Srebrenitsa Yaklaşırken: Boşnaklar Bugün Hala Kendi Bayrağı İçin Mücadele Ediyor
06.07.2026 - 11:23 | Son Güncellenme: 07.07.2026 - 14:15
Srebrenitsa Soykırımı’nın yıl dönümü (11 Temmuz) yaklaşırken, yalnızca 1995 yılının acısını değil, bugün Republika Srpska sınırları içinde yaşayan Boşnakların durumunu da konuşmak zorundayız. Çünkü Srebrenitsa sadece geçmişte yaşanmış bir trajedinin adı değildir. Srebrenitsa bugün hâlâ orada yaşayan insanların var olma, kimliğini koruma, evinde kalma ve temel haklarını savunma mücadelesinin de adıdır.
Bosna Hersek’te savaş biteli neredeyse otuz yıl oldu. Ancak bazı bölgelerde barış, Boşnaklar için hâlâ tam anlamıyla güven duygusu anlamına gelmiyor. Özellikle Republika Srpska sınırları içinde yaşayan Boşnaklar için kimlik, hafıza ve semboller, siyasi tartışmaların merkezinde. Son aylarda Bosna Hersek Cumhuriyeti’nin zambaklı bayrağı etrafında yaşananlar bunun en açık örneklerinden biri.

Bu bayrak sıradan bir bez parçası değil. Zambaklı bayrak, 1992–1998 yılları arasında uluslararası alanda tanınan Bosna Hersek Cumhuriyeti’nin resmî bayrağıydı. Bosna Hersek, 22 Mayıs 1992’de Birleşmiş Milletler’e bu bayrak altında kabul edildi. Bu bayrak, New York’ta, Birleşmiş Milletler binası önünde dalgalandı. Bosna Hersek’in bağımsızlığı, egemenliği ve uluslararası varlığı, dünyaya bu sembolle tanıtıldı. Ve bu bayrak insanların sahiplendiği, kalpten hissettiği bayraktır.
Yani bugün Sırpların “yasaklanması gereken sembol” gibi göstermeye çalıştığı bayrak, aslında uluslararası toplumun tanıdığı bir devlet bayrağı; kuşatma altındaki Saraybosna’nın, savunulan şehirlerin, yıkılan köprülerin, yakılan kütüphanelerin ve hayatta kalmaya çalışan bir halkın sembolü.
Bugün Bosna Hersek’in resmî bayrağı farklıdır. O da halkın isteği dışında gelişti, yani dayatılmış bir bayrak. Bu durum, zambaklı bayrağın tarihsel ve hukuki hafızadan silindiği anlamına gelmez. Bir milletin geçmişteki resmî devlet sembolünü hatırlaması, taşıması veya anması ise suç gibi hiç gösterilemez.
Buna rağmen son aylarda Republika Srpska’da zambaklı bayrak taşıyan ya da evinde bulunduran Boşnaklara yönelik polis müdahaleleri gündeme geldi. Bazı yerlerde bayraklara el konuldu, bazı kişilere ceza yazıldı, bazı aileler gece geç saatlerde polis baskısıyla karşı karşıya kaldı. Novo Goražde’de bir Boşnak ailenin evine gece saatlerinde gidilerek balkonda asılmış olan zambaklı bayrağın alınması, bu tartışmanın ne kadar hassas bir noktaya geldiğini gösterdi.
Eğer bir bayrak daha önce mahkemeler tarafından tek başına suç sayılmamışsa, o zaman gece yarısı insanların kapısına polis göndermek hukuki bir uygulamadan çok gözdağı olarak algılanır. Bu yüzden mesele yalnızca bir bayrak meselesi değildir. Mesele, savaş sonrası Bosna’da Boşnakların hâlâ kendi hafızasını taşıyıp taşıyamayacağı meselesidir.
Üstelik bu konuda daha önce verilmiş mahkeme kararları da var. Sejfudin Tokić ve Adnan Bajrić’in Banja Luka’da zambaklı bayrak taşıdığı için yargılandığı davada Sırp yönetimindeki mahkemeler, bayrağın tek başına suç oluşturmadığı yönünde karar verdi. 2018’de verilen beraat kararı daha sonra 2020’de de kesinleşti. Bu kararlar, zambaklı bayrağın kendi başına nefret suçu ya da kamu düzenini bozma eylemi olarak değerlendirilemeyeceğini ortaya koydu.

Buna rağmen bugün Republika Srpska’da yeni bir yasal düzenleme gündeme getiriliyor. Bu düzenleme ile eski Bosna Hersek ordusunun sembollerinin ve zambaklı bayrakla ilişkilendirilen bazı sembollerin kamusal alanda taşınması veya gösterilmesi hâlinde 3 yıl hapis cezası öngörülmesi tartışılıyor. Bu, yalnızca hukuki bir teklif değil, aynı zamanda Bosna Hersek’in savaş hafızasına yönelik siyasi bir müdahale olarak görülüyor.
Burada Türkiye’den bakan insanlar için önemli bir karşılaştırma yapmak gerekir. Türkiye’de bir vatandaş Türk bayrağını evine, arabasına, iş yerine ya da balkonuna astığında bunu doğal bir hak olarak görür. Çünkü bayrak, bir milletin egemenliğini ve hafızasını temsil eder. Hiç kimse Türk bayrağını taşıdığı için kapısına gece yarısı polis gelmesini aklından bile geçirmez. Tam özgürlük budur.
Aynı duyguyu Bosna Hersek’in savaş yıllarındaki resmî bayrağını taşıyan Boşnaklar için de anlamak gerekir. Zambaklı bayrak, Boşnaklar için yalnızca nostaljik bir sembol değildir. O bayrak, yok edilmek istenen bir devletin ve hayatta kalmaya çalışan bir halkın hatırasıdır.
Srebrenitsa’nın da bugün Republika Srpska sınırları içinde bulunduğunu unutmamak gerekir. Srebrenitsa’da soykırım yaşandı. Uluslararası mahkemeler bu suçu soykırım olarak tanıdı. Ancak bugün orada yaşayan Boşnaklar yalnızca mezarlıkları ziyaret eden insanlar değildir. Onlar aynı zamanda gündelik hayatın içinde var olmaya çalışan, tüm bu engellere ve baskılara rağmen Boşnak çocuklarını büyüten, evini koruyan, kimliğini savunan insanlardır.
Bu yüzden Srebrenitsa’yı yalnızca 11 Temmuz’da hatırlamak yetmez. Eğer Srebrenitsa’yı gerçekten anmak istiyorsak, yılın geri kalan günlerinde de orada yaşayan insanların haklarına, güvenliğine ve onuruna bakmak zorundayız. Srebrenitsa’yı anmak, bugün hâlâ Republika Srpska’da yaşayan Boşnakların sesini duymaktır. Onların bayrağına, diline, okuluna, mezarlığına, kimliğine ve hafızasına yönelik baskıları görmektir. Ve bunları duyurmaktır.
Soykırım yalnızca insanların öldürülmesiyle ilgili değildir. Soykırımın ardından gelen dönem de en az hafıza kadar önemlidir. Eğer bir halkın sembolleri kriminalize edilmeye çalışılıyorsa, geçmişte uluslararası alanda tanınmış bir devlet bayrağı bugün korku unsuru hâline getiriliyorsa ve bunun gibi diğer baskılar da devam ediyorsa, orada yalnızca geçmiş değil, bugün de konuşulmalıdır.

Bosna Hersek’in barışı, yalnızca savaşın bitmesiyle ölçülemez. Gerçek barış, insanların kendi kimliğiyle, kendi hafızasıyla ve kendi sembolleriyle korkmadan yaşayabilmesidir. Eğer bir Boşnak, Srebrenitsa’da, Prijedor’da, Foča’da, Višegrad’da ya da Novo Goražde’de kendi tarihini temsil eden bir bayrağı taşırken polis baskısından korkuyorsa, o zaman barışın hâlâ eksik kalan bir tarafı var demektir.
Zambaklı bayrak bugün Boşnaklar için bir direnişin, hafızanın ve devlet olma mücadelesinin sembolüdür. Bu bayrak, Bosna Hersek’in uluslararası alanda tanındığı dönemin resmî bayrağıdır. Onu suç gibi göstermek, yalnızca bir sembolü değil, bir halkın tarihsel hafızasını hedef almaktır.
Srebrenitsa yaklaşırken belki de en çok bunu konuşmalıyız.
Çünkü 11 Temmuz’da “Unutmadık” demek kolaydır. Asıl mesele, 12 Temmuz’da, 13 Temmuz’da ve yılın diğer bütün günlerinde de aynı hafızayı koruyabilmektir.
Srebrenitsa’yı yalnızca yıl dönümünde hatırlamak, Boşnakların bugünkü mücadelesini eksik görmek demektir. Bugün Republika Srpska’da yaşayan Boşnaklar hâlâ varlıklarını, haklarını ve özgürlük alanlarını korumaya çalışıyor. Bu mücadele bazen okul isimlerinde, bazen mezarlık ziyaretlerinde, bazen dönüş hakkı tartışmalarında, bazen de bir bayrakta kendini gösteriyor.
Ve bazen bir bayrak, bütün bir halkın susturulmak istenen hafızasını taşır.
Bu yüzden hem Srebrenitsa hem de Sırp bölgelerindeki diğer şehirlerde yaşayan Boşnakları yıl içerisinde daha sık hatırlamalıyız. Varsa imkânımız ziyaret etmeliyiz, onlarla projeler geliştirmeliyiz ve yalnız olmadıklarını göstermeliyiz.
Srebrenitsa’yı anmak için tek bir tarih yetmez.