Gökyüzüne Yazılmış Bir Miras: Dünyanın İlk Siyahi Pilotu Albay Ahmet Ali Çelikten’in İzinde

Doç. Dr. Halim Gençoğlu, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan Türk havacılık tarihinin öncü isimlerinden Afrika kökenli pilot Ahmet Ali Çelikten’in hayatını ve ailesinin taşıdığı tarihî hafızayı Fokus+ için kaleme aldı.
gokyuzune-yazilmis-bir-miras-dunyanin-ilk-siyahi-pilotu-albay-ahmet-ali-celikten-in-izinde-2.jpg

30.06.2026 - 13:11  |  Son Güncellenme:  01.07.2026 - 15:34

Akademik çalışmalarımıza aşina olan okurlarımız bilirler; eskiden beri Afrika asıllı pilotumuz Ahmet Ali Çelikten hakkında yazıp çiziyorum. 

Onun hikâyesi yalnızca bir havacılık tarihi meselesi değildir. Aynı zamanda Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan büyük dönüşümün, farklı köklerden gelen insanların ortak bir vatan fikri etrafında nasıl buluştuğunun da eşsiz bir örneğidir. Bir pilotun gökyüzünde bıraktığı iz, aslında bir toplumun hafızasında bıraktığı izdir. 

 Ahmet Ali Çelikten, kızı Neriman’la, Kayseri, 1935 

Geçtiğimiz hafta Afrotürk Derneği’nin güzide mensuplarından kıymetli dostumuz avukat Orhan Bey telefonla arayıp: 

“Hocam müjde, Ahmet Ali Çelikten’in oğlunu bulduk” dedi. 

Gerçekten inanması güç bir haberdi. 

1883 doğumlu bir tarihî şahsiyetin oğlunun hayatta olması, tarihî bir kapının yeniden açılması gibiydi. Çünkü bazı insanlar yalnızca kendi ailelerinin değil, bir dönemin hafızasını da taşırlar. Ali Yılmaz Çelikten, babası Albay Ahmet Ali Çelikten’in hatıralarını, aile arşivini ve yaşanmışlıklarını bugünlere taşıyan canlı bir tanıktı. 

Ben Ahmet Ali Çelikten’i ilk defa 2014 yılında Türk Dünyası dergisinde kaleme aldım. Sonrasında çeşitli gazete ve dergilerde Türkçe ve İngilizce makalelerim yayınlandı. Telefonla bazı aile mensuplarına ulaşmama rağmen, bugüne kadar bizzat bir akrabasıyla görüşme fırsatım olmamıştı. 

Bu nedenle gelen haber sadece bir röportaj imkânı değil, aynı zamanda yıllardır takip ettiğim bir tarihî iz sürmenin tamamlanmasıydı. 

Ertesi gün Afrotürk Derneği Başkanı Şakir Bey ve Başkan Yardımcısı Beyhan Hanım ile birlikte Ali Yılmaz Çelikten Beyefendi’yi ziyaret ettik. 

Karşımızda 91 yaşında, uzun boylu, son derece dinamik, espritüel ve hafızası güçlü bir beyefendi vardı. Yılların yorgunluğu yüzünde değil, sadece anlattığı tarihî olayların derinliğinde hissediliyordu. 

Yanında oturan iki kızı Duygu ve Anda Hanımlar da babaları gibi uzun boylu, samimi ve sıcak kanlı insanlardı. Onlarda da ailenin Afrika kökenli mirasının izleri görülüyordu. 

Yılmaz Amca, babasını anlatmaya başladığında aslında sadece bir aile hikâyesi değil, Türkiye’nin havacılık tarihinden bir kesit anlatıyordu. 

“Osmanlı’nın son kurumlarında yetişmiş olan babam, Kurtuluş Savaşı gazisi pilot Ahmet Ali Çelikten’dir. Ayrıca Midilli gemisinde hayatta kalanlardan biriydi. 1919’da İzmir işgal edilince izinsiz uçak kaçırıp Yunanları bombalıyor. Uçağı Konya’ya indiriyor. Bundan ötürü o zaman cezalı duruma da düşmüştü. Amcam Ali, Çanakkale’de şehit.  Ali ismi ailede hep tekrar etmiştir. Annemin adı Hatice Çelikten, kardeşlerim Muammer Çelikten, büyük ablam Mihrimah Çelikten, İngilizce öğretmeni Neriman Çelikten ve avukat Müjgan Çelikten. Müjgan ablamın eşi, Profesör Niyazi Lodos meşhurdur. En küçük kardeşim Yılmaz Çelikten. Hepsi vefat ettiler. Babam istedi diye sülalede halalarım dâhil herkesin soyadı Çelikten olmuş.” 

Bu cümle, bir insan ömrünün içine sığan büyük tarihi özetliyordu. 

Bir imparatorluğun sonundan Cumhuriyet’in gökyüzüne 

Ahmet Ali Çelikten, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde başlayan ve Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında devam eden havacılık serüveninin öncü isimlerinden biriydi. 

Onun hikâyesi, Afrika kıtasından Anadolu’ya uzanan bir aile geçmişinin, askerî başarı ve vatan hizmetiyle birleşmesinin hikâyesidir. 

Pilot Ahmet Ali Çelikten (solda) ve İsmet İnönü (ortada)

Aile kökenlerine dair konuşurken Yılmaz Amca şöyle aktarıyordu: 

“Babamın babası yani dedem Manisalı idi. Babaannem Emine Hanım, Nijerya’dan gelmişti. Hepimiz Osmanlı bakiyesiyiz işte...” 

Bu birkaç cümle bile Anadolu ile Afrika arasındaki tarihî ilişkilerin ne kadar eski olduğunu gösteriyordu. 

Ahmet Ali Çelikten’in hayatı, modern Türkiye’nin kuruluş sürecinde farklı kimliklerin nasıl bir ortak tarih içinde birleştiğini gösteren önemli örneklerden biridir. Başka bir ifadeyle Afrikalılar Batı’da ikinci sınıf vatandaş sayılırken, Amerika’da otobüsler insanların rengine göre ayrılırken, Afrika’nın yarısı hâlen Batı’nın sömürgesi iken, Türkiye’de pilot olabilen Afrika kökenli bir vatandaş, cumhurbaşkanı ile sohbet edebiliyordu. 

Bir çocuğun gözünden albay babası 

Yılmaz Çelikten, babasının görevleri nedeniyle çocukluğunu farklı şehirlerde geçirmişti. 

“İzmir’de doğdum fakat altı aylıkken babamın tayini Kayseri’ye çıktı. Kayseri’de büyüdüm. 11 yaşında İzmir’e gelince ilk defa deniz gördüm. Doğduğum bu güzel şehre alışmak zor oldu. 16 yaşında babam beni askeriyeye yazdırdı. Astsubay okuluna girdim. Bir süre Ankara’da görev yaptım. Merhum pilot Cengiz Topel hem komşum hem de yakın arkadaşımdı.” 

Kayseri yılları onun hafızasında özel bir yere sahipti. Çünkü küçük bir çocuk olarak, toplumun babasına gösterdiği ilgiyi ve saygıyı gözlemlemişti. 

“Şimdi madem sordun söyleyeyim. Hiç ırkçılık görmedik. Babam bir yerden geçerken insanlar onu parmakla gösterir, sever ve saygı gösterirlerdi.” 

Bu sözler, dönemin toplumsal atmosferine dair önemli bir hatıra niteliğindedir. 

Ahmet Ali Çelikten sadece bir pilot ve asker değil, aynı zamanda toplumun içinde yaşayan bir insandı. Yılmaz Amca sözlerine şöyle devam ediyordu: 

“Cuma namazına albay üniformasıyla giderdi. Halkın içine karışır, gösterişi sevmezdi. Bazıları ona Afrikalı yani esmer olduğu için ‘Hacı Komutan’ derdi.” 

Bu ifade, askerlik ile toplum hayatının iç içe olduğu bir dönemin fotoğrafını ortaya koyar. 

Aile, evlilik ve kimlik meselesi 

Yılmaz Çelikten’in annesi Hatice Hanım da bu ailenin önemli bir parçasıydı. 

“Annem Hatice Hanım Türk bir aileden geliyordu. Kur’an okurdu. Babamla evlendi. Latin alfabesini de öğrendi. Ben de aynı şekilde bir Türk hanımla evlendim. Fakat genler bir şekilde çocuklarımızda yaşıyor.” 

Bu sözler, kimlik meselesinin yalnızca biyolojik değil; aynı zamanda kültürel ve tarihî bir miras olduğunu da düşündürüyor. 

Çelikten ailesinin hikâyesinde farklı kökenler, ortak bir hayat ve ortak bir vatan duygusu içinde birleşmiştir.   

Dünyanın ilk siyahi pilotu Ahmet Ali Çelikten’in bilinen son fotoğrafı. Eşi Hatice Hanım ve torunu İnci ile. 

Türk havacılığının değişen yüzü 

Hava astsubayı olarak görev yapan Yılmaz Çelikten, kendi meslek hayatından da önemli değerlendirmelerde bulundu. 

“Ben NATO’da çalıştığım yıllarda çok şeyi gözlemledim. Bizim zamanımızda ordumuz çok eksikti. Ekipman ve teçhizat hep eskiden kalmaydı. Şimdi ise çok şeyi biz üretiyoruz. Başka eksik taraflarımız olabilir fakat bunu iftiharla söyleyebilirim. Silah sanayisinde çok ilerledik.” 

Bu sözler yalnızca bir askerî değerlendirme değil, aynı zamanda Türkiye’nin savunma ve havacılık alanındaki dönüşümüne dair kişisel bir tanıklıktır. 

Bir pilotun oğlu olarak doğan bir çocuğun, yine havacılığın içinde görev yapması da aile mirasının devamı niteliğindedir.  

Kadifekale’de bir hatıra: Cami ve vakıf mirası 

Yılmaz Amca, ailesinin İzmir’de bıraktığı izlerden birini de şöyle anlattı: 

“İzmir Kadifekale’de Aziziye Camii’nin arazisi bizimdi. Caminin yapımında babamın desteği vardı. Arazisini dedem bağışlamıştı.” 

Hakikaten Osmanlı arşivinde bir belgede geçen “İzmir'in Mescid mahallesinde Arabistanlıoğlu Arap Alioğlu Ahmet Efendi'nin 1322 tersane-i amirede mülazımı evvel oldukları" kaydı bu arazinin aynı yer olduğuna kanıtlıyor. 

Bu anlatı, askerî bir şahsiyetin yalnızca görevleriyle değil, sosyal ve dinî hayata katkılarıyla da hatırlandığını gösteriyor. 

Bir insanın mirası bazen bir madalya, bazen bir kitap, bazen de bir şehirde yükselen bir yapı olur. 

Tarihin acı bir tanıklığı 

Yılmaz Çelikten, görev yıllarından unutamadığı bir olayı da aktardı: 

“Adnan Menderes’in Mamak civarına getirilip muayene edilmesini gördüm. Çok kötü durumdaydı.” 

Siyasi görüşler üzerinden değerlendirme yapmadan, insani bir noktaya dikkat çekiyordu Yılmaz amca: 

“Menderes’in Amerika’ya yakın durmasını sevmezdi bizim kuşak. Fakat o şekilde muamele görüp idam edilmesi de kabul edilemezdi.” 

Bu sözler, tarihî olaylara yalnızca siyasi değil, vicdani açıdan da bakabilmenin önemini hatırlatmaktadır.   

İnönü ile dostluk 

 Pilot Ahmet Ali Çelikten’in mezarı başında 

Ahmet Ali Çelikten’in dönemin devlet adamlarıyla ilişkileri de dikkat çekiciydi. 

Yılmaz Amca: 

“Babam Ahmet Ali Çelikten, İsmet Paşa ile çok samimiydi. Zaten cephe arkadaşıydılar. Babam İnönü’den bir yaş büyüktü. Almanya’da eğitim almıştı. Atatürk’le birçok defa görüşmüştü. İnönü ile de zaman zaman görüşürlerdi. ‘Biz ırkçılık, ayrımcılık görmedik’ derken, biz bu vatanın hür evlatları olarak sevildik de.” diyordu. 

Bu ilişkiler, erken Cumhuriyet döneminin askerî ve siyasi kadroları arasındaki yakın temasları göstermesi bakımından önemlidir. 

Son söz: Gökyüzünde kalan iz 

Ali Yılmaz Çelikten ile yaptığımız bu söyleşi, aslında bir babanın oğluna, bir neslin diğer nesle bıraktığı hafızanın izini sürmekti. 

Albay Ahmet Ali Çelikten’in hayatı, sadece “ilk siyahi pilot” unvanıyla sınırlanamayacak kadar geniştir. 

O, Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyet’in kuruluşuna uzanan bir köprü, Türk havacılığının erken dönemlerinden bir kahraman ve farklı kökenlerin ortak bir tarih içinde nasıl birleşebileceğinin canlı bir örneğidir. 

Gökyüzüne çıkan ilklerden biri olarak bıraktığı iz, bugün hâlâ ailesinin hatıralarında ve Türkiye’nin havacılık tarihinde yaşamaya devam ediyor. Bu noktada başta İzmir Belesiyesi olmak üzere bütün kurumlarımıza çok iş düşüyor. Zira İzmirli Pilot Ahmet Ali Çelikten kendi şehrinde tanıtılmalı hatta heykeli dikilmelidir. Bir heykel sadece bir anıt değil, tarihe duyulan saygının nişanesidir. Ahmet Ali Çelikten’e vefa, İzmir’in tarihine vefadır. 

Geçmişine vefa gösteren şehirler, geleceğe daha güçlü yürürler. 

Kaynaklar  

  • Gençoğlu, H. (2021). First Black Military Pilot of the World: Ottoman Lieutenant Ahmet Ali Bey 1883–1969. International Journal of European Studies, 5(1), 1–6. https://doi.org/10.11648/j.ijes.20210501.11 
  • Gençoğlu, H. (2019, May 4). Dünyanın ilk siyahi savaş pilotu: Nijeryalı Ahmet Ali Bey (Çelikten) 1883–1969. Independent Türkçe 
  • Gençoğlu, H. (2021, October 17–23). First black pilot in the world: Ottoman Lieutenant Ahmet Ali Effendi (1883–1969).The Star, p. 28.