Çin Sınırında Kurulan Özerk Yahudi Devleti Projesi Neden Tutmadı?

Araştırmacı Mehmed Mazlum Çelik, Birobidjan Yahudi Özerk Bölgesi projesinin Yahudilerin Filistin odaklı göç tercihleri ve Sovyet sistemine güvensizlik nedeniyle nasıl başarısız olduğunu Fokus+ için inceledi.
Çin Sınırında Kurulan Özerk Yahudi Devleti Projesi Neden Tutmadı

13.04.2026 - 16:10  |  Son Güncellenme:  20.04.2026 - 09:10

Sovyetler Birliği 1927 senesinde tuhaf bir projeyi hayata geçirdi: Birobidjan Yahudi Özerk Bölgesi… 

Bu projenin görünürdeki amacı dünyada artan antisemitizme karşı Yahudileri güvenli bir bölgeye yerleştirmekti. Asıl amaç ise tüccar ve son derece zengin Yahudi burjuvasının gücünü kırarak Sovyet toplumuna entegre etmekti. 

Bunun için seçilen coğrafya -40 derece soğukluğa sahip Çin sınırına yakın bir bölgeydi.  

Bu özerk devlet teşebbüsü Hazara Yahudi Devleti’nden sonra Yahudiler için sunulmuş ilk ciddi devlet yönetimi olduğu gibi İsrail’den önce hayata geçirilmişti. 

Sovyetler daha önce hiçbir coğrafyada toprakla kalıcı ünsiyet kurmamış ve hep ticaretle uğraşmış Yahudileri çiftçilik temelli bir düzene geçirip böylece milliyetçi damarlarını törpülemeyi amaçlıyordu. 

Bugün hala varlığını sürdüren Birobidjan Yahudi Özerk Bölgesi projesi kapsamında 75 bin insan yaşıyor; ama Yahudiler buraya toplu bir göç gerçekleştirmediği gibi proje istenen sonucu vermemişti. 

Birobidjan Yahudi Özerk Bölgesi Projesinin akıbeti 

Bölgenin her şeyden önce kendi bayrağı bulunuyor. Kullanılan bayrakla LGBT renklerinin aynı olması yalnızca bir tesadüf. 

İsrail kurulduktan sonra İbranice diriltilerek resmi dil ilan edilmişti; ama Sovyetlerin Yahudi bölgesinde kullanılan dil Yidişçeydi. 1934 senesine gelindiğinde Stalin bölgeye Yahudi göçlerini devlet eliyle zorunlu hale getirmesi Yahudi tarihindeki zorunlu göç travmaları nedeniyle bölgeye kuşkuyla bakılmasına neden olacaktı. 

Stalin bu algıyı kırmak adına hiçbir Sovyet coğrafyasında olmayan bir uygulamayı hayata geçirerek bölgede özel mülkiyete izin verdi. 

Dünyadaki komünist Yahudiler bu bölgeye göçlerin gerçekleşmesi için yoğun bir çaba gösterdi ve ilk zamanlarda kayda değer bazı gelişmeler yaşandı. ABD ve İngiltere başta olmak üzere birçok bölgeden Yahudi Birobidjan’a gelerek yerleşti. Bilhassa Almanya’da Hitler’in yükselişi de bu trendi artıran önemli bir gelişmeydi. 

Lakin Yahudiler dünya ekonomisinde büyük bir sermayeyi yönetiyordu ve Sovyetlere göç etmek bundan vazgeçmek anlamını taşıyordu. Yalnızca ekonomi de değil; medya ve siyasette çok güçlü lobiler inşa etmeye başlamış ve Hollywood gibi yükselen bir değer de tamamen Yahudilerin kontrolü altındaydı. 

Ayrıca Siyonist Kongrelerde alınan kararlar ve Sultan Abdülhamit gibi İsrail Devleti’nin kuruluşunun önündeki büyük engeller geride kalmıştı. Dünyanın en büyük gücü kabul edilen Birleşik Krallık da Filistin’de Yahudilere çok önemli sözler vermişti. Sovyetlere gerçekleşecek kitlesel bir göç Yahudiler adına tarihi bir fırsatın kaçması anlamına geliyordu. Ayrıca Yahudiler kendilerini Ortadoğu’ya ait bir halk olarak görüyorlar ve Çin sınırı gibi uzak bir coğrafyaya göç etmeleri durumunda bir daha asla Filistin’e dönemeyecekleri düşüncesi hakimdi.  

Bu projeyi destekleyen çok önemli isimler bulunuyordu. Einstein ve Yahudi olmasa da C. Chaplin bunların başında geliyordu. İki isim de bu göçü destekleyen organizasyonlara maddi destek sağlayarak ABD’de propaganda yapabilmelerinin önünü açacaktı.  

Birobidjan Yahudi Özerk Bölgesi Projesinin akıbeti

Stalin’in neden Çin sınırını seçtiği ise ayrı bir tartışma konusuydu. Buradaki temel düşünce Yahudilerin Sovyetlere büyük sermaye girişleri yapacağı ve Çin tehdidine karşı bölgenin kalkınacağı düşüncesi öne çıkıyordu. 

Sovyetlerin ilk yanılgısı Siyonistlerin çoğunun seküler olmasından kaynaklı dini yaklaşımları bir kenara bırakarak bölgeye iltifat edeceğiydi. Oysa yanıldıkları nokta Siyonizm’in yalnızca bir inanç değil, aynı zamanda güçlü bir ideoloji olmasıydı. Bu sebeple en seküler ve solcu Siyonistler bile Filistin’de kurulacak bir İsrail Devletine kendilerini daha yakın görüyorlardı.  

Bunun da önemli nedenleri bulunuyordu. Öncelikle ABD, Arjantin ve Birleşik Krallık’ta önemli diasporaları bulunan Yahudiler elde tuttukları sermayeleri güvende tutabilecekleri bir coğrafyaya ihtiyaçları bulunuyordu. Tarih göstermişti ki siyasi kriz anlarında Mısır, Osmanlı ve Almanya gibi bölgelerde bu sermaye siyasi olaylara göre riske girebilmekteydi. Bu durumun benzer şekilde ABD ve Birleşik krallık’ta da riske girme tehdidi her zaman bulunuyordu. Hele Sovyetler gibi özel mülke hiçbir surette tam anlamıyla güvence verilmeyen bir coğrafya da maceraya girişmek tam bir kumardı. 

Bu yüzden Sovyetlerde kurulacak bir yapıdan ziyade Filistin’de kurulacak bir İsrail Devleti, radikal Yahudiler için olduğu kadar zengin solcu Yahudiler için de daha cazip bir fikirdi. Ayrıca İngiltere’ye Cihan Harbi sırasında hem Çanakkale’de Siyon Katır Birlikleri ve Nili Casusluk Örgütü ile büyük destekler verilmişti. Bu desteğin karşısında İngilizler, İsrail Devleti için Siyonistlere önemli vaatlerde bulunmuştu. Öte taraftan İngilizler, Arap Devletleri arasında denge yürüttüğü bir süreçte bölgede bir İsrail Devleti kurulmasının kendi çıkarları açısından bazı zararları olabileceğini düşünerek savaş bittikten sonra bu fikri erteleyecekti. 

İkinci Dünya Savaşı sonrası Arapların içinde artan milliyetçilik ve sol temayüllere karşı ise İngilizler bölgede bir İsrail Devleti’nin kurulmasını uygun görmesiyle büyük katliamlar sonrası 1948 senesinde İsrail resmen kuruldu. 

İsrail’in resmen kurulmasıyla beraber Birobidjan gözden tamamen düştü. Bugün bölgede yaşayan Yahudi nüfus %1’in altında olmasına rağmen İsrail bu özerk yapının adının kaldırılması için Rusya’ya baskı yapmaya devam ediyor. Velhasıl Stalin’in tüm Yahudileri Çin sınırına gönderme teşebbüsü bu nedenlerden dolayı başarısız bir proje olarak tarihteki yerini alacaktı. 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.