Çin’e Karşı Taş-Sapan, Pakistan’a Nükleer Tehdit: Hindistan’ın Trajik Mantıksızlığı

Araştırmacı Mehmed Mazlum Çelik, Hindistan’ın kast sistemiyle örülü toplumsal yapısını, 1962’de Çin karşısında yaşadığı kırılmayı ve Pakistan ile gerilim hattında şekillenen nükleer ve dış politika tercihlerini Fokus+ için inceledi.
Çin’e Karşı Taş-Sapan, Pakistan’a Nükleer Tehdit Hindistan’ın Trajik Mantıksızlığı

27.02.2026 - 14:42  |  Son Güncellenme:  04.03.2026 - 11:27

Son günlerde Türkiye’ye yönelik küstahça açıklamalar ve politik adımlarla öne çıkan Hindistan Devleti’nin toplumsal yapısını, siyasi konjonktürünü ve tarihini incelediğimizde karşımıza çıkan tek sonuç: Trajik mantıksızlık.  

Buyurun bu kaosun anatomisine yakından beraber bakalım. 

Önce toplumsal mantıksızlıklar listesinde baktığımızda karşımıza hayli ilginç konu çıkıyor. 

Fiilen devam eden kast sistemi 

Binlerce yıllık tarihi bulunan bu kast sisteminin nasıl ortaya çıktığını kimse bilmez. Bazı iddialara göre önce mesleklerdeki farklılıklarla ortaya çıkmış; ardından da dini yapılarla entegre olarak topluma yayılmıştı. 

1950 ve 1975 yılında Kast sistemi devlet tarafından resmen yasaklansa da bu kâğıt üstünde kalmış bir kanundur. Hindistan’da farklı sınıflara mensup kişilerin evlilikleri çok nadirdir. Politikacıların çıktığı sınıflar neredeyse hep aynıdır. Kast sisteminin en somut göründüğü yerlerden birisi de Bollywood olarak karşımıza çıkıyor. 

Oyuncu Aamir Khan

Sistem tamamen belli kast sistemindeki ailelerin elinde olması bir yana başrol oyuncularının tamamı da bu şekildedir. Fakirler yalnızca kötü adamları ve figüranları canlandırabilmekteler. Elbette Amir Khan gibi aykırı isimler sistemi zorlarken ABD’li film prodüksiyonları da Milyoner (2009) ve benzeri yapımlarla sistemi değişmeye zorlamaktadır.  

Fakir ailelerin umudu: Mühendislikler 

Fakir çocuklar için korkunç ekonomik düzen ve kastı yıkmanın tek yolu mühendislik gibi bölümlerden geçmektedir. Aslında mühendis olduğunda fakirler kastı reddetmiyor; kast sisteminin içinde yalnızca sınıf atlıyor.  

Bu sebeple fakir Hintliler enerjilerini sistemi değiştirmekten çok sistem içinde yükselmeye adamaktadır. Çocuklarının mühendis, doktor gibi mesleklere erişmesi için anne-babalar deyim yerindeyse evinden, toprağından hatta canından vazgeçmekte tereddüt etmemektedir. 

Tüm bu kaos ve mantıksızlık içerisinde Hindistan teknolojisinin hızla gelişme nedenlerinden birisi de budur. 

Kastı kırmamın yolu Hindistan dışından geçer 

Hindistan’da ekonomik imkânsızlıkları ve kast engellerini aşmak için eğitime yüklenen ülkenin fakir çocukları yurt dışında bu çabanın karşılığını Hindistan’dan çok daha fazla alır. 

Son yıllarda Google, Microsoft ve Apple gibi önemli şirketlerin başında bulunan Hint kökenli isimlerin hikâyesine baktığınızda bu genellemenin hiç değişmediği görülür. İşin ilginç noktası kast sisteminde üstte olup da yurt dışında ciddi bir başarısı olan Hintli yok denecek kadar azdır. 

Aşırı milliyetçilik ve aşırı Batıcılık iç içe 

Hindistan’da konu Müslümanlar ve bilhassa Pakistan olduğunda ortaya çıkan milliyetçiliği dünyanın çok az ülkesinde görebilirsiniz. Öte taraftan yeryüzünde bu kadar hızlı dejenere olup Batı kültürüne, bilhassa ABD kapitalizmine entegre olabilmiş çok az toplum bulunmaktadır. 

Neredeyse okumuş herkes bir ABD şirketinde doğrudan çalışır ya da ABD’li bir şirketle dolaylı bağı bulunan bir kurumda bulunur. Başka bir deyişle dünyanın en keskin lokal milliyetçiliği ve en hızlı ekonomik küreselleşme aynı anda Hindistan’da yaşanır. 

Her çözümün geçici olması sorunu 

Toplumda neredeyse her soruna bulunan çözümlerin geçici olması, önceleri çok şaşırtıcı olsa da arkasında bir mantık bulunan nadir şeylerden birisidir: jugaad felsefesi. 

Yöntemin kendisinin tutarlı olmadığı ortadadır; ama en azından arkasında bir mantık bulunur. Ortaya çıkan her sorunda yegâne amaç günü kurtarmak ve o an çözümü bularak hayatı durdurmamak anlayışına jugaad felsefesi denilmekte. Düşünsenize elektrikler kesilse, sel baskını olsa ya da yakıt tedariki gecikse yaşam durur; çünkü bunlar hayatımızda beklenmedik olaylardır. Lakin Hindistan gerçeğinde bunlar her an olabilecek sorunlar olması nedeniyle bilhassa alt kast sistemdeki toplumlar jugaad felsefesine sıkı sıkıya sarılır.  

Bu noktaya kadar toplumsal mantıksızlıklardan bahsettik, Hindistan’ın siyasal mantıksızlıkları ise saç baş yoldurtacak cinstendir.  

Denge siyaseti mi, dengesizlik hali mi? 

Hindistan aynı anda hem Rusya’nın hem de ABD’nin stratejik ortağı olarak öne çıkıyor. 

S-400 savunma sistemleri

S-400 savunma sistemlerinin yanı sıra Rusya’dan hiçbir yaptırımla karşılaşmadan petrol alabiliyor. ABD son teknoloji askeri malzemelerini Hindistan’a satarken bunların hiçbirisini bir sorun olarak görememektedir.  

Hindistan’ın dış politika misyonu “hiçbir zaman kimsenin tam tarafı olma” anlayışı dış politikasını belirleyen temel düstur.  

Hindistan’ı her kapıya muhtaç hale getiren ise Çin korkusu olarak öne çıkıyor. 

Hintli askerler Çinlilere neden taş ve sopayla saldırıyor? 

1962 yılında Çin, Hindistan ile arasındaki sınır meselesine radikal bir çözüm buluyor. O gün bugündür Hindistan, toprağı Tibet’in adını dahi ağzına alamamaktadır. 

Velhasıl olay şöyle cereyan ediyor. Hindistan, Çin’i tehdit ve saldırı ile tehdit ettiği bir sırada Çin harekete geçer. Çin yürüyüşünü durdurmasa neredeyse Hindistan’ın tamamını işgal edecek başarılar elde ediyor ve sonra birden bire durarak geri çekiliyor. 

Hindistan öylesine ağır bir yenilgi alıyor ki Pakistan ezeli düşmanı karşısında tekrar özgüven kazanıyor. 

Bu hadiseden sonra Hintli askerler; sınır boylarında Çinlilere asla silahla saldırmadı ve ihlallerde anlaşmaları çiğnememek adına taş, sopa ve sapan gibi yöntemlerle Çin tarafına cevap vermeye çalışmaktadır.   

Toplumdaki jugaad felsefesini düşününce Hint mantığına yakışan bir çözüm olduğunu söylemek gerek. 

Kontrolsüz nükleer güç olarak Hindistan 

Hindistan’ın neredeyse iyi geçinebildiği tek bir komşusu yok. Pakistan, Sri Lanka ve Çin gibi devletlerle çok ciddi sorunlar yaşayabiliyor.  

1962 Çin istilasından sonra Hindistan, kendisinin ne kadar zayıf bir ülke olduğunu görmüştü. 1964 senesinde bunun üstüne Çin, nükleer silah sahibi de olunca artık Hindistan için tek çare bu silaha sahip olmaktı. 

Oldu da. 

Dünya yaptırımları 1998’e kadar sürdürse de bu yalnızca kâğıt üstünde kalan bir uygulamaydı.  

Son yıllarda Hindistan’ın iyi kötü işleyen çarkını bozan ise Türkiye oldu. Ezeli düşmanı Pakistan’ı; istihbarat, İHA ve askeri teknoloji konusunda donatan Ankara karşısında Hindistan bir asırlık tarafsızlık politikasını terk ederek Orta Doğu’ya doğru emperyal adımlar atmaya başladı. 

Son dönemdeki küstah açıklamalar ve adımları bir mantık içinde değerlendirmekten ziyade Hindistan’ın mantıksız yapısını bilerek yaklaşmakta bu yüzden yarar var.  

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.