Şili’de Filistin Diasporasının Yükselişi: Siyaset, Spor ve Kimlik

Araştırmacı Ahmet Vefa Rende, 19. yüzyıldan günümüze Şili’ye göç eden Filistin diasporasının ekonomik, kültürel, sportif ve siyasi alanlarda Şili toplumuna entegre oluşunu ve ülkenin Filistin politikasına etkisini Fokus+ için inceledi.
Ahmet Vefa Rende
 Şili’de Filistin Diasporasının Yükselişi- Siyaset, Spor, Kimlik-Ahmet Vefa Rende (1).jpg

15.08.2025 - 16:30  |  Son Güncellenme:  27.08.2025 - 10:56

19. yüzyılda Osmanlı topraklarından Şili’ye başlayan göç eden Filistinliler ilk etapta birtakım zorluklarla karşılaşsa da kısa sürede Şili toplumuna adapte olmuş ve Şili’de spordan siyasete birçok alanda etkili olmuşlardır. Orta Doğu’daki ülkeleri dışında Filistin diasporasının en fazla yoğun olduğu ülke Şili’dir. Sayıları ise yaklaşık 500 bini bulan Filistin diasporasının Orta Doğu ülkelerinden sonra en yoğun olduğu ülkelerden biridir.  

Diasporanın Şili toplumuna ticaret, tarım ve sanayi alanlarında ekonomik katkılar sunması, Şili’deki Filistin diasporasının Şili toplumuyla bütünleşmesine ön ayak olmuştur. Bunun sayesinde hem Şili halkı hem de siyasetçileri Filistin meselesine karşı süreç içerisinde duyarlı yaklaşmışlardır. Bu süreçte, Filistin diasporası spor üzerinden kimlik bağlarını korumuş ve hem Filistin’deki aileleriyle hem de Şili toplumuyla spor üzerinden bağlar kurmuştur.   

Şili’de diasporanın ortaya çıkışı 

1860’lı yıllarda Bilad-ı Şam’dan Amerika kıtasına yoğun bir göç dalgası başladı. Yaklaşık 1,2 milyon kişi Şili, Honduras, Arjantin gibi bölge ülkelerine göç etmişti. Göç eden nüfusun büyük bir kısmını Hristiyanlar oluşturmaktaydı. Filistin’den göç edenler ağırlıklı olarak Beytüllahim, Beyt Cela ve Beyt Sahur gibi Hristiyan kasabalarındandı. Ancak göç eden kitlenin tamamının Hristiyanlardan oluştuğunu söylemek mümkün değildir.  

Bu dönemde, Şili’ye ve Amerika kıtasının geneline yapılan göçlerin temel nedenleri Hristiyanların Osmanlı devleti tarafından askerliğe alınmak istenmesi, Osmanlı’nın içerisinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar ve 1860’ta Maruni Hristiyanlar ile Dürziler arasında yaşanan çatışmada binlerce Hristiyan’ın ölmesiyle birlikte ortaya çıkan güvenlik endişesine neden olmuştur. Bu dönemde göç eden Filistinliler Osmanlı pasaportu nedeniyle Şilililer tarafından Turco olarak nitelendirilmişlerdir. Birinci Dünya Savaşı, Nekbe, 6 Gün Savaşı ve devam eden süreçte de binlerce Filistinli Şili’ye göç etmek zorunda kalmıştır. Şili’deki Filistinlilerin yoğunluğu bu süreçte atasözlerine de konu olmuştur. Nitekim, eski bir Şili atasözüne göre “Her kasabada 3 kişi vardır: bir rahip, bir polis bir de Filistinli. 

Şili’ye göç eden Filistinliler ilk zamanlar ayrımcılığa maruz kalmıştır. Bu süreçte Şilililer Filistinlileri parazit, Filistinliler de Şililileri işçileri sömüren kişiler olarak karikatürize etmekteydi. Ancak, toptancılık, ticaret, manifatura, tarım gibi sektörlerde çalışan Araplar zamanla zenginleşmeye başlamıştır. Özellikle perakende ticaretinin az gelişmiş olduğu Şili’de Filistinliler bu alanda boşluğu hızla doldurmuş ve bazı Filistinli aileler tekstil sektörünün sembolü haline gelmiştir. Filistinlilerin ekonomiye katılımı, maruz kaldıkları ayrımcılıkları geri plana atmıştır. Aynı zamanda, Şili’deki Filistinli tüccarlar Filistin ile ticari bağların güçlendirilmesini teşvik etmiştir. Bunun en belirgin örneğini, Beytüllahim bölgesinde kalkınma projelerini finanse eden Fundacion Belen 2000 teşkil etmektedir. Şili’ye göç eden Filistinlilerin topluma uyum süreci, diaspora örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve Şili hükümetinin ortak çabalarıyla desteklenmiştir. Bu iş birliği, göçmenlere maddi, sosyal ve kültürel alanlarda önemli imkanlar sağlamıştır. Nitekim, 2008 yılında Irak’taki 117 Filistinli mültecinin Şili’ye yerleştirilmesinde bu dayanışma kendini açıkça göstermiştir. 

Zenginleşen Filistinliler spordan siyasete kadar Şili’de etkin olmaya başlamışlardır. Spor kulüpleri, sivil toplum kuruluşları ve yardım dernekleri kurarak hem kendi kimliklerini korumuşlar hem de bu kurumlar sayesinde Şili toplumunda kabul görmüşlerdir. Bunun en önemli örneklerinden biri ise Filistinlilerin kurduğu futbol kulübü Club Deportivo Palestino’dur. 

Sporun birleştirici etkisi  

1916’da Santiago’da kurulan kulüp, 1952’de profesyonel hale gelmiştir. Filistin bayrağındaki renkleri formasında taşıyan Palestino, Şili’de Arapların ilgi odağı haline gelmiştir. Kulüp, 1988’de La Cisterna’da stadyumu açılmış ve stadyum sadece futbol maçları için değil, aynı zamanda kültür faaliyetlerine de ev sahipliği yapmıştır. La Cisterna zamanla Şili’deki Filistinlilerin toplanma noktası haline gelmiştir. Filistinli politikacılarla sürekli temas halinde olan kulüp, Şili-Filistin ilişkilerinde önemli bir rol oynamıştır. Nitekim Palestino, 2003 yılında iflasın eşiğine geldiğinde Yaser Arafat kulübe destek için mektup göndermiştir. Kulüp, 2015 yılında Copa Libertadores’e katılma hakkı elde ettiğindeyse Mahmud Abbas destek mesajı göndermiştir. Filistinli siyasetçilerin kulübü önemsemesinde kulübün Şili’deki Araplarla kurulan ilişkilerde aracı rolü oynaması etkili olmuştur. Bu yüzden Palestino, Filistin’den büyük destek görmüştür. Öyle ki, kulübün en önemli sponsorlarından biri 2010 yılından bu yana Filistin Bankası’dır.  

Palestino taraftarları gözünde de kulüp, Filistin’in bir temsilcisi olarak görülüyordu. Onlara göre Palestino sadece bir futbol kulübü değildi, aynı zamanda bir davanın, bir mücadelenin temsilcisi olarak görülüyordu. Şili ve farklı bölgelerdeki taraftarları Palestino’nun işgal altındaki Filistin’in hikayesini spor aracılığıyla dünyaya duyurduğunu düşünüyordu.  

Filistin diasporasının siyasete etkisi 

Filistin diasporasının Şili’de önemli azınlık gruplarından biri olması, Şili siyasetinde belirleyici hale gelmesine yol açmıştır. Diasporanın ülke içindeki nüfusa oranı, siyasetçilerin seçim kampanyalarını etkilemiş ve ister istemez Filistin meselesine karşı duyarlı olmalarına neden olmuştur. Nitekim, Filistinlilerin yoğun yaşadığı Recoleta bölgesinin Filistin asıllı belediye başkanı Daniel Jadue sol koalisyonun Cumhurbaşkanı adayı olurken, Yahudi karşıtı bir tutum sergilemiştir. Bunun yanında, Jadue’nin rakibi de İsrail ve Yahudi karşıtı söylemlerde bulunarak Filistin toplumunun oyunu almak istemiştir. Bu durum, diasporanın Şili’de siyasi atmosferi hangi düzeyde etkilediğini göstermesi bakımından önemlidir.      

Diaspora Şili’de siyasette etkin olmaya başlamasında Palestino da etkili olmuştur. Palestino futbol kulübünün eski teknik direktörlerinden Filistin asıllı Şilili Nicola Hadva futbol sayesinde Şili’de kazandığı şöhretle 2017 yılında siyasete atılmıştır. Hadva, Filistin davasına desteği ve emperyalizm karşıtı söylemleriyle dikkat çekerken, 2017’de Şili Komünist Partisi destekli Geniş Cephe koalisyonu içerisinde siyasette kendisine yer bulmuştur. Ancak, bu seçimde Temsilciler Meclisine seçilememiştir.    

Filistinlilerin kendi kimliklerini koruyarak Şili toplumuna başarılı bir şekilde entegre olması siyasette öne çıkmalarına yol açmıştır. Devlet kademesinde, belediyelerde, mecliste etkin olan Filistinli elitler Şili’nin dış politikasını etkilemede başarılı olmuşlardır. Bu elitler, Filistin meselesini sürekli Şili’nin gündemine taşımış ve Şili’nin Filistin lehine karar almasını sağlamıştır. Bu kapsamda, 1947’de Filistin’in bölünmesiyle ilgili Birleşmiş Milletler oylamasında çekimser kalmış, 2011’de Filistin’i resmen tanımış, Filistinli çocukların İsrail’de hapsedilmesine karşı çıkmış, İsrail’in Filistin’de yürüttüğü asimilasyona ve Gazze soykırımına karşı durmuştur.  

Sonuç olarak 19. yüzyılın ortalarından itibaren Şili’ye göç etmeye başlayan Filistinliler ilk etapta birtakım sorunlarla karşılaşmış olsa da asimile olmadan ve kendi kimliklerini koruyarak Şili toplumuna entegre olabilmişlerdir. Filistinlilerin ekonomik katkıları, spor kulüpleri ve sivil toplum faaliyetleri Şili toplumunda saygın bir konum elde etmelerine yol açmıştır. Bu saygınlık Şili’nin hem iç politikasına hem de dış politikasına etki etmiştir. Filistinlilerin nüfus yoğunluğu, siyasetçilerin Şili siyasi seçimlerinde Filistinlilerin desteğini almaya yöneltmiştir. İç politikayla dış politikanın birbiriyle iç içe olması Şili dış politikasında da Filistin diasporasının etkili olmasına yol açmış ve Şili hükümetleri farklı vakalarda Filistin-İsrail meselesinde Filistin’den yana kararlar almıştır.        

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.