Bir Alman, Moğolları Peşine Taktı ve Tarihi Değiştirmek Üzereydi
12.05.2026 - 11:48 | Son Güncellenme: 12.05.2026 - 11:54
Tam adı Baron Roman Feodoroviç von Ungern-Sternberg, kimileri ona “Beyaz Baron” kimileri ise “Kanlı Baron” diyor.
1920 ve 1921 yılları arasında belki de Enver Paşa’dan sonra Rusları en fazla meşgul eden isimdi.
Moğolistan topraklarında Ruslara karşı bağımsız bir Moğol devleti kurmak için harekete geçti ve kendisini Cengiz Han’ın reenkarnasyonu ilan etti. Üstelik birçok Moğol’u buna inandırdı ve az daha başaracaktı.
Moğolistan’ı fethetti
Baron Ungern sıra dışı bir figürdü. Alman kökenli bir aristokrat ailesinden geliyordu.
Hayatta nefret ettiği iki şey vardı: Biri Bolşevikler, diğeri de Yahudilerdi. 1905 senesinde Rus-Japon Savaşı’nda Rus birliklerine katılmak için gönüllü olduğunda Rus ordusu macerası başladı. Çarlık Rusya’sına gönülden bağlanarak bu yapıyı insanlığın selameti için biricik yapı olarak görmeye başladı.
Gözden Kaçmasın
Rus toprakları içerisindeki Türk milletlerine ise ayrı bir ilgisi oluşmaya başladı. Türklerin savaş kabiliyeti ve becerilerine son derece hayrandı. 1913 senesinde Çin işgali altındaki Doğu Moğolistan’a geçerek burada Çin’e karşı savaşmaya başladı; ancak Rusya, Çin ile arasında diplomatik bir krizden çekinerek Baron Ungern’i Batı Moğolistan’a gönderdi.
Cihan Savaşı başladığında Baron Ungern, Osmanlı’ya karşı Süryanileri örgütleyerek çeşitli cephelerde önemli görevler üstlendi. Savaştığı her cephede kendi silah arkadaşlarının dahi vicdanını yaralayan katliamlara imza atmasıyla Rus ordusu içerisinde ünü hızla yayıldı.
Osmanlı’ya karşı savaştığı sırada Bolşeviklerin ihtilal yapmasıyla 1917’de Moğolistan’a geçerek komünistlere karşı direniş grupları oluşturmaya başladı.
1920 yılına gelindiğinde Kanlı Baron, Bolşeviklere karşı binlerce süvariyi örgütlemişti. Ordusunun büyük bölümü Moğollardan oluşuyordu ve Bolşevikler için büyük bir tehdide dönüşmüştü.
Kızıllara karşı meydan muharebelerinde büyük zaferler kazanıyor ve ordusunu günden güne güçlendiriyordu. Bu zaferlerden sonra işlediği korkunç cinayet ve işkencelerle düşmanlarının kalbine büyük bir korku salmış durumdaydı.
Ona göre Bolşevikler ve Yahudiler tüm insanlığın sonuna neden olacaktı ve ne pahasına olursa olsun durdurulmaları gerekiyordu.
Moğolların liderini kurtarma operasyonu
Kanlı Baron bir yandan Kızıllarla savaşırken çılgınca bir planı devreye sokar. Çin’in elinde tutsak bulunan, Moğolların manevi ve siyasi lideri Bogd Han’ı kurtarmak için bir askerî operasyona karar verir. Çin işgali altındaki topraklara 1.500 civarında süvari ile girerek muazzam bir zafer elde eder ve Bogd Han’ı kurtarır.
Bu operasyondan sonra Kanlı Baron, Hristiyanlığı terk ederek Şaman olmaya karar verir. Bir Çinli kadınla evlenerek kendisini bir Moğol gibi hissetmeye başlar. Artık tek bir hedefi vardır; Baykal Gölü'nden Tibet’e uzanan coğrafyada bağımsız bir Moğol devleti kurarak hem Rusları hem de Çinlileri bölgeden süpürüp atmak.
Bağımsız Moğol Devleti kurulabilirse bu güç, Rusya’nın başına tekrar Çarlık hanedanlığını (Romanov Hanedanlığı) getirirken Çin’de de Qing Hanedanı'nı başa geçirebilirdi. Çarlık Rusya’sı, kendisinin başında olduğu bağımsız Moğol Devleti ve Çin’i yöneten Qing Hanedanı’nın gücü diriltilirse Moskova’dan dünyaya yayılma tehlikesi olan komünizm ve tüm Avrupa’yı esir almış olan Yahudilere karşı büyük bir ittifak kurulabilirdi.
Nasıl yenildi?
Bolşevikler, Moğol steplerinde Kanlı Baron’la savaşın zorluğunu anlayınca Komünist Moğol Damdin Sukhbaatar (Sühbatur)’a bu çılgın Alman’ı yakalaması için büyük bir ordu ve bizzat Lenin tarafından kendisine Moğol Başkomutanlığı gibi üst düzey sıfat ve yetki verdi. Bu isim ileride Moğol tarihini derinden sarsacak ve ülkenin Rus gölgesinde kalmasının en büyük müsebbibi olacaktı.
1921 yılında Damdin Sukhbaatar, hazırlıklarını tamamlayarak Kanlı Baron’un peşine düştü. Sukhbaatar’ın Rusların safında olduğunun öğrenilmesiyle Baron Ungern’in ordusunda ciddi bir çözülme başladı. Baron’un safındaki Moğollar kendi halk kahramanlarına karşı bir yabancının safında savaşmaya karşı büyük bir isteksizlik duydular.
Nihayet Sukhbaatar, Kanlı Baron’un işgali altındaki bölgeleri bir bir ele geçirdi. Nihayet 1921’de iki ordu karşı karşıya geldi. Çatışmaların hemen başında Baron’un emri altındaki Moğol askerleri savaşmayı bıraktılar ve liderleri Kanlı Baron’u kendi elleriyle getirip Sukhbaatar’a teslim ettiler.
Sukhbaatar, Kanlı Baron Ungern’i Moskova’ya teslim etti. Kendisini Cengiz Han’ın reenkarnasyonu ilan eden ve Rusya’dan Çin’e büyük etkiler yaratmayı amaçlayan bu çılgın Alman, hızlı bir mahkemenin ardından apar topar idam edildi. Lenin, bu olayı büyük bir zafer olarak gördü ve Moğolistan’ın komünistleştirilmesine ayrı bir önem verdi.
Bu tuhaf ve ütopik Alman’ın maceraları daha sonraları tarihçilerden çok beyaz perdenin ve romancıların dikkatini çekecekti.