Esaret, İşkence ve Ölüm: Sednaya Hapishanesi
13.12.2024 - 15:44 | Son Güncellenme: 12.02.2026 - 14:11
Suriye iç savaşının en korkunç sembollerinden biri, rejimin işkenceleriyle tanınan Sednaya Hapishanesi… Bu hapishane, 2011’deki iç savaşın patlak vermesinin ardından, muhaliflerin ve rejim karşıtlarının hedef aldığı bir yer haline geldi.
Geçtiğimiz hafta Esed rejiminin yıkılmasıyla da on binlerce insanın alıkonulduğu hapishanenin kapıları açıldı.
1987'de Şam'ın yaklaşık 30 kilometre kuzeyindeki bir tepede inşa edilen hapishane, siyasi mahkumların tutulduğu bir askeri hapishaneydi.
Gözden Kaçmasın
Hapishaneye, iç savaş süresince 157 binden fazla tutuklu yerleştirildi; bunlar arasında 5 bin 274 çocuk ve 10 bin 221 kadın da yer alıyordu. İnsan hakları grupları ise orada 30.000'den fazla tutuklunun öldürüldüğünü tahmin ediyor. Çoğu durumda tutukluların ailelerine, yakınlarının akıbeti hakkında hiçbir bilgi verilmiyordu.
Rejim, bu mahkumları korkunç bir işkence sistemine tabi tutarak, birçok insanı hayattan koparttı. Sednaya, o kadar kötü ünlendi ki, mahkumların serbest bırakılması için çalışmalar sürdükçe "insan mezbahası" olarak anılmaya başlandı.
Peki ya insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından biri olan Sednaya Hapishanesi’nde neler yaşandı? İşte detaylar…

“Beyaz bina” ve “kımızı bina”
Sednaya Hapishanesi’nde "beyaz bina" ve "kırmızı bina" adıyla 2 ayrı gözaltı tesisi bulunuyor.
"Kırmızı bina"da çoğunluğu 2011 yılından bu yana tutuklu olan siviller barındırılırken, "beyaz bina"da ise rejime karşı "sadakatsizlik" suçlamasıyla tutulan subaylar ve askerler yer alıyordu. Bu tutuklular, genellikle Şam’ın Mezze bölgesindeki askeri mahkemelerdeki adaletsiz yargılamaların ardından buraya transfer ediliyordu.
İşkenceler ve katliamlar: 72 farklı işkence yöntemi
Suriye İnsan Hakları Ağı’na (SNHR) göre, Mart 2011'den bu yana çatışmanın taraflarınca 230 biniden fazla sivil öldürüldü. Öte yandan, mahkumlara uygulanan 72 farklı işkence yöntemi de belgelenmiş durumda.
Rejimin fiziksel işkence uygulamaları arasında, mağdurun vücudunun farklı yerlerine kaynar su dökme, başını suya sokarak boğma hissi verme, elektrikli sopayla vücuduna elektrik verme, mağduru çıplak bir şekilde metal sandalyeye oturtarak sandalyeye elektrik verme, naylon poşeti yakarak vücuduna damlatma, bedeninde sigara söndürme, mağdurun parmaklarını, saçlarını ve kulaklarını çakmakla yakma, ısıtılmış metali bedenin farklı bölgelerine değdirerek cildi yakma, bedene kızgın yağ damlatma, yanıcı böcek ilaçlarını üzerine dökerek yakma gibi insanlık dışı yöntemler yer aldı.

Öte yandan Sednaya Hapishanesi, özellikle toplu idamlarla korku saldı. Haftada 20 ila 50 mahkum, genellikle pazartesi ve çarşamba geceleri idam edilmek üzere seçiliyordu. Uluslararası Af Örgütü, 2011 ile 2015 yılları arasında bu hapishanede en az 5 bin, en fazla ise 13 bin kişinin idam edildiğini tahmin ediyor. Bu idamlar, bazen toplu olarak, bazen de çok gizli bir şekilde gerçekleştiriliyordu.
Sednaya’nın karanlık yüzü
Sednaya'nın yapısı, işkencelerin ve ölümlerin korkunç boyutlarını gizleyen bir labirent gibi adeta… Bir tepeye inşa edilmiş olan hapishane, 1,4 kilometrekarelik bir alanı kaplıyor. İçerideki mahkumlar, yeraltı hücrelerinde tutuluyor ve yaşam koşulları da son derece kötü. Bazı mahkumlar, 2,5 metreye 1,5 metre boyutlarındaki hücrelere tıkılıyor ancak bu hücrelere aynı anda 15 kişi kadar yerleştirilebiliyordu.
Hücrelerde, mahkumlar sürekli gözleri bağlı bir şekilde tutuluyor ve diğer mahkumların çığlıkları, işkence sesleri arasında çaresizce bekliyorlardı. Kimi bir ümit sevdiklerine kavuşmaya, kimi ise öleceği güne gün sayıyordu bu korkunç yerde...
İdamdan kurtulsalar da hayatta kalanlar, dayanılmaz acılarla yaşamaya devam etti. Hava almaları neredeyse imkansızdı yerin katbekat altındaki hücrelerde, bu da bazı mahkumların boğulma tehlikesiyle karşı karşıya kalmalarına yol açtı.
Konuya ilişkin Anadolu Ajansı’na konuşan eski tutsaklar, devrilen rejimin güvenlik güçlerinin çeşitli birimlerinden Sednaya'ya "et dolabı" olarak adlandırılan beyaz kamyonlarla nakledildiklerini anlattı.

Cezaevine vardıklarında ise hapishane yetkililerince "hoş geldin partisi" olarak isimlendirilen şiddetli dayağa ve işkenceye maruz kaldıklarını belirten tutsaklar, bu dayaklar sırasında genellikle kafalarına darbe aldıklarını ve bazı arkadaşlarının bu nedenle öldüğünü kaydetti.
Bu uygulamayı teyit eden eski bir cezaevi yetkilisi, "Gelen beyaz kamyonun içinde genellikle 50 ila 60 kişi bulunurdu. Bu kişilerin gözleri bağlı olurdu. İki gardiyan aracın yanına gider ve onları kamyondan atmaya başlardı. Yüzüklerini, saatlerini, her şeylerini alırdı. Gardiyanlar isimleri kayıt altına alırken, onları tekmeler ve döverdi." ifadelerini kullandı.
Alıkonulanların, daha sonra 5 ila 15 kişilik gruplar halinde gardiyanlar arasında "yalnızlar" olarak adlandırılan yeraltı hücrelerine götürüldüğü kaydedildi.
Şu an Sednaya’da neler yaşanıyor?
Esed rejiminin, muhalif gruplar tarafından devrilmesiyle hapishanenin kapıları açılmış ve binlerce mahkum serbest bırakılmıştı. İddialara göre ise yeraltı hücreleri olduğu ve burada ulaşılamayan 100 bin tutuklunun kurtarılması için arama çalışmaları başlatılmıştı.

Kaybolan mahkumları kurtarmak için hapishanenin yapısını incelemeye ve yeraltı hücrelerinde bulunan kişilere ulaşmaya çalışılırken, rejim karşıtı güçler; eski rejim askerlerine ve cezaevi çalışanlarına çağrıda bulunarak, hapishanenin yeraltı kapılarının kodlarını açıklamalarını talep etmişti.
Ancak arama çalışmaları, gizli hücreler olduğuna dair hiçbir kanıt bulunamadığı ifade edilerek sona erdirildi.

Suriye İnsan Hakları Ağı (SNHR), İhlalleri Belgeleme Müdürü Nur El-Hatip, Fokus+’a yaptığı özel açıklamada, hapishanede yaşanan korkunç işkenceleri ve kayıpları belgelerken, Suriye’deki insan hakları ihlallerinin boyutlarını da gözler önüne serdi.
***
- Suriye İnsan Hakları Ağı tarafından 2011 Mart'ından 2024 Kasım'a kadar kaydedilen işkence kurbanları ve sivil ölümleriyle ilgili veriler, çatışmanın tarafları tarafından işlenen insan hakları ihlallerini nasıl belgeliyorsunuz ve bu veriler uluslararası toplumla nasıl paylaşılmaktadır?
Suriye İnsan Hakları Ağı veri tabanında kayıtlı işkence kurbanlarının sayısı, ekibimizin benimsediğimiz hassas insan hakları ihlalleri belgeleme metodolojisine göre, belgeleyebildiğimizin asgari düzeyini temsil ediyor ve bu verileri ilgili uluslararası ve BM kurumlarıyla paylaşıyoruz.
Mart 2011'den bu yana Suriye İnsan Hakları Ağı, Suriye'deki çatışmanın tüm taraflarınca 27 Kasım 2024'e kadar en az 157 bin 634 kişinin, bunların içinde 5 bin 274 çocuk ve 10 bin 221 tutuklu veya zorla kaybedilenin olduğunu belgeledi. Bunların büyük bir kısmı eski Suriye rejiminin gözaltı merkezlerinden çıktı ve en az 96 bin 321 kişi hala eski Suriye rejimi tarafından zorla kaybedilmiş durumda.
Sivil ölümlere gelince, Mart 2011'den bu yana çatışmanın taraflarınca 231,495 sivilin öldürüldüğünü kaydettik. Bunların 201,290'ı eski Suriye rejimi güçleri tarafından öldürüldü ve aralarında 23,045 çocuk ve 12,004 kadın bulunuyor.
- İnsanlar hangi gerekçeyle tutuklanıyordu? Gözaltı süreci ve süreç boyunca yaşananlardan bahseder misiniz?
Güvenlik birimlerinin gerçekleştirdiği keyfi tutuklamaların çoğunluğu zorla kaybetmeye dönüşen vakalarda yasal bir dayanak bulunmamaktadır. Tutuklamaların çoğu, rejime muhalefet veya rejime muhalefetten şüphelenilmesi gibi siyasi gerekçelerle ve bölgesel temelde gerçekleştirildi. Tutuklamalar muhaliflerin akrabalarını ve ailelerini de kapsadı. Süreç genellikle mahallelere ve halka açık yerlere baskınlarla veya güvenlik noktalarında ya da güvenlik tuzaklarıyla başlıyor, herhangi bir tutuklama emri olmaksızın ve daha çok bir kaçırma operasyonuna benzer şekilde gerçekleşiyor. Tutuklular, itiraf etmeye zorlamak veya cezalandırmak için fiziksel, psikolojik ve cinsel işkenceyi içeren ağır gözaltı koşullarına maruz kalıyor.
- Sednaya Hapishanesi’nden çıkmanın zor olduğunu biliyoruz. Ancak tutukluların serbest bırakıldığı nadir durumlarda, hangi kriterlere göre tahliye ediliyorlardı? Bu durumlarda adalet sistemi nasıl işliyordu?
Sednaya'daki tutuklu ve kayıpların sayısına kıyasla çok az vakada tahliye gerçekleşiyor ve genellikle ailelerin memurlara ödediği paralar veya nüfuzlu yetkililerin müdahalesi sonucu oluyor. Bu durumlarda resmi adalet sistemi işlemiyor, rejim yolsuzluk, kayırmacılık ve olağanüstü mahkemelere dayanıyor, ayrıca daha az durumda tutukluların ceza sürelerinin dolmasıyla tahliye gerçekleşiyor.
- 72 farklı işkence yönteminden bahsedilmekte. Bu işkence yöntemleri nasıl bir sistem içinde uygulanıyordu? Hapishane içindeki işkence düzeni nasıldı?
Ağ, Suriye rejiminin gözaltı merkezlerinde ve askeri hastanelerinde 72 işkence yöntemi uyguladığını belgeledi. Bu yöntemler o kadar yaygın kullanıldı ki, kurtulan hiçbir tutuklu bu yöntemlerden birine veya birkaçına maruz kalmadan çıkmadı. Ana işkence türleri şunlardır: 39 yöntemi kapsayan fiziksel işkence, 6 yöntemi içeren sağlık ihmali ve gözaltı koşulları, 8 yöntemi içeren cinsel şiddet, 8 yöntemi içeren psikolojik işkence ve insan onurunu kırma, askeri hastanelerde uygulanan 9 işkence yöntemi ve ek olarak angarya işler ve ayrıştırma uygulaması.
Bu konuyu çizimlerle birlikte şu raporda açıkladık: https://snhr.org/arabic/2019/10/21/11639/
- Hapishane altyapısı hakkında bilgi verir misiniz? Tutukluların "et buzdolabı" olarak bilinen kamyonlarla taşındığı ve "karşılama partisi" olarak adlandırılan işkence sürecinin nasıl işlediğini açıklayabilir misiniz?
Tüm gözaltı merkezleri, içerideki tutukluların işkencesinin bir parçası olacak şekilde tasarlanmış bir yapıya sahip ve yeraltında hücreler, çok dar toplu ve tek kişilik hücreler içeriyor. Bu yerlerde havalandırma ve temizlik yok ve tutuklular büyük sayılarda istif ediliyor. Tutuklular hapishaneye "et buzdolabı" olarak bilinen özel kamyonlarla naklediliyor. Varışta, güvenlik güçleri tarafından toplu ve bireysel şiddetli dövme ve tutukluları kırmayı ve morallerini ve bedenlerini yıkmayı amaçlayan işkenceyi içeren "karşılama partisi" başlıyor.
- Hapishane içinde öldürülen tutukluların cesetlerine ne oluyordu? Toplu mezarlar hakkındaki iddialar konusunda konuşabilir misiniz?
Tutukluların cesetleri öldükleri birimlerin odalarında veya banyolarında toplanıp askeri hastanelere naklediliyor, ardından bilinmeyen yerlere götürülüyor ve hapishanelerin veya askeri bölgelerin yakınlarındaki ya da başka yerlerdeki toplu mezarlara gömülüyor. Bu iddialar, hayatta kalanların ve rejimden ayrılanların tanıklıkları, uydu görüntüleri ve bağımsız uluslararası ve yerel raporlarla destekleniyor.
- Hapishanenin kapıları açıldı ve binlerce tutuklu serbest bırakıldı. Bununla birlikte, ulaşılamayan yaklaşık 100 bin tutuklunun yeraltı hücrelerinde olduğuna dair iddialar vardı. Son bilgilere göre, bu gizli hücrelerin varlığına dair herhangi bir kanıt bulunamadığı gerekçesiyle arama çalışmaları sonlandırıldı. Bu konudaki son gelişmeleri paylaşabilir misiniz? Sednaya Hapishanesi'ndeki mevcut durum nedir? Yeraltı hücreleri ve toplu kayıplar hakkındaki iddialar hala geçerli mi?
Bugüne kadar merkezi hapishaneler, askeri hapishaneler ve güvenlik birimlerindeki tüm tutuklu ve zorla kaybedilenler serbest bırakıldı. Yeraltında hücreler ve dehlizler olduğuna dair birçok yanıltıcı bilgi yayıldı ve bu yanıltıcı bilgiler kurban ailelerini derinden etkiledi, ancak arama çalışmaları bunların doğru olmadığını kanıtladı. Sednaya'daki tüm tutuklular serbest bırakıldı.
- Yeni bir çalışma yapmayı veya hapishaneye saha ziyareti düzenlemeyi planlıyor musunuz?
Suriye İnsan Hakları Ağı, hayatta kalanlarla işbirliği içinde raporlarını sürekli güncelliyor ve kanıt topluyor. Saha ekiplerimiz aracılığıyla çoğu gözaltı merkezini ziyaret ettik ve topladığımız ve araştırdığımız bilgi, veri ve kanıtlar üzerinde çalışıyoruz ve bunlarla ilgili detaylı raporlar yayımlayacağız.

Özgürlüğüne kavuşan her bir tutsak, yıllarca süren acıların ve kayıpların ardından, bir halkın yeniden doğuşunun habercisi oldu. Nice özgürlük hikayeleri, geçmişin karanlık günlerinin geride kaldığı, daha aydınlık bir geleceğe doğru atılan ilk adımın da habercisiydi…