İlk Türk Hava Şehitleri: 1914’te Osmanlı’nın Acı Kaybı
27.03.2026 - 17:19 | Son Güncellenme: 01.04.2026 - 16:24
22 Mart’ta Katar’da yaşanan elim helikopter kazasında Türk ve Katarlı asker ile teknisyenlerin şehit olması, günümüzden yaklaşık yüz on yıl önce yaşanan başka iki elim kazayı hatırlattı.
İlk Türk hava şehitleri olan Fethi ve Sadık Beyleri taşıyan uçağın Filistin üzerinde düşmesi sonucu vefat etmeleri, onların Türk havacılık tarihinin ilk şehitleri olarak anılmasına neden olmuştur.
Havacılığın geliştiği ilk yıllardan itibaren Osmanlı Devleti bu alana ilgi göstermiş, modernleşme çabaları kapsamında havacılığın önemini kavramıştır. Sultan Mehmed Reşad döneminde İstanbul’da düzenlenen bir kutlamada askeri uçakların da yer alması, o dönemin Avrupa ülkelerinde dahi nadir görülen bir gelişmeydi.
14 Nisan 1328 (Miladi 27 Nisan 1912) tarihinde gerçekleştirilen ve Resm-i Sultani olarak adlandırılan askeri kutlamaların merasim kitapçığının kapağında Sultan Mehmed Reşad (V. Mehmed) sol köşede yer alırken, kutlamaya katılan dört askeri tayyarenin Abide-i Hürriyet üzerinde uçtuğu görülmektedir.
Kıtalar arası ilk uçuş girişimi
İktidarı elinde bulunduran İttihat ve Terakki yönetimi, Osmanlı’nın Balkan Harpleri’nde uğradığı prestij kaybını telafi etmek, halkın moralini yükseltmek ve İngiltere’nin işgaline rağmen Kahire’nin hala Osmanlı’nın bir parçası olduğunu vurgulamak amacıyla İstanbul’dan başlayıp Kahire’de sona erecek kıtalar arası bir hava yolculuğu planladı.
Dönemine göre oldukça cesur ve uzun (2515 kilometre) olan bu yolculuk için Harbiye Nazırı Enver Paşa’nın talimatlarıyla gerekli hazırlıklar yapıldı. Uçağın ineceği menzillerde yakıt, barınma ve iaşe imkanları sağlanırken, halkın ilgisini ve tezahüratını belgelemek üzere gazeteciler de hazır bulunduruldu. Yolculuk için seçilen dört havacı subay ise alanlarında oldukça yetkin isimlerdi.
Gözden Kaçmasın
İngiltere’de makine eğitimi almış ve Balkan Savaşı’nda gümüş Liyakat Madalyası ile ödüllendirilmiş Yüzbaşı Fethi Bey ile Tarassut Yüzbaşısı Sadık Bey, Muavenet-i Milliye uçağını kullanırken; pilot Üsteğmen Nuri Bey ve rasıt İsmail Hakkı Bey ise Mısırlı Prens Celaleddin ve Sultan Reşad’ın bağışlarıyla alınan Fransız yapımı Deperdussin tipi “Prens Celaleddin” uçağıyla uçuşa katıldılar.
8 Şubat 1914’te devlet erkanı ve halkın katılımıyla düzenlenen törenle İstanbul’dan havalanan iki uçak, güzergah üzerindeki şehirlerde büyük ilgiyle karşılandı. İstanbul, Şam, Beyrut ve Kahire basınında uçuşa dair haberler yayımlanarak halk bilgilendirildi.
Tahta ve bezden yapılmış gövdelere sahip olan Blériot XI/B (Muavenet-i Milliye) ve Prens Celaleddin uçakları, bu tür uzun yolculuklar için tasarlanmamış olmalarına rağmen Anadolu şehirleri, Halep, Hama ve Humus üzerinden ilerleyerek Şam’a ulaştı.
Facia ve tamamlanan görev
27 Şubat 1914’te Fethi Bey ve rasıdı Sadık Bey, Şam’dan Kudüs’e doğru hareket ettikleri sırada Filistin’in kuzeyinde, Taberiye Gölü civarında kayalık bir alana düşerek şehit oldu. Naaşları Şam’a getirilerek Selahattin Eyyubi Türbesi girişine defnedildi. Cenaze törenine devlet erkanı ve halkın yanı sıra Prens Celaleddin uçağının pilotu Üsteğmen Nuri Bey de katıldı.
Osmanlı Devleti’nde hava postacılığının ilk örneklerini gerçekleştiren ve birçok rekora imza atan Üsteğmen Nuri Bey ise Filistin’in Yafa kentinde, olumsuz hava şartlarına rağmen programı aksatmamak için havalanmakta ısrar edince kalkış sırasında uçağı denize düşerek şehit oldu. Naaşı yine Selahattin Eyyubi Türbesi’ne defnedildi. Rasıt İsmail Hakkı Bey ise yüzerek hayatta kalmayı başardı.
Böylece üç Türk pilotunun mezarları Selahattin Eyyubi Türbesi girişinde yer aldı. Bu trajik olay, Osmanlı coğrafyasında büyük bir üzüntüye yol açtı. Behçet Kemal Çağlar, Abdülhak Hamit ve Mısırlı şairler Ahmet Şevki ile Hafız İbrahim tarafından yazılan mersiyelerle şehitler anıldı.
Facianın ardından Edremit Belediye Başkanı Yazıcızade İsmail Hakkı Bey’in öncülüğünde Edremit halkı bağış toplayarak Fransa’dan Blériot tipi üçüncü bir uçak satın alıp orduya hediye etti. Osmanlı Ordusu da bu jest karşısında uçağa “Edremit” adını verdi.
Yarım kalan görev, bu kez Yüzbaşı Selim Bey ve rasıt Kemal Bey tarafından sürdürüldü. 15 Mayıs 1914’te Kahire’ye, ardından İskenderiye’ye ulaşmayı başaran ekip, Kahire’de büyük bir coşkuyla karşılandı. Şenliklerde Mısırlı şairler Ahmet Şevki ve Hafız İbrahim methiyeler okudu.
Edremit uçağı ve pilotları Kahire’de beş gün kaldı. Bu süre zarfında halkın yoğun ilgisiyle karşılaştı. Aynı dönemde El-Ezher Üniversitesi’nde eğitim gören Edremitli öğrenci Tahir Harimi (Balcıoğlu), uçağın üzerinde memleketinin adını görünce duygulanarak bayıldı.
İki pilot, 25 Mayıs 1914’te İstanbul’a dönerek adeta muzaffer komutanlar gibi karşılandı.
Bu olayların üzerinden yaklaşık yirmi yıl geçtikten sonra, yer adlarının Türkleştirilmesi çalışmaları kapsamında Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, Muğla’ya bağlı Makri (Meğri) ilçesinin adını Yüzbaşı Fethi Bey’in anısına “Fethiye” olarak değiştirdi.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.