Askerî Zaferden Devletin Dönüşüne: Hartum’un Zor Sınavı

Araştırmacı Göktuğ Çalışkan, Sudan ordusunun Hartum’da yeniden kontrol sağlamasının ardından başkentin karşı karşıya kaldığı güvenlik, altyapı ve devlet kapasitesi sorunlarını Fokus+ için kaleme aldı.
askeri-zaferden-devletin-donusune-hartum-un-zor-sinavi.jpg

16.07.2026 - 12:58  |  Son Güncellenme:  13.08.2026 - 16:15

Son haftalarda Hartum’a dönüş hızlandı. Sudan ordusunun Mayıs 2025’te başkentin tamamında yeniden kontrol sağlamasının ardından kentten ayrılan yaklaşık beş milyon kişinin iki milyondan fazlası evlerine döndü. Sokaklarda araçlar çoğalıyor, dükkânların kepenkleri yeniden açılıyor, kamu binalarına memurlar çağrılıyor. 

Uzaktan bakıldığında bir başkentin savaş sonrasına geçtiği düşünülebilir. Ancak geri dönenlerin karşılaştığı şehir, devletin de onlarla birlikte geldiğini henüz göstermiyor. Elektrik üretimi ihtiyacın üçte biri düzeyinde kalıyor. Öğretmenler ve kamu çalışanları düzenli maaş alamıyor. Üniversite binaları, hastaneler, su şebekeleri ve pazarlar ağır hasarın izlerini taşıyor. 

Hartum’daki gelişme bu nedenle bir askerî başarı hikâyesinden daha fazlasını anlatıyor. Ordu bir şehri geri alabilir, hükûmet bakanlıklarını taşıyabilir ve kamu binalarına bayrak asabilir. Devlet ise güvenlik, sağlık, eğitim, hukuk ve öngörülebilir bir gündelik hayat sunabildiği ölçüde geri döner. 

Askerî kontrol gündelik hayatı geri getirmiyor 

Sudan ordusunun Hartum’u geri alması savaşın yönünü değiştirdi. Cumhurbaşkanlığı Sarayı ile stratejik merkezlerin ele geçirilmesi, Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) başkentte kurduğu hâkimiyeti kırdı. Hükûmetin Ocak 2026’da Port Sudan’dan Hartum’a dönüşünü açıklaması da sahadaki kazanımı siyasi bir zafer görüntüsüne taşıdı.

 

Ne var ki bir şehri kontrol etmek ile onu yönetilebilir hâle getirmek arasında geniş bir mesafe var. Hartum, Bahri ve Omdurman aynı hızda toparlanmıyor. Ordu varlığını savaş boyunca kısmen koruyan Omdurman’da hayat daha hızlı canlanırken Hartum merkezi ile Bahri elektrik, su ve ulaşım sorunlarıyla boğuşuyor. 

Dönüşlerin önemli bir bölümü güven ortamının yeniden kurulmasından kaynaklanmıyor. Mısır’daki Sudanlıların karşılaştığı oturum sorunları, ekonomik baskılar ve daralan yaşam alanı bazı aileleri yıkılmış evlerine dönmeye itiyor. Dışarıdaki seçenekleri tükenen insanların geri gelişi, resmî normalleşme söyleminin dikkatle okunması gerektiğini ortaya koyuyor. 

Bir ailenin Hartum’a ulaşması güvenli bir eve yerleştiği veya düzenli gelir elde ettiği anlamına gelmiyor. Bazıları akrabalarının yanına sığınıyor, bazıları hasarlı yapılarda yaşamaya çalışıyor. Bina, öğretmen, ulaşım ve güvenlik bir araya gelmeden okul kapısının açılması da eğitimin geri döndüğünü kanıtlamıyor. 

Mayınlar, yıkılma riski taşıyan binalar, suç ağları ve savaş boyunca çoğalan silahlı yapılar gündelik güvenliği tehdit ediyor. HDK’nin enerji tesisleri ile askerî noktalara düzenlediği İHA saldırıları da başkentteki toparlanmayı uzaktan kesintiye uğratıyor. Hartum’da savaşın sesi azalmış görünse de savaşın araçları şehir hayatının üzerinde durmaya devam ediyor. 

Devlet önce vergiyle mi, hizmetle mi döner? 

Hartum’daki en çarpıcı gelişmelerden biri, temel kamu hizmetleri tam olarak sağlanmadan vergi tahsilatının yeniden başlaması. Souq al-Arabi’de dükkânlarını açmaya çalışan esnaf elektrik bulamıyor, müşteri sayısı düşük kalıyor ve savaşın bıraktığı hasarı kendi imkânlarıyla onarıyor. Buna rağmen belediye harçları ve çeşitli ödemeler yeniden gündeme geliyor. 

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan

Sudan yönetiminin gelire ihtiyacı olduğu açık. Kanalizasyonun çalışması, yolların açılması, güvenliğin sağlanması ve elektrik şebekesinin onarılması kaynak gerektiriyor. Fakat savaş sonrasında meşruiyet, vatandaşın karşısına önce tahsilat memuruyla çıkılarak kurulamaz. İnsanlar evlerini, işlerini ve yakınlarını kaybetmişken kamunun ilk yüzü vergi olursa dönüş yeni bir hayal kırıklığı üretebilir. 

Yönetimin önünde zor bir tercih bulunuyor. Kıt kaynaklar merkezî kurumların görünürlüğüne mi ayrılacak, yoksa mahalle ölçeğinde su, sağlık, eğitim ve enerji hizmetlerine mi yönlendirilecek? Bakanlıkların yeniden açılması siyaseten güçlü bir görüntü verebilir. Bir annenin çocuğuna ilaç bulamadığı, bir öğrencinin hasarlı sınıfta ders gördüğü şehirde bu görüntünün karşılığı sınırlı kalır. 

Savaş, kamu yönetiminin insan kaynağını da dağıttı. Memurlar farklı şehirlere ve ülkelere gitti. Arşivler kayboldu, kurum binaları yağmalandı, belediyelerin teknik kapasitesi çöktü. Yeniden inşa bu nedenle beton ve kablo işinin ötesine geçiyor. Devlet hafızasının, personel düzeninin ve yerel yönetim kapasitesinin yeniden kurulması gerekiyor. 

Savaş boyunca mahalle dayanışma ağları ve acil müdahale odaları, kamunun çekildiği yerlerde yemek, su, ilaç ve tahliye hizmetleri sundu. Yeniden inşa sürecinde bu yapıları dışarıda bırakmak ciddi bir kayıp yaratır. Yerel bilgiyi taşıyan gönüllü ağların karar süreçlerine katılması, devletin topluma yeniden ulaşmasını kolaylaştırabilir. 

Hartum iyileşirken savaş Batı’ya çekiliyor 

Başkentteki nispi sakinlik Sudan savaşının sona yaklaştığını göstermiyor. Çatışmanın ağırlık merkezi Kordofan ve Darfur’a kaymış durumda. HDK geniş bir coğrafyada etkisini korurken İHA saldırıları, ikmal yollarına yönelik baskılar ve şehir kuşatmaları sürüyor. 

2026’da 33,7 milyon insanın insani yardıma ihtiyaç duyması, askerî haritanın ötesindeki gerçeği ortaya koyuyor. Haziran sonunda yeniden ilan edilen kolera salgını, savaşla çöken sağlık altyapısının durumunu gösteriyor. Sudan bugün başkenti geri kazanılmış fakat ülkesel bütünlüğü, kamu kapasitesi ve toplumsal güveni ağır biçimde aşınmış bir devlet görünümü veriyor. 

Hartum’un yeniden ayağa kaldırılması ülkenin geri kalanından koparılamaz. Başkentte bir elektrik santrali onarılırken başka bir bölgede enerji tesisi vurulabiliyor. Kamu çalışanları Hartum’a çağrılırken Batı’daki siviller yeni bir yerinden edilme dalgasıyla karşılaşıyor. Ülkenin bir kısmı dönüş konuşurken diğer kısmı güvenli bir kaçış yolu arıyor. 

Kaynakların büyük bölümünün başkente yönelmesi, Darfur ve Kordofan’da uzun süredir hissedilen dışlanmışlığı büyütebilir. Sudan’ın geçmişinde Hartum’un güçlü, çevre bölgelerin ihmal edilmiş olması çatışmaların temel kaynakları arasında yer aldı. Yeniden inşa eski alışkanlığı tekrar ederse başkent iyileşirken ülkenin geri kalanı devletten daha da uzaklaşabilir. 

Türkiye yeniden inşada nerede durabilir? 

Sudan’ın yeniden inşası Türkiye açısından da dikkatle izlenmesi gereken bir alan. Ankara’nın Hartum’la uzun yıllara dayanan ilişkileri sağlık, enerji, belediye hizmetleri, mesleki eğitim ve insani yardım alanlarında uygulanabilir bir iş birliği zemini sunuyor. Bu katkının kalıcı sonuç üretmesi, büyük ve gösterişli projelerden önce gündelik hayatı onaran erişilebilir hizmetlere yönelmesine bağlı olacaktır. 

Elektrik şebekesinin onarılması, hastanelerin temel kapasitesinin güçlendirilmesi, su sistemlerinin yeniden çalıştırılması ve yerel personelin eğitilmesi, Türkiye’nin somut katkı sağlayabileceği başlıklar arasında yer alıyor. Ancak her dış destek, Sudanlı kurumların ve yerel toplumun öncelikleriyle birlikte şekillenmelidir. Yeniden inşa, ülke üzerinde yeni bir nüfuz mücadelesine dönüşürse toplumsal güveni onarmak yerine yeni kırılmalar yaratabilir. 

Bir başkent ne zaman geri döner? 

Hartum’a iki milyondan fazla insanın dönmesi Sudan için önemli bir gelişme. Bu hareket, insanların şehirlerinden vazgeçmediğini ve hayatlarını yeniden kurmak istediğini gösteriyor. Dönüşün kalıcı olabilmesi için devletin emir veren, vergi toplayan ve kontrol noktaları kuran yüzünün ötesine geçmesi gerekiyor. 

Elektriğin düzenli aktığı, öğretmenin maaşını aldığı, öğrencinin güvenli bir sınıfa girdiği, esnafın kazanç sağlayabildiği ve hastanelerin hizmet verdiği gün, Hartum gerçekten geri dönmüş olacak. Bugün kent, askerî zafer ile toplumsal iyileşme arasında sıkışmış durumda. 

Ordunun başkenti ele geçirmesi Sudan’ın dağılmasını bir süreliğine frenlemiş olabilir. Fakat askerî kontrol bir ülkeyi bir arada tutmaya yetmez. Kurumların işlemesi, hukukun öngörülebilir olması, yerel toplumların karar süreçlerine katılması ve vatandaşın yarına güvenebilmesi gerekir. 

Hartum’a insanlar dönüyor. Şimdi beklenen, devletin de onların ardından gerçekten gelebilmesi.