Ramazan’ın Klasikleri Çağrı ve Ömer Muhtar'ın Ardındaki İsim: Kaddafi
20.02.2026 - 14:58 | Son Güncellenme: 04.03.2026 - 13:45
Dünya literatüründe Libya sineması diye bir şey yoktur.
Hatta Libyalıların sinema ile ilişkisi öylesine çoraktır ki akıllara tek bir Libya filmi ya da aktörü gelmez.
Lakin Libya’nın devrik diktatörü Muammer Kaddafi, İslam aleminin sinema tarihine damga vuracak iki kült eser olan Çağrı: İslam’ın Doğuşu (1976) ve İslam’ın Kılıcı: Çöl Aslanı Ömer Muhtar (1981) filmlerinin arkasındaki ekonomik ve siyasi iradenin ta kendisidir.
Kaddafi ve sinema
Kaddafi, 1967 yılında iktidarı ele geçirdikten sonra Batı sömürgeciliği ile savaşın tek cephesinin askeri saha olmadığını ilan etti.
Kaleme aldığı “Yeşil kitap” isimli eserinde Batı zihniyeti ile mücadelenin siyaset dışında aile, ekonomi, spor ve edebiyata varıncaya kadar sayısız cephesi olduğunu iddia etmekteydi.
Gözden Kaçmasın
Şüphesiz bu cephelerden birisi de sinemaydı.
Kaddafi ezilen halkların ve Müslümanların kendilerine ait güçlü bir sineması olması gerektiğini iddia ederken Batı filmlerinin Müslümanları ve Afrikalıları hor gördüğünü savunuyordu.
Zaten bu doğrultuda iktidarının ilk yıllarında bilhassa İtalyan ve Fransız filmlerini yasaklayarak bu görüşlerini pratikte hayata geçirmeye niyetli olduğunu gösteriyordu.
Çağrı Filmi’nin öyküsü
Çağrı: İslam’ın Doğuşu (1976) filminin çekileceği duyurulduktan kısa bir süre sonra İslam dünyasında büyük bir fırtına kopmuştu.
Filmin kadrosunda Anthony Quinn, Irene Papas, Michael Ansara gibi yıldızlar yer alacağı duyurulmuş olsa da başta bütçe olmak üzere yapımın çok eksiği bulunuyordu.
Yönetmenlik koltuğuna oturan kişi de son derece önemlidir: Mustafa Akkad.
Filmin asıl finansörü Libya lideri Muammer Kaddafi olacaktı.
Kuveyt, Fas gibi ülkelerden film kovulmuş yönetmen ve oyunculara Libya lideri sahip çıkmıştı. Üstelik filmin yeni setinde figüranlar Libya ordusunda görev alan askerlerden oluşacaktı.
Akad filmi tamamladıktan sonra dünya sinemasına damga vurmuş ve dünyanın dört bir yanında yayınlanmıştı. Bunun ile beraber birçok ülkede filme yönelik tepki eylemleri gerçekleşti. ABD’li siyahiler bu filmin arkasında Yahudiler olduğu iddiasıyla bir Yahudi kuruluşunu basarak buradakileri rehin dahi alacaktı.
El Kaide yıllar sonra da Mustafa Akkad’ın peşini bırakmayacak ve bu filmden ötürü onu öldürecekti. Üstelik Akkad, bombalarla öldürülmeden hemen önce Umman’da çekeceği “Selahaddin Eyyubi” filmi için bütçe arıyordu. Muhtemelen aradığı desteği Umman’da bulamasa son çare olarak Kaddafi’nin kapısını çalacaktı. Üstelik bu filmin oyuncu kadrosunda Sean Connery gibi bir yıldızla anlaşılmış olması da son derece önemli ayrıntılardandı.
Asıl proje Ömer Muhtar filmidir 
Muammer Kaddafi, Çağrı filmini finanse etmişse de bunu kimsenin gözüne sokmadan yapmıştı.
Lakin Mustafa Akkad’dan özel bir isteği vardı: Libya direnişinin sembol ismi Ömer Muhtar’ı anlatan bir film çekmesi…
Akkad bunu kabul eder.
Kaddafi bir yönetmenin rüyasında dahi göremeyeceği bütçeyi Akkad’ın ayaklarına serer. Merhum yönetmen konuyu şu sözlerle anlatacaktı:
“Kaddafi’nin teklifini kabul ettim. Finans sorunu olmadığı için film istediğim gibi çekildi. Bir sinema filmi olarak Ömer Muhtar’la gurur duyuyorum. Bu filmde sinema sanatının bütün inceliklerini kullandım.”
Kaddafi filmi özellikle İtalyanlara izletmek istiyordu; ama yapım daha yayına girer girmez İtalya’da gösterimi yasaklandı. Tüm dünyada reytingleri alt üst etmesine rağmen Kaddafi mutlu değildi; çünkü bu yapımı ne İslam dünyası ne de Libyalılar için çektirmişti.
Bu film İtalyanlar için çekilmişti ve bir intikam aracıydı. Onlar izlemediği müddetçe de filmin Kaddafi için hiçbir önemi yoktu.
İtalyanların filmin gösterimini yasaklamasına karşı Kaddafi, İtalya’da büyük bir hukuk savaşı başlattı.
Nihayet filmin üzerindeki yasaklar kaldırıldıktan sonra film TV’de yayınlanarak İtalyanlara ulaştırıldı. Elbette bu filmin TV’de yayınlamasında da şüphesiz Kaddafi bulunuyordu.
Velhasıl, Ramazan-ı Şerif’i idrak ettiğimiz şu günlerde birçok nesil bu kutsal ayda bilhassa TV’lerde Akkad ve Kaddafi’nin işbirliği ile yapılmış Çağrı: İslam’ın Doğuşu (1976) ve İslam’ın Kılıcı: Çöl Aslanı Ömer Muhtar (1981) büyüdüğü aşikar. Bunun temel nedeni aslında filmlerinin telif haklarını TRT’nin satın almasıdır. Bu yapımlar Suudi Arabistan baskısıyla tüm Müslüman ülkelerde engellenmeye çalışılmasına rağmen Türk hükümetleri iki filme de adeta kucak açmış ve bağrına basmıştı.
Bu iki yapım Müslüman sinema tarihine damga vururken hem yapımların kendisi hem de çekim süreçleri politik hadiselerle doludur. Kaddafi’nin en büyük amacı Batı sömürgeciliğine karşı bir tepki vermek ve takıntı haline getirdiği İtalyanlara sinema yoluyla bir ders vermekti. Akkad ise sinema sanatına Müslümanların nasıl damga vurabileceğini göstermişse de siyasi olaylar yakasını asla bırakmamış ve ölümüne dahi neden olmuştu.
Son dönemlerde Türk dizileri tarih alanında önemli işler çıkarsa da hala sinema ya da TV sektöründe beklenen etkiyi ortaya koyabilmiş değil. Bu konuda Türk dizi ve sinema sektörünün yanı sıra İran sinemasına da ayrıca bir başlık açmak gerekiyor.
Bilhassa rejimin de desteğini alan birçok önemli İran yapımı uzun süre Müslüman ülkelerde etkili olmayı başardı. Bunların içerisinde Farajollah Salahshoor’un Hz. Yusuf gibi dizileri öne çıkarken Mecid Mecidi’nin Hz. Muhammed: Allah'ın Elçisi (2015) yapımı hayli tartışmalara neden oldu. Film pek çok ülkede Şii propagandası ile hareket ettiği gerekçesi ile yasaklansa da yapımın asıl kusuru teknik ve estetik noktalardan kaynaklanıyordu.
Mecidi hiçbir şekilde Akkad’ın dehasının yanına yaklaşamıyordu; dolaysıyla bu yapım asla istediği başarıyı sağlayamamıştı.
Velhasıl, Ramazan günlerinde dini film ve dizilerin etkili olduğunu düşündüğümüzde hala bu yapımların içinde iki yıldız gibi parlayan birçok nesil bu kutsal ayda bilhassa TV’lerde Akkad ve Kaddafi’nin işbirliği ile yapılmış Çağrı: İslam’ın Doğuşu (1976) ve İslam’ın Kılıcı: Çöl Aslanı Ömer Muhtar (1981eserlerinin arkasındaen az yönetmen Akkad kadar Libya diktatörü Muammer Kaddafi de bulunmaktaydı.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.