Heykeller, Yasaklar ve Ruhname: Türkmenistan’ın Sessiz Gerçeği

Araştırmacı Mehmed Mazlum Çelik, Türkmenistan’da Saparmurat Niyazov döneminde kurulan baskıcı lider kültünün ve Ruhname üzerinden şekillenen sistemin günümüze etkilerini Fokus+ için inceledi.
Heykeller, Yasaklar ve Ruhname Türkmenistan’ın Sessiz Gerçeği

10.04.2026 - 16:19  |  Son Güncellenme:  10.04.2026 - 16:35

Türkmenistan, eski dünyanın maddi ve manevi mirasını en ağır biçimiyle yüklenen Türki devletlerin başında gelmektedir. 

Bu durumun yaşanmasında Sovyet mezaliminin yanı sıra uzun süre devleti yöneten Saparmurat Niyazov’un büyük payı bulunmakta. 

Onun devleti yönettiği yıllar son derece sorunludur.  

Ülkede Niyazov döneminde dikilen 15 bin civarında siyasi heykelin tarihte bir eşi benzeri daha bulunmaz. Kendisine Türkmenbaşı ismini veren sabık lider ömür boyu devlet başkanlığına seçilmiş ve Türkmenistanlıları onlarca yıl sürecek baskı ve yokluk rejimine mahkûm etmiştir. 

Ülkenin gençleri bugün dahi Türkiye, Katar, BAE ve Avrupa ülkelerine adeta kaçar gibi göç ederken yalnızca başkent meydanına dikilen meşhur Türkmenbaşı heykeline 10 milyon Dolar üzerinde bir para harcanmıştı. 

Saparmurat Niyazov

Niyazov’un Ülkedeki salgın hastalıkların önüne geçmek için bulduğu dahiyane fikir onları yasaklamaktı. Yani kolera ya da başka bir hastalık kaptığınızda hastaneye gidemezdiniz ve onu yokmuş gibi düşünmek zorundaydınız. 

Türkmenbaşı’nın tuhaflıkları bunlarla da bitmezdi. Saç kesiminden kıyafet tercihine kadar tüm vatandaşlar adeta bir tornadan geçirilirdi. Ülke içinde bazı noktalara seyahatler ve yurt dışına çıkış da bir tercih meselesi değildi. 

Ülkenin başkenti Aşkabat belki de bu rejimin en soğuk yüzüdür. Tüm kent Türkmenbaşının zevkini yansıtan buz gibi mermer beyazıyla kaplıdır. Binalar, okullar ve devlet daireleri bu soğukluğu üzerinde taşır. 

Ülkedeki tuhaflıklar bununla da sınırlı değildir. 

Türkmenbaşı parfümü verilen bir koku dışında farklı kokuların sıkılması dahi yasadışı bir hal olarak kabul edilirdi.  

Tüm bu tuhaflıkların içerisinde belki de en ilgi çekici olanı “Ruhname” isimli eserdir. Tüm okullarda okutulması zorunlu olan bu eser Kuran-ı Kerim’den sonra en kutsal ikinci kitap olarak görülürdü. 

Ruhname heykeli 

Ruhname kitabı toplumu nasıl şekillendirdi? 

Türkmenbaşı’nın kaleme aldığı düşünülen bu eser tüm okullarda zorunlu bir şekilde okutulduğu gibi devlet dairelerinin tümünde de “Ruhname Odası” bulunurdu. 

Ayrıca eser tüm camilerde Kur’an-ı Kerim ile mutlaka birlikte bulundurulurdu. 

Eser bir Türkmen kimliği oluşturma gayesi taşır; ama tarihsel bilgi yanlışlıkları ve çalakalem yazılmış bir eserden ileri değildir. Bu eseri bu kadar önemli kılan yanı ise Sovyet ideolojisine karşı Türk kimliğine yönelik güçlü vurgusudur; 

“Türkmen’in devleti parçalandı, boylar birbirleriyle savaştı, millet olarak aslını yitirdi, dinini aşağı yukarı terk etti, dilini basitleştirdi. Töresini neredeyse yitirecek hale geldi” (Ruhname) 

Türkmenler, Sovyetlerden kopan diğer birçok halka göre kimliklerine daha bağlı hale gelmişlerse de eserdeki en önemli arıza lider kültüne yönelik oluşan kaostur.  

Bir diktatörlük anlayışından ötekine keskin geçişte Komünizm yerini Türkmenbaşılığına bırakmış bu durum halkın büyük oranda mahrum ve mahzun olmasına neden olmuştur. 

Sovyetler, Türk dünyasının ruh ve mana dünyasının altını boşalttığı enkaz yıllarından sonra Niyazov’un inşa ettiği bilinç bir millet oluşturmaktan ziyade ruhsuz ve bir arada kalabalıklar yaratmıştı. 

 Alabay’ın altın heykeli

Türkmenistan’da değişen bir şey var mı? 

Yakın zamanda Türkmenistan Devlet Başkanı Kurbankulu Berdimuhammedov, başkent Aşkabat’ta, en sevdiği köpek cinsi Alabay’ın altın heykelini diktiği haberleri Türkmenistan’a dair aslında pek de bir şeyin değişmediğini gösteriyor. 

Kurbankulu Berdimuhammedov

Önceleri Ruhname üniversite sınavları için dahi soru olarak sorulan bir eserken Berdimuhammedov döneminde artık bu esere eskisi kadar iltifat edilmiyor. 

Lakin zihniyet değişmiş değil. 

Nasıl ki önceki iktidarda başkentin tüm yapıları mermer renginde ise şu anda da tüm araçların beyaz olması zorunluluğu bulunuyor. 

İnternet sözde bulunuyor; ama YouTube, WhatsApp gibi küresel tüm uygulamalar yasak ve devlet her an vatandaşlarını izliyor. 

Ekonomik durum ise her zamankinden kötü bir durumda. Marketlerde birçok temel gıdaya ulaşılamıyor ve fırsatını bulan her genç bir şekilde ülkeden kaçmaya çalışıyor. Döviz kurunun ülkede ne olduğuna dair kimsenin net bir bilgisi yok; çünkü devletin açıkladığının reel hayatta bir karşılığı bulunmadığını herkes biliyor.  

Türkiye’nin tüm iyi niyet ve çabalarına rağmen “Tarafsızlık” adı verdikleri bir politikayı uygulayan Türkmenistan, bunca milli kimlik vurgusuna rağmen kendisini Türki devletlerden de soyutlamış durumdadır.  

Ülke günden güne rejimine bir zarar vermeyeceğinden emin olduğu Çin’in ekonomik ve siyasi yörüngesine girmektedir. Sahip olduğu enerji potansiyeline rağmen Orta Asya’daki en silik ülkelerden birisi olmayı başarması ise politik travmaları ile yakından ilgili. 

Buna rağmen son yıllarda Türkiye’ye gelen yabancı öğrenci popülasyonu ve eğilimine baktığımızda Türkmen gençlerinin Türkiye’ye karşı büyük bir ilgisi olduğunu gözlemliyoruz. Türkiye; bugüne kadar eğitimden sağlığa ve tarımdan turizme varıncaya kadar Türkmenistan’a yatırım yapmaktan vazgeçmedi. Devlet nezdinde ihtiyat devam etse de Türkmenistan halkı için Türkiye gelecek ve umut demek. 

Bir diktatörün inşa ettiği heykeller ve onun mirası ise hala insanlardan değerli olmaya devam ediyor. 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.