Türkiye-Irak Gümrük Komitesi: Ortak Kalkınmaya Açılan Bir Kapı

Gazeteci Taha Emin, Türkiye ile Irak arasında kurulan Ortak Gümrük Komitesi’nin, “Kalkınma Yolu” projesi çerçevesinde ticaret ve lojistik işbirliğini güçlendirerek iki ülke arasında oluşacak stratejik zemini Fokus+ için inceledi.
Türkiye-Irak Gümrük Komitesi: Ortak Kalkınmaya Açılan Bir Kapı

03.09.2025 - 17:03  |  Son Güncellenme:  04.09.2025 - 14:14

Irak ve Türkiye arasındaki ilişkiler, ticaret ve sınır geçişlerindeki entegrasyona dayalı ekonomik işbirliğinde yeni bir aşamaya giriyor. 

12 Ağustos’ta kurulan Ortak Gümrük Komitesi, iki ülke kurumları arasında malların hareketini kolaylaştıran ve güveni artıran kurumsal bir mekanizma oluşturdu.  

Bu adım, “Kalkınma Yolu” projesinin somut bir gerçekliğe dönüşmesi yolunda kritik bir ilerleme olarak değerlendiriliyor. 

Bu değişim sadece idari bir adım değil, her iki tarafın ticaretten altyapıya, hatta hem Irak hem de Türkiye için daha etkili bir bölgesel rol formüle etmeye kadar uzanan stratejik bir ortaklık kurma arzusunu gösteriyor. 

Büyüyen ticaret 

Ankara ile Bağdat arasındaki ilişkilerin temel dinamiği ticaret olmaya devam ediyor. 

Irak Gümrük İdaresi’nin açıklamasına göre, Ankara’da düzenlenen resmi görüşmelerde ticaret hacminin yıllık 30 milyar dolara çıkarılması için mutabakata varıldı. 

Türkiye-Irak Üst Düzey Gümrük Toplantısı, Türkiye Ticaret Bakan Yardımcısı Sezai Uçarmak ile Irak Başbakan Danışmanı Korgeneral Sami Abdulhussain Radhi Al Sudani başkanlığında gerçekleştirildi.  

Toplantının ardından yapılan açıklamada, anlaşmanın işlemleri hızlandırmak amacıyla gümrük verilerinin elektronik ortamda paylaşılması, kaçakçılığı sınırlamak ve pazarları korumak amacıyla risk yönetiminde iş birliği yapılması, ayrıca kadroların verimliliğinin artırılması amacıyla ortak eğitim programlarının düzenlenmesini kapsadığı belirtildi. 

Tüm bu adımlar, iki ülke arasında daha önce sınır geçişlerinde mal akışını önleyen engelleri aşma yönündeki kurumsal arzuyu yansıtıyor. 

Diğer yandan Anadolu Ajansı’nda (AA) 12 Ağustos’ta yer alan bir habere göre Ankara’da düzenlenen toplantıda, gümrük kapılarının kapasitesinin artırılması yolu ile ticaret akışının hızlı ve güvenli şekilde kolaylaştırılmasının öneminin altı çizildi. 

Ortak komitenin kurulmasının iki ülke gümrük idareleri arasındaki güvenin artırılması için en uygun mekanizma olduğu da vurgulandı. 

Uzmanlardan değerlendirme 

Sabahattin Zaim Üniversitesi’nden Profesör Abdulmuttalip Arpa, Irak ile Türkiye arasındaki gümrük işbirliğinin, ikili ticaretin artırılmasında bir temel taş olduğunu vurguladı. 

Fokus Plus’a özel açıklama yapan Arpa, dijital sistemlerin devreye alınması, işlemlerde tek pencereye geçilmesi, ortak denetim noktalarının oluşturulması, taşımacılık lisanslarının kolaylaştırılması ve nakliye sektöründe çalışanlara vize kolaylığı sağlanması gibi pratik adımların, Kalkınma Yolu projesi tamamlanmadan önce bile ticaret hacminin artırılmasında hızlı etki yaratabilecek adımlar olduğunu söyledi. 

Ekonomi uzmanı Abdurrahman Meşhadani ise, Irak limanlarının modernizasyonunda, özellikle de dijitalleştirme süreçleri, gümrük işlemlerinin hızlandırılması ve mal hareketlerinin kolaylaştırılması açısından Türk uzmanlığından yararlanmanın hayati önem taşıdığını vurguladı. 

Bu durumun, maliyetlerin düşmesine ve getirilerin artmasına yol açacağını vurgulayarak, ithalat operasyonlarıyla ilişkili mevcut kayıt dışı uygulamaları sınırlayacağının da altını çizdi. 

Konuya ilişkin Fokus Plus’a görüş bildiren Meşhedani, Irak pazarının Türk malları için önemli bir hedef olduğunu söyleyerek, Irak’ın her yıl 12 ila 14 milyar dolar değerinde Türk ürünü ithal ettiğini belirtti. 

Özellikle Iraklı tüketicilerin, Türk mallarını kalitesi ve yerel damak tadına uygunluğu nedeniyle tercih etmesi ve uygulanan gümrük vergilerinin düşürülmesiyle, bu malların yerel pazardaki payının artması bekleniyor. 

Irak ve Türkiye heyetleri.

Irak ve Türkiye’nin vizyonları arasındaki bu uyum, ticaret hacminin artırılmasının yalnızca ekonomik bir hedef olmadığını gösteriyor. 

Buna ek olarak, Irak’a Avrupa’ya malların stratejik geçiş noktası olma fırsatı veren ve Türkiye’nin bölgedeki ekonomik nüfuzunu genişletmesine olanak tanıyan Kalkınma Yolu projesi kapsamındaki daha geniş bir projenin parçası olduğunu ortaya koyuyor. 

Lojistik koridoru 

Irak’ın altyapı vizyonunun merkezinde yer alan Kalkınma Yolu projesi, Arap Körfezi’nden Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanan bir ticaret koridoru oluşturmayı hedefliyor.  Ancak projenin önemi, Irak sınırlarında bitmiyor. 

Asya ve Avrupa arasında önemli bir köprü konumunda olması ve projenin kurmayı hedeflediği ulaşım ve enerji ağında önemli bir istasyon olması nedeniyle, projeden en çok yararlanan taraf olan Türkiye’yi de kapsıyor. 

Irak Ulaştırma Bakanlığı’nın verilerine göre, projenin tasarım ve stratejik haritalarının yüzde 60’ı tamamlandı.  

Toplam maliyeti 17 milyar dolar olan projenin ilk etabının yıl sonundan önce hayata geçirilmesi planlanıyor. 

Proje, Irak'ın güney limanlarının geliştirilerek, kuzeyde Türkiye sınırına kadar uzanan bir demiryolu ve karayolu ağına bağlanması ve böylece kıtalararası bir ekonomik ve lojistik koridor oluşturulmasını kapsıyor. 

Irak Ulaştırma Bakanlığı Sözcüsü Meysem el-Safi, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, projenin finansal ve ekonomik modelinin, ABD merkezli Oliver Wyman danışmanlık firmasıyla işbirliği yapılarak tamamlandığını bildirdi. 

Safi, söz konusu modelin Irak Başbakanı’na sunulması ve altyapı, liman ve lojistik hizmetleri alanında uzman küresel şirketleri çekmeyi hedefleyen uluslararası yatırım aşamasının başlatılması için hazırlık yapıldığını da ifade etti. 

Sözcü, bu adımın Irak’ı yatırım için cazip bir ülke olarak göstermeyi ve ülkenin stratejik ortaklıklara açık bölgesel bir ekonomik aktör olarak yeni imajını vurgulamayı amaçladığını da sözlerine ekledi. 

Abdurrahman Meşhedani ise Kalkınma Yolu projesinin sadece mal taşımacılığı için bir koridor olmaktan öte, Irak vilayetlerinde ekonomik ve endüstriyel şehirler kurulması yönünde kapsamlı bir vizyonu temsil ettiğinin altını çizdi. 

Ekonomi uzmanı, bu projenin ihracat ve yerel üretimin artmasına katkı sağlayabileceğini, Irak’ın stratejik ticaret koridoru konumunu güçlendirebileceğini belirtti. 

Projenin karşı karşıya olduğu en büyük zorluğun finansman olduğunu belirten Meşhedani, demiryolu ve ilgili altyapının ilk inşa maliyetinin yaklaşık 17 milyar dolar olarak tahmin edildiğini, zamanla bunun 20 milyar doları aşabileceğini söyledi. 

Meşhedani, Irak bütçesindeki kronik açık göz önüne alındığında, projenin finansmanının, ister 5 milyar dolar katkıda bulunmaya istekli olduğunu belirten Türkiye’den, ister BAE ve Katar gibi Körfez ülkelerinden olsun, yabancı yatırıma açık olmayı gerektirdiğini de dile getirdi. 

Irak kurumlarının bu büyüklükteki bir projeyi yönetebilecek idari ve teknik uzmanlıktan yoksun olmasının ikinci zorluğu oluşturduğunu söyleyen Meşhedani, açıklamasına şu ifadelerle devam etti: 

“Bu durum, yüksek bir frekansta (Irak ile Türkiye arasında her 15-20 dakikada bir sefer) çalışması beklenen tren ağının işletilmesi için uluslararası şirketlerle sözleşme yapılmasını gerektiriyor.” 

Üçüncü zorluğa değinen Meşhedani, bunun uygulamayı engelleyebilecek idari ve mali yolsuzluklar olduğuna dikkat çekti. 

Güvenlik sorununun ise, Türkiye hükümeti ile PKK/KCK arasında varılan mutabakatın sınır bölgelerindeki tehditleri azaltmasıyla bugün daha geri planda kaldığının altını çizdi. 

Meşhedani, Türkiye’nin Kasım 2025’te yapılması planlanan Irak seçimlerinin ardından yeni Irak hükümetiyle ticaret işbirliği, Türk şirketlerine yatırımda önemli rol verilmesi ve Körfez limanlarına erişim maliyetini düşürmek için bazı fabrikaların Irak’a taşınmasını içeren kapsamlı anlaşmalar yapmaya çalışacağını da öne sürdü. 

Gümrük iş birliği ve sınır kapılarının geliştirilmesinin yanı sıra su ve tarım konularının da müzakerelere dahil edilmesinin beklendiğini de ifade etti. 

Bağdat ile Ankara arasında ticari görüşmeler.

Bağdat ile Ankara arasında son haftalarda yapılan ortak teknik görüşmelerde, Irak’taki altyapı ve liman projelerine şirketlerinin katılımının önünü açmaya hazırlanan, Türkiye için kritik öneme sahip sınır ticaret koridorunun nihai çıkış noktasının belirlenmesine odaklanıldı. 

Bu yatırım boyutu, Ankara’ya sadece projede bir ortak olarak değil, aynı zamanda teknik uzmanlık ve lojistik kabiliyetleriyle projenin sürdürülebilirliğini sağlayan bir taraf olarak da rekabet avantajı sağlıyor. 

Gözlemcilere göre bu proje, Irak ve Türkiye arasında karşılıklı çıkarlara dayalı uzun vadeli stratejik bir ortaklığı yansıtıyor.  

Irak, ekonomisini çeşitlendirmeyi ve petrole olan bağımlılığını azaltmayı hedeflerken, Türkiye bu projeyi bölgede bir enerji ve ticaret merkezi olarak konumunu pekiştirmek için bir fırsat olarak görüyor. 

Buna göre, “Kalkınma Yolu” bir altyapı projesi olmanın ötesine geçerek, Irak-Türkiye ekonomik ilişkilerinin daha derin ve sürdürülebilir temeller üzerinde yeniden şekillendirilmesine yönelik bir çerçeve niteliği taşıyor. 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.