Rejimin Asıl Gücü Dağların Altında: İran’ın Yer Altı Tünelleri

Araştırmacı Mehmed Mazlum Çelik, İran’ın yer altı tünelleri ve füze şehirleri üzerinden rejimin askeri gücünü ve ABD-İsrail saldırılarına karşı dayanıklılığını Fokus+ için inceledi.
Rejimin Asıl Gücü Dağların Altında İran’ın Yer Altı Tünelleri

13.03.2026 - 14:49  |  Son Güncellenme:  17.03.2026 - 10:41

ABD’nin başını çektiği saldırılarda nihai amaç İran’da rejimi devirmek olarak takdim edildi. 

Gelinen noktada rejimin değişmesi mümkün değil; çünkü saldırıların öncesinde meydanlarda yönetimi protesto eden halk kitlelerinden eser yok. 

Aslında 1953 yılındaki Ajax operasyonunda Batı bu durumu tecrübe etmesine rağmen belli ki gerekli ders çıkartılmamış. 

Muhammed Musaddık, meclisin yetkilerini tek elde toplayıp ülkedeki kitlelerin tepkisini çekmeye başlayınca General Zahidi yönetimi devirmek için harekete geçmiş; ama Musaddık’ı protesto eden aynı halk darbecileri püskürterek kalkışmayı engellemişti. Bunun üzerine Şah ülkeden kaçmış; ama halkına güvenmeyen Musaddık kendisini devirmek için meydana inen orduyu bu kez protestocuları dağıtmak için sahaya sürünce kendi sonunu hazırlamış oldu. Başka bir deyişle Musaddık bu kritik hatayı yapmasa İran halkı asla Darbecilerle işbirliği yapmadığı gibi meydanlarda eleştirdiği iktidarına sahip dahi çıkmıştı. 

Şu an İran’daki eylemleri de bu çerçeveden okuyup anlamak gerekiyor.  

Savaşın seyrine döndüğümüz zaman şu soru öne çıkıyor; eğer ki halk isyanı olmayacaksa askeri anlamda Tahran saldırılara ne kadar dayanabilir ve rejimin askeri kapasitesi nedir? 

İran’ın askeri kapasitesini ABD-İsrail dâhil kimse bilmemektedir; çünkü Devrim Muhafızları onlarca yıldır İran dağlarının altını bir köstebek gibi kazmakta ve tüm stratejik gücünü yerin altına inşa etmektedir. Dolayısıyla İran’ın askeri gücünü konuşmak farazi lakırdılar olacaktır; ama bu tünellerin inşa sürecine, hedeflerine ve mühendisliklerine yakından bakmak aydınlatıcı olacaktır. 

Devrim Muhafızları yıllarca dağların altına tünel kazdı 

Askeri anlamda inşa edilen ve çokça eleştirilen yapılar var.  

Bunların çoğu kötü örneklerdir; mesele Birinci Dünya Savaşı sonrası Fransızlar Almanları durdurmak için Maginot Hattı ismiyle yüzlerce kilometrelik beton savunma tünelleri inşa ettiler. Fransızlar bu hatta zamanını ve bütçesini harcarken Alman savaş sanayisi hızla ilerledi ve Fransız askeri gücünün çok önüne geçti. 

Almanlar 1940 yılında Yıldırım Harekâtıyla bu hattın etrafından dolaşıp arkadan kuşattı ve sonuç olarak tüm Fransa, Nazi Almanya’sının işgali altına girdi. 

Bir başka tuhaf askeri mühendislik garabeti Arnavutluk’ta meydana geldi. 

İran’ın yer altı tünelleri

Enver Hoca yönetimindeki Komünist rejim ülke genelinde yaklaşık 172 bin beton sığınak inşa etti. Koni şeklindeki bu sığınaklar Arnavutluk rejiminin paranoyasından ibaretti. Şimdilerde Arnavutluk için iyi bir turistik miras olsa da o dönem için fakir Arnavutluk halkı için sefaleti artıran ve stratejik açıdan hiçbir karşılığı olmayan bir askeri mühendislikti. 

Ortada dünya tarihi açısından bu kadar kötü örnek varken İran’ın yerin altında füze şehirleri inşa etmesi abes ve komik bir girişim gibi duruyordu. Lakin iki mantıklı gerekçe İranlıları bu tedbire zorlayacaktı. 

Birinci neden sarp dağlar ve kayalıklardan oluşan İran coğrafyasında yer altı sığınakları ve tüneller Urartulardan beri sayısız işgal ve savaştan İran’da yaşayan halkları korumuştu. Yunanlılar, Moğollar, Eyyubiler ve Osmanlılara karşı İran iktidarında bulunan tüm yönetimler dağları ve tünelleri güçlü bir savunma sistemi olarak kullanmıştı. Dolayısıyla geçmişte onları koruyan bu geleneksel yöntem, güven veren bir taktikti. 

Bir diğer neden Orta Doğu’ya füze diplomasisini hediye eden Saddam Hüseyin’di. Irak’ın devrik lideri Saddam Hüseyin rejimle tutuştuğu anlamsız savaşta elinde bulunan ve geliştirilen ne kadar füze varsa hepsini İran üzerinde denemişti. Bu tahribat karşısında İranlılar ilerleyen yıllarda askeri gücünü sarp dağları ve tünellerle koruma ihtiyacı duyacaktı. 

Nasıl inşa edildiler? 

İran’daki yer altı tünellerinin tamamı Devrim Muhafızları imzasını taşımaktadır. Bu tünellerin kazımı ile ilgili çok efsane anlatılır. Buna göre rejimin bilhassa ağır hapis cezası alan mahkûmları bu tünellerde çalıştırdığı söylenegelir.  

Lakin konuyla ilgili yapılan bazı çalışmalarda bu tünellerin son yıllardaki modernize yapısı ve görünümünün arkasında Çin mühendisliği olduğu tahmin edilmektedir. Son derece büyük ve geniş kapasiteli bu tünellerin inşası için komplike ve ağır iş malzemelerine ihtiyaç duyulur ki Çin bu teknolojiyi fazlasıyla İran’a tedarik edebilecek güce sahip bir ülkedir. 

İran’ın yer altı tünelleri

Ayrıca bu tüneller yalnızca kazmakla biten yapılar değil. İçlerinde gelişmiş iletişim ve elektrik alt yapısı bulunduğu düşünülmektedir. Hidrolik kapılar, fırlatma rampaları ve gelişmiş havalandırma sistemleri ile İran kimseye fark ettirmeden modern dünyanın en komplike yer altı şehirlerini inşa ettiği tahmin ediliyor. İran’ın saldırı kapasitesi ile ilgili ortaya attığı pek çok iddia asparagas olsa da haklı olduğu nokta bu savaşı onlarca yıl sürdürebilecek bir alt yapıya sahip olduğudur. Böylesi komplike yapıları havadan uçaklarla ve füzelerle yok edemeyen ABD-İsrail kuvvetlerinin kara gücüyle bir harekata girişmesi Vietnam ve Afganistan gibi yıkım savaşlarından daha ağır bedeller ödetebilir. 

ABD ve İrail ne kadar zarar verebiliyor? 

Şu ana kadar süren savaşta ABD ve İsrail’in bu tünellerden herhangi birini tamamen yok edebildiğine dair tek bir delil yok. Uydularla sürekli izlenen stratejik noktalar yapay zekâ desteği ile ancak ortaya çıktığında füze rampalarına hasar verebilmektedir.  

İran’ın yeraltında bu rampaları onarabilecek ve kısa sürede tedavüle sokabilecek mühendisliği olduğu tahmin edildiğinden uzun vadede İran cephesi açısından bu hasarların yıkıcı bir etkisi bulunmamaktadır. Ayrıca İran; Gazze gibi çevrelenip ablukaya alınabilecek bir ülke değil. Uzun lafın kısası rejimi askeri olarak devirmek imkânsız. Saddam’ın uzun yıllar süren saldırıları Tahran rejimini güçlendirerek bitti. Bu savaşta da İsrail; düşmeyecekse de önemli reformlar yapmak zorunda olan bir rejime adeta can suyu oldu. Üstelik tüm bölgeyi susuzluk, ekonomik sıkıntılar ve sıcak savaş gibi sayısız tehditle karşı karşıya bıraktı. 

Elbette ABD ve İsrail’in elinde bunker sığınak delici silahlar var; ama bunların hiçbiri dağları delip yerin altındaki füze şehirlerini imha edebilecek kapasiteye sahip değil.  

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.