Görünmeyen Ellerin Durdurduğu Füze Dahisi: Kirkor Divarcı’nın Gizemli Hikâyesi
14.05.2026 - 15:42 | Son Güncellenme: 15.05.2026 - 12:28
SAHA EXPO 2026'da ilk kez Türkiye’nin kıtalararası balistik füzesi (ICBM) "Yıldırımhan" tanıtıldı. Coğrafyamızdaki en önemli siyasi enstrümana dönüşen füze diplomasisi dikkate alındığında bu teknolojinin önemi daha da artıyor.
Bu bağlamda ilk başarılı füze denememizi gerçekleştiren Kirkor Divarcı’nın hikâyesi yeni nesillere hem ilham veriyor hem de bazı dersler çıkartılması gerektiğinin de önemli bir örneği olarak karşımıza çıkıyor.
1950’li yıllar tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de Soğuk Savaş’ın kasveti tüm toplumsal hayatımızı şekillendiriyordu. Her alanda kendisini gösteren Rus-Amerikan yarışının en sıcak hattı hiç şüphesiz füze teknolojisiydi. Ruslar uzaya füzeler gönderirken ABD; Yunanistan ve ne yazık ki ülkemiz Türkiye’yi âdeta füze rampası olarak kullanıyordu.
Gözden Kaçmasın
Tüm bunların gölgesinde ordumuzun elinde modernize edilmiş havan topları bile bulunmuyordu. İşte bu noktada Türk halkı elini taşın altına koyarak yurdun dört bir yanında “Füze Kulüpleri” açarak bu teknolojiyi kendi imkânlarıyla geliştirmeyi denemişti.
İşte Kirkor Divarcı’nın öyküsü de tam bu noktada başlıyordu.
Kirkor Divarcı’nın füze denemeleri
Bandırma Füze Kulübündeki çoğu liseli gencin imece usullerle yaptıkları füze denemeleri kısa süre sonra Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)’nin dikkatini çekecekti.
Bu gençlerin içinde öne çıkan isim Kirkor Divarcı’ydı.
Kirkor’un da diğer arkadaşları gibi Füze mühendisliğinde herhangi bir eğitimi bulunmuyordu. Zaten o yıllarda Türkiye’de böyle bir eğitimi verecek herhangi bir kurum yoktu.
Onun amatör olarak başlayan denemeleri, 1962 senesinde profesyonel bir noktaya ulaştı. TSK bu gencin çalışmalarını hem yakından takip etti hem de denemelerini yapması için gerekli yasal izinleri verdi.
Nihayet İstanbul’un Ümraniye ilçesinde ilk profesyonel füze denemesi yapıldı.
Kirkor’un, Marmara-1 ismini verdiği birkaç kiloluk füzesinin 10 kilometrelik bir irtifaya ulaşması büyüleyici bir sonuçtu.
Bu başarının ardından Bandırma Füze Kulübü ve Kirkor Divarcı’nın ismi tüm ülkede hızla yayıldı. Bandırma Havacılık ve Uzay Araştırma Derneği (HUZAD) kuruldu ve yurdun dört bir yanında gençler bir araya gelerek kendi imkânlarıyla füze teknolojisiyle yakından ilgilenmeye başladı.
Kirkor Divarcı birçok iş insanından yatırım alacağı umuduyla amatör girişimlerini kurumsallaştırarak birçok füze projesini geliştirmeye başladı.
Kirkor’un başına gelenler
Marmara-1 füzesinin gördüğü ilgi sonrası Kirkor Divarcı’nın asıl hedefi Aktrüs projesini hayata geçirmekti. Bu projenin amacı, uzaya bir canlı gönderip yine hayatta tutarak yeryüzüne indirmekti.
Her şey rüya gibi giderken bir anda Kirkor Divarcı’nın evinde büyük bir yangın çıktı. İddialara göre bu yangının asıl nedeni bir sabotajdı. Bu olaydan kısa bir süre sonra Kirkor’a olan tüm destek bir yerden emir gelmişçesine aniden geri çekildi.
Devlet, Bandırma Füze Kulübünün tüm faaliyetlerini güvenlik gerekçesiyle yasakladı.
Kirkor’un projesinin iptal edildiği günlerde ABD, kapalı kapılar arkasında Sovyetlerle anlaşarak o zamanlar âdeta can simidi olarak gördüğümüz Jüpiter füzelerinin son rampalarını da söküp kamyonlara yüklüyordu.
Kirkor’un yakın çevresi, evde çıkan yangının da, devletin yasaklarının da arkasında CIA’in olduğunu iddia ediyordu. Bu füze denemelerini yaptığında yalnızca ilkokul mezunu olan Kirkor, sonraları bilimsel çalışmalardan uzaklaşacaktı.
Bazı gazeteciler Kirkor’un Ermeni kökenli olması nedeniyle gerekli iadeiitibarın yapılmadığını söylüyor. Esasen aynı yıllarda yalnız Kirkor değil, Anadolu’dan çıkıp bilim camiasına adını yazdıran birçok isim bulunuyordu ki Yervant Terzian da bunların başında gelir.
Öte taraftan bu durum Kirkor’a ya da diğer Ermeni kökenli komşularımıza münhasır değildir.
Bakınız: MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın kişisel gayretleri olmasa Merhum Prof. Dr. Fuat Sezgin de milletimizin hafızasında nisyana terk edilmiş büyük bir şahsiyetti.
Velhasıl Kirkor’un öyküsü bu toprakların öyküsüdür; dileriz bu yazı onun daha çok tanınıp araştırılmasına vesile olur.