Libya’da Siyasi Çözüm Neden Sağlanamıyor?
26.06.2026 - 10:19 | Son Güncellenme: 26.06.2026 - 14:16
Libya krizi, yerel çıkar çatışmaları ile bölgesel ve uluslararası girişimlerin çoğalması arasında yeniden hareketli bir döneme girdi. Son olarak Temsilciler Meclisi, Devlet Yüksek Konseyi ve Başkanlık Konseyi başkanları, Şubat 2027’den önce cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri yapılmasını öngören bir yol haritası açıkladı. Buna paralel olarak Massad Boulos’a atfedilen Amerikan girişimiyle yürütme erkinin birleştirilmesi gündeme gelirken, Birleşmiş Milletler de yapılandırılmış diyalog ve bu süreçten çıkan öneriler üzerinden siyasi süreci yeniden düzenlemeye çalışıyor.
Libyalı uzmanlara göre yaşananlar, krizi yeniden yönetme ve silahlı çatışmaya sürüklenmeyi önleme çabası olarak okunuyor. Uzmanlar, BM süreci, 4+4 Komitesi ve Amerikan girişimi arasında iç içe geçen bu hamlelerin geçici uzlaşıların önünü açabileceğini ancak iktidar, silah ve seçimler konusundaki temel anlaşmazlıkları çözmediğini belirtiyor.
Libya krizi, Libyalı siyasi kurumların başkanları arasında seçim yol haritası konusunda açıklanan uzlaşı, yürütme erkinin birleştirilmesine yönelik Amerikan girişimi ve Birleşmiş Milletlerin siyasi süreci yeniden düzenleme çabalarıyla yeniden birden fazla hatta hareketlenmiş durumda.
Gözden Kaçmasın
Ancak bu girişimler, yoğunluklarına rağmen en kritik soruya henüz net bir cevap vermiyor: Libya geçiş dönemini bitirmeye mi yaklaşıyor, yoksa aynı krizi yönetmenin yeni bir formülüne mi giriyor?
Son dönemin en dikkat çekici gelişmesi, Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih, Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale ve Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi’nin, en geç 17 Şubat 2027’ye kadar eş zamanlı cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri yapılmasını öngören bir yol haritası üzerinde anlaşması oldu.
Açıklanan bildiriye göre yol haritası, uygulamayı takip edecek bir yüksek komitenin kurulmasını, anayasal zeminin ve seçim yasalarının tamamlanmasını, ayrıca egemen kurumların birleştirilmesi için çalışılmasını içeriyor.
Bu açıklama önemli çünkü Libya sahnesindeki üç ana kurumu aynı noktada buluşturuyor. Ülkenin doğusunda bulunan Temsilciler Meclisi, Trablus hükûmetine paralel bir hükûmet görevlendiren kurum konumunda. Merkezi Trablus’ta olan Devlet Yüksek Konseyi, 2015’te imzalanan Suheyrat Anlaşması kapsamında kurulan danışma organı. Başkanlık Konseyi ise Birleşmiş Milletlerin desteklediği siyasi süreçte oluşturulan ve Libyalı taraflar arasında uzlaştırıcı rol üstlenmesi beklenen kolektif yürütme yapısını temsil ediyor.
Bu formül, Aralık 2021 seçimlerinin başarısızlığa uğramasının ardından seçim dosyasını yeniden gündemin merkezine taşımaya çalışıyor. Söz konusu seçimler, geçiş dönemini bitirmeyi hedefleyen BM destekli süreç kapsamında planlanmıştı ancak seçim yasaları ve cumhurbaşkanlığı adaylık şartları üzerindeki anlaşmazlıklar nedeniyle sandık öncesi iptal edilmişti.
O tarihten bu yana Libya, Trablus’ta Abdülhamid Dibeybe liderliğindeki Ulusal Birlik Hükûmeti ile doğuda Temsilciler Meclisi tarafından görevlendirilen Usame Hammad hükûmeti arasında yürütme bölünmesi yaşıyor. Dibeybe hükûmeti, 2021’de BM destekli diyalog süreciyle kurulmuştu.
Bu bölünme, seçimlere dair her tartışmayı önce “Sonraki süreci kim yönetecek?” sorusuna bağlı hâle getiriyor. Çünkü seçimlerden önce siyasi ve güvenlik düzenlemelerini yürütecek otoritenin kim olacağı hâlâ net değil.
Seçim yol haritası krizin düğümünü çözer mi?
Önceki süreçleri kilitleyen dosyalar da varlığını koruyor. Özellikle cumhurbaşkanlığı adaylık şartları, geçiş döneminde hükûmetin yetkileri ve siyasi ile askerî tarafların seçim sonuçlarını kabul etmesini sağlayacak güvenceler hâlâ çözülebilmiş değil.
Bu çerçevede Libyalı siyasi analist Saad Selame, son gelişmelerin Libya’da nihai çözüme yaklaşıldığı anlamına gelmediğini söylüyor.
Selame, Fokus+’a yaptığı değerlendirmede, yapılandırılmış diyalog sonuçlarından önerilen yol haritasına, Massad Boulos girişiminden üç başkanlık arasındaki uzlaşılara kadar Libya dosyasındaki gelişmelerin nihai çözüme yaklaşıldığını değil, krizin yönetimini yeniden düzenleme eğilimini gösterdiğini belirtti.
Selame’ye göre masadaki girişimlerin çoğu, son yıllarda krizi doğuran derin nedenleri çözmekten çok, silahlı çatışmaya sürüklenmeyi engelleyecek ve asgari istikrarı koruyacak uzlaşılar inşa etmeye odaklanıyor.
Selame, mevcut güç dengelerini koruyacak şekilde yerel ve uluslararası aktörler arasında rol dağılımı ve kriz yönetimi mekanizmalarında bazı değişikliklerle kırılgan sükunetin devam etmesini bekliyor. Ona göre bu tablo, geçiş dönemini gerçekten sona erdirecek bir sürece işaret etmekten çok uzak.
Öte yandan Halife Hafter liderliğindeki Doğu Libya güçleri, ABD Başkanı’nın Arap ve Afrika işlerinden sorumlu danışmanı Massad Boulos’a atfedilen Amerikan girişimi hakkında müzakereye hazır olduklarını açıkladı.
Basına yansıyan bilgilere göre girişim, hükûmetin ve kurumların birleştirilmesini siyasi çözümün kapısı olarak görüyor. Ancak Washington şu ana kadar girişimin içeriğini ve uygulama mekanizmalarını ayrıntılı biçimde ortaya koyan resmî bir açıklama yayımlamadı. Ulusal Birlik Hükûmeti de bu girişime ilişkin nihai tutumunu henüz açıklamadı.
Amerikan hamlesini önemli kılan nokta, Washington’ın yıllardır BM sürecini desteklemekle birlikte Libya dosyasında her zaman en görünür aktör olmaması. Bu süreçte Mısır, Türkiye, Rusya, İtalya ve Fransa gibi güçler Libya sahasında daha belirgin roller üstlendi.
Ayrıca ABD’nin Libya’ya ilgisi sadece iç çatışmayla sınırlı değil. Petrol, göç, Güney Akdeniz güvenliği, Kuzey Afrika ve Sahel bölgesindeki Rus nüfuzu da Washington’ın Libya dosyasına yaklaşımında etkili başlıklar arasında yer alıyor.
Afrika meseleleri uzmanı Şerif Muhammed’e göre mevcut aşamanın riskli tarafı, siyasi girişimlerin birbirine karışması. Bir yanda BM misyonunun yapılandırılmış diyalog üzerinden yürüttüğü süreç, diğer yanda Temsilciler Meclisi ile Devlet Yüksek Konseyi arasındaki 4+4 Komitesi toplantıları ve buna ek olarak yürütme erkinin birleştirilmesine odaklanan Amerikan hamlesi bulunuyor.
BM Genel Sekreteri’nin Libya Özel Temsilcisi ve BM Libya Destek Misyonu Başkanı Hanna Tetteh, Güvenlik Konseyi’ne yaptığı son bilgilendirmede siyasi süreci hareketlendirmek için bir fırsat bulunduğunu söyledi. Ancak Tetteh, özellikle seçimler, güvenlik ve ekonomik reform başlıklarında istişarelerin somut adımlara dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı.
BM misyonu ayrıca yapılandırılmış diyalog sürecinin tamamlandığını duyurdu. Libyalı siyasi ve toplumsal taraflardan önümüzdeki dönemin önceliklerine ilişkin öneriler toplamak amacıyla başlatılan bu süreçten seçimler, kurumların birleştirilmesi ve çatışmanın nedenlerinin ele alınması gibi başlıklarda 525’ten fazla öneri çıktığı açıklandı.
Şerif Muhammed, Fokus+’a yaptığı değerlendirmede, BM sürecinin yönetişim, güvenlik, ekonomi ve uzlaşı gibi geniş başlıkları kapsayan istişarelerle ilerlediğini belirtti. Buna karşılık 4+4 Komitesi toplantılarının daha çok Yüksek Seçim Komisyonu’na yeni başkan seçilmesi, seçim yasalarına dair anlaşmazlıkların giderilmesi ve cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerinin eş zamanlı mı yoksa aşamalı mı yapılacağı gibi daha teknik başlıklara odaklandığını söyledi.
Ulusal Yüksek Seçim Komisyonu, Libya’da seçim süreçlerinin teknik ve idari olarak yürütülmesinden sorumlu kurum. Bu nedenle komisyonun yönetimi ve çalışma esaslarını belirleyecek yasalar üzerinde uzlaşılması, her seçim sürecinin en hassas parçalarından biri olarak görülüyor.
Muhammed’e göre Amerikan girişimi ise daha hızlı ve doğrudan görünüyor. Çünkü bu girişim, birleşik bütçeye ulaşılması, güvenlik ve askerî kurumun birleştirilmesi için bir yol açılması ve birleşik hükûmet formülünün tartışılması gibi belirli yürütme başlıklarına odaklanıyor.
Bütçenin birleştirilmesi Libya açısından kritik bir dosya. Çünkü siyasi bölünme, son yıllarda doğu ve batı arasında paralel harcamalara yol açtı. Bu durum, devletin kamu maliyesini denetleme ve petrol gelirlerini birleşik kurumlar üzerinden yönlendirme kapasitesini zayıflattı.
Askerî bölünme çözülmeden siyasi çözüm zor
Askerî kurumun birleştirilmesi ise batıda Trablus hükûmetine bağlı güçler ile doğuda Halife Hafter liderliğindeki güçler arasındaki bölünmenin sona erdirilmesi anlamına geliyor. Bu bölünme çözülmeden yapılacak herhangi bir seçim ya da kurulacak birleşik hükûmet, askerî baskı veya engelleme riskiyle karşı karşıya kalmaya devam edecek.
Şerif Muhammed’e göre Washington, sahadaki en büyük iki güçle, yani batıda Abdülhamid Dibeybe hükûmeti kampı ve doğuda Halife Hafter kampıyla çalışmaya dayalı pragmatik bir yaklaşım izliyor. Ancak Muhammed, bu iki kamp arasında kurulacak bir iktidar paylaşımı formülünün bir devlet için siyasi çözümden çok aileler arası uzlaşıya benzediği uyarısında bulunuyor.
Muhammed’e göre tehlike sadece girişimlerin başarısız olması değil. Asıl risk, krizi yıllarca uzatacak yeni bir geçiş döneminin üretilmesi.
Bu noktada Muhammed, geçmişteki Suheyrat Anlaşması deneyimini hatırlatıyor. Söz konusu anlaşma, Fayiz es-Serrac başkanlığındaki Ulusal Mutabakat Hükûmeti’ni sınırlı bir geçiş dönemi için ortaya çıkarmıştı. Ancak bu geçiş süreci yıllarca uzadı. Benzer şekilde 2021’de seçimlere gitmesi için kurulan Ulusal Birlik Hükûmeti de seçimlerin aksaması nedeniyle hâlâ iktidarda bulunuyor.
Bu nedenle Libya, bugün krizi birkaç farklı kapıdan hareketlendirmeye yönelik yeni bir girişimle karşı karşıya görünüyor: Seçim tarihi konusunda iç uzlaşı, yürütme erkinin birleştirilmesine dönük Amerikan hamlesi, siyasi süreci yeniden düzenleme amaçlı BM girişimleri ve tabloya ekonomik boyut katan petrol anlaşmaları.
Ancak Şerif Muhammed’e göre gerçek bir çözümün yolu hâlâ üç temel sınavdan geçiyor: Gelecek dönemi yönetecek yürütme otoritesi üzerinde anlaşmak, silahlı tarafların siyasi sürecin sonuçlarını kabul etmesini sağlamak ve mevcut girişimlerin krizi bitirmek yerine onu yeniden üreten yeni bir geçiş dönemine dönüşmesini engellemek.