İsrail’in Gazze Planı: Hamas’a Alternatif Arayışı
14.06.2025 - 12:18 | Son Güncellenme: 03.09.2025 - 11:04
Gazze’de 7 Ekim 2023'te başlayan savaş ikinci yılına yaklaşırken İsrail askeri siyasi düzlemde ilan ettiği hedeflerine ulaşabilmiş değil. Hamas’ın liderliğinde direniş gruplarının halen Gazze'nin farklı bölgelerinde sürdürdüğü nitelikli operasyonlar, İsrail’in askeri hâkimiyetini tartışmalı hâle getiriyor. En son Kurban Bayramı'nın ilk günü Han Yunus’ta düzenlenen ve beş İsrail askerinin öldüğü operasyon, sahadaki dengenin halen kırılmadığını ortaya koyuyor.
Bu başarısızlık, İsrail’i sahada yeni yöntemler geliştirmeye itti. Tıpkı 1980’lerde Lübnan’da kurduğu Güney Lübnan Ordusu benzeri yapılanmalar gibi, şimdi de Gazze içinde bazı yerel silahlı grupları sahaya sürmeye başladı. Bu gruplardan en dikkat çekeni, son aylarda ismi sıkça duyulan “Yaser Ebu Şebab Grubu” oldu.
Yaser Ebu Şebab, Gazze’de geçmişte Hamas yönetimi tarafından çeşitli suçlardan tutuklanmış ve savaşın ardından cezaevinden çıkan kişilerden biri. Grubunun kadrosu ise oldukça karmaşık:
- Adli sicili kabarık suçlular,
- Son yıllarda Sina’da DEAŞ saflarında savaşmış kişiler,
- Gazze’de silah kaçakçılığıyla uğraşan organize ağlar.
Bu grup, İsrail’in desteğiyle şekillendirilen ve doğrudan Hamas’ın sivil ve güvenlik yapısını zayıflatmayı hedefleyen yeni bir “paramiliter yapı” olarak öne çıkıyor. Saha gözlemleri, grubun özellikle kuzey Gazze’de yardım tırlarını yönlendirdiği, bazen ise bu yardımlara el koyduğu yönünde.

İsrail’in planı, yalnızca Hamas’ı askeri olarak zayıflatmakla sınırlı değil. Aynı zamanda Gazze'deki sivil yönetimi de çökerterek toplumsal bir boşluk oluşturmayı hedefliyor. Bu amaçla, şu üç adım öne çıkıyor:
- Hamas’ın yardım organizasyonlarını devre dışı bırakmak
- Hamas’ın polis gücünü hedef almak
- Yardım kuyruklarını çatışma alanına çevirmek
Bu plan, İsrail’in ilk sivil yapıyı parçalama girişimi değil. Daha önce, Amerikan ordusuyla birlikte Gazze kıyısında deniz iskelesi kurma fikri, Ürdün ve Mısır üzerinden havadan yardım atma denemeleri gibi uygulamalarla Hamas yönetimi devre dışı bırakılmak istenmişti. Ancak bu adımların hiçbiri, sahada kalıcı bir yapı inşa edemedi.
Yaser Ebu Şebab Grubu, özellikle 2024’ün ortalarında İsrail’in doğrudan koruması altında güç kazanmaya başladı. Ancak bu yükseliş uzun sürmedi. Hamas’a bağlı güvenlik birimleri, yardım tırlarının yağmalandığı bazı olaylardan sonra grupla doğrudan çatışmaya girdi. Mayıs 2025’te, grup üyeleriyle Hamas güçleri arasında çıkan çatışmalarda onlarca kişi hayatını kaybetti. İsrail Hava Kuvvetleri, bazı noktalarda doğrudan grup üyelerini koruma amaçlı hava saldırıları düzenledi.
İsrail’in bu stratejisi, kısa vadede bazı bölgelerde etkili olsa da Gazze halkı arasında ciddi bir karşılık bulmuş değil. Halka dayanmayan ve geçmişi suç örgütlerine dayanan bu tarz yapılar siyasi meşruiyet, toplumsal güven üretimi konularında sorun yaşıyor. Ayrıca söz konusu yapılar gelecekte silahlarını İsrail’e değil, kendi halkına çevirebilecek potansiyele sahip.
İsrail’in Yaser Ebu Şebab Grubu üzerinden inşa etmeye çalıştığı yeni düzen; askerî değil, siyasi ve toplumsal bir stratejiye dayanıyor. Ancak bu strateji, ciddi kırılganlıklar taşıyor:
- Yönetim boşluğu üretmeye dayalı bu yaklaşım, Hamas’ın halk nezdindeki meşruiyetini tamamen sarsamıyor.
- Yardımın araçsallaştırılması, insani krizleri derinleştiriyor ancak Gazze halkını boyun eğmeye zorlamıyor.
- Toplumun geneline yayılmış dayanışma kültürü, dış kaynaklı bu “alternatif yapıların” yerleşmesini engelliyor.
Bugün Gazze’de yaşananlar, sadece bir savaşın uzantısı değil; aynı zamanda bir halkın iradesiyle dış müdahale arasındaki mücadeleye dönüşmüş durumda. Bu mücadelede, geçici paramiliter yapılar değil; sahadaki direnişin toplumsal tabanı belirleyici olmaya devam ediyor.