Nakşibendilik, Tolstoyculuk ve Sosyalizm Nasıl Buluştu?

Araştırmacı Mehmed Mazlum Çelik, Nakşibendilik, Tolstoyculuk ve sosyalizmi bir araya getiren Vaisov hareketinin Tatar toplumundaki etkilerini ve Bolşeviklerle kurduğu tartışmalı ilişkiyi Fokus+ için inceledi.
Nakşibendilik, Tolstoyculuk ve Sosyalizm Nasıl Buluştu

09.02.2026 - 13:09  |  Son Güncellenme:  13.02.2026 - 09:28

Tatarlar, Volga ve civarını yurt tutmuş Müslüman halklar olarak öne çıkar. Buradaki halkların dini ve siyasi tutumu Ruslarca hayati bulunsa da biz Anadolu Türkleri haklarında çok az şey biliyoruz. 

Volga-Ural havzası içerisinde Nakşibendilik tarikatı dini gruplar içerisinde en etkili akım olarak sıyrılmaktadır. 

Buhara, İstanbul ve Kabil medreselerinden çıkan bu tarikatlar 19. Asırda Rusya sathında en kritik siyasi olayların içerisinde yer almayı başaracaktı. Bu noktada tarikatların Sibirya’ya kadar Türkler arasında bu denli yaygınlık kazanmasının nedeni akla gelen ilk sorudur. Bilhassa Çarlık döneminde Ruslar, Türklerin milli kimliklerine gösterdikleri düşmanlığı din konusunda sürdürmemiştir. Bu sebeple Rus coğrafyasında yaşayan Türk kökenli halklar için dini kimlik bir çeşit milli kimliğe dönüşerek güçlenmiştir. 

Bu hareketlerin içerisinde “Allah Alayı” olarak bilinen Vaisov Hareketi/Tarikatı son derece ilginç bir yerde durmaktadır. 

Nakşibendi, Tolstoycu ve Sosyalist bir tarikat: Vaisovlar 

Vaisov Tarikatı Buhara’ya ticaret için gidip gelen Nakşi bir mürit olan Bahaeddin Vaisov tarafından 1862 senesinde kurulmuştu. 

Vaisov’un hareketi kendisini “Allah Alayı” olarak tanımlayarak tüm yenilikleri bidat kabul edip “Saf Kur’an İslam’ı”nı kendilerine rehber edindiği iddiasıyla ortaya çıkmıştı. Kendisini Nakşibendiliğe bağlayan Vaisov, tarikatın kökenini ise Veysel Karani Hazretleri ile özdeşleştirmektedir. 

Bu tarikatın dini anlamda temel öğretisi saf Kur’an-ı Kerim olsa da bunların yanına iki temel düstur daha koyar; Tolstoyculuk ve Sosyalizm. 

Vaisovlar kurulduğu ilk andan itibaren Çarlık otoritesine başkaldıran bir duruş sergilediler. Camilerin Çarlık güdümünde olduğu gerekçesiyle Müslüman tatarların camide ibadet yapmamalarını tembihlediler. Ayrıca kendilerini diğer Tatar Türklerinden ayıran Vaisovlar, Tatarların Müslüman olmadığını ve yozlaşmış insan yığınları olduğu kanısındaydı. 

Tarikatın en ilgi çekici yanlarından birisi de Tolstoy ile kurulan ilişkidir. Tarikatın kurucusu Bahaeddin Vaisov ve Tolstoy arasındaki mektuplaşmalar son derece ilgi çekicidir.  

"Kont Leon Tolstoy'un Mektubu" başlığıyla Teârüf-i Müslimîn dergisinin 3 Eylül 1910 tarihli 1. Cilt 12. sayısının 190. Sayfasında Tolstoy’un Vaisovlarla ilgili görüşünü içeren mektubunu değerli yazar Bülent Şahin Eşdeğer günümüz Türkçesine kazandırmıştı; 

Tolstoy Mektubu

“Kont Leon Tolstoy'un mektubu   

Müslümanlar arasında faaliyet gösteren "Allah Alayı" ya da "Veysi" (Vaisovcu) olarak adlandırılan bir hareket vardır. Temel inançlar dışında kurumsallıktan kaçınmaları bu hareketin doğruluğuna bir delildir.   

Dinler arasında en son din olması hasebiyle İslâm dinine diğer dinlere kıyasla bid'at ve hurafelerin daha az eklendiğini de belirtmek gerekir.   

Tüm bunlarla birlikte, insanlığa eklenen hurafelere öfke duyan herkes çocukluğunda hangi din üzerinde eğitim gördüyse dinini ani bir tepkisellikle reddetmemeli, mümkün ölçüde mensubu olduğu dinin yüce değerlerinin üzerine yığılan hurafelerden eklenen bid'atlerden ayıklamaya çalışmalıdır.    

Kur'ân'da gayet yüce ve mutlak hakikatlere dayanan sözler mevcuttur.   

Bir de Hazreti Muhammed'in hadislerini bir araya getiren, İngilizce yazılmış, bir eser Hindistan'da yayımlanmıştır.     

Bu eserin en önemli bölümleri tarafımdan Rusça tercüme ve bazı noktaları izah edilip Posrednik Yayınevi'ne verilmiştir.     

Kont Leon Tolstoy, Yasnaya Polyana.” 

Tolstoy, Vaisov hareketinin en güçlü olduğu Kazan bölgesinde Türk-Arap dili ve edebiyatı eğitimi alır. Tarihin en büyük mütefekkirlerinden birisi kabul edilen Tolstoy, hayatının hiçbir döneminde açıkça “Müslümanım” demese de bu iddialar onun kiliseden aforoz edilmesine kadar süreci götürecekti. 

Bolşevikler safında Müslüman bir tarikat 

1917 Devriminde Vaisovlar, Bolşeviklere açık bir destek vermişlerdi. Üstelik Marksistlere bu destek 1917 ile başlamamış, 1905 yılından itibaren Vaisov liderleri sosyalist hareketin içerisinde bulunmuşlardı. 

1917’de Müslüman Türk Tatarların bağımsızlık iddialarının karşısında en büyük engel olarak Vaisovlar öne çıkmıştı. Bolşeviklerin silahlandırdığı bu tarikat hürriyet taraftarı Türkleri bastırarak bölgede Bolşevik tahakkümünü kolaylaştıran en önemli unsurlardan birisiydi.  

Velhasıl, sosyalist, Tolstoycu ve Nakişibendi bir tarikat Tatarlarının bağımsızlığı önünde Bolşevik yayılmacılığına çanak tutan bir ideolojiyle hareket etmişlerdi.  

En büyük iddiaları ise Tatarların gerçek Müslümanlar olmamalarıydı. Başka bir deyişle Allah adına mafyacılık yapan bu grup tekfir siyaseti ile ümmeti parçalamayı tercih ediyordu. 

Bu iddia ile Tatarları içerden zayıflatmanın sonucu olarak, Müslüman Türkler; Sovyet Rusya döneminde ağır baskılara maruz kalacakları karanlık bir döneme gireceklerdi. Kendisini Veysel Karani’ye bağlayan ve Kur’an-ı Kerim’in en saf halini düstur edindiğini iddia eden sözde Müslüman bir yapı akacak sayısız Müslüman kanının müsebbibi olacaktı. 

Onlar kendilerini Tolstoycu olarak tanımlasa da bu hareketin menfiliğini ilk fark edenlerin başında da Tolstoy gelecekti. İslam’ı ve Hazreti Muhammed’i insanlığın geleceği için kurtarıcı bir noktaya konumlayan Tolstoy, bilhassa Bahaeddin Vaisov’un ölümünden sonra bu hareketle arasına mesafe koymuş ve sakıncalı bulmuştur. 

Kaderin cilvesi olsa gerek uğruna Müslüman kanı döktükleri Bolşevikler, 1923 senesinde bu tarikatı ve görüşlerini tüm Sovyet coğrafyasında yasaklayarak tarih sahnesinden silecekti. 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.