İran’ın Görünmez Eli: Devrim Muhafızları
09.03.2026 - 13:25 | Son Güncellenme: 12.03.2026 - 13:46
2003 yılında bir Türk şirketi olan TAV, İran’da İmam Humeyni Havalimanı inşaatını tamamlamış ve büyük bir mühendislik başarısına imza atmıştı. İlk yolcu uçağı piste iniş yaptıktan sonra ise beklenmeyen bir gelişme yaşandı. Bir grup asker benzeri İranlı, bu havalimanını işgal etmiş; önce kontrol kulesini ardından da pisti tamamen ele geçirmişti.
Bu grubun ismi Türk devletince iyi bilinse de Türk halkı nazarında “Devrim Muhafızları” adı kulaklara yeni yeni çalınıyordu.
Bu grubun hiçbir mahkeme kararı olmaksızın yaptığı işgal son derece tuhaf bir eylemdi.
Gözden Kaçmasın
Üstelik İranlı hiçbir yetkili itiraz etmiyor ve ihaleyi Türk şirketine veren tüm yöneticiler “Devrim Muhafızları” ismini duyar duymaz dili kesilmişçesine susup itaat ediyordu.
Havalimanını ele geçiren bu silahlı grup devletin verdiği bir ihale olmasına rağmen Havalimanını kapattıklarını bildirerek Türklerin derhal ülkeyi terk etmesini istemişti.
Bugün artık neredeyse her gün duyduğumuz Devrim Muhafızları hakkında esasen çok az şey biliyoruz.
Devrim Muhafızları İran Ordusu’nun bir parçası zannedilir; oysa değildir. Yalnızca silahlı birlikler zannedilir; ama barajlar kuran ve ihalelere giren büyük bir holdingten farkı yoktur. Devrim Muhafızlarının kurumsal yapısı ve İran’daki gücü son derece tuhaf ve ilginç ayrıntılarla doludur.
Humeyni orduya güvenmediği için kurdu
Bugün ABD ve İsrail bir ülkede darbe yapmak istediği zaman ordusunun içine sızdırdığı işbirlikçileri kullanmaktadır.
Şah dönemi ordusu bu anlamda hiçbir ülkede olmadığı kadar ABD ve İsrail yanlısı Generallerle doluydu. Bilhassa 1953 Ajax operasyonu sonrası Washington, İran ordusuna bu anlamda fazlasıyla yatırım yapmıştı. Humeyni iktidarı ele geçirdikten sonra ordudaki tüm subayları sürgüne göndermiş olmasına rağmen İran ordusuna hiç güvenmiyordu. “Sipah-i Pasdaran-ı İnkılab-ı İslami” adıyla Devrim Muhafızları olarak tanınacak ve doğrudan İran Rehber’ine bağlı olarak hareket edecek bir milis kuvvet kurdu. Başka bir deyişle Devrim Muhafızları her şeyden önce İran ordusunu terbiye etmek ve dengede tutmak için bizzat Humeyni tarafından kuruldu.
Devrim Muhafızları; şirket kurabiliyor, ülke petrollerini ellerinde tutuyor, roketler geliştiriyor, rejim ihraç ediyor, inşaatlar yapıyor ve liderleri İran Cumhurbaşkanlığına kadar yükselebiliyor. Böyle bir örgütün literatürde ne karşılığı ne de benzeri söz konusu dahi değildir.
Örneğin Ahmedinejaad Cumhurbaşkanlığına yükselmiş Devrim Muhafızı mensuplarındandır. Devrim muhafızları ne kadar hayatın içindeyse İran ordusu da o kadar hayatın dışındadır. Dolayısıyla İran’da bir askeri darbe teknik olarak imkân dâhilinde değildir.
Devrim Muhafızları ne iş yapar?
İran’ın normal ordusuna “ARTEŞ” denilmektedir. Tek bir görevi bulunur o da dış düşmanlara karşı ülkeyi savunmaktır. Devrim Muhafızlarının görev tanımlarının ise neredeyse sonu yoktur.
Devrim Muhafızları askeri-sivil bir yapı olsa da kendisine ait donanması, tankları ve savaş uçakları bulunur. İran’ın nükleer programı ve füze geliştirme sisteminden de onlar sorumludur.
Yapı 1990’ların başına kadar müstakil bir bakanlıkken siyasi iradenin altında kalması nedeniyle müstakil bir birime dönüştürülerek yalnızca Rehbere bağlı ve Rehber tarafından denetlenen bir yapı oldu.
Ülkedeki her şeyden olduğu gibi Şeriattan da onlar sorumludur. TV’lerde gördüğümüz ahlak polisleri ile Devrim Muhafızlarının ise bir ilgisi yoktur.
Ülkedeki tüm istihbarat birimleri de doğrudan Devrim Muhafızlarına bağlı olarak hareket eder. Devrim Muhafızlarının en tanınan birimi hiç şüphesiz BESİC adındaki yapıdır. Çoğu gönüllülerden oluşan bu yapı ülkede neredeyse her konuda istediği sorumluluğu alabilir.
Dilerse ahlak polisi olabilir dilerse de muhalifleri bastıran kolluk kuvvetlerine dönüşebilir. Suriye, Irak ve Lübnan operasyonları gibi yurt dışı operasyonlarını Devrim Muhafızlarının Kudüs Gücü yönetir. Bu Kudüs gücü, ilk operasyonlarını Afganistan’da Afganlara karşı gerçekleştirmiş; ama asıl başarılarını Lübnan’da elde etmiştir. Suriye ve Irak’ta ise çığırından çıkan eylemleri ile Sünni dünyanın büyük öfke ve nefretini kazanmıştır.
Kudüs Gücü’nün her ülkede kendisine bağlı kurduğu milis güçler vardır. Bunların en meşhuru Lübnan’da kurulan Hizbullah’tır. Bunun dışında Afgan milislerden Fatımiyyun Tugayları ya da Şii Pakistanlılardan oluşan Zeynebiyyun Tugayları gibi pek çok milis gücünü ülke sınırları dışında kurmayı başarmıştır.
Ülkedeki tüm balistik füzeler ve askeri teknolojileri ordu değil; Devrim Muhafızları geliştirir. Seçkin birlik üyeleri Rusya, Çin ve Kuzey Kore’ye gönderilerek teknoloji transferinde kullanılır.
Askeri tüm iş ve işleyişinin aynı mantığa dayanıyor olmasına rağmen Devrim Muhafızlarını ordudan ayıran sivil icraatlar vardır. Okul yapmak, baraj ihaleleri gibi önemli inşaat faaliyetleri Devrim Muhafızlarına aittir. Ülkedeki en büyük emlak şirketi de Devrim Muhafızlarıdır.
İran muhaliflerinin ABD saldırısı öncesindeki protestolarının merkezinde su krizi bulunuyordu. Ülkedeki su sorunun en büyük nedeni yanlış baraj projeleriydi. Başka bir deyişle ülkeyi su krizine sürükleyen de Devrim Muhafızlarıydı.
Devrim Muhafızları adeta ülkenin en büyük holdingidir. Altında çalışan yaklaşık 5 bin taşeron şirket bulunmaktadır. Muhafızların yalnızca petrol ihracından yıllık yaklaşık 10 Milyar Dolar net kazancı olduğu tahmin edilmektedir. Ayrıca Hürmüz’de her türlü iş ve işlem de Devrim Muhafızlarına bırakılmıştır. Tahran Menkul Kıymetler Borsası'ndaki en önemli aktör de Devrim Muhafızlarıdır.
Sonuç olarak Humeyni’nin vasiyetinde ordunun siyasetten uzak tutulmasını istemesiyle Devrim Muhafızları ölümünden sonra önemi kat ve kat artmıştır. Bu yapıyı tanımlamak oldukça zor. İran’ın İstihbarat Teşkilatı onlarda, ülke sanayisi onlarda, ideoloji ihracı ve muhafazası onlarda, ülkenin en büyük holdingi onlar, ülkenin en büyük emlak zengini kurum da onlardır; ama aynı zamanda ülkenin en büyük vakfı ve siyasi kurumu da yine Devrim Muhafızlarıdır.
Başka bir deyişle Devrim Muhafızları, İran rejiminin ta kendisidir. Dünyada bu kurumun bir benzeri veya muadili ise kesinlikle bulunmamaktadır.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.