Irak Seçimleri Türkiye ile İşbirliğini Nasıl Etkileyecek?

Gazeteci Taha Emin, Irak seçimlerinin Türkiye-Irak ilişkilerine etkisini ve bu işbirliğinin siyasi değişimlerden bağımsız biçimde nasıl güçlendiğini Fokus+ için inceledi.
Taha Emin
 Irak Seçimleri Türkiye ile İşbirliğini Nasıl Etkileyecek?

13.11.2025 - 12:21  |  Son Güncellenme:  13.11.2025 - 12:30

Irak, bölgesel ve uluslararası aktörlerin Bağdat’taki siyasi dengelerin sonuçlarına ilişkin beklentileri arasında yeni bir seçim sürecine giriyor. 

Bu beklentilerin merkezinde ise son yıllarda geleneksel siyasi ilişkilerin ötesine geçerek milyonlarca insanın yaşamını etkileyen büyük kalkınma projelerine uzanan Türkiye-Irak işbirliği yer alıyor.

Bugün gelinen noktada, olası siyasi değişim ihtimaline rağmen, Ankara-Bağdat ilişkileri geçmişe kıyasla daha sağlam bir zemine oturmuş durumda. 

Türkiye, siyasi kazanımlar yerine karşılıklı çıkarlara dayalı ortaklık modelini başarıyla güçlendirerek, hızlı değişen bölgesel atmosferde Irak için en istikrarlı ortaklardan biri haline geldi. 

Enerji, su ve güvenlik alanlarında artan bölgesel risklere rağmen Türkiye, Irak’taki varlığını siyasi rekabete dahil olan bir aktör olarak değil, istikrar ve kalkınma gücü olarak konumlandırmayı sürdürüyor.

Ekonomi ortaklığın lokomotifi

Türkiye-Irak ilişkilerinin en güçlü halkasını ekonomik işbirliği oluşturuyor. İki ülkenin yeniden imar, enerji ve ticaret alanındaki ortak çıkarları, ilişkilere stratejik bir boyut kazandırıyor.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat.

Bu bağlamda, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, geçtiğimiz haftalarda Anadolu Ajansı'na (AA) yaptığı açıklamada, Türk firmalarının Irak'ta bugüne kadar 36,6 milyar dolar değerinde 1145 proje üstlendiğini bildirdi.

Türk firmalarının Irak'ta bugüne kadar 36,6 milyar dolar değerinde 1145 proje üstlendiğini söyleyen Bolat, bu projelerin, firmaların dünya genelinde üstlendiği toplam iş hacminin yaklaşık yüzde 6,7'sine tekabül ettiğini belirtti.

Bolat, Irak'ın, Türk müteahhitlik sektörünün dünyada en fazla proje üstlendiği üçüncü ülke olduğunu da ifade etti.

Bolat, müteahhitlik sektörünün yanı sıra mühendislik, mimarlık ve müşavirlik hizmetlerinde bugüne kadar Irak'ta yaklaşık 400 milyon dolar tutarında 200'e yakın proje üstlendiğini söyledi.

Türk müteahhitlik sektörünün, Irak'ı Türkiye ve limanlarına bağlayacak, ülkeyi Basra Körfezi ile Avrupa arasında ekonomik bir köprü haline getirecek hayati bir proje olarak nitelendirilen Kalkınma Yolu Projesi başta olmak üzere, Irak'ın yeniden imarı için her türlü desteği sağlamaya hazır olduğunu da sözlerine ekledi.

Seçimler öncesinde bu projenin önemi daha da artıyor; çünkü Bağdat’taki muhtemel siyasi değişikliklerden etkilenmeyecek somut bir işbirliği modeli sunuyor.

Bu kapsamda iki ülke arasındaki ticaret hacmi 15 milyar doları aşarken, hedef kısa vadede 20 milyar dolar, orta vadede ise 30 milyar dolar düzeyine ulaşmak.

Öte yandan, Ekonomi uzmanı Dr. Salah Oraibi El-Ubeydi, Türkiye-Irak ilişkilerinin günlük siyasi değişimlerin ötesinde, köklü ekonomik temellere sahip olduğunu vurguladı.

Konuya ilişkin Fokus Plus'a değerlendirmede bulunan Ubeydi, bu ilişkilerin, özellikle istihdam olanakları ve uzun vadeli ekonomik istikrar sağlaması nedeniyle "devletler arası proje" olarak değerlendirilen Kalkınma Yolu Projesi gibi önemli ortak projeler sayesinde büyük stratejik öneme sahip olduğunu belirtti.

Türk şirketlerinin Irak pazarındaki güçlü varlığına dikkat çeken Ubeydi, enerji, çevre ve altyapı alanlarında milyarlarca dolar değerinde projeler yürütüldüğünü dile getirdi.

Irak’ın ise iç tüketiminde Türk mallarının büyük paya sahip olması nedeniyle, ekonomik işbirliğinin yalnızca tercih edilen değil, iki taraf için de zorunlu bir ortaklık haline geldiğini ifade ediyor.

Ubeydi, yaklaşan seçimlerin sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde, siyasi değişikliklerin Türkiye-Irak ekonomik işbirliğinin temelini etkilemeyeceğini vurguladı. Aksine, daha bilinçli ve istikrarlı bir ortamın oluşmasına katkı sağlayabileceğini söyledi.

Irak'ta kurulacak yeni hükümetin, bölgesel yatırımlar ve ortak projelerin hayati öneminin bilincinde olacağını belirten Ubeydi, "Türk yatırımlarının teşvik edilmesi ve önceki taahhütlerin sürdürülmesi, gelecekte kurulan her hükümetin öncelikleri arasında yer alacak” dedi.

Stratejik taahhütler

Ekonomik ortaklığın yanında, su meselesi de Ankara-Bağdat ilişkilerinin en kritik başlıklarından biri haline geldi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin.

Stratejik işbirliğinin güçlendirilmesi kapsamında, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan geçtiğimiz hafta Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin ile “Su Alanında İşbirliğine İlişkin Çerçeve Anlaşması Kapsamındaki Projelerin Finans Mekanizması Belgesi”ni imzaladı.

Söz konusu belge, Irak'ın su altyapısının modernizasyonu ve su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimine yönelik projelerin finansmanının, Irak'ın petrol gelirlerine dayalı bir yapı üzerinden karşılanmasını öngörüyor. 

Bu, Bağdat'a ek mali yük getirmeden hayati projelerin hayata geçirilmesine olanak tanırken, aynı zamanda bu alanda lider Türk şirketlerinin rolünü de artırıyor.

Irak’ta seçimlerin yaklaştığı bir dönemde imzalanan bu anlaşma, iki ülke arasındaki güvenin derinliğini gösteren önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. 

Gözlemcilere göre, bu işbirliği anlık siyasi hesapların ötesinde, su kaynaklarının sürdürülebilirliğini sağlama ve tüm bölgeyi etkileyen iklim zorluklarıyla mücadele etme yönündeki ortak bir iradeyi yansıtıyor.

Konuya ilişkin görüş bildiren ekonomi uzmanı El-Ubeydi, sınır güvenliği ve PKK unsurlarının varlığı gibi hassas siyasi meseleler olmasına rağmen, su alanında imzalanan çerçeve işbirliği anlaşması ve ardından hazırlanan finansman mekanizması belgesinin Ankara-Bağdat ilişkilerinde pragmatizmi yansıttığını vurguladı.

Bu konuların, ekonomik ve su işbirliğinin önünde engel oluşturamayacağını, her iki tarafın ortak çıkarlarının özellikle azalan su kaynakları ve iklim zorlukları ışığında sürekli anlaşma gerektirdiğini belirtti.

Ankara açısından anlaşma, Irak’ın istikrarına yapılan stratejik bir yatırım ve Türkiye’nin kalkınmayı önceliklendiren ortaklık yaklaşımına olan bağlılığının kanıtı niteliğinde. 

Bağdat açısından ise, belgenin hayata geçirilmesi, su kaynaklarının verimli yönetilmesini sağlayacak ve vatandaşların yaşam kalitesini artıracak temel hizmetlerin iyileştirilmesine imkan tanıyor.

Bu nedenle su anlaşması yalnızca teknik bir protokol değil, Türkiye’nin ortak kalkınma için güvenilir bir partner olarak rolünü öne çıkaran siyasi ve ekonomik bir dayanak olarak değerlendiriliyor. 

Irak'ın siyasi ortamındaki herhangi bir değişimden bağımsız olarak, bu anlaşmanın istikrarlı bir şekilde devam etmesi bekleniyor.

Ubeydi, Ankara ile Bağdat arasındaki ekonomik ve stratejik bağların siyasi dalgalanmalardan daha güçlü olduğunu ifade ederek, gelecekte su, enerji ve altyapı alanlarında işbirliğinin daha da derinleşeceğini söyledi.

Türkiye’nin inşaat kabiliyetleri ve teknik uzmanlığıyla Irak’ın yeniden inşası ve sürdürülebilir kalkınmasında en önemli ortak olmaya layık olduğunu belirten Ubeydi, Irak’ın da bu işbirliği sayesinde ekonomik ve siyasi istikrarını güçlendireceğini sözlerine ekledi.

Türkiye, bölgenin siyaset ve ekonomi arasında yeni bir denge arayışında olduğu bu dönemde, yeniden imar projelerinden su yollarına kadar, karşılıklı çıkarlar ve ortak kalkınma temelli bir işbirliği modeli sunmaya devam ediyor.

Irak'ta seçim sonuçları ne olursa olsun, Ankara-Bağdat ilişkileri, tarafların ortaklığı uzun vadeli stratejik projeye dönüştürme iradesi sayesinde dayanıklılığını ve sürekliliğini kanıtlamış durumda.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.