İstanbul’da Düzenlenen Uluslararası Arapça Kitap Fuarı Neden Önemli?

Dünyanın en prestijli Arapça kitap fuarlarından biri şu an İstanbul'da düzenleniyor. Fokus+ olarak dijital medya ortağı olduğumuz bu organizasyon hem yayıncılık dünyasını bir araya getiriyor hem de Türkiye'nin kültürel diplomasisine yeni ufuklar açıyor.
istanbul-da-duzenlenen-uluslararasi-arapca-kitap-fuari-neden-onemli.jpg

17.08.2026 - 14:03  |  Son Güncellenme:  18.08.2026 - 17:25

Üçüncü gününde olduğumuz bu kültür organizasyonu, 30'dan fazla ülkeden 300'ü aşkın yayınevine Yenikapı Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi'nde ev sahipliği yapıyor. Fokus+ olarak dijital medya ortağı olduğumuz bu etkinlikte sahanın nabzını bizzat tutuyoruz.  

Peki İstanbul'da uluslararası Arapça bir kitap fuarı düzenlenmesi neden bu kadar önemli? Bu soruya cevap vermek için Türkiye'nin kültürel diplomasi üzerinden inşa ettiği yumuşak güce bakmak lazım. Kitap fuarları artık salt ticari birer alandan öte medeniyetlerin hafızasını koruyan, ön yargıları yıkan ve toplumları birbirine bağlayan stratejik iletişim kanalları olarak öne çıkıyor. 

Sınırları aşan bir kültür buluşması 

Fuardan bir gün önce, organizasyonun genel koordinatörü Muhammed Ağırakça ile bir röportaj gerçekleştirme fırsatı buldum. Kendisinin de ifade ettiği üzere, 11 yıl önce Türkiye'ye sığınan göçmenleri kendi kültürleriyle olan ünsiyetlerini artırmak ve onlara psikolojik destek sunmak amacıyla mütevazı bir niyetle başlayan bu yolculuk, bugün uluslararası bir ekosisteme dönüşmüş durumda. Fuarın geldiği boyutu gösteren detaylardan biri, Avrupa ülkelerinden gelen yayınevlerinin fuardan toplu kitap alımı yapması. Lojistik olarak Avrupa'daki Arap nüfusun kendi dillerindeki eserleri Türkiye üzerinden temin etmesinin çok daha kolay olması, İstanbul'u bu alanda küresel bir dağıtım ve buluşma merkezi hâline getiriyor. 

Fuar alanı sadece kitap stantlarından ibaret değil. Edebiyat ve siyaset alanlarında ufuk açıcı sempozyumların düzenlendiği bir düşünce buluşması. Etkinlik kapsamında Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan eksenindeki bölgesel ilişkilerden Filistin'de yaşanan insani krizlere kadar son dönemdeki uluslararası gelişmelerin akademisyenlerce analiz edildiği paneller yapılıyor. Fuarın açılışında konuşan Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Prof. Dr. Ali Muhyiddin Karadaği'nin Gazze'de eğitim hakkından mahrum kalan 500 binden fazla Filistinli öğrenciye dikkat çekmesi, fuarın sadece kültürel değil aynı zamanda insani bir diplomasi merkezi olduğunu da kanıtlıyor. Öte yandan, Suriye Kültür Bakanlığının bu yılki fuarda onur konuğu olarak yer alması, medeniyetlerin biriktirdiği ortak tecrübelerin kitaplar aracılığıyla korunmasına zemin hazırlıyor. 

Yazma eserler ve profesyonel yayıncılığın kalbi 

Fuarın en çok dikkatimi çeken bölümlerinden biri, sergiler, araştırma merkezleri ve yazma eser tanıtımlarına ayrılan özel alanlar oldu. Özellikle Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığının burada kurumsal olarak yer alması çok stratejik bir adım. Bu katılım, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisindeki paha biçilemez yazma eserlerin evrensel değerini dünyaya gösterme açısından büyük önem taşıyor. Kurum, kendi bünyesinde başarıyla yürüttüğü dijitalleşme çalışmalarını uluslararası yayınevleriyle paylaşarak, tarihî mirasımızı modern akademik dünyayla doğrudan buluşturuyor. 

Bir başka dikkate değer alan ise Telif Köşesi bölümü. Profesyonel yayıncıların yüz yüze buluştuğu bu alanda, telif hakları alım satımları ve ortak projeler şekilleniyor. Türk edebiyatının Arap dünyasında daha geniş kitlelere ulaşmasını hedefleyen TULIA projesi de bu bağlamda fuarda aktif bir çalışma yürütüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığının desteklediği TEDA projesinin yarattığı ivmeyle birlikte, artık eskisi gibi sadece kurgu eserler değil; tarih, felsefe, psikoloji ve Türk-İslam düşüncesine ait nitelikli akademik eserler de Arapçaya kazandırılıyor. 

Çevirinin ruhu ve ilk kez düzenlenen atölye 

Bu kadar yoğun bir kültür alışverişinin en hayati aktörleri şüphesiz çevirmenler. Fuar, çevirmenlerin emeğini onurlandırmak adına her sene Türkçeden Arapçaya ve Arapçadan Türkçeye eser kazandıran birer mütercime çeviri ödülü veriyor. Ayrıca bu yıl ilk defa hayata geçirilen çeviri atölye çalışma köşesi benim şahsen en kıymetli bulduğum etkinlik oldu. Sadece 15 uzmanın seçildiği bu kapalı atölyede, dilden dile aktarılan metinlerdeki mana kayıpları ve çevirinin felsefi boyutları masaya yatırılıyor. 

Yapay zekânın çeviri sektörünü hızla dönüştürdüğü, kitap çevirilerinin birkaç aya düştüğü bu çağda; metnin ruhunu ve insan unsurunu korumak adına bu minvaldeki tartışmaların İstanbul'da yapılıyor olması çok değerli. Ağırakça'nın röportajımızda altını çizdiği gibi, Adalet Ağaoğlu ve Cengiz Dağcı gibi kıymetli Türk yazarların henüz Arapçaya; Mahmut Derviş'in nesir eserleri ile Sami el-Aryan'ın eserlerinin ise Türkçeye tam anlamıyla kazandırılmamış olması, yayıncılarımızın önünde keşfedilmeyi bekleyen büyük bir potansiyel olduğunu gösteriyor. Bilgiyi Doğu’dan Batı’ya taşıyan bir köprü görevi gören bu fuar, ülkemizin entelektüel geleceğini inşa etmeye devam ediyor.