Kölelerden Efendilerine Görkemli Şölen: Persepolis Festivali

Araştırmacı Mehmed Mazlum Çelik; 1971 yılında İran halkı sefalet içindeyken Şah Pehlevi'nin antik Persepolis'te düzenlediği tarihin en şatafatlı ziyafetini, harcanan milyonlarca doları ve bu lüks organizasyonun arkasındaki utanç tablosunu Fokus+ için kaleme aldı.
kolelerden-efendilerine-gorkemli-solen-persepolis-festivali.jpg

23.06.2026 - 16:48  |  Son Güncellenme:  26.06.2026 - 11:40

Pers hanedanlıkları dönemi bir kenara bırakılırsa, İran coğrafyası asırlar boyunca Türk kökenli hanedanların boyunduruğundaydı. 

Gaznelilerden Büyük Selçuklulara, Karakoyunlulardan Akkoyunlulara, Safevilerden Kaçarlara İran'ın siyasi kaderini belirleyen güç büyük ölçüde Türkler oldu. 

1925 yılında Kaçar Hanedanı'nın devrilmesiyle birlikte İran'da her şey değişecekti.  

İktidarı ele geçiren Pehleviler, tarihî ve kültürel kimliğini yeniden şekillendirmeyi hedefleyen radikal bir dönüşümü başlattılar. En büyük hasımları ise İran’daki İslam unsurlarıydı ve bu yüzden İslam’dan önce olan ne varsa Pers kimliğinin en önemli unsuru olarak görülüyordu. 

Rıza Şah ve ardından oğlu Muhammed Rıza Pehlevi döneminde uygulanan politikalar, Batılılaşma ve merkezîleşme söylemleriyle boca edildi; ama bu süreçte İran'ın geleneksel toplumsal yapısı devlet için büyük bir tehdit olarak görülüyordu. 

Bu korku rejiminin şanına yaraşır bir tören tertiplenecekti. 

Tarihin en görkemli şöleni 

1971 yılında İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi, dünya tarihinin en gösterişli davetlerinden birini yapmaya karar verdi. 

Pers İmparatorluğu'nun kuruluşunun 2.500'üncü yılı bahanesiyle düzenlenen kutlamalar, 12 Ekim'de başladı ve üç gün üç gece boyunca âdeta bir oryantalist yazarın rüyalarını süsleyecek cinstendi. 

Kutlamaların merkezi ise sıradan bir şehir değil, Pers krallarının ihtişamını simgeleyen antik Persepolis'ti.  

Yüzyıllardır harabe hâlinde bulunan bölge, milyonlarca dolar harcanarak yeniden düzenlendi. 

Bölgeye devasa çadırlar ve ihtişamlı otağlar kurulurken, özel su kanalları açıldı, yeşil alanlar oluşturuldu ve seçkin davetliler için golf sahaları bile yapıldı. 

Antik harabelerin çevresi, birkaç günlüğüne dünyanın en zengin hükümdarlarını ağırlayacak bir saray kompleksine dönüştürüldü. 

Ziyafetlerin hazırlanması görevi, dönemin en prestijli restoranlarından biri olan Paris'teki ünlü Maxim's'e verildi. Fransız şefler ve yüzlerce kişilik ekip, günler öncesinden Persepolis'e gelerek krallara ve devlet başkanlarına layık görülen sofraları hazırlamaya başladı. 

Kutlamaların ağırlanma konsepti için ilham kaynağı, 1520 yılında Fransa Kralı I. François ile İngiltere Kralı VIII. Henry arasında gerçekleşen ve dönemin en ihtişamlı buluşmalarından biri kabul edilen "Altın Kumaşlar Sahası" oldu.  

Pehlevi, bu organizasyonla dünyaya İran'ın gücünü ve kendi iktidarının ihtişamını göstermek istiyordu. 

Ancak sarayın şaşaası ile halkın yaşadığı gerçekler arasındaki uçurum, görenlerde yalnızca tiksinti yaratıyordu. 

Misafirler tıka basa yedi 

Persepolis'teki kutlamalarda tüketilen gıda miktarı, organizasyonun boyutunu gözler önüne seriyordu. Ziyafetler için yaklaşık 3 ton sığır, kuzu ve domuz eti, 1,5 ton kümes hayvanı eti ile 20 tona yakın erzak bölgeye taşındı. 

Davetlilere her öğünde taze ürün sunabilmek için ise çölün ortasına iki büyük fırın kuruldu; kruvasanlardan baget ekmeklere, çeşitli hamur işlerinden özel Fransız ekmeklerine kadar yüzlerce çeşit ürün günlük olarak hazırlanıyordu. 

Konuklar âdeta tıka basa yiyorlardı. Bunlar yaşanırken İran sokaklarında açlık ve fakirlik kol geziyordu. 

Yalnızca yemediler; 20 bin şişe viski ile 50 bin şişe şarap birkaç günde tüketilmişti. 

Seçkin davetlilerin taşınması için çoğunluğu Mercedes marka olmak üzere yaklaşık 600 yeni makam limuzini satın alındı. Bununla da yetinilmedi; İngiliz, Fransız ve Amerikan üreticilerden yaklaşık 2 bin adet son model lüks otomobil temin edilerek birkaç gün sürecek organizasyon için devasa bir araç filosu oluşturuldu. 

Bu tören için çöl bölgesinden yakalanan akrep ve yılanların tırlarla tahliyesi de son derece ilginç sahnelerden birisiydi. Üstelik bu haşaratları yakalama görevi sıradan köylülere verilmiş; birçok İranlı da hayatını kaybetmişti. 

Köleler efendilerini öylesine ağırlamışlardı ki bunun bir benzeri daha kitaplarda bulunmuyordu. 

Türkiye Eski Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay

Bugün utanç olarak kabul edilen törende Türkiye’yi Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay temsil etti. Sunay ve kızı törende yedi içti ve İran halkının mücevherlerini büyük bir keyifle hediye olarak kabul etti. 

Bugün o hediyeler nerededir bilinmez ama Cumhurbaşkanlığının bünyesindeyse dileriz ki bu yazıya rast gelen vicdanlı bir bürokratımız, o gün hediye olarak tüm dünyaya yağma edilen mücevherlerden bizim payımıza düşenin İran halkına iadesi sürecine vesile olur.