İsrail Suriye'de Ne İstiyor Ne İstemiyor?
30.04.2025 - 16:22 | Son Güncellenme: 03.09.2025 - 15:38
8 Aralık 2024'te Esad rejiminin çöküşünün ardından, İsrail'in Suriye topraklarına yönelik saldırılarında eşi görülmemiş bir artış yaşandı. İsrail, onlarca hava ve kara saldırısı gerçekleştirerek, Suriye'deki havaalanlarını, askeri üsleri, mühimmat depolarını ve hava savunma sistemlerini hedef aldı. Saldırılar özellikle güney Suriye'de, Dera ve Kuneytra bölgelerinde yoğunlaştı; ardından Şam çevresi ve sahil bölgelerine kadar yayıldı. Ayrıca İsrail, Golan sınırına yakın bölgelerde sınırlı kara operasyonları gerçekleştirerek güvenli bir tampon bölge kurmayı amaçladı. Bu gelişmeler, İsrail'in Suriye'deki yeni yapıya karşı stratejisinde köklü bir değişimi işaret ediyor.

İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırıları
Rejimin çöküşünden sonra İsrail, yeni Suriye devletinin stratejik kapasitesini yok etmek için askeri operasyonlarını yoğunlaştırdı. İsrail'in hedef aldığı ana noktalar şunlardı:
- Suriye havaalanları ve buradaki uçaklar ile helikopterlerin imhası,
- Suriye'nin balistik füzeleri ve fırlatma platformları,
- Kısa, orta ve uzun menzilli tüm hava savunma sistemleri,
- Özellikle Kalamun Dağları ve sahil bölgesindeki büyük mühimmat depoları.
Dera bölgesinde İsrail, birçok stratejik tepeyi ele geçirerek buralarda tahkim edilmiş askeri noktalar inşa etti. İsrail'in insansız hava araçları da bu bölgelerde sürekli keşif uçuşları gerçekleştiriyor. Ayrıca, İsrail güçleri Dera ve Kuneytra bölgelerindeki Suriyeli askeri üsleri büyük ölçüde tahrip etti, mevcut askeri araçları imha etti ve bazı tankları analiz etmek üzere İsrail'e nakletti.
İsrail'in Süveyda'ya yönelik ilgisi
İsrail, askeri müdahalenin ötesine geçerek Suriye'deki azınlık dosyasına, özellikle de Kuneytra ve Süveyda'daki Dürzi topluluğuna siyasi müdahalelerde bulundu. İsrail, Süveyda’daki çoğunluğu oluşturan Dürziler üzerinden güney Suriye’de bir nüfuz alanı oluşturmayı hedefliyor. Bu hedefler şunları içeriyor:
- Dera ile Golan arasında tampon bir bölge kurmak,
- Yeni Suriye ordusunun etkisini sınırlamak,
- Dürzi toplumunu gelecekte bir baskı aracı olarak kullanmak.
Ancak bu girişimler, dış müdahaleye karşı çıkan ve Suriye'nin birliğini savunan yerel halkın sert direnişiyle karşılaşıyor.

Yeni Suriye devletinin ideolojik yapısı
Yeni kurulan Suriye devleti, önceki Baas rejiminden radikal biçimde farklı bir İslami devrimci ideoloji üzerine kuruldu. Rejimin çöküşünün ardından, Suriye'deki çeşitli askeri gruplar merkezi bir komuta altında birleşerek yaklaşık 100.000 deneyimli savaşçıdan oluşan bir milli ordu kurdu. Bu birleşme, yıllar boyunca muhalefeti zayıflatan bölünmeleri sona erdirdi.
Suriye muhalefeti, "Düşmanı Caydırma" operasyonunda, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te İsrail'e karşı gerçekleştirdiği "Aksa Tufanı" operasyonundan ilham aldı. Bu operasyon kapsamında sürpriz saldırı taktikleri ve koordineli taarruzlarla Şam'ın hızlı bir şekilde düşürülmesi sağlandı. Bu askeri başarı, İsrail’de derin bir endişeye yol açtı; çünkü bu modelin kuzey sınırlarında tekrarlanabileceği düşünülüyor.
Yeni devletin hem ulusal hem de dini unsurları harmanlayan ideolojik kimliği, kitlelerin direniş fikri etrafında mobilize edilmesini kolaylaştırıyor. Bu da, İsrail’in gözünde, gelecekte doğrudan kendisine yönelik bir askeri tehdit oluşturabilecek bir yapı anlamına geliyor.
Suriye'nin askeri gücü: Rejim mirası ve devrim kültürü
Suriye'nin askeri sahnesine bakıldığında, eski rejimin büyük bir askeri miras bıraktığı görülüyor:
- Hava savunma sistemleri: Pantsir, Buk, S-200, S-300,
- Tanksavar füzeleri: Kornet ve Malutka,
- Bireysel ve orta düzey silahlar: Kalaşnikof tüfekleri, RPG roketatarları, havan topları.
Bu büyük cephaneliğin yanı sıra, Suriye’de devrim süreciyle yayılan bireysel silahlanma kültürü ve yeni savaş biçimleri de İsrail için ciddi endişe kaynağı oluşturuyor.
Özellikle:
- Kırmızı Tugaylar (elit gerilla savaş birimleri),
- Şahin Tugayları (saldırı tipi İHA'lar kullanan özel birlikler) dikkat çekiyor.

Olası Türkiye-Suriye ittifakı
İsrail, artık Türkiye'yi açıkça bir düşman ülke olarak görüyor. Doğu Akdeniz'de bölgesel ittifaklar kurarak ve çeşitli tehdit araçları geliştirerek Türkiye'yi zayıflatmaya çalışıyor. Bu yaklaşım, İsrail'in radikal siyasi ideolojisinin bir uzantısıdır.
Türkiye, yeni Suriye devletinin en büyük destekçilerinden biri konumunda. İki taraf arasında resmi bir askeri ittifak kurulması ihtimali giderek artıyor. Muhtemel iş birliği alanları şunlar:
- Askeri eğitim: Türkiye'nin şehir savaşları ve İHA destekli operasyonlar konusundaki deneyimi,
- Silahlandırma: Bayraktar tipi modern İHA'lar ve hava savunma sistemleri,
- Askeri üsler: Kuzey Suriye'de kalıcı üsler kurarak İsrail'in hava operasyonlarını sınırlandırmak.
Türk İHA'ları ve İsrail'in endişeleri
Türk yapımı insansız hava araçları (Bayraktar TB2, Akıncı), Libya, Karabağ ve kuzey Suriye'deki çatışmalarda yüksek başarı gösterdi. İsrail, bu teknolojinin Suriye'ye yayılmasından ciddi kaygı duyuyor. Endişelerin başlıca sebepleri:
- İsrail ordusunun hareket kabiliyetinin kısıtlanması,
- Gelişmiş keşif ve istihbarat yeteneklerinin sahaya yansıması.
Bu gelişme, İsrail’in geleneksel hava üstünlüğü stratejisini tehdit ediyor.
Sonuç
İsrail, yeni Suriye'nin güçlü, organize ve ideolojik olarak kendisine düşman bir devlet haline gelmesinden ciddi şekilde endişe ediyor. Türkiye destekli birleşik bir Suriye ordusunun oluşması, kuzey cephesinde yeni bir ciddi tehdidin doğması anlamına geliyor.
Suriye'deki silah bolluğu ve savaşta edinilen deneyimler, İsrail için olası bir çatışmayı hem daha uzun hem de daha yıkıcı hale getiriyor. Bu nedenle İsrail, her türlü askeri ve diplomatik aracı kullanarak sınırlarında güçlü ve istikrarlı bir Suriye devletinin kurulmasını engellemeye çalışacaktır.