İran Savaşı Gaz Piyasasını Sarsıyor: Enerji Haritası Nasıl Değişiyor?

Gazeteci Taha Emin, Körfez’deki savaşın küresel enerji piyasaları ve Hürmüz Boğazı üzerinden geçen gaz ticaretine etkisini Fokus+ için inceledi.
İran Savaşı Gaz Piyasasını Sarsıyor Enerji Haritası Nasıl Değişiyor

13.03.2026 - 15:44  |  Son Güncellenme:  13.03.2026 - 15:50

Körfez bölgesinde devam eden savaş, askeri boyutu aşıp petrol ve doğalgaz ticaretini etkileyerek, küresel enerji piyasalarında yeni bir gerilim dönemini başlattı. 

İran’a yönelik 28 Şubat’ta başlatılan saldırılar ve ardından gelen misillemeler ile Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefere yönelik tehditler, dünyanın en önemli enerji damarlarından birini tehlike altına soktu. 

Küresel piyasalar, özellikle Asya ve Avrupa, Körfez’den gelen sıvılaştırılmış doğal gaza büyük ölçüde bağımlı olduğu için, çatışma hızla küresel enerji sisteminin şoklara karşı dayanıklılığını test eden bir boyut kazandı. 

Bunun etkileri de, Türkiye ve Mısır gibi Orta Doğu gaz akışına dayalı bölgesel ülkelere kadar uzanıyor. 

Enerji Boğazı: Hürmüz 

Hürmüz Boğazı, küresel enerji denkleminde en hassas bağlantı noktası olarak öne çıkıyor.  

İran’ın boğazdan geçiş yapan gemilere yönelik artan tehditleri ve bazı tankerler için sigorta şirketlerinin teminatı çekmesi, petrol ve gaz taşımacılığında önemli aksamalara yol açtı. Bu durum piyasaları yüksek bir bekleyişe itti. 

Bloomberg'in 9 Mart tarihli haberine göre, Ortadoğu’daki savaşın devam etmesi ve deniz taşımacılığındaki aksaklıklar, Avrupa’da doğal gaz fiyatlarının tek bir seansta %30’a kadar yükselmesine neden oldu.  

Bu durum, Körfez arzındaki en küçük aksamalara karşı piyasaların ne kadar hassas olduğunu gösteriyor. 

En son tahminlere göre, yılda yaklaşık 81 milyon ton sıvılaştırılmış doğal gaz Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor. Bu miktar, yaklaşık 110 milyar metreküp gaza denk geliyor ve esas olarak Asya pazarlarına yönelen küresel arzın önemli bir bölümünü oluşturuyor. 

Diğer yandan, Katar Enerji Şirketi, 2 Mart’ta düzenlenen bir insansız hava aracı (İHA) saldırısının ardından Ras Laffan LNG tesisinde gaz üretimini durdurdu ve alıcılar için mücbir sebep ilan etti.  

Söz konusu gelişme büyük önem taşıyor. Çünkü Katar, dünya sıvılaştırılmış gaz ticaretinin yaklaşık %20’sini karşılıyor. 

Ayrıca İsrail, önlem olarak Doğu Akdeniz’deki Leviathan ve Karish gaz sahalarını kapatarak, Mısır ve Ürdün'e gaz akışını durdurdu ve bölgesel piyasalardaki baskıyı artırdı. 

Enerji piyasalarında yeni gerilim 

Ekonomi uzmanı Dr. Salah Oraibi El-Obaidi, Körfez’de süren savaşın küresel enerji piyasalarında yeni bir gerçeklik dayattığını belirtti. 

Uzman, bazı şirketlerin mücbir sebep ilan etmesi ve petrol ile gaz üretim ve ihracatının durma ihtimaline dair artan endişelerle, bölgenin “ciddi belirsizlik” dönemine girdiğini vurguladı. 

Konuya ilişkin Fokus Plus’a görüş bildiren Obaidi,  Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin tehdit altında olması ve bazı petrol tankerlerinin hedef alınmasının, sigorta şirketlerini gemiler için risk kapsamını daraltmaya zorladığını söyledi.  

Bunun da, taşımacılık maliyetlerinin ciddi şekilde yükselmesine ve küresel enerji ticaretinde risklerin artmasına yol açtığını ekledi. 

Washington merkezli Enerji Araştırma Birimi’nin verilerine göre, 2 Mart tarihinde Avrupa’da gaz fiyatları yaklaşık %40 arttı.  

Hollanda TTF endeksi megavat/saat başına 44,6 avroya yükselerek 2023’ten bu yana en büyük artış dalgasını kaydetti. 

Piyasalarda yoğun dalga

Jeopolitik şoka rağmen, piyasalar henüz tam bir panik havasına girmedi. Dengeleri sağlayan faktörler hala mevcut olsa da, fiyat artışı hızı son günlerde belirgin şekilde yükseldi. 

Brent petrol fiyatı, 9 Mart gecesi varil başına yaklaşık 120 dolara yükseldikten sonra ertesi sabah 107 dolara gerilese de, 2022 yazından bu yana en yüksek seviyeyi gördü. 

Deutsche Welle’nin raporuna göre, 28 Şubat’ta savaşın başlamasından bu yana petrol fiyatları yaklaşık % 50 arttı. 

Enerji uzmanları, arz kesintilerinin devam etmesi halinde küresel ekonominin yeni bir enflasyon dalgasıyla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunuyor. 

Suudi Aramco CEO’su Amin Nasser

Bu bağlamda, Suudi Aramco CEO’su Amin Nasser, BBC’ye yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’ndaki taşımacılığın aksamasının küresel ekonomi için “yıkıcı sonuçlar” doğurabileceğini belirtti.  

Ayrıca, G7 ülkeleri ve Uluslararası Enerji Ajansı, kriz devam ederse stratejik petrol rezervlerinden piyasayı rahatlatacak miktarlarda salım yapmayı değerlendirdi. 

Diğer yandan Obaidi, mevcut krizin özellikle sıvılaştırılmış doğal gaz piyasasını etkilediğini, çünkü küresel LNG arzının büyük kısmının Körfez üzerinden geçtiğini ve boğazdaki en küçük bir aksamanın fiyatlarda sert artışlara yol açabileceğini vurguladı. 

Uzman, savaşın sürmesi halinde enerji tüketicisi ülkelerin enerji ittifaklarını yeniden gözden geçirebileceğini ve daha istikrarlı tedarik ortakları arayışına girebileceğini de dile getirdi. 

Öte yandan, Wood Mackenzie şirketi yayımladığı raporda, mevcut saldırıların şu ana kadar Körfez’de enerji altyapısına geniş çaplı zarar vermediğini belirtti.  

Ancak İran’ın Kharg Adası gibi kritik tesislerinin hedef alınmasının, çatışma şiddetlenirse piyasada daha büyük dalgalanmalara yol açabileceği uyarısını yaptı. 

Ankara ve Kahire 

Washington merkezli Enerji Araştırma Birimi'ne göre, krizin yankıları küresel piyasalarla sınırlı kalmıyor, Türkiye ve Mısır da dahil olmak üzere Orta Doğu’dan doğalgaz tedarikine bağımlı ülkeleri de etkiliyor. 

Mısır’da, İsrail’in gaz sahalarının kapanması yerel enerji sisteminde baskıyı artırdı. 

Enerji Araştırma Birimi’nin verilerine göre, Kahire 2025 yılında yaklaşık 10 milyar metreküp İsrail doğalgazı ithal etti. 

Bu arzın durması, ülkenin sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ithalatını artırmasını gerektirecek. 

Türkiye ise İran’dan boru hatlarıyla gelen gazda kesinti olasılığıyla karşı karşıya.  

Verilere göre, Ankara’nın İran’dan gaz ithalatı 2025 yılında 7 milyar metreküpü aştı ve iki ülke arasındaki tedarik sözleşmesi bu yılın ortasında sona eriyor. 

Bu koşullar altında Türkiye, LNG’ye daha fazla yönelmek durumunda kalabilir.  

Ülkenin LNG ithalatı 2025’te 12,22 milyon tona yükseldi. Bu rakam, 2024’teki 9,1 milyon ton ile kıyaslandığında ciddi bir artışı gösteriyor. 

Söz konusu durum, Ankara’nın enerji kaynaklarını çeşitlendirme ve boru hattı bağımlılığını azaltma yönündeki eğilimini de yansıtıyor.  

Aynı zamanda, Türkiye’nin bölgesel gaz ticareti merkezi olma hedefindeki projelerin önemini artırıyor. 

Analistler, Körfez’deki gerilimin devam etmesi halinde küresel gaz ticaret haritasının yeniden şekillenebileceğini ve Avrupa ile Asya arasında mevcut gaz sevkiyatları için rekabetin artacağını öngörüyor. 

Ekonomi uzmanı Dr. Salah Oraibi El-Obaidi, Körfez’den LNG ihracatında yaşanacak her düşüşün, Avrupa ve Asya arasında rekabeti kızıştıracağını ve bunun Türkiye gibi ülkeleri enerji kaynaklarını çeşitlendirme planlarını hızlandırmaya itebileceğini belirtti. 

Uzman, kısa vadede arz açığını telafi edecek alternatiflerin sınırlı olduğuna dikkat çekti. Gaz üretimini artırma veya yeni ihracat güzergahları oluşturmanın büyük yatırımlar ve yıllar süren altyapı gerektirdiğinin de altını çizdi. 

Savaş devam ederken, kriz yalnızca geçici bir fiyat dalgalanması değil, küresel enerji haritasını yeniden şekillendirecek, üreticiler ve tüketiciler arasındaki güç dengelerini değiştirecek daha geniş bir dönüşümün başlangıcı olarak görülüyor. 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.