgilerin sağlanmasının ise aylarca süren veri toplama ve analizi sürecinin olduğunu gösteriyor.  

Sinyal istihbaratı ve görüntü istihbaratı kullanılmış olabilir mi? 

Humint’e ek olarak ABD’li yetkililerin yaptıkları açılamalarla uydu keşif ve hava araçlarının Venezuela askeri tesislerinin, Maduro’nun yerleşkesinin ve kritik altyapı merkezlerinin sürekli havadan gözetimini sağladığına dair iddialar gündeme geldi. Söz konusu iddialar ise hem General Caine ve ABD’li yetkililere hem de Kasım ayı ortasında bölgedeki USS Gerald Ford uçak gemisinin varlığına dayandırılıyor. Geminin üzerinde İHA’lar da dahil olmak üzere gelişmiş gözetim ve keşif araçlarının varlığı bu iddiaları güçlendiren bulgulardan. 

ABD’li yetkililerin ise operasyon sonrasında binlerce saat istihbarat hazırlığına atıfta bulunması birden fazla operasyonel alanda sistematik ve sürekli bir sinyal istihbaratı toplandığına işaret etmekte. İstihbarat faaliyetleri ve siber saldırılarla gelinen noktada da ABD’nin artık tekil büyük saldırılar yerine zamanlanmış ve katmanlı siber kinetik boğma saldırıları gerçekleştirdiğini söyleyebiliriz.  

Dezenformasyon ve psikolojik baskı 

İster hükümetler ister devlet dışı aktörler tarafından başlatılsın etki operasyonları sosyal medyadan daha önce de vardı; ancak “çağdaş” etki operasyonlarının yeni yanı ölçekleri, ciddiyetleri ve etkileri olduğunu söyleyebiliriz. Bunların hepsi ise dijital platformlar internet üzerinden erişimleri genişlettikçe ve sosyal, ekonomik ve politik yaşamlarımızda giderek daha merkezi bir rol oynadıkça daha da belirgin hale gelmiştir. 

Venezuela Devlet Başkanı ve eşinin ABD tarafından kaçırılması, uyuşturucu kartelini yönetmek, ABD’li vatandaşların hayatını tehlikeye atmak, narko terör gibi istinat edilen suçlar bağlamında ABD’de yargılanma sürecinin ivedi bir şekilde başlaması uluslararası hukukun yok sayıldığının bir göstergesi olmakla birlikte ABD hükümeti tarafından servis edilen görüntüler ise uluslararası kamuoyunda büyük bir psikolojik etki yaratmayı hedeflemekte. 

Ek olarak; Maduro’nun operasyon sırasında ABD’li devlet kurumlarının kısa bir süre sessiz kalması, resmi açıklamaların bilerek geciktirilmesi, sosyal medyada yapay zeka ile üretilmiş bilgi, deepfake video ve görsellerin bilinçli bir şekilde dolaşıma sokulması aslında bir rastlandı değil, bilinçli bir şekilde gerçekleştirilen bir hamle olarak değerlendirilebilir.  

Bilindiği üzere; toplumsal güven aşındırmada videoların deepfake olmasına gerek yok deepfake tehdidinin artık dolaşıma sokulması bile yeterli geliyor. Son olarak Maduro’nun New York’ta kolluk kuvvetlerine ait bir aracın arkasında kapıları açık bir şekilde sergilendiğine dair videonun gerçekte var olup olmadığına dair tartışmalar bu duruma en iyi örneklerden biri. Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun kendi ülkesinde de istenmeyen insan ilan edildiğine dair sahte videoların ise Maduro’nun tutuklanmasının akabinde hızlı bir şekilde sosyal medya hesaplarından yayıldığını görüyoruz. 

Trump’a yakınlığı ile bilinen Laura Loomer X hesabından Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun posterinin yer aldığı bir video paylaşarak “Venezuela halkı Maduro'nun posterlerini yırtıyor” diye not düştü. Söz konusu paylaşım on binlerce beğeni almakla birlikte görüntülerin 2014 yılına ait olduğu tespit edildi. X platformunda aşırı sağcı hesaplardan birinde paylaşılan “Milyonlarca Venezuelalı, Komünist diktatör Nicholas Maduro'nun devrilmesini kutlamak için Caracas ve diğer büyük şehirlerin sokaklarını doldurdu” başlıklı video ise 2,4 milyon izlenme oranına ulaştı. X'in kitle kaynaklı moderasyon aracı olan Community Notes'taki gönderiye yapılan yorumlarda ise videonun "en az 18 aylık" olduğu belirtiliyor.  

Başkan Donald Trump

Başkan Donald Trump, ABD operasyonunun ardından yanlış bilgileri bizzat yayarak, Truth Social adlı sosyal medya hesabında, Maduro'nun yakalanmasının ardından Venezuelalıların sokaklarda iç çamaşırlarıyla kutlama yapıp koştuğunu iddia eden viral bir videoyu paylaştı. Videonun ise geçen ay Kaliforniya Üniversitesi, Los Angeles'ta üç ayda bir düzenlenen geleneksel “UCLA iç çamaşırı koşusu”na katılan üniversite öğrencilerini gösterdiğini tespit edildi. Buradan hareketle de ABD’nin Venezuela saldırı sonrasında sosyal medya ve klasik medya üzerinden gerçekleştirmek istediği dezenformasyondaki temel hedeflerini ise: 

  • Algısal üstünlük: ABD’nin gerçekleştirdiği operasyonun haklılığı (uyuşturucuyla mücadele bağlamında meşru bir operasyon olarak düşünülmesi) ve Maduro’nun meşru aktör olduğu konusunda belirsizlik yaratmak;
  • Tepkiyi geciktirmek: Uluslararası kamuoyu ve kurumların ortak refleks geliştirmesini zorlaştırmak
  • Yerel kaos yaratmak: Venezuela kamuoyunda korku, güvensizlik ve bilgi karmaşası oluşturmak.
  • Hukuki gri alan yaratmak: Uluslararası hukukun net biçimde uygulanmasını engelleyecek bir anlatı ortamı oluşturmak şeklinde ifade edebiliriz. 

Sonuç olarak Venezuela saldırısının modern savaşların doğasındaki köklü değişimin açık göstergelerinden biri olarak tarihte yerini aldığını söyleyebiliriz. Öyle ki egemen bir devlet başkanının ülkesindeki askeri üstten kaçırılmasına ilişkin saldırı salt askeri gücün değil teknolojinin ve ona entegre biçimde geliştirilen istihbarat, siber kapasitenin gücünü de göstermekte. Tüm operasyon ve sonrasında ise ABD’nin sosyal medya üzerinden egemen bir devletin başkanı olan Maduro’nun kaçırılma nedeni, neden kaçırıldığına dair bambaşka bir anlatı oluşturulduğunu söyleyebiliriz. Gelinen noktada da artık hangi bilginin meşru, gerçek olduğu değil hangi bilginin ve yerleştirilen algının hakim ve kalıcı hale geldiği önemli olduğunu vurgulamak gerekir.  

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.