İran Vurursa Milyonlarca Kişi Susuz Kalacak: Arıtma Tesisleri Hedefte mi?
11.03.2026 - 12:41 | Son Güncellenme: 09.04.2026 - 17:05
İslam, bir su medeniyetidir.
Allah kutsal kitapta suyu hayatın ve yaratılışın ilk maddesi olarak tanımlar;
“O, sudan bir insan yaratıp ondan soy sop ve hısımlık meydana getirendir. Rabbin, her şeye hakkıyla gücü yetendir.”
Buna karşın Orta Doğu olarak tanımladığımız coğrafya çöller, sarp dağlar ve kısıtlı su kaynakları ile kaimdir.
Öte yandan, son yarım asırda tabiata meydan okuyan Körfez şehirleri inşa edildi. Üstelik bu mega kentlerde su tüketim oranı kişi başına günlük 600 litreye kadar çıkmaktadır ki dünya ortalaması 150-180 litre arasında bulunur.
Bu meydan okumanın kaynağı deniz suyunun arıtılmasıdır. Üstelik Kuveyt, Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkeler bu mega şehirlerin kapasitesini 2035’e kadar iki katına çıkarmayı hedeflediğini düşündüğümüzde arıtılmış, yapay sular çok daha stratejik bir hale geliyor.
Oysa İran saldırıları sonrası birkaç arıtma rafinesine yapılan saldırı sonrası ortaya büyük bir güvenlik açığı çıktı. Eğer ki su arıtma tesisleri yok edilirse milyonlarca insanın yaşadığı bu şatafatlı kentler 3-7 gün içerisinde acilen tahliye edilmek zorunda.

Körfez’in su sistemi İsrail mühendisliğine dayanıyor
Körfez ülkelerinin hayat damarı olan bu su arıtma sistemleri İsrail mühendisliğine dayanmaktadır.
Körfez ülkelerinin deniz ve yeraltı sularını arıtma ihalelerini onlarca yıldır İsrail şirketleri almaktadır. Suyun doğal arıtma sisteminin zorluklarının yanı sıra bu mihnetli coğrafya da taşınması da ayrı bir sorun olarak öne çıkıyor. Buna rağmen Körfez ülkeleri el mahkum yüzlerce milyar doları hiç düşünmeden bu yatırımlara ayırmaktadır.
Elbette bu teknolojiyi uygulayan tek ülke İsrail değil. İspanya ve Çin de bu konuda gelişmiş bir teknolojiye sahip. Nitekim Suudi Arabistan’ın arıtma sistemlerini Çin, İspanya ve İsrail’in ortak konsorsiyumu olan Suudi ACWA Power öncülüğünde gerçekleştirilmektedir.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk bu arındırılmış su kullanımı hakkında şu tespiti yapıyor;
“Arap yarımadasında deniz suyundan içme ve kullanma suyu üretim oranları;
- Katar %95
- BAE %90
- Kuveyt %90
- Umman %86
- Suudi Arabistan %80
- Bahreyn %75
Birleşik Arap Emirlikleri'nde (BAE), içme suyunun %42'si günde 7 milyon metreküpten (m3) fazla su üreten tuzdan arındırma tesislerinden geliyor;
Kuveyt'te bu oran %90,
Umman'da %86 ve Suudi Arabistan'da %80.
Suudi Arabistan'ın tuzdan arındırma kapasitesinin 2022'de günlük 5,6 milyon metreküpten (m3) 2025'te günlük 8,5 milyon m3'e çıkması ve ülkenin su tüketiminin %90'ından fazlasını karşılaması bekleniyor.
Körfez ülkelerinin çoğunda arıtma tesislerinin durması halinde devreye girecek olan stratejik tatlı su rezervleri sadece 3 ila 7 gün yetecek kapasitededir.
Deniz suyunu arıtmak için ciddi miktarda enerji gerektirir. Suudi Arabistan her gün ürettiği petrolün yaklaşık %10'unu sadece su üretmek ve elektriği sağlamak için kendi içinde tüketmektedir. Olası bir enerji kesintisi otomatik olarak bir su kıtlığı anlamına da gelecektir. Diğer yandan İsrail dev deniz suyu arıtma tesisleri ile yılda 1,5 milyar metreküp içme suyu elde ediyor.”
Uzun yıllar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşarı olarak görev yapan Öztürk’ün satır arasında sıkıştırdığı belki de en önemli tespit mevcut su rezervlerin ancak 3 ila 7 gün arasında yetecek olmasıdır.
Bu durum şunu gösteriyor ki İran su tesislerini bombalarsa bölgede yaklaşık 30 milyon insanın 7 gün içerisinde tahliye edilmesi gerekiyor! Yeryüzünde böyle bir tahliyeyi gerçekleştirebilecek hiçbir güç ve ekonomi söz konusu değil. Üstelik bu insanların kısa bir süre içinde tahliye edilebileceği herhangi güvenli bir bölgede söz konusu değildir. Başka bir deyişle eğer bu tesisler imha edilirse bahsi geçen ülkelerin ne bir tahliye planı ne de alternatif bir çözümü bulunmamaktadır.

İran’ın su krizi de ciddi boyutlarda
Şu anda dünya kamuoyu İran’ın körfez ülkelerine yaptığı ve arıtma tesislerini hedef aldığı saldırıları konuşuyor. Oysa İran’da sokak eylemlerini başlatan ve kitleleri rejime karşı harekete geçiren en önemli neden de su kriziydi.
İran’da bilhassa Tahran yıllardır çok büyük bir su sıkıntısı yaşıyor. Hatta devlet bu sorunun önüne geçmek adına radikal bir kararla başkenti Tahran’dan taşımak üzere uzun süredir çareler aradığı biliniyor.
Elbette İran’da su krizi biranda ortaya çıkmadı. Baraj ihalelerini elinde tutan Devrim Muhafızlarının sorunlu alt yapı çalışmaları, tamamlanamayan barajlar ve yanlış mühendislik eseri olan baraj çalışmaları İran’ı büyük bir su kriziyle karşı karşıya bıraktı.
İsrail saldırılarına başladığı ilk günden itibaren açık hedef gözeterek İran’ın su tesisleri hunharca vurmaktan çekinmedi. Tel Aviv bu şekilde hem rejimi zayıflatmayı hem de sokak eylemlerini artırmayı hedefledi. Lakin İran bu eylemler sonucu öyle görünüyor ki Körfez ülkelerinin tesislerini vurmayı kendisine meşru görmüş. Elbette İsrail’in bu aleni saldırılarına dünyadan hiçbir tepki gelmedi.
Körfez ülkeleri ise hem hava savunma sistemlerinin kabiliyetsizliğini hem de su sistemlerinin hassasiyeti sonrası; ABD-İsrail suç ortaklığı ile bir komşu bir ülkenin iç işlerine müdahalenin kendilerine ağır bedeller ödeteceğini sezmiş durumda. Normal şartlarda bu savaşta en önemli rol oynaması beklenen Suudi Arabistan savaşın başından beri çekingen bir pozisyonda dururken her şartta İsrail’in cephe hattında yer alan BAE dahi bir şekilde tarafsız alana sıyrılmanın hesapları peşine düşmüş görünüyor.
Velhasıl ortada çok büyük bir tehdit ve tehlike bulunuyor. İran haklı olsun ya da olmasın milyonlarca insanın susuz kalacağı bir senaryo coğrafyamız için adeta bir kıyamet senaryosudur. Türkiye’nin de bu su satrancından çıkartacağı çok önemli dersler bulunuyor. Bilhassa İstanbul, Ankara ve İzmir gibi şehirlerin su tesisleri ve depoları kentlerin büyüklüğü düşünüldüğünde en az askeri noktalar kadar stratejik bir önem arz ediyor. Hele İsrail’in pervasız saldırıları düşünüldüğünde asla ihmal edilmemesi ve gerekli tedbirlerin alınması gerekilen stratejik noktalar olarak öne çıkıyor.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.