Gazzeli Çocuğa Mektup
26.08.2026 - 11:46 | Son Güncellenme: 26.08.2026 - 11:52
Sevgili çocuk,
Bu mektubu sana, çocukluğunda savaşı yaşamış ve savaşın içinde büyümüş eski bir çocuk olarak yazıyorum. Bugün yetişkinim.
Savaşın etkilerini tamamen geride bıraktığımı söyleyemem. Sana yalan söylemek istemiyorum. Bazı yaralar kapanıyor, bazıları küçülüyor, bazılarıysa yalnızca insanın içinde kendine sessiz bir yer buluyor. Ancak şunu bilmeni istiyorum, bugün hiç bitmeyecekmiş gibi görünen korkuların azalacak. Şu anda sana imkansız gelse de bir gün yeniden gülecek, yeniden hayaller kuracak ve büyüyeceksin.
Bugün yüksek seslerden korkuyorsun. Her gürültüde irkiliyor, gökyüzüne bakıyor, ne olduğunu anlamaya çalışıyorsun. Belki bir kapının sertçe kapanması bile kalbini hızlandırıyor. Bir kamyonun sesi sana bombayı hatırlatıyor. Yoldan ağır bir araç geçtiğinde kendini yere atıyor, ellerinle başını kapatıyorsun.
Ama inan bana, zamanla bunların bir kısmını aşacaksın.
Bir gün kamyon geçtiğinde yalnızca başını çevirip bakacaksın. Bir kapı kapandığında kalbin eskisi kadar hızlı çarpmayacak. Gökyüzündeki her sesi ölümün habercisi sanmayacaksın. İlk zamanlarda bunu fark etmeyebilirsin. Sonra bir gün, daha önce seni yere düşürecek kadar korkutan bir sesin ardından ayakta kaldığını göreceksin.
İşte o gün, kendinle gurur duyacaksın.

Yüksek seslere alışacaksın belki ama havai fişekleri hiçbir zaman sevmeyebilirsin. İnsanlar eğlenirken sen ellerinle kulaklarını kapatabilirsin. Başkaları gökyüzündeki ışıklara hayranlıkla bakarken sen patlama seslerinin bitmesini bekleyebilirsin. Bunda utanılacak hiçbir şey yok. Korkak değilsin. Sadece kulakların, kalbin ve bedenin başkalarının bilmediği sesleri hatırlıyor.
İnsanlar bazen, “Ama savaş bitti” diyecekler.
Savaşın haritalarda ve haberlerde bitmesiyle insanın içinde bitmesinin aynı şey olmadığını bilmeyecekler. Onlara her şeyi anlatmak zorunda değilsin. Seni anlamayanlara kendini ispatlamak için yorulma. Bazen sessizce kulaklarını kapatman, bulunduğun yerden uzaklaşman veya tek başına kalmak istemen normaldir. Zamanla seni nelerin incittiğini öğrenecek ve kendini korumanın yollarını bulacaksın.
Kaybettiğin aile yakınlarının acısı ise hiç geçmeyecek. Bu konuda sana yalan söylemeyeceğim. “Zaman her şeyi unutturur” diyenlere hemen inanma. Zaman her şeyi unutturmuyor. Sadece insanın o acıyla birlikte yaşamayı öğrenmesini sağlıyor.
Onları özlemeye devam edeceksin.
Yüzlerini unutmamak için kendi hafızanla mücadele edeceksin. Seslerini yeniden duyabilmek için gözlerini kapatacaksın. Birlikte yaşadığınız küçücük anıları defalarca hatırlayacaksın. Bazen sana söyledikleri sıradan bir cümle bile dünyadaki en değerli hatıran olacak. Bir gülüşü, bir dokunuşu, sofrada oturuşlarını veya sana seslenişlerini kaybetmemek için zihninde tekrar tekrar canlandıracaksın. Bazı günler yüzlerini tam olarak hatırlayamadığını düşünüp korkacaksın. Kendine kızma. Unutmak istemediğin halde bazı ayrıntıların silinmesi sevgisizlik değildir. İnsan hafızası bazen acıdan korunmak için bazı görüntüleri saklar. Sen onları hatırladığın ayrıntılarla, anlattığın hikâyelerle ve ettiğin dualarla yaşatacaksın.
Rüyana gelsinler diye dua edeceksin. Uyandığında onları birkaç saniye daha yanında hissetmek isteyeceksin. Bazen rüyana geldiklerinde mutlu olacak, bazen uyandığında yoklukları yeniden kalbine çökecek. Özlemin sen büyüdükçe küçülmeyebilir. Hatta bazı zamanlarda seninle birlikte o da büyüyebilir.
Ama onların şehit olduğunu bileceksin.

İnsanların sana bunu söylerken acının hemen hafiflemesini beklemesine izin verme. Şehit olduklarını bilmek, onları özlemeyeceğin anlamına gelmez. Gözyaşını da durdurmaz. Fakat o şehitlik gururu, sana taşıdığın acının altında ezilmeden yürüyebilme gücü verir. Bazen seni ayakta tutan tek şey de bu olur.
Kendinle çok mücadele edeceksin, sevgili çocuk.
Sana bütün bunları yapanlardan nefret etmemek için savaşacaksın. Öyle anlar gelecek ki, “İyi biri oldum da ne oldu? Ben de onlar kadar zalim olacağım. Kalbimi nefretle dolduracağım” diyeceksin. Yaşadığın haksızlıkların ardından iyiliğin neye yaradığını sorgulayacaksın. Dünyanın sessizliğine kızacak, seni korumayanlara öfke duyacaksın.
Tam o anda yine Allah’a sığınacaksın.
Çünkü nefret, sana kötülük yapanlardan önce seni tüketir. Yaralarını iyileştirmez, onları daha da derinleştirir. Yaşadıklarını atlatmanı zorlaştırır. Zihnini, kalbini ve yıllarını senden çalar. Bir gün dönüp baktığında, sana çocukluğunu kaybettirenlerin yetişkinliğini de çalmasına izin vermek istemeyeceksin.
Bu yüzden nefret etmeyeceksin.
Ama asla affetmeyeceksin.
Sana “Unut ve hayatına devam et” diyenler olabilir. Oysa unutmakla iyileşmek aynı şey değildir. Sen yaşadıklarını hatırlayarak da iyileşebilirsin. Affetmemek, bütün ömrünü öfkeyle geçirmek demek değildir. Affetmemek, kötülüğün adını doğru koymak ve yaşananların üzerinin örtülmesine izin vermemektir.
Unutmamak seni onlardan ayıracak. Acının ne olduğunu bildiğin için başka bir çocuğun acısına sırtını dönmeyeceksin. Evini kaybetmenin ne demek olduğunu bildiğin için evinden sürülenleri anlayacaksın. Açlığı yaşadığın için aç bir insanı görmezden gelmeyeceksin. Korkuyu tanıdığın için başkasını korkutmayı güç saymayacaksın.

Belki de senin en büyük zaferin bu olacak: Sana zulmedenlere benzememek.
Unutmamak sana vatanından vazgeçmemeyi de öğretecek. Çünkü sen yalnızca bir toprak parçasını değil, evini, mahalleni, okul yolunu, aile sofranı ve sevdiklerinin mezarını savunuyorsun. Vatan bazen bir anahtarını hala sakladığın yıkılmış evdir. Veya sakladığın yırtılmış bir oyuncaktır.
Büyüdüğünde sana “Başka bir yerde yeni bir hayat kur, geçmişi unut” diyebilirler. Belki bir süre başka bir yerde yaşamak zorunda da kalacaksın. Ama insanın yaşamak zorunda olduğu yer ile ait olduğu yer her zaman aynı değildir. Nereye gidersen git, Gazze’yi içinde taşıyacaksın.
Unutma. Çünkü unutulmuş kötülük kendine yeniden yol bulur. Sen unutursan, bir gün çocuklarına aynı şeyleri yaşatabileceklerini bil. Fakat hatırlamanın seni hayattan uzaklaştırmasına da izin verme. Hafızanı yalnızca acıyla değil, hayatla koru. Okuyarak, anlatarak, çalışarak, üreterek ve çocuklarını vatanlarını tanıyan iyi insanlar olarak yetiştirerek koru.
Sen büyüyeceksin.
Kendi ayaklarının üzerinde duracaksın. Okula yeniden başlayacaksın. Belki doktor, öğretmen, mühendis, gazeteci, sanatçı veya çiftçi olacaksın. Belki bugün yıkıntılar arasında bulduğun bir deftere yazdığın ilk cümleler, gelecekte yazacağın bir kitabın başlangıcı olacak. Belki yaralarını iyileştiren doktoru hatırlayıp başka çocukları iyileştirmek isteyeceksin. Belki okulunu kaybettiğin için öğretmen olacak ve hiçbir çocuğun bilgisiz bırakılmaması için çalışacaksın.
Başarılı olacaksın.
İnsanlar sana bakıp ne kadar güçlü olduğunu söyleyecekler. Dışarıdan bakanlar içindeki yaraları göremeyecek. Bir zamanlar savaş çocuğu olduğunu anlayamayacaklar. Gülüşünün arkasında hangi görüntülerin saklandığını, geceleri neden birden uyandığını veya bazı günlerde neden sessizleştiğini bilmeyecekler.
Bazen içindeki yaralar ve savaşın bıraktığı izler yüzünden hatalar yapacaksın. Bazı şeylere gereğinden fazla tepki verebilirsin. Sana yapılan küçük bir haksızlık, geçmişteki bütün çaresizliğini yeniden uyandırabilir.
İnsanlar bunu anlamayabilir.
Yaşadıkların yüzünden bazen hâlâ çocukça duygularla davrandığını fark etmeyecekler. Seni yalnızca yaptığın hatayla değerlendirecek, belki de kolayca yargılayacaklar.
Sen de kendini anlamayı öğren.

Her hatanı savaşa bağlama ama savaşın sende bıraktığı izleri de inkar etme. Gerektiğinde yardım istemekten utanma. Konuşmak zayıflık değildir. Ağlamak da değildir. Güçlü olmak, hiç düşmemek değil; düştüğünde neden düştüğünü anlayıp yeniden kalkabilmektir.
Sakın durma.
Pes etme.
Hataların yüzünden kendinden vazgeçme. Allah’ın bildiği niyetin ve kendi vicdanınla yaşamayı öğren. Ama güçlü olmak zorunda olduğunu düşünerek duygularını içine hapsetme.
Okumaya devam et. Öğrenmeye devam et. Soru sormaktan, düşünmekten ve konuşmaktan vazgeçme. Sana susmanı söyleyenler olabilir. Geçmişi anlatmanın gereksiz olduğunu söyleyenler çıkabilir. Fakat sen doğruyu anlat. Bağırmadan, yalan söylemeden, başkalarına zulmetmeden anlat. Çünkü hakikat, en güçlü şekilde onu sakin ama kararlı taşıyan insanların dilinde yaşar.

Bir gün yalnızca kendi hayatını kurmayacaksın. Kendinden sonra gelen çocuklara da yol göstereceksin. Onlara vatanın ne olduğunu, insanın toprağına neden sahip çıktığını ve zulüm karşısında neden sessiz kalmaması gerektiğini anlatacaksın. Fakat en önemlisi, acı çekmiş olmanın başkasına acı çektirme hakkı vermediğini öğreteceksin.
Senin başarın yalnızca okuyup iyi bir meslek sahibi olmak olmayacak. Başarının en büyüğü, yaşadığın bütün kötülüklere rağmen iyi kalabilmen olacak. Merhametini kaybetmeden güçlü, öfkene teslim olmadan kararlı ve geçmişini inkar etmeden geleceğe açık kalabilmen olacak.
Bir gün aynaya baktığında yalnızca savaştan kurtulan bir çocuk görmeyeceksin. Bütün bunlara rağmen kalbini koruyabilmiş bir insan göreceksin. Artık acıların sana yön vermeyecek, sen onları nereye taşıyacağına karar vereceksin.
Kaybettiklerini kalbinde, vatanını hafızanda, inancını ise yolunun önünde taşıyacaksın.
Ve yürümeye devam edeceksin.
Başın dik, kalbin temiz, hafızan diri olacak.
İnan bana, geçecek ve bir gün tekrar yaşamayı sevecek, insanlara güvenebileceksin. Sen kazanacaksın.