Arjantin’de Bahar Havası Dağılıyor mu? Yükselen Enflasyon, Yavaşlayan Büyüme
18.02.2026 - 16:20 | Son Güncellenme: 06.03.2026 - 15:53
2025’e girerken Buenos Aires’te politik durum ilk yılını dolduran Başkan ve partisi için harika bir durumdaydı. Sert kemer sıkma adımları ekonomiyi resesyona sürüklemişti ama sonunda göstergeler toparlanma sinyalleri veriyordu. Nisan ayında yıllık büyüme yüzde 7,8’e kadar çıktı. Mayıs’ta ise aylık enflasyon yüzde 1,5’e geriledi. Bu oran, pandemi dönemi hariç son yılların en düşük seviyesiydi. Piyasalarda “zor ama işe yarıyor” algısı güçlenmişti.
Geçtiğimiz sonbaharda yapılan senato seçimlerinin ardından büyük zafer elde eden Arjantin başkanının arkasına aldığı rüzgar şimdi daha hafif esiyor. Büyüme ivme kaybediyor, enflasyon yeniden yukarı kıpırdıyor. Üstelik istatistik kurumunda yaşanan kriz, açıklanan verilerin gölgesini büyütüyor. Problemleri Milei yaratmamış olsa da, vaat edilen ile gerçekleşen durumun arasındaki fark yelkenleri eskisi gibi güçlü ittiremiyor.
Enflasyonla savaşta kazanılan ilk tur
Arjantin uzun süredir kronik enflasyon sarmalında olan bir ülke ve yapısal problemleri var. 2019-2022 arasında yıllık enflasyon ortalama yüzde 50 seviyesinde seyretti. 2023 boyunca fiyat artışları hızlandı ve Aralık ayında yüzde 200’ün üzerine çıktı. Yeni yönetim göreve bu tabloyla başladı.
Gözden Kaçmasın
Strateji netti: Mali disiplini sertleştirmek, para politikasını sıkılaştırmak ve peso’da yaklaşık yüzde 50’lik ani bir devalüasyona gitmek. Kur şoku kısa vadede fiyatları yukarı itecek, ancak orta vadede kur istikrarı sağlayarak yeni sıçramaların önünü kesecekti.
İlk sonuçlar umut verdi. Aralık 2023’te yüzde 25’e dayanan aylık enflasyon, Mayıs 2025’te yüzde 1,5’e kadar geriledi. Bu oran yıllıklandırıldığında hala yaklaşık yüzde 20’ye denk gelse de marketteki her ürün artık her gün güncellenmiyordu. Küresel ölçekte yüksek kabul edilen bu seviye, Arjantin standartlarında halk için ciddi bir rahatlama anlamına geliyordu.
Yeniden yukarı: Rakamlar ne söylüyor, neyi saklıyor?
Son aylarda tablo değişti. Aylık enflasyon tekrar yukarı dönerek Ocak’ta yüzde 2,9’a çıktı. Bu tempo yıllık bazda yüzde 40’ın üzerine işaret ediyor. Dezenflasyon süreci hız kesti.

Daha çarpıcı olan ise metodoloji tartışması. Ülkenin resmi istatistik kurumu INDEC, enflasyonu 2004 tarihli hanehalkı tüketim anketine dayanan bir sepetle hesaplıyor. Oysa son 20 yılda tüketim kalıpları değişti; hizmet harcamalarının payı belirgin şekilde arttı.
Kurum yeni bir metodolojiye geçmeyi planladı. Ancak yeni hesaplama yöntemi daha yüksek bir enflasyon oranı üretecekti. Arjantin hükümeti, bağımsız olması gereken bir kuruma müdahale ederek değişikliğin “dezenflasyon süreci konsolide olduktan sonra” yapılmasını istedi. Net bir takvim sunulmadı. İstatistik kurum başkanı istifasını verdi, tartışma büyüdü.
Ancak bu gelişme, yalnızca teknik bir hesap güncelleme meselesi değil. Veri güvenilirliği bir kere sorgulanmaya başladığında piyasa algısı hızla bozuluyor olması gerçeği, Milei destekçileri tarafından da kabul edilen bir fenomen. Resmi oran yüzde 2,9 ise, gerçek oran daha mı yüksek sorusu şimdi sık sık masaya geliyor.
V tipi toparlanma anlatısı tökezliyor
Ekonomi yönetimi başından beri “V tipi toparlanma” vurgusu yaptı. Şok tedavi kısa süreli acı yaratacak, ardından hızlı sıçrama gelecek denildi.
2024’ün ilk yarısında sert bir daralma yaşandı. Yılın ikinci yarısında güçlü bir toparlanma geldi. 2025’in başındaki yüksek büyüme oranları bu anlatıyı besledi. Ancak aylık GSYH verileri son dönemde ivmenin zayıfladığını gösteriyor.
Mayıs’tan bu yana ekonomi neredeyse yerinde sayıyor. Ekim ve Kasım aylarında daralma kaydedilirken, gelecek verilerde de GSYH’nin yıllık bazda gerilemesi öngörülüyor. Yılın başındaki güçlü performans, yılın ikinci yarısındaki zayıflıkla silinecek gibi görünüyor.
Madencilik parlıyor, risk büyüyor
Büyüme verilerini ayakta tutan ana sektör madencilik oldu. 2025’te madencilik ihracatı yıllık bazda yüzde 30 arttı. Altın, Arjantin madencilik ihracatının yaklaşık yüzde 70’ini oluşturmasından ötürü altın fiyatlarındaki küresel yükseliş burada belirleyici rol oynadı.
Gümüş de fiyat artışından payını aldı. Lityum, batarya ve yeşil teknoloji yatırımları sayesinde stratejik önem kazandı. Bakırda ise enerji dönüşümü ve elektrifikasyon beklentisi talebi yukarı taşıyor.
Enerji cephesinde üretim artışı dikkat çekiyor. Özellikle Vaca Muerta sahasında petrol ve gaz üretimindeki artış, ülkeye ek nefes aldırdı.
Ancak bu tablo kırılgan. Madencilik ve enerji performansı büyük ölçüde küresel fiyatlara bağlı. Fiyatlar gerilediğinde gelirler de hızla düşebilir. Ekonomi, emtia dalgalanmalarına açık bir yapıda kalıyor.
Ayrıca Başkan Milei’in bu büyümeden kendine çıkarabileceği bir hikaye bulunmuyor. Altın ve gümüş madenciliği, pandemiden bu yana zaten yukarı yönde bir trendde seyrediyor.
Yabancı yatırımda karışık tablo
Öte yandan verilen sözlerden bir diğeri, piyasa yanlısı reformların uluslararası sermayeyi çekeceği vaadiydi. Nitekim madencilik alanında bazı büyük oyuncular yatırım planları açıkladı. Rio Tinto ve Glencore yeni projeler için düğmeye bastı.
Ancak enerji devlerinin bir bölümü Arjantin’den çıkmayı tercih etti. ExxonMobil, Petronas ve TotalEnergies varlık satışına yöneldi.
Sonuçta net doğrudan yabancı yatırım 2024’te negatife döndü. Bu, 2003’ten bu yana Arjantin için bir ilk olarak kayda geçti.
Burada belirtilmesi gereken önemli bir husus, şirketlerin Arjantin’den çıkma kararının mevcut ekonomi politikalarına değil, Arjantin’in uzun süredir taşıdığı siyasi ve ekonomik istikrarsızlık mirası da etkili olduğudur.
Bir başka deyişle, Milei politikalarından geri dönüşün korkusu dahi uluslararası şirketleri Milei dönemi Arjantin’inden çekmeye itiyor.
Beklentiler yükseldi, manevra alanı daraldı
Bugünkü tabloyu tek başına uygulanan programla açıklamak kolay değil. Küresel koşullar, emtia fiyatları ve ülkenin siyasi geçmişi belirleyici rol oynuyor. Ancak bir gerçek var: İlk dönemde çizilen pembe tablo, Arjantin için beklentileri yukarı taşıdı.
Şimdi enflasyon yeniden yükselirken büyümenin yeşil ışık göstermemesi ve istatistik kurumundaki kriz gibi olaylar Milei hükümetine oluşan güveni aşındırıyor. Madencilik ve enerji gelirleri ekonomiyi ayakta tutuyor ama yapısal dönüşüm henüz kalıcı güven üretmiş değil gözüküyor.
Yine de hükümete olan destek bir anda eriyecek bir mum değil. Halkın büyük bir kısmı sert reformların meyvesi kalıcı istikrara dönüşecek mi, yoksa erken gelen iyimserlik yerini uzun bir durgunluk dönemine mi bırakacak görmek niyetinde. 2026’nın sonu, muhtemelen birçoklarına bu cevabı verecek.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.