Maliki’nin Irak Başbakanlığına Dönüşü Bölgesel İlişkileri Nasıl Etkiler?
05.02.2026 - 16:15 | Son Güncellenme: 05.02.2026 - 16:25
Irak, eski Başbakan Nuri el-Maliki’nin yeniden hükümet başkanlığına aday olarak öne çıkmasıyla bir kez daha kritik bir dönemece girdi.
Bu gelişme, iç siyasi hesaplaşmaların doğrudan uluslararası baskılarla iç içe geçtiği bir dönemde yaşanıyor.
Gözlemciler, Maliki’nin dönüşünü, Bağdat’ın bir yandan Washington ile Tahran arasındaki ilişkilerinde denge kurma kapasitesi açısından gerçek bir sınav olarak görüyor.
Gözden Kaçmasın
Aynı zamanda bu durum, sınır güvenliği, PKK’nın varlığı ve Kuzey Irak ile Suriye’deki koordinasyonun geleceği gibi Türkiye ile son derece hassas konuları yönetme becerisini de test edecek.
Koordinasyon Çerçevesi’nin uzlaşısı
Maliki’nin adaylığı, mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani’nin ikinci dönem yarışından çekilmesinin ardından, “Koordinasyon Çerçevesi” isimli Şii ittifak güçlerinin yürüttüğü karmaşık bir iç uzlaşının sonucu olarak ortaya çıktı.
Bu adım, nihai bir tavizden ziyade, Şii siyasi yapılanmanın içindeki güç dengelerini yeniden düzenlemeyi hedefleyen siyasi bir manevra olarak değerlendirildi.
Irak medyasına göre, bazı siyasi aktörlerin kamuoyuna yansımayan çekinceleri ile Ulusal Hikmet Akımı lideri Ammar el-Hekim’in ulusal kabul zeminini genişletme çağrılarına rağmen, Koordinasyon Çerçevesi’nin geniş katılımlı toplantısında Nuri el-Maliki’nin adaylığı üzerinde uzlaşı sağlandı.
Reuters’a konuşan siyasi kaynaklar ise Tahran’ın Maliki’nin adaylığı konusunda varılan anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını bildirdi. Böylece uzlaşının arka planında İran’ın rolü belirginleşti.
Buna rağmen Koordinasyon Çerçevesi içindeki bazı liderler, kararın tam bir uzlaşıyla alınmadığı izlenimini vermeye çalıştı, ancak bu durum adaylık sürecinin seyrini değiştirmedi.
Öte yandan Necef’teki dini merci, bu süreçten uzak durmaya özen gösterdi.
Irak’taki en önemli Şii dini lider olan Ali Sistani’nin ofisi, başbakan seçiminde herhangi bir rolleri olduğuna dair iddiaları reddetti.
Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr ise siyasi sürece yönelik boykotu sürdüreceğini vurgulayarak, iletişim kapılarını kapalı tuttu.
Sünni siyasi cephede, “Takaddum” Partisi lideri Muhammed el-Halbusi, Maliki'nin önceki dönemine gönderme yaparak, ülkenin “sıkıntılı günlere” geri dönebileceği yönündeki endişesini dile getirdi.
Halbusi, X hesabından yaptığı açıklamada, Bağdat’taki Ebu Gureyb hapishanesindeki firarlar da dahil olmak üzere, Maliki’nin önceki döneminden hassas güvenlik konularını gündeme getirdi.
Irak’taki en büyük Sünni parti ve ittifakları tek çatı altında toplayan Ulusal Siyasi Konsey’de, Maliki’nin adaylığını reddetti.
Konsey yayımladığı açıklamada, Irak’ın içinden geçtiği hassas dönemin, ulusun ve halkın çıkarlarını her şeyin üstünde tutacak sorumlu tarihi kararlar gerektirdiğini vurguladı.
Buna karşın, Savunma Bakanı Sabit el-Abbasi liderliğindeki "Ulusal Kararlılık" ittifakı ve Müsenna es-Samerrai liderliğindeki “El-Azm” ittifakı, Maliki’nin başbakanlık adaylığına desteklerini açıkladı.
Washington’ın baskısı
Maliki’nin adaylığının açıklanmasının ardından Washington, Bağdat’a yönelik söylemlerini sertleştirdi. Bu durum, İran’a yakın güçlerin, Irak yönetiminde yeniden yer alacağına dair ABD’de duyulan kaygının boyutunu yansıttı.
Bu bağlamda, ABD Başkanı Donald Trump, Maliki’nin yeniden başbakanlığa dönmesi halinde Irak’a verilen ABD yardımını durdurmakla tehdit etti.
Trump, “Truth Social” platformundaki paylaşımında bunun ülkeyi “yoksulluk ve tam bir kaosa” sürükleyeceği uyarısında bulundu.
Ayrıca Maliki’nin önceki dönemlerinde izlediği politikaların “Irak’taki koşulları kötüleştirdiğini” belirterek, yeniden seçilmesi halinde ABD’nin “Irak’a artık yardım etmeyeceğini” vurguladı.
Trump’ın bu tutumu, ABD’nin Irak Özel Temsilcisi Mark Savaya’nın sahada yürüttüğü hamlelerle de örtüştü.
Savaya, ekibinin İran destekli milislerin iktidara ulaşmasını engellemek için Irak içinde çalıştığını, özellikle yolsuzluk dosyalarına odaklandıklarını, çalınan paraların izini sürdüklerini ve ABD Hazine Bakanlığı ile Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC) ile koordinasyon içinde çalıştıklarını bildirdi.
Reuters ve Financial Times’ın haberlerine göre ABD, Irak’a sağlanan dolar arzını azaltma dahil olmak üzere ekonomik adımlarla tehdit etti ve bunu, bir sonraki hükümetin silahlı grupları silahsızlandırma planlarına ne ölçüde uyacağına bağladı.
Bu baskılar, Maliki’yi -eğer resmen hükümet kurmakla görevlendirilirse- zor bir ikilemle karşı karşıya bırakabilir. Yani ya ABD’nin koşullarına uyum sağlayacak ya da ekonomik ve güvenlik istikrarını doğrudan etkileyecek bir gerilim hattına girecek.
Siyaset bilimi profesörü Dr. Esad Şebib, Maliki’nin dönüşünün Irak içinde belirli bir bölgesel eksenin nüfuzunu güçlendirip güçlendirmeyeceği sorusuna yanıt verdi.
Konuya ilişkin Fokus Plus’a görüş bildiren Şebib, “Koordinasyon Çerçevesi” içindeki bazı güçlerin, Maliki’yi İran’ın himayesine sahip bir figür olarak gördüğünü belirtti.
Bununla birlikte, ABD–İran geriliminin tırmanması ve bölgedeki gelişmelerin, gelecek herhangi bir hükümetin manevra alanını daraltacağını da vurguladı.
Şebib, Trump’ın açıklamalarında da görüldüğü üzere, ABD’nin Maliki’nin dönüşüne yönelik açık muhalefetinin, Bağdat’ın herhangi bir eksene net biçimde yaslanma kapasitesini sınırlayabilecek temel bir baskı unsuru oluşturduğunu söyledi.
Maliki’nin olası dönüşü halinde Irak dış politikasının geleceğinin, onun ne ölçüde pragmatik davranacağına ve komşu ülkelerle dengeli diyalog kanalları açma becerisine bağlı olacağını dile getirdi.
Aksi halde, kendisini destekleyen tek bir bölgesel eksene doğru içe kapanma riski bulunduğunu da kaydetti.
Türkiye hesapları
Analistler, Ankara’nın Maliki’nin dönüşünü, geleneksel siyasi boyutların ötesinde, tamamen güvenlik perspektifinden izlediğini öne sürdü.
Zira Maliki’nin adı, Kuzey Irak’ta yüksek gerilimlerin yaşandığı ve doğrudan güvenlik koordinasyonunun gerilediği bir dönemle ilişkilendiriliyor.
Şebib, Maliki’nin Irak başbakanlığına olası dönüşünün karmaşık bir iç ve bölgesel bağlamda gerçekleşeceğini ve bunun Bağdat–Ankara ilişkilerinin niteliğine doğrudan yansıyacağını da dile getirdi.
Siyaset bilimi profesörü, Maliki’nin dönüşüne yönelik bölgesel tutumun, özellikle Türkiye ve Körfez ülkeleri açısından belirsizlik taşıdığına işaret ederek, geçmişteki gergin ilişkilerin altını çizdi.
Şebib, bu tablo nedeniyle, sınır güvenliği, PKK ile mücadele ve su meselesi gibi Ankara ile ortak dosyalarda ilerlemenin önümüzdeki dönemde daha karmaşık hale gelebileceğini söyledi.
Bununla birlikte Şebib, Maliki’nin Türkiye ile olan karmaşık geçmişine rağmen, ABD’nin baskıları, değişen bölgesel ortam ve daralan manevra alanının, göreve dönmesi halinde onu daha pragmatik bir çizgiye itebileceğini dile getirdi.
Böylece Maliki’nin, bölgesel güç bloklarıyla rekabet etmek yerine istikrar için Ankara ile güvenlik işbirliğine öncelik verebileceğini ekledi.
Arap ve Körfez ülkelerinin tutumu
Arap ve Körfez ülkeleriyle ilişkilere değinen Şebib, bu ülkelerin Bağdat’taki gelişmelere temkinle baktığının altını çizdi.
Özellikle önde gelen bazı Sünni siyasi güçlerin, Maliki’ye üçüncü bir dönem verilmesine yönelik çekinceleri nedeniyle bu temkinin daha da belirgin durumda olduğunu kaydetti.
Bu iç çekincenin sürmesinin, Irak’ın Arap çevresiyle ilişkilerine olumsuz yansıyabileceğini söyleyen Şebib, taraflar arasında iç içe geçmiş ekonomik ve siyasi çıkarlar ile ortak coğrafi ve dini bağlar bulunduğuna dikkat çekti.
Herhangi bir keskin iç bölünmenin, Bağdat’ın Körfez ülkeleriyle istikrarlı ortaklıklar kurma yeteneğini zayıflatacağı konusunda da uyardı.
Maliki’nin dönüşünün, 2014’te ikinci döneminin sonunda Irak’ın yaşadığı iç krizleri yeniden üretme riski taşıdığına vurgu yapan Şebib, şunları ekledi:
“O dönemde siyasi ihtilaflar güvenlik gerilimleriyle birleşmiş, devlet kurumları içinde keskin ayrışmalar yaşanmış ve dini merci hükümetin gidişatına yönelik çekincelerini ortaya koymuştu.”
Açıklamasının sonunda Şebib, Maliki’ye yönelik iç ve dış kaynaklı ret sinyallerinin, Irak’ın yeni bir istikrarsızlık evresine girdiğine dair endişeleri artırdığını ve bunun etkilerinin bölgesel güvenlik ve ilişkilere kadar uzanabileceğini sözlerine ekledi.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.