İsrail-Mısır Gaz Anlaşması Çökme Noktasında: Kahire Alternatif Peşinde

Gazeteci Muhammed Servet, İsrail–Mısır doğalgaz anlaşmasının siyasi baskılar ve Gazze krizi nedeniyle çökme riskiyle karşı karşıya kalmasını ve Kahire’nin enerji güvenliği için alternatif arayışlarını Fokus+ için inceledi.
fokus
İsrail-Mısır Gaz Anlaşması Çökme Noktasında Kahire Alternatif Peşinde

15.12.2025 - 16:49  |  Son Güncellenme:  15.12.2025 - 16:55

İsrail'in Mısır ile yaptığı yeni gaz anlaşmasının çökme ihtimali ufukta beliriyor. Zira Kahire’nin elindeki seçenekler, İsrail’in gerilimi tırmandıran tutumuyla birlikte hızla daralıyor.  

Tel Aviv anlaşmanın uygulanmasını Mısır’ın, Refah Sınır Kapısı üzerinden Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilerin yerinden edilmesini kabullenmesine ve Sina’daki askeri konuşlanmasını yeniden düzenlemesine bağlıyor. 

Kriz anlaşması 

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan uzmanlar, Fokus Plus’a yaptıkları açıklamalarda, Mısır-İsrail ilişkilerinin 1979’da imzalanan Barış Anlaşması’ndan bu yana en tehlikeli dönemden geçtiğini vurguladı. 

Uzmanlara göre gerilim, Gazze’deki soykırım savaşı çözümsüz biçimde sürerken, İsrail’in seçim atmosferine girdiği bir dönemde Mısır’ın iç politikada koz olarak kullanılmasının da etkisiyle, dramatik şekilde daha da tırmanabilir. 

Bununla birlikte uzmanlar, 2019’da imzalanan anlaşmanın devamı niteliğindeki doğal gaz anlaşmasının teknik ve ekonomik açıdan, hem Tel Aviv hem Kahire hem de sahadaki ortak Washington açısından vazgeçilmez olduğuna dikkat çekiyor. 

Ancak pratik ve siyasi düzeyde, taraflar arasındaki ihtilafların derinleştiği, baskının arttığı ve Mısır’ın seçeneklerinin giderek azaldığı belirtiliyor.  

Kahire hala güçlü bir ABD müdahalesi bekliyor, aksi halde anlaşmanın çökmesi “yüksek ihtimal” olarak görülüyor. 

Geçtiğimiz Ağustos ayında duyurulan anlaşma, 2019 tarihli (60 milyar metreküpe kadar) doğal gaz tedarik anlaşmasının 2040’a kadar uzatılmasını ve toplam hacmin yaklaşık 130 milyar metreküpe, parasal değerinin ise 35 milyar dolara çıkarılmasını öngörüyor. 

Leviathan sahasını gösteren harita.

Bu düzenleme, Leviathan sahasından Avrupa’ya taşınmadan önce Mısır’daki sıvılaştırma tesislerine daha fazla gaz akışı anlamına geliyor ve Kahire’ye, Tel Aviv’in sahip olmadığı stratejik bir ekonomik avantaj sunuyor. 

Mısır bu gazın bir bölümünü iç talebi karşılamak için kullanırken geri kalan kısmı, Idku ve Damietta’daki tesislerde LNG’ye dönüştürülerek Avrupa ve Asya pazarlarına yeniden ihraç ediliyor. 

2019 tarihli anlaşma, Leviathan ve Tamar doğalgaz yataklarından Kuzey Sina'daki bir alıcı terminale denizaltı boru hattı aracılığıyla taşınan günde yaklaşık 850 milyon ila 1 milyar metreküp doğalgazın teslimatını garanti ediyor.  

Kahire bu kaynakları iç talebin bir kısmını karşılamak için kullanıyor. 

Doğalgazın bir kısmı da Idku ve Damietta'daki sıvılaştırma tesisleri aracılığıyla Avrupa ve Asya pazarlarına sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) olarak yeniden ihraç ediliyor. 

Tel Aviv baskıyı artırıyor 

Yediot Aharonot dahil İsrail basınında yer alan haberlere göre ABD Enerji Bakanı Chris Wright, İsrail’in anlaşmayı onaylamaktan kaçınması üzerine Eylül ayında planlanan İsrail ziyaretini iptal etti. 

Bunun ardından Netanyahu, Eylül ayında Mısır’ın barış anlaşmasının tüm maddelerine eksiksiz uyacağını teyit etmeden ve Kahire’nin Sina’daki askeri konuşlanmasını yeniden gözden geçirmesini sağlamadan yeni doğal gaz anlaşmasına nihai onay vermeme kararı aldı. 

İsrail’in bu ısrarcı tutumu karşısında ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Christopher Landau, 20 Kasım’da “X” platformunda yaptığı açıklamada, “Mısır, ucuz ve güvenilir enerji sağlamak için Hartree Partners şirketi ile bir doğal gaz tedarik anlaşması yapmayı seçti” ifadelerini kullandı. 

Bu açıklamaların ardından İsrail ekonomi gazetesi Globes, ABD merkezli Hartree Partners ile Mısır arasında planlanan 4 milyar dolarlık doğal gaz anlaşmasının, İsrail’in onayının ertelenmesi nedeniyle Kahire’nin tedarik kaynaklarını çeşitlendirmek için alternatif arayışına girmesinden kaynaklandığını bildirdi. 

Her ne kadar açık denizden çıkarılan LNG’nin maliyeti boru hattıyla taşınan gazdan çok daha yüksek olsa da, bu durum Mısır’ın içinde bulunduğu ağır ekonomik tabloyu gözler önüne seriyor. Nitekim ülke 161 milyar doları aşan dış borç geri ödemeleri nedeniyle ciddi bir finansal baskı altında. 

Ekim 2023’te Gazze’ye yönelik soykırım savaşının başlamasından bu yana Netanyahu liderliğindeki aşırı sağcı hükümet, Mısır’da enerji krizi ve elektrik kesintilerinin yarattığı siyasi-ekonomik baskıyı dikkate alarak doğal gaz kartını Kahire’ye karşı bir manevra aracı olarak kullandı. 

Buna karşılık Mısır yönetimi, krizi kademeli olarak hafifletmek, yeni sözleşmelere yönelmek ve alternatif enerji kaynakları aramak için çeşitli adımlar attı. 

Kahire, günlük 4,2 milyar metreküp olan doğal gaz üretimini 2030’a kadar yüzde 58 artırarak 6,6 milyar metreküpe çıkarmayı hedefliyor. 

En tehlikeli aşamalar 

İsrail politikalarında uzman Filistinli analist Nizar Nazzal, Fokus Plus’a yaptığı değerlendirmede, Mısır–İsrail ilişkilerinin özellikle doğal gaz konusunda, yeni anlaşmanın akıbeti konusunda, Refah sınır kapısı meselesi ve Gazze’de yeni kurallar dayatma girişimleri nedeniyle 1979 barış anlaşmasından bu yana “en tehlikeli döneminden geçtiğini” belirtti. 

Netanyahu

Nazzal’a göre Netanyahu’nun sınır kapısının “Filistinlilerin çıkışı için açılabileceği, ancak girişe kapalı kalacağı” yönündeki iması, Kahire’nin kesin biçimde reddettiği “yerinden edilme” senaryosunu yeniden gündeme taşıyor. 

Filistinli analist, İsrail’in uzlaşmaz tavrının birkaç temel faktöre dayandığını belirtti. 

Bunların başında Gazze konusunda Kahire’ye baskı yapmanın, güneyde yeni güvenlik düzenlemelerini kabul ettirmenin, içerde derinleşen siyasi krizi dışarıya taşımanın ve halk öfkesini dış aktörlere yönlendirmenin geldiğini söyledi. 

Bu süreçte Kahire’nin, İsrail gazıyla ilgili seçeneklerinin azaldığını fark ettiğini kaydeden Nazzal, Mısır’ın, ihtiyaçlarını İsrail’in baskısından bağımsız şekilde güvence altına almak ve doğal gazın bir “şantaj aracına” dönüşmesini sınırlayacak daha esnek ve istikrarlı alternatifler üretmek için Washington’la yeni bir anlaşmaya yöneldiğini belirtti. 

Ancak aynı zamanda bu gidişatın, iki taraf arasındaki güven uçurumunun derinleştiğini de açık biçimde ortaya koyduğunun da altını çizdi. 

Nazzal’ın değerlendirmesine göre Mısır’ın üç temel seçeneği bulunuyor. Bunlar, enerji kaynaklarını çeşitlendirerek İsrail gazına bağımlılığı azaltmak, Sina’daki güvenlik düzenlemelerini dikkatle belirlenmiş sınırlar içinde bir pazarlık kozu olarak kullanmak ve aşırı sağcı İsrail hükümetinin tırmandırıcı politikalarını frenlemek için ABD’nin rolünü genişletmek. 

Analiste göre en olası senaryo, ilişkiler tamamen kopmadan İsrail’in “taktiksel baskıyı” sürdürmesi. Çünkü Sina’daki güvenlik işbirliği Tel Aviv açısından vazgeçilmez bir stratejik ihtiyaç. 

Sina’daki güvenlik koordinasyonu ve istihbarat işbirliği, Tel Aviv’in aşması zor olan kırmızı çizgiler olmaya devam ediyor. 

Ancak İsrail’in Rafah’ta gerilimi yükseltmeye devam etmesi ve sınır geçişlerinde tek taraflı uygulamalara yönelmesi halinde, bu sürecin ilişkilerin istikrarını bozan daha derin bir siyasi krize dönüşebilir. 

Böyle bir senaryo, barış anlaşmasını da riske atan tehlikeli bir gerilim tırmanışına yol açabilir. 

Nazzal, sonuç olarak Mısır’ın hem ekonomisi hem de bölgesel konularda İsrail etkisini sınırlamaya çalıştığını, İsrail’in ise Gazze’deki başarısızlığını telafi etmek için bu baskı araçlarını kullandığını dile getirdi. 

Washington ise iki taraf arasında, krizin barış anlaşmasını tehdit edecek bir patikaya sürüklenmesini engelleyebilecek “kritik dengeleyici” aktör olarak öne çıkıyor. 

Atmosferi belirleyen bir hedef 

Mısırlı siyaset bilimi profesörü Dr. Saed Sadek ise Fokus Plus’a yaptığı değerlendirmede, doğalgaz boru hattı uzantısına ilişkin “kriz anlaşması” sonuçlansa da sonuçlanmasa da, İsrail’in temel hedefinin Filistinlilerin yerinden edilmesi olduğunu söyledi. 

Sadek’e göre Tel Aviv yönetimi, bu hedefin ancak Refah Sınır Kapısı ve Mısır üzerinden bir geçiş senaryosuyla mümkün olabileceğini düşünüyor. 

Kahire’nin böyle bir adımı atmaktan özellikle iç nedenler nedeniyle kaçındığını vurgulayan Sadek, Mısır’ın aksi bir durumda uluslararası hukukun ihlaline ortak olmakla suçlanacağını ve bunun ülke açısından çok ciddi güvenlik sonuçları doğuracağını ifade etti. 

İsrail’in karlı yeni bir doğal gaz anlaşmasını Mısır dışında başka bir yolla garanti altına alamayacağını bilmesine rağmen Kahire’ye şantaj uyguladığını söyleyen Sadek, “Mısır’ın ABD’ye yönelmesinin tek amacı ise olası bir arz sıkıntısını önlemek için alternatif enerji kaynakları oluşturmak” dedi. 

Sadek, anlaşmazlıkların bir çatışmaya dönüşmeyeceğini dile getirerek, Mısır–İsrail barışının, ABD ve Avrupa Birliği (AB) tarafından güvence altında olduğunu, İsrail’in bu zemini kolayca bozmasının mümkün olmadığını vurguladı.  

Mısır ve ABD liderleri.

İsrail’in tehditlerinin büyük ölçüde “boş” olduğunu söyleyen Sadek, Mısır’ın daha önce de ABD Başkanı Trump tarafından baskı altına alınmasına rağmen sonuçların değişmemiş olmadığına dikkat çekti. 

Sadek, hem Mısır’ın hem de İsrail’in doğalgaz anlaşmasına ilişkin seçeneklerinin son derece sınırlı olduğunun farkında olduğunu söyledi. 

Aynı zamanda Kahire’nin, Tel Aviv’in anlaşmayı reddetmesinin yaklaşan olası seçimler öncesinde iç kamuoyunu yatıştırmaya yönelik bir söylemi olduğunu anladığını ekledi. 

Sadek’e göre, İsrail’in Gazze’deki ateşkes anlaşmasına uymaması ve sınır hattında gerilimi sürekli tırmandırması, Mısır–İsrail ilişkilerinde gerilimi artırabilir. 

Tel Aviv’in dayattığı “oyun kurallarında” bir değişiklik olmadığı sürece, anlaşma iptal edilse bile Mısır askeri konuşlandırmasını geri çekmeyebilir ve özellikle bu yılki enerji krizini atlatmayı başarmasının ardından, ekonomik olarak daha fazla alternatife yönelebilir. 

Resmi olmayan değerlendirmelere göre “kriz anlaşması” yapılsa da yapılmasa da, Gazze Şeridi’ndeki soykırım savaşının sona ermemesi halinde Mısır, küresel istikrarsızlık ve ekonomik baskılar arasında enerji tedarikini güvence altına almakta ciddi bir zorlukla karşı karşıya kalacak. 

Bununla birlikte, İsrail’in benzeri görülmemiş tırmanışı ve bölgedeki milis oluşumlarının artması ışığında Kahire, Gazze sınırındaki güvenlik risklerine karşı da her zamankinden daha tetikte olmak zorunda kalabilir.  

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.