İsrail’in ‘Kuşatma’ Politikasına Karşı Mısır'ın Yol Haritası
05.01.2026 - 17:19 | Son Güncellenme: 06.01.2026 - 16:33
Kahire, İsrail’in Gazze ile Sina sınırı boyunca Mısır’ı kuşatmaya ve sıkıştırmaya yönelik hamleleri nedeniyle baskı altında bulunuyor.
Buna ek olarak, Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından aranan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, Mısır’ın Kızıldeniz’deki stratejik güvenliğini doğrudan etkileyen Somali’deki ayrılıkçı bölgeyi tanıması, Kahire’yi acı bir seçimle karşı karşıya bırakıyor.
Fokus Plus’a konuşan Afrika ve İsrail işleri uzmanlarına göre, Mısır’ın İsrail’in “sıkıştırma” girişimlerinin üstesinden gelmek için diplomatik ve siyasi adımlardan, özellikle Türkiye ve Suudi Arabistan ile ittifaklarını genişletmeye ve güç kullanma tehdidine kadar bu araçları azami düzeyde kullanmaktan başka seçeneği yok.
Uzmanlar, İsrail güçlerinin Philadelphia Koridoru’nda ya da yeni bir şehrin kurulması yoluyla sınırda kalıcı bir varlık sürdürmesini, kısmi bir yeniden inşa sürecini başlatırken Gazze Şeridi’nden çekilmeyerek sınır hattında kalmaya devam etmesini İsrail’in “sıkıştırma” taktiğinin başlıca unsurları arasında gösterdi.
Ayrıca İsrail’in ayrılıkçı Somaliland üzerinden Kızıldeniz’de varlık göstermesinin de bu taktiğin en belirgin özelliklerinden biri olduğuna vurgu yaptı.
Gözden Kaçmasın
Bu kuşatmanın, tehcir ve doğal gaz konuları üzerinden yürütülen baskılarla eş zamanlı olarak devam ettiğini kaydeden uzmanlar, Mısır’ın devreye soktuğu alternatif hamleler ve Filistinlilerin topraklarını terk etmesine karşı sergilenen kararlı tutum nedeniyle bu baskıların şimdiye kadar sonuç vermediğini ifade etti.
Gerilim tırmanıyor
İsrail’in Ekim 2023’te başlattığı soykırım savaşıyla birlikte Kahire ile Tel Aviv arasındaki gerilim seviyesi yükseldi.
Bu süreçte Mısır, İsrail’in Mayıs 2024’te iki ülke arasındaki barış anlaşmasına aykırı olmasına rağmen, Mısır sınırındaki Philadelphia Koridoru’nu işgal etme konusundaki ısrarı üzerine Sina’ya ek kuvvetler konuşlandırdı.
Söz konusu gerilim, Mısır’ın, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ocak 2025’te görevinin başında gündeme getirdiği Filistinlilerin Sina’ya tehcir edilmesi önerisini reddetmesiyle daha da tırmandı.
Tel Aviv yönetimi, Mısır’a ihraç ettiği gaz kartını bir koz olarak kullanırken, iki ülke arasındaki gerilim ortamında, büyük bir ticaret anlaşmasını aylarca askıya aldı.
Netanyahu’nun kısa süre önce anlaşmanın hayata geçirilmesine onay verdiğini açıklaması, İsrail ve ABD medyasında yer alan ve ABD’nin Mısır ile İsrail arasındaki gerilimi düşürmeyi amaçlayan baskılarına işaret eden sızıntılarla birlikte geldi.
Bu gerilim seviyesinin yakından izlendiği bir ortamda İsrail, Kahire üzerindeki baskılarına yeni bir halka ekleyerek, 26 Aralık’ta Somali’deki ayrılıkçı «Somaliland» bölgesini tanıdığını açıkladı.
Söz konusu adım, Mısır’ın yanı sıra Arap ve bölgesel ülkeler tarafından geniş bir şekilde reddedildi.
Bu bağlamda, Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, söz konusu tanıma kararının ardından bir hafta boyunca Türkiye, Suudi Arabistan, Somali, Cibuti gibi ülkelerdeki mevkidaşlarıyla bir dizi temas gerçekleştirdi.
Abdulati ayrıca Afrika Birliği bünyesinde çevrim içi bir toplantıya katıldı ve bu adıma karşılık verilmesi amacıyla Afrika Barış ve Güvenlik Konseyi’nin acil bir oturum düzenlemesi çağrısında bulundu.
Kahire ve bazı Arap ülkeleri, İsrail’in Somaliland’ı tanımasını Kızıldeniz’deki uluslararası deniz trafiğine yönelik bir tehdit ve Filistinlilerin Somali’ye sürülmesine dönük bir girişim olarak değerlendirdi.
İsrail’in bu adımından iki gün sonra Kahire’de Arap Birliği bünyesinde düzenlenen acil toplantıda söz konusu karar reddedilirken, olası sonuçlarına karşı uyarıda bulunuldu ve Mogadişu’nun topraklarını meşru müdafaa çerçevesinde savunma hakkı teyit edildi.
Trump ile Netanyahu’yu birkaç gün önce bir araya getiren görüşmenin ardından, İsrail merkezli 12. Kanal, İsrail kontrolü altındaki ve Mısır sınırında yer alan Refah’ta yeniden yapılanmanın, Hamas silahsızlandırılmadan önce başlatılması konusunda anlaşmaya varıldığını bildirdi.
Bu gelişme, Arap ülkelerinin desteğine sahip ve finansman toplanması amacıyla bir konferans düzenlenmesi beklenen, daha önce ortaya konmuş kapsamlı bir Mısır yeniden imar planı bulunmasına rağmen gündeme geldi.
Mısır’ı boğma ve kuşatma
İsrail meseleleri konusunda uzman olan Filistinli analist Nizar Nazzal, Fokus Plus’a yaptığı değerlendirmede, İsrail’in Mısır’ı boğma ve kuşatma çabası içinde olduğunu ve Kahire üzerinde yoğun bir baskı kurmaya çalıştığını belirtti.
Nazzal’a göre bu baskı, “Camp David” Anlaşması’nın eklerini ihlal eden Philadelphia Koridoru’nun işgali yoluyla ya da “Somaliland”ın tanınması üzerinden, Kahire'yi tamamen kısıtlamayı ve en azından Filistinlilerin yerinden edilmesi konusunda siyasi tavizler vermeye zorlamayı amaçlıyor.
Nazzal, özellikle tehcir dosyasında Kahire’nin aşılması güç bir set oluşturduğunu da ifade etti.
Filistinli analist, Somaliland’ı tanıyan İsrail’in, dünya genelinde 158 ülke tarafından tanınan Filistin devletini tanımasının daha yerinde olacağını dile getirdi.
Buna karşın İsrail’in, hiçbir ülke tarafından tanınmayan ve izole durumdaki “Somaliland” bölgesine yöneldiğini belirten Nazzal, bunun amacının bölgede jeopolitik nüfuz elde etmek ve Kızıldeniz’deki deniz trafiği üzerinde kontrol sağlamak olduğunu söyledi.
Nazzal, bu hamlelerin amacının Somali’nin birliğini zayıflatmak, Babu’l Mendeb Boğazı’nı kontrol altına almak için başka bir kıtaya yönelmek ve İran ile Husilere yakın bir noktadan Mısır’ı Afrika cephesinden kuşatmak olduğunu belirtti.
Mısır devletinin bugün doğrudan hedef alındığını söyleyen Nazzal, Mısırlı siyasi ve askeri liderliğin İsrail’in politikalarının tamamen farkında olduğunu vurguladı.
Nazzal, Mısır’ın gerek Afrika’da gerek Asya’da İsrail’in bu genişlemesine karşı koyabilecek kapasiteye sahip olduğunu belirterek, İsrail’deki derin devletin de, hükümet ve iktidar çevrelerini Mısır ile doğrudan bir çatışmaya girilmemesi konusunda uyardığını ifade etti.
Bu baskıların Mısır’ı er ya da geç ulusal güvenliğini savunmaya zorlayacağı uyarısında bulunan Nazzal, İsrail’in bu çılgınlıklarını durdurmak için doğrudan askeri gücün kullanılmasının dahi ihtimal dışı olmadığının altını çizdi.
Mısır’ın, gerek askeri gerek diğer imkan ve kapasitelere sahip olarak, Philadelphia Koridoru ve Somaliland’in tanınması konusunda İsrail’in politikasına karşı koyabilecek güçte olduğunu sözlerine ekledi.
Büyük bir tehdit
Afrika meseleleri konusunda uzman yazar Sabah Musa ise Fokus Plus’a yaptığı değerlendirmede, Mısır'ın bölgesel sorunlarla başa çıkmak için seçeneklerinin sürekli olarak diplomatik ve siyasi hamlelere dayandığını belirtti.
Musa, Afrika Birliği, Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (IGAD) Arap Birliği ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) düzeylerinde etkin ve yoğun bir eyleme ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.
Bu hamlelerin amacının Somaliland’a yönelik herhangi bir resmi tanımanın önünü kesin biçimde kesmek olduğunu ifade eden Musa, İsrail tarafından yapılan bir tanıma ve bu bölgede İsrail varlığının bulunmasının, “Babu’l Mendeb” bölgesinde yakın bir tehlike oluşturduğu konusunda uyardı.
Musa, İsrail’in bu varlığı stratejik bir baskı aracı olarak kullanabileceğine ve Mısır, Yemen ya da Suudi Arabistan gibi güney Arap bölgesini kuşatma girişiminde bulunabileceğine işaret etti.
Mısır’ın bu senaryonun önünü tamamen kesmesi gerektiğini vurgulayan Musa, söz konusu meselenin yalnızca Mısır’ın ulusal güvenliğini değil, Arap ulusal güvenliğinin tamamını ilgilendirdiğini ve Kızıldeniz’e kıyısı olan ülkeler için de bir tehdit oluşturduğuna dikkat çekti.
Musa, Kızıldeniz’in son derece önemli bir stratejik geçiş güzergahı olduğuna işaret ederek, İsrail’in nüfuzunu pekiştirmeye ve Eilat’tan başlayıp Kızıldeniz üzerinden Afrika Boynuzu’na uzanan bir yay oluşturmaya çalıştığını belirtti.
İsrail’in önünü kesmek amacıyla, Somali’de çıkarları ve askeri üsleri bulunan Türkiye ile Mısır arasındaki ittifakın derinleşmesini, ayrıca Kızıldeniz’e kıyısı olan en önemli ülkelerden biri konumundaki Suudi Arabistan’la iş birliğinin güçlenmesini beklediğini de ifade etti.
Mısır ve Türkiye’nin daha önce Etiyopya üzerinden İsrail’in Somaliland’da varlık oluşturma girişimlerini durdurmayı başardığını, bu süreçte Ankara’nın Kahire ile birlikte arabuluculuk yaparak söz konusu hamleleri engellediğini hatırlattı.
İsrail’in müttefiki Etiyopya’nın rolünün başarısızlığa uğramasının ardından bu kez Somaliland’a doğrudan girmeye çalıştığını vurguladı.
Halihazırda ise İsrail’in Mısır’ı tüm cephelerden hedef aldığını, özellikle de Gazze Şeridi dosyasında bölgede kalmayı ve çekilmemeyi öngören çeşitli senaryolar üzerinden baskı kurduğunu ifade etti.
Öte yandan Musa, Mısır’ın şu anda savaşlara sürüklenmeyeceğine ve gerekirse güç kullanma kartını elinde tutarken, diplomatik ve siyasi yollarla uzun vadeli yaklaşımını sürdüreceğine olan inancını dile getirdi.
Mısır’ın bölgedeki nüfuzunun büyük olduğuna ve Afrika’da Türkiye ve Suudi Arabistan’la kurduğu ittifakların, Gazze meselesinde olduğu gibi, İsrail’in oradaki hegemonyasından kurtulmasını sağlayabileceğini de sözlerine ekledi.
Kahire ile Tel Aviv arasında doğrudan bir çatışmanın çözümüne ilişkin seçenekler farklılık gösterse de, Afrika ve Filistin sahasındaki gelişmeler, anlaşmalar ve uluslararası baskıların başarısız olması halinde Mısır’ı doğrudan çatışmayla karşı karşıya kalmaya zorluyor.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.