İsrail’in Irak’ın Batısında Gizli Üs Kurması Bağdat’ta Kriz Yarattı

Parlamento, savunma ve içişleri bakanlarını çağırdı. Iraklılar ise “Yabancı bir askerî üs, güvenlik kurumlarının haberi olmadan nasıl kuruldu?” sorusunu soruyor.
israil-in-irak-in-batisinda-gizli-us-kurmasi-bagdat-ta-kriz-yaratti.jpg

12.05.2026 - 11:41  |  Son Güncellenme:  12.05.2026 - 11:45

ABD merkezli Wall Street Journal gazetesi, cuma akşamı yayımladığı özel haberinde, İsrail’in İran’a yönelik saldırıları desteklemek amacıyla Irak çölünde gizli bir askerî üs kurduğunu aktardığında, bunun Bağdat’ta büyük bir siyasi krize dönüşeceğini muhtemelen öngörmüyordu. 

Muhammed Şiya es-Sudani

Iraklı siyasetçiler ve analistler, görev süresinin bitmesine haftalar kalan Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani liderliğindeki geçici hükûmetin, “egemenlik açısından en büyük skandallardan biriyle” karşı karşıya olduğunu söylüyor.  

Haberin yayınlanmasından sonra 48 saat içinde, gizli üs meselesi açık bir parlamento krizine, sosyal medyada yaygın bir kamuoyu öfkesine ve Irak askerî ve güvenlik kurumlarının yanıt veremediği ciddi soru işaretlerine dönüştü. 

ABD basını ne yazdı? 

Wall Street Journal, ABD’li yetkililerin de aralarında bulunduğu bilgili kaynaklara dayandırdığı haberinde, İsrail’in İran’la savaşı başlamadan kısa süre önce Irak’ın batı çölünde gizli bir askerî tesis kurduğunu ve bunu ABD’nin bilgisi dâhilinde gerçekleştirdiğini yazdı. 

Habere göre üs, İsrail Hava Kuvvetleri için İran’a yönelik beş hafta süren saldırılar boyunca ileri lojistik merkez olarak kullanıldı. 

Gazete, tesiste özel kuvvet birlikleri ile İran üzerinde düşürülebilecek İsrailli pilotlar için konuşlandırılmış arama-kurtarma ekiplerinin bulunduğunu aktardı. Ancak savaş boyunca böyle bir senaryonun yaşanmadığı belirtildi. 

Mart başlarında, Iraklı bir çobanın bölgedeki olağan dışı hareketliliği bildirmesi üzerine üs açığa çıkmıştı. 

Irak ordusu bölgeye bir keşif birliği göndermiş, ancak bu birlik, İsrail hava saldırısıyla hedef alınmıştı. Saldırıda bir asker ölmüş ve iki asker yaralanmıştı. 

İsrail’in Maariv gazetesi de İsrail askerî sansürünün yayın yasağını kaldırmasının ardından yeni ayrıntılar yayımladı.  

Gazete, üste komando birlikleri ve özel sağlık ekiplerinin bulunduğunu, ayrıca bölgede düşen bir İsrail helikopterinin daha sonra İsrail’e tahliye edildiğini bildirdi.  

Uydu görüntüleri üssün yerini işaret etti: Suudi Arabistan'a 80 km uzaklıktaki Nukhayb 

Çin merkezli Mizir Vision uydu şirketi tarafından yayımlanan uydu görüntüleri, gizli üsse ilişkin ayrıntıların ortaya çıkmasında önemli rol oynadı. 

Görüntülerde, Enbar ile Necef vilayetleri arasında yer alan en-Nuhayb çölünde yaklaşık 1,6 kilometre uzunluğunda bir pist inşa edildiği görülüyor.  

Bölgenin Irak-Suudi Arabistan sınırına yaklaşık 80 kilometre, İran sınırına ise yaklaşık 200 kilometre uzaklıkta olduğu ifade ediliyor. 

Gazetenin, Irak parlamento başkanlığına yakın bir yetkiliye dayandırdığı bilgilere göre, Ortak Operasyonlar Komutanlığı 4 Mart’ta Irak birliğine yönelik saldırının, “kimliği belirsiz bir güce” yaklaşılması sırasında gerçekleştiğini doğruladı.  

Ancak resmî değerlendirmeler, o dönemde saldırgan tarafın ABD güçleri olduğu ve Haşdi Şabi güçleri, ordu ve sınır muhafızlarını hedef alan bir dizi saldırının parçası olduğu yönündeydi. 

Gözlemcilere göre bu durum, olay sırasında Irak istihbarat yapısında ciddi bir bilgi eksikliği ve koordinasyon sorunu yaşandığını ortaya koyuyor.  

Parlamento alarma geçti 

Konuya ilişkin ilk resmî tepki, Irak Parlamentosu’ndan geldi.  

Parlamento, yabancı basında yer alan iddialarla ilgili bilgi almak üzere savunma ve içişleri bakanlarının yanı sıra üst düzey güvenlik yetkililerini çağırma kararı aldı. 

Parlamentonun Güvenlik ve Savunma Komisyonu ise Kerbela, Enbar ve Necef arasındaki çöl üçgeninde “yabancı askerî faaliyetler ve ihlaller” hakkında soruşturma başlatılacağını açıkladı. 

Al-Dustour gazetesine göre komisyon, Irak’ın bölgesel hesaplaşmaların sahası ya da komşu ülkelere yönelik saldırılar için bir platform hâline getirilmesini reddettiğini vurguladı. 

Öte yandan, komisyon üyesi Kerim el-Muhammedavi, ülkedeki çöl bölgelerinin İran’a yönelik füze ve İHA operasyonları için destek üssü olarak kullanılmış olabileceğine dair ciddi endişeler bulunduğunu söyledi. 

Milletvekili Raid el-Maliki ise yaşananları “tehlikeli bir egemenlik ihlali” olarak nitelendirerek Irak istihbarat kurumlarının hesap vermesi gerektiğini savundu.  

Maliki ayrıca ABD’yi, Irak hava sahasını İsrail’e teslim etmekle suçladı.  

Hükûmetten çelişkili açıklamalar 

Parlamentodaki hareketliliğe rağmen, Irak hükûmeti dikkat çekici bir sessizlik içinde kaldı.  

Haberin yazıldığı saate kadar, Irak Başbakanlığı ya da Dışişleri Bakanlığından, ABD ve İsrail basınında yer alan iddialara ilişkin net bir açıklama yapılmadı. 

Irak Güvenlik Medya Hücresi Başkanı Tümgeneral Saad Maan

Buna karşın, Irak Güvenlik Medya Hücresi Başkanı Tümgeneral Saad Maan, olayın mart ayı başında yaşanan bir çatışmayla ilgili olduğunu söyleyerek tartışmaları yatıştırmaya çalıştı. Ancak saldırıyı gerçekleştiren gücün kimliğine ilişkin açık bir ifade kullanmadı. 

Tümgeneral Maan, basına yaptığı açıklamada bölgede şu anda herhangi bir İsrail askerî varlığının bulunmadığını savundu.  

Bölgeyi “izole, boş bir çöl alanı” olarak tanımlayan Maan, bölgede güvenlik ya da sivil yerleşim bulunmadığını sözlerine ekledi. 

Güvenlik ve radar sistemleri neredeydi? 

Iraklı gözlemcilere göre olayı tam anlamıyla skandala dönüştüren unsur, yalnızca Irak topraklarında yabancı bir askerî üssün bulunması değil, bu üssün aylar boyunca tespit edilememiş olması. 

Uydu görüntülerinin ortaya koyduğu üzere üs, yaklaşık 1,5 kilometre uzunluğunda bir piste sahip büyük bir askerî altyapıyı içeriyor.  

Bu ölçekte bir yapının, tam kapasite çalışan bir hava savunma sistemi tarafından fark edilmemesi ciddi soru işaretleri doğuruyor. 

Irak basınında yayımlanan değerlendirmelerde, olayın güvenlik sistemindeki “istihbarat boşluklarını” ve batı çölündeki radar kapsamasının zayıflığını ortaya çıkardığı ifade edildi.  

Bu durum, yabancı uçakların neredeyse tamamen iniş yapma ve ikmal operasyonları gerçekleştirmesine olanak sağladı. 

Analizlere göre daha da endişe verici nokta, Irak ordusunun harekete geçmesinin bir istihbarat bilgisiyle değil, bir çobanın ihbarıyla gerçekleşmiş olması, ayrıca hem teçhizat hem de sayı bakımından üstün bir güçle karşı karşıya kalmasıydı. 

Çıkan çatışmada bir asker öldü, iki asker yaralandı ve birlik geri çekilmek zorunda kaldı. 

Krizin siyasi boyutu: Direniş gruplarının silahları 

Yaşanan gelişmeler, Irak içinde aylardır tartışılan “İslami direniş gruplarının silahları” dosyasıyla da kesişiyor. 

Washington yönetimi, silahların yalnızca devlet kontrolünde olması yönünde baskı yaparken söz konusu gruplara karşı çıkanlar, İsrail üssü olayını paralel bir askerî gücün varlığını sorgulamak için kullanıyor. 

Buna karşılık söz konusu silahlı grupların liderleri ise yaşananların, Irak’ın hâlâ “savunmasız” olduğuna dair bir gösterge olduğunu savundu. 

Grup temsilcilerine göre bu yapıların feshedilmesi, ülkenin tamamen İsrail ve ABD karşısında savunmasız bırakılması anlamına gelecek. 

Irak yönetimi, geçtiğimiz mart ayında Birleşmiş Milletler’e (BM) resmî şikâyette bulunmuş ve saldırının “yabancı güçler” tarafından gerçekleştirildiğini belirterek suçlamaları ABD’ye yöneltmişti.  

Ancak Wall Street Journal’ın yayımladığı belgeler, saldırının arkasında ABD’nin değil, İsrail’in bulunduğunu ortaya koyuyor. 

Gazeteye konuşan ABD’li kaynak ise Washington’un saldırının doğrudan tarafı olmadığını savundu.  

Bununla birlikte en ciddi konu, “operasyonun ABD’nin bilgisi dâhilinde gerçekleştiğine” dair itiraf oldu. 

Haşdi Şabi

Irak kamuoyunda şimdi geçmişteki İsrail operasyonları yeniden hatırlatılıyor. Bunlar arasında 1981’de Irak’taki nükleer reaktörün bombalanması ve 2019’da Haşdi Şabi üslerine yönelik, sorumluluğu İsrail’e yüklenen saldırılar yer alıyor. 

Ancak gözlemcilere göre bu olayın önceki örneklerden temel farkı, geçici bir hava saldırısından değil, hükûmetin bilgisi olmadan Irak topraklarında kurulmuş, pistlere sahip, personelin bulunduğu ve aylar boyunca faaliyet gösteren bir askerî üsten söz ediliyor olması.  

Gözler parlamentoda 

Önümüzdeki günlerde dikkatler Irak Parlamentosu’nda yapılacak sorgulama oturumlarına çevrilecek. Muhalif çevreler, bu oturumları “Irak devletinin varlık sınavı” olarak nitelendiriyor. 

Bağdat yönetimini zor durumda bırakan soru ise oldukça net: Üs gerçekten hükûmetin bilgisi dışında mı kuruldu?  

Eğer öyleyse bu büyük bir istihbarat skandalı anlamına geliyor. Yoksa devlet içindeki bazı unsurların bilgisi dâhilinde kurulup örtbas mı edildi? Bu durumda ise çok daha büyük bir siyasi kriz söz konusu olacak. 

Her iki ihtimalde de Irak’ın batı çölünün artık haritanın kenarında kalan ıssız bir bölge olmaktan çıkıp bölgesel güç mücadelesinin yeni sahalarından biri hâline geldiği görülüyor. 

Iraklılar ise hükûmetlerinden güvenlik açıklarını kapatmasını ve ihlalleri yabancı medya organlarından önce ortaya çıkarmak için harekete geçmelerini talep ediyor.