İstiklal Marşı'nın Bilinmeyen Hikayesi: Akif’in Yayınlamadığı O Kitap!
27.12.2024 - 14:31 | Son Güncellenme: 18.07.2025 - 10:10
İstiklal Marşı’nın Mehmed Akif’in el yazısıyla bir versiyonunun olmayışı ve şairin onu kitaplarına almayışı yıllardır pek çok spekülasyona sebep oldu.
Zaman zaman gündeme gelen bu iddialardan bazıları şöyle: İstiklal Marşı’nı Akif yazmamıştır, yazmadığı için de hiçbir kitabına almamıştır, bu şiir bir çeviridir, marş sonradan tahrif edilmiştir vs.
Biliyorsunuz İstiklal Marşı 12 Mart 1921’de Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilmişti ama meclisteki resmi kabulünden evvel ilk defa Akif tarafından başyazarı olduğu “Sebilürreşad” dergisinde (17 Şubat 1921) “Kahraman ordumuza” ithafıyla yayınlanmıştı.
Gözden Kaçmasın
Meclis’te alkışlarla kabul edilmesinin ardından ise pek çok gazete ve dergide basılmış, kartpostal ve afişte kullanılmıştı. Ancak Akif’in el yazısıyla pek çok şiiri bulunmasına rağmen İstiklal Marşı kadar ortaya çıkmamıştı.
Hasta yatağında söyledikleri
Marşın, Akif’in kitaplarına girmemesi meselesine gelince: Akif, İstiklal Marşı’nı yazdığı tarihten sonra “Asım” ve “Gölgeler” adıyla iki kitap yayınlasa da “O benim değil milletimin” diyerek İstiklal Marşı’na kitaplarında yer vermemişti. Hasta yatağında, gözleri dolarak söylediği şu sözler yeterince aydınlatıcı:
“İstiklâl Marşı… Ah, o günler ne samimi, ne heyecanlı günlerdi! O şiir, milletin o günkü heyecanının bir ifadesidir. Binbir fecayi karşısında bunalan ruhların ıstıraplar içinde halâs dakikalarını beklediği bir zamanda yazılan o marş, o günlerin kıymetli bir hatırasıdır. O şiir bir daha yazılamaz. Onu kimse yazamaz… Onu ben de yazmam… Onu yazmak için o günleri görmek, o günleri yaşamak lâzım… O şiir artık benim değildir. O, milletin malıdır. Benim millete karşı en kıymetli hediyem budur.”
Bugüne kadar böyleydi ama…
Bugüne kadar bilinenler böyleydi ama Akif’in Mısır yıllarındaki genç dostu Müderris Yozgatlı İhsan Efendi’nin oğlu Ekmeleddin İhsanoğlu’nun Fatma M. Şen ile birlikte hazırlayıp birkaç ay önce yayınladığı “Âkif’ten Emanetler” adlı kitap, İstiklal Marşı’nın serüvenine yepyeni bilgiler ekliyor.
“Eğer sen olmasaydın bu gurbet ellerinde ben ne yapardım?” dediği İhsan Efendi, Akif’in Mısır günlerinde en çok sevdiği, güvendiği insanlardandı. Akif, onun ilmine ayrıca büyük değer veriyordu. Kur’an mealine son şeklini de beraberce vermişlerdi.
1936 yazında Mısır’dan Türkiye’ye doğru yol çıkmadan hemen önce Akif İhsan Efendi’ye sadece on yıllık göz nuru Kur’ân mealini emanet etmemişti: Emanetler arasında şiir defterleri, mektuplar, müsveddeler ve bir de kitap maketi vardı.
Bu maketi Akif “Safahat”ın yedinci kitabı olarak tasarlamış, kitaba “Ankara: İstiklal Hatıraları” adını vermişti. Kapakta ayrıca “İstanbul-1347 (1928)” ifadesi okunuyordu. Kitabı basacak matbaanın adının yer alacağı kısım ise boş bırakılmıştı. Defterde tarih ve yer isimleriyle bazı şiirler, bazı ayetler, bazı hesaplar, üniversitede ders verdiği günlere dair bilgiler vs. var.
Defterdeki sürprizler
İşte Akif’ten İhsan Efendi’ye, ondan da oğlu Ekmeleddin İhsanoğlu’na intikal eden bu sarı yapraklı defterin ilk sayfalarında bizi “Kahraman ordumuza” ithafıyla İstiklal Marşı karşılıyor. Üstelik Akif’in el yazısıyla! Ayrıca başta “Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilmiştir” ifadesi, sonunda ise “Ankara 17 Şubat 1337 (1921)” ibaresi yer alıyor. Metni okuduğumuzda, Akif’in elinden çıkan İstiklal Marşı ile bilinen metnin aynısı olduğunu görüyoruz.

Defterdeki sürpriz bu kadarla sınırlı değil. Defterin bazı sayfalarında ismi bilinmeyen bir yayıncının tavsiyelerini içeren notlar var. O notlardan biri bu bahiste çok aydınlatıcı: Yayıncı, kitabın başına İstiklal Marşı’nın konulmasının önemini vurgulayıp bunun Akif’in el yazısıyla olmasını tavsiye ediyor. Yani Akif’in el yazısıyla İstiklal Marşı’nı muhtemelen adını bilmediğimiz bu yayıncıya borçluyuz.
Akif neden vazgeçti?
Ekmeleddin İhsanoğlu’na göre Akif, “Mısır’a ilk gittiği yıllarda orada uzun kalmayıp İstanbul’a dönmek niyetindeydi ve Safahat’ın Yedinci Kitab’ını İstanbul’da bastırmak istiyordu” ancak 1928’deki Harf İnkılabı Akif’i bu fikrinden vazgeçirmiş olmalıydı.
Kitap bu haliyle yayınlansaydı belki de İstiklal Marşı, Akif’in el yazısıyla “Safahat”a girecekti. Ancak “Safahat”ın yedinci kitabı, 1933 yılında Kahire’de “Gölgeler” adıyla basılacak, İstiklal Marşı’nın Akif külliyatına girmesi ise, şairin vefatından yedi yıl sonra, damadı Ömer Rıza Doğrul’un hazırladığı yeni harfli ilk “Safahat”ın yayınıyla olacaktı.
Gördüğünüz gibi Akif, vefatının üzerinden 88 yıl geçmesine rağmen bizi hâlâ şaşırtmaya devam ediyor. Bazen bir Akif sevdalısının (genellikle bu isim değerli koleksiyoner Mehmet Ruyan Soydan’dır) sahaftan veya müzayededen aldığı bir mektupla/fotoğrafla olur bu. Bazen de Ekmeleddin İhsanoğlu’nun kitabında olduğu gibi, Akif’in “kasırgalar karşısında sarsılmayacak” dostlarından birinin vefatından yıllar sonra ortaya çıkan terekesiyle…
Bu arada “Âkif’ten Emanetler”le sadece şairin el yazısıyla İstiklal Marşı ortaya çıkmadı. Kur’ân mealinin küçük bir kısmının yazılı olduğu bir defter, bazı şiirleri ve mektupları da ilk kez yayınlandı. Böylece karanlıkta kalan Mısır yılları biraz daha aydınlanmış oldu.
Ekmeleddin İhsanoğlu bu kitabı yayınlayarak “çilesini doldurduğunu” söylüyor ama terekeyi biraz daha karıştırsa, acaba “baba dostu”na dair daha başka neler çıkar, kim bilir?
Meraklı okur için not:
Yazılışından günümüze kadar İstiklal Marşı üzerine yapılan tartışmaları ve bu tartışmaların ne anlama geldiğine dair bilgi ve yorumlar için İsmail Kara’nın “Bir Düşünce Tarihi Metni Olarak İstiklal Marşı” kitabına bakabilirsiniz.
Akif’in şiir kitaplarının yayın macerasının ayrıntıları ve külliyatın yeni bir düzenlemeyle neşri için Necmettin Turinay’ın 2021’de yayınladığı “Safahat”a göz atabilirsiniz.
İhsan Efendi ile Akif arasında dünyada az rastlanacak bir dostluğun ayrıntılarını öğrenmek isterseniz Ekmeleddin İhsanoğlu’nun “Kaybolan Dünyadan Nurlu Bir Sima: Yozgatlı İhsan Efendi” kitabını okuyabilirsiniz.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.