Enflasyon Kıskacında Bangladeş: 2026 Seçimleri Neyi Değiştirecek? 

Araştırmacı Mohammad Hasan Kabir, Bangladeş’in enflasyon, siyasal gerilimler, gençlik protestoları, iklim krizi ve jeopolitik baskılar kıskacında 2026 seçimlerine giderken nasıl bir ekonomik ve yönetişim sınavı verdiğini Fokus+ için inceledi.
Enflasyon Kıskacında Bangladeş 2026 Seçimleri Neyi Değiştirecek

26.01.2026 - 17:08  |  Son Güncellenme:  06.02.2026 - 09:06

Bugün dünya, tarihinin en çalkantılı dönemlerinden birini yaşıyor. Ekonomik dalgalanmalar, jeopolitik rekabet, iklim krizinin derinleşen etkileri ve hızlanan toplumsal dönüşümler, sınır tanımaksızın tüm ülkeleri etkiliyor. Ancak, bu küresel sarsıntılardan en fazla etkilenenler, ekonomik ve siyasal açıdan kırılgan yapıya sahip az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkeler oluyor. Bangladeş de bu ülkelerin başında geliyor. Güney Asya’nın kalabalık, genç ve üretken nüfusuna sahip bu ülke, bugün çok katmanlı bir hayatta kalma mücadelesi veriyor.  

Bangladeş ekonomisi, son yıllarda küresel belirsizliklerden ciddi biçimde etkilendi. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 Küresel Riskler Raporu, ülkede yüksek enflasyon, işsizlik ve ekonomik yavaşlamayı temel riskler arasında gösteriyor. 2024 yılında ortalama enflasyonun yüzde 10’un üzerine çıkması, özellikle dar gelirli kesimlerin alım gücünü belirgin şekilde düşürdü. Gıda ve enerji fiyatlarındaki artış, hanelerin temel ihtiyaçlara erişimini zorlaştırırken gelir dağılımındaki eşitsizlikleri daha görünür hale getirdi.  

Döviz rezervlerindeki gerileme ve Bangladeş takasının değer kaybı, ithalata bağımlı sektörlerde maliyet baskısını artırdı. Bu durum, üretimden tüketime uzanan zincirde fiyatların yükselmesine yol açtı. Yabancı yatırımcıların artan risk algısı ise yeni yatırımların ertelenmesine neden oldu. Dünya Bankası verileri, Bangladeş’in pandemi sonrası dönemde en düşük büyüme hızlarından birini yaşadığını ve dış yatırım akışlarının zayıf seyrettiğini ortaya koyuyor. Bu tablo, ekonominin yalnızca küresel şoklara değil, yapısal sorunlara da açık olduğunu gösteriyor.  

Sokaktan sandığa uzanan gerilim 

Ekonomik baskılar, Bangladeş’in iç siyasetindeki gerilimlerle birleştiğinde ortaya daha karmaşık bir tablo çıkıyor. 2024 yılında özellikle üniversite öğrencilerinin öncülüğünde başlayan geniş çaplı protestolar, ülke tarihinde nadir görülen bir toplumsal hareketliliğe dönüştü. Gençler; işsizlik, liyakat, ifade özgürlüğü ve adil temsil taleplerini sokaklara taşıdı. Bu protestolar, yalnızca ekonomik sıkıntıların değil, yönetişim krizinin de bir yansıması olarak değerlendirilebilir.  


 

Bangladeş'te protestolardan bir kare 

2025’in sonlarına doğru protestoların ülke geneline yayılması, sürece farklı toplumsal kesimlerin de dâhil olmasına yol açtı. İşçiler, kamu çalışanları ve kırsal bölgelerde yaşayan gruplar, ekonomik adaletsizliklere ve kamu politikalarına yönelik tepkilerini daha sert bir dille dile getirdi. 23 Şubat 2026’da yapılması planlanan genel seçimler, bu toplumsal enerjinin nasıl bir siyasal sonuca dönüşeceğini belirleyecek kritik bir eşik olarak görülüyor. Seçimler, toplumda bir yandan değişim umudu yaratırken diğer yandan belirsizlik ve endişeyi de derinleştiriyor.  

İklim krizi: Bangladeş’in sessiz ekonomik tehdidi 

Bangladeş’i kırılgan kılan bir diğer temel unsur ise iklim krizinin doğrudan ve yıkıcı etkileri. Ülke, coğrafi konumu nedeniyle deniz seviyesinin yükselmesi, sel felaketleri ve aşırı hava olaylarına en açık bölgelerden biri. Dünya Bankası raporları, artan sıcaklıkların sağlık sorunlarını artırdığını ve iş gücü verimliliğini ciddi biçimde düşürdüğünü ortaya koyuyor. 2024 yılında iklim kaynaklı nedenlerle milyonlarca iş gününün kaybedildiği, bunun da ekonomiye milyarlarca dolarlık zarar verdiği tahmin ediliyor.  

KHATACHIRA, Bangladeş

Kıyı bölgelerinde artan tuzluluk tarımsal üretimi tehdit ederken, sıklaşan seller altyapıyı ve yerleşim alanlarını zorluyor. Bu çevresel baskılar, gıda güvenliğinden iç göçe kadar pek çok alanda zincirleme etkilere yol açıyor. Uluslararası iklim fonları ve finansal destek Bangladeş için hayati önem taşısa da uzmanlar kalıcı çözüm için yerel kapasiteyi güçlendiren, uzun vadeli ve kapsayıcı bir ulusal stratejinin şart olduğunu vurguluyor.  

Jeopolitik rekabet 

Küresel jeopolitik rekabet de Bangladeş’in dış politikasını yeniden şekillendiriyor. Ülke, Batı ile ilişkilerini sürdürürken Çin, Hindistan ve Pakistan gibi aktörlerle hassas bir denge siyaseti izliyor. Özellikle Çin ile artan altyapı yatırımları ve ekonomik iş birlikleri, kısa vadede finansman sağlasa da uzun vadeli bağımlılık tartışmalarını beraberinde getiriyor. Bu dengeyi yönetmek, Bangladeş diplomasisinin en zor sınavlarından biri hâline gelmiş durumda.  

Bangladeş’in Gazze’deki uluslararası güç misyonuna katılma isteği ise, ülkenin küresel düzeyde daha görünür ve sorumluluk üstlenen bir aktör olma arzusunu yansıtıyor. Bu adım, Bangladeş’in sadece iç sorunlara odaklanan bir ülke değil, küresel meselelere de söz söylemek isteyen bir aktör olduğunu gösteriyor.  

Tüm bu gelişmelerin ortasında sıradan bir Bangladeşli için hayat; ekonomik zorluklar, siyasi belirsizlikler ve çevresel risklerle çevrili. Ancak bu tabloya rağmen toplumda güçlü bir direnç ve umut duygusu da var. Gençlerin siyasete artan ilgisi, girişimcilerin yenilikçi çabaları ve dayanışma arayışları, Bangladeş’in yalnızca ayakta kalmaya değil, yeniden yön bulmaya çalıştığını gösteriyor.  


Direnç, sorumluluk ve gelecek arayışı 

Sonuç olarak Bangladeş’in verdiği mücadele, yalnızca bir ülkenin hayatta kalma çabası değil; aynı zamanda küresel sistemin kırılgan ülkeler üzerindeki etkilerini sorgulatan güçlü bir örnek sunuyor. Dünya çalkalanırken Bangladeş, verdiği mücadeleyle hepimize küresel sorumluluğun sınırlarını yeniden düşündürüyor. Bu mücadele, Bangladeş’i yalnızca mağdur bir ülke olarak değil, aynı zamanda küresel krizler çağında direnç üretmeye çalışan bir toplum olarak okumayı da zorunlu kılıyor.  

Ekonomik reform arayışları, siyasal katılım talepleri ve iklim uyum politikaları, önümüzdeki yıllarda ülkenin kaderini belirleyecek temel başlıklar olacak. Başarının anahtarı ise kısa vadeli çözümlerden çok, şeffaflık, kapsayıcılık ve uluslararası iş birliğini esas alan uzun soluklu politikalar geliştirebilmekte yatıyor. Bangladeş’in geleceği, dünya sisteminin vicdanını da yakından ilgilendiriyor.  

Çünkü bu ülkenin verdiği sınav, benzer koşullardaki pek çok toplum için de ortak bir ayna işlevi görüyor ve küresel eşitsizlikleri daha görünür kılıyor. Bu nedenle Bangladeş deneyimi, dikkatle izlenmesi gereken tarihsel bir moment sunuyor. Bugün ve yarın.   

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.