Arabica: Yapay Zekâ Çağında Güvenilir Arapça Ansiklopedi
03.09.2026 - 15:17 | Son Güncellenme: 03.09.2026 - 17:46
“Arabica”, yalnızca Arapça yeni bir ansiklopedi oluşturmayı hedefleyen bir girişim değil, Arap dünyasında bilginin nasıl üretildiği, denetlendiği, korunduğu ve gelecek nesillere nasıl aktarılacağı sorularına yanıt arayan kapsamlı bir bilgi projesi olarak öne çıkıyor.
Proje aynı zamanda daha temel soruları da gündeme taşıyor: Bilgiyi kim üretiyor? Kim denetliyor? Nasıl korunuyor ve gelecek nesillere nasıl aktarılıyor? En önemlisi de bilginin daha önce görülmemiş ölçekte erişilebilir hâle geldiği, buna karşılık okuyucunun doğrulanmış bilgiyle yanıltıcı içerik arasındaki farkı ayırt etmekte giderek zorlandığı bir dönemde güvenilir bir Arapça referans kaynağı nasıl oluşturulabilir?
Bu açıdan bakıldığında, Arap Araştırma ve Politika Çalışmaları Merkezi’nin ana portalını Ocak 2027’de kullanıma açmayı planladığı “Kapsamlı Arap Ansiklopedisi-Arabica” projesinin önemi, yalnızca içerdiği materyallerin hacmini ya da yayımlayacağı madde sayısını aşan bir boyut taşıyor. Proje, sosyal medya platformları, arama motorları ve yapay zekânın yükselişiyle birlikte bilginin üretilme ve tüketilme biçiminde köklü bir dönüşüm yaşandığı tarihsel bir dönemde ortaya çıkıyor. Bu araçlar bilgiye ulaşmayı kolaylaştırdı ancak gerçeğe ulaşmayı aynı ölçüde kolaylaştırmadı.
Projenin temel düşüncesi de tam olarak burada ortaya çıkıyor. Arap Araştırma ve Politika Çalışmaları Merkezi Genel Müdürü ve düşünür Azmi Bişara’nın ifade ettiği üzere sorun artık bilgi kıtlığı değil, bilgileri ayıklayabilecek, inceleyebilecek, düzenleyebilecek ve güvenilir bilgiye dönüştürebilecek bir referans kaynağının bulunmaması.
Bilgi birikiminden referans krizine
Son yıllarda Arap dünyasında gazetecilikten kitaplara, internet sitelerinden sosyal medya platformlarına kadar içerik üretimi büyük ölçüde arttı. Ancak bu niceliksel büyümeye, doğrulama, editoryal denetim ve kaynaklandırma araçlarında her zaman aynı ölçüde bir gelişme eşlik etmedi.
Dijital devrim açık bir çelişkiyi de beraberinde getirdi. İnsanlar artık birkaç saniye içinde milyonlarca sayfaya ulaşabiliyor ancak aynı zamanda hatalı bilgiler, kopyalanmış içerikler, ideolojik yorumlar, sahte haberler ve doğrulanmamış tarih anlatılarıyla daha fazla karşı karşıya kalıyor.
Yapay zekânın da bu alana girmesiyle mesele daha karmaşık bir hâl aldı. Yapay zekâ modelleri çok büyük miktarda içeriğe erişebiliyor, bunları analiz edip yeniden formüle edebiliyor. Ancak bir bilgiye ulaşmış olmaları, o bilgiyi otomatik olarak doğru hâle getirmiyor. Yapay zekânın ürettiği yanıtların niteliği, büyük ölçüde erişebildiği bilginin kalitesine bağlı.
Bu nedenle güvenilir bir Arapça bilgi tabanı oluşturmak artık yalnızca kültürel bir proje olmanın ötesine geçiyor. Aynı zamanda gelecek nesillerin ve insan ile bilgi arasındaki giderek daha önemli bir aracıya dönüşen akıllı sistemlerin karşılaşacağı bilgi ortamını şekillendirme girişimi niteliği taşıyor.
“Arabica” projesinin özünde sorduğu soru da “Wikipedia ya da arama motorlarıyla nasıl rekabet ederiz?” değil. Asıl soru, araştırmacı, öğrenci ve okuyucu Arap dünyasına ilişkin bilgi aradığında karşısına ne çıkacağı.
Arapça ansiklopedi neden gecikti?
Aslında ansiklopedi fikri Arap kültüründe yeni değil.
19. yüzyıldan itibaren çeşitli ansiklopedi girişimleri ortaya çıktı ve Butrus el-Bustani bu deneyimle anılan en önemli isimlerden biri oldu. Daha sonra farklı Arap ülkelerinde başka projeler de hayata geçirildi.
Ancak bu girişimler, onlarca yıl devam edebilen kapsamlı bir Arap bilgi projesine dönüşemedi. Bazıları bireysel girişimlerle sınırlı kaldı, bazıları ulusal ya da belirli bir ülkeye özgü nitelik taşıdı, bazıları ise yalnızca belirli bir bilgi alanına odaklandı.
Bu durum, yalnızca kültürel irade eksikliğinden daha derin bir soruna işaret ediyor. Büyük bir ansiklopedi, yazılıp tamamlanan bir kitap değil. Sürekli finansmana, editör kurullarına, hakemlere, uzman araştırmacılara, düzenli incelemeye ve devamlı güncellemeye ihtiyaç duyan bir bilgi kurumu.
Başka bir ifadeyle bir ansiklopedinin, kişilerin ve değişen siyasi koşulların ötesinde yaşayabilecek bir kurumsal yapıya ihtiyacı var.
Bişara’nın dikkat çektiği en önemli noktalardan biri de burada ortaya çıkıyor. Büyük bilgi projeleri, istikrarlı bir kurumsal ortama ihtiyaç duyuyor. Avrupa deneyiminde ticari yayıncılığın gelişmesi ve geniş bir kitap pazarının bulunması, bazı ansiklopedi projelerinin devam etmesini ve gelişmesini sağladı. Arap dünyasında ise yayıncılık piyasasının bu ölçekte bir projeyi finanse etme kapasitesi sınırlı kaldı. Kültür de devletler ve resmî kurumlar açısından her zaman sürdürülebilir bir öncelik olmadı.
“Arabica” bu nedenle Arap Araştırma ve Politika Çalışmaları Merkezi aracılığıyla ansiklopedi fikrini bireysel bir girişim ya da geçici bir proje olmaktan çıkarıp kalıcı bir kurum hâline getirmeye çalışıyor.
“Arabica” kapsamlı bir Arapça ansiklopedi olacak
Proje, Atlas Okyanusu’ndan Körfez’e kadar bütün Arap dünyasına, Arapça kullanan herkese ve Arap dünyasını inceleyenlere hitap eden kapsamlı bir ansiklopedi oluşturmayı hedefliyor.
Bu nokta projeyi önemli bir sınamayla karşı karşıya bırakıyor. Arap dünyasındaki geniş çeşitliliği tek bir anlatıya indirgemeden ortak bir Arap bilgi alanı nasıl oluşturulabilir?
Arap coğrafyası kültürel ya da tarihsel açıdan homojen bir yapı değil. Her ülkenin farklı bir siyasi ve toplumsal tarihi, her toplumun kendine özgü bir deneyimi bulunuyor. Düşünce ekolleri, kavramlar ve yorumlar da birbirinden farklılık gösteriyor.
Bu nedenle Arap ülkelerine özel bir kurul oluşturulması fikri özel önem taşıyor. Ülkelerin tarih ve toplumları hakkında doğru bilgi sunmak yalnızca genel ve kısa maddeler aracılığıyla mümkün değil.
“Arabica”, projenin bu bölümünü bilimsel ve dengeli bir şekilde kurmayı başarırsa, Arap bölgesine dışarıdan bakan yabancı ansiklopedilerden farklı bir konuma gelebilir. Bunun nedeni yabancı kaynaklardaki bilgilerin mutlaka yanlış olması değil. Ancak her ansiklopedi belirli bir kültürel bağlamdan doğuyor ve bu bağlamın önceliklerini, kavramlarını ve dünyaya bakış biçimini de beraberinde taşıyor.
Nesnellik, bakış açısının yokluğu anlamına gelmiyor
Bu konu, projenin en hassas başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.
Bişara, “nesnellik” ile “tarafsızlık” arasında ayrım yapıyor. Buradaki temel sorun, bir ansiklopedinin kültürel ve medeniyet temelli bir bakış açısına sahip olduğunu kabul ederken aynı zamanda “nesnel” olduğunu söylemesinin ilk bakışta çelişkili görünmesi.
Ancak mesele bundan daha karmaşık.
Bilgi üretimi tamamen boşlukta gerçekleşen bir süreç değil. Konuların seçilmesi, sıralanması, kavramların ve terimlerin belirlenmesi, kaynakların seçilmesi gibi tüm süreçler belirli ölçüde tercih içeriyor.
Bu nedenle “Arabica”, herhangi bir bakış açısına sahip olmadığını iddia eden bir ansiklopedi olmayı hedeflemiyor. Bunun yerine farklı bir yaklaşım ortaya koyuyor: Bir ansiklopedi Arap perspektifine sahip olabilir ve aynı zamanda olguların aktarılması, kaynaklandırılması ve incelenmesinde bilimsel ölçütlerden vazgeçmeyebilir.
Bu yaklaşım, sömürgecilik ve işgal konularında açık biçimde görülüyor. Ansiklopedi bir sömürgecilik deneyimini ele aldığında, nesnelliğin kendisini sömürgecinin dilini benimsemeye ya da sömürgeci gücün anlatısıyla sömürgeleştirilmiş toplumun anlatısını eşitlemeye zorladığı görüşünü kabul etmiyor.
Ancak aynı zamanda söz konusu anlatının da inceleme, belgelendirme ve analize tabi tutulması gerekiyor.
“Arabica”nın asıl sınavı da burada olacak: Açık bir Arap perspektifini korurken ideolojik bir projeye dönüşmemek.
Bu sorunun yanıtı sloganlarda değil; editoryal denetimin ve bilimsel hakemliğin niteliğinde, ayrıca editör kurulunun meşru bir kültürel bakış açısıyla delillerle desteklenmeyen tarafgirliği birbirinden ayırabilme kapasitesinde ortaya çıkacak.
Arap katkılarını öne çıkarmak, başarı icat etmek anlamına gelmiyor
Projenin dikkat çeken yönlerinden biri de Arapların farklı bilgi alanlarına yaptığı katkıları öne çıkarma konusundaki yaklaşımı.
Bu düşünce, dünyadaki farklı ansiklopedi deneyimleri dikkate alındığında doğal görünüyor. Ulusal ya da belirli kültürlerle bağlantılı ansiklopediler, kendi bilim insanlarının, düşünürlerinin, filozoflarının ve yazarlarının katkılarını görmezden gelmiyor.
Ancak bir Arap ansiklopedisi açısından hassas nokta, gerçek Arap katkılarının yeniden görünür hâle getirilmesiyle belgelenmemiş bir tarihsel ihtişam oluşturma arzusunun birbirinden ayrılması.
Arap mirası felsefe, tıp, matematik, astronomi, dil ve başka birçok alanda önemli katkılar içeriyor. Ancak bu katkıları ortaya koymak için abartıya ihtiyaç yok. Aynı şekilde bunların kabul edilmesi de kapsamlı bir medeniyet üstünlüğü kanıtlama girişimine dönüşmemeli. Bilimsel yöntem tam da bu noktada gerçek ölçüt hâline geliyor.
Arap dünyasının belirli bir teori ya da bilim dalındaki katkısı sınırlıysa bunun doğru biçimde belirtilmesi gerekiyor. Hiçbir katkı bulunmuyorsa milliyetçi duyguları tatmin etmek adına katkı icat edilmemeli.
Gelecekte kurulacak herhangi bir Arap ansiklopedisinin en önemli güçlü yönlerinden biri belki de burada yatacak: Arap okuyucuya hayal edilmiş bir geçmiş yerine kendi gerçek katkılarının tarihini sunmak.
60 bin madde: Bir bilgi kurumu ölçeğinde proje
Projenin açıkladığı rakamlar, hedefin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. Ansiklopedinin ilk listesinde yaklaşık 60 bin madde bulunuyor. Bu maddeler temel kavramlardan başlayarak daha uzmanlık gerektiren alanlara doğru genişliyor. Deneme aşamasındaki internet sitesinde hâlihazırda yaklaşık 1500 madde yer alırken, temel yapının tamamlanmasının uzun yıllar alması bekleniyor.
Zorluk yalnızca 60 bin metin yazmak değil. Bu içerikleri hazırlayabilecek uzmanların bulunması, ardından maddelerin hakemlik, inceleme, editoryal denetim ve güncelleme süreçlerinden geçirilmesi gerekiyor.
Bu açıdan “Arabica”, kısa sürede çok sayıda yazarı bir araya getirerek tamamlanabilecek projelerden ayrılıyor. Açıklanan yönteme göre ansiklopedi, her maddeyi birbirine bağlı bir bilgi sisteminin parçası hâline getirmeyi amaçlıyor.
Ayrıca tek bir madde yalnızca kısa bir tanımlama paragrafından oluşmayacak. Önce genel okuyucuya yönelik bir özet sunulacak, ardından öğrenci ya da araştırmacıların yararlanabileceği daha derinlikli bir içeriğe geçilecek.
Bu yöntem, çoğu zaman birbirinden ayrılan iki işlevi bir araya getirme çabasını yansıtıyor: Bilgiyi sadeleştirmek ancak yüzeyselleştirmemek.
Arabica ve Wikipedia: Çalışma anlayışında temel fark
“Arabica”nın “Wikipedia” ile karşılaştırılması kaçınılmaz görünüyor. Özellikle Wikipedia’nın hızlı bilgiye erişim açısından dünyanın en bilinen dijital referans kaynaklarından biri hâline gelmesi bu karşılaştırmayı beraberinde getiriyor.
Ancak iki proje arasındaki kıyaslama doğrudan bir rekabetten çok çalışma modellerindeki farkı ortaya koyuyor.
Wikipedia, çok sayıda kullanıcının içerik yazmasına ve maddeleri değiştirmesine imkân tanıyan açık bir model üzerine kurulu. Bu sistem, platforma olağanüstü bir büyüme ve yayılma kapasitesi kazandırdı. Bununla birlikte içerik kalitesi dillere ve konulara göre farklılık gösterebiliyor.
“Arabica” ise bilimsel açıdan daha merkezî bir model benimsiyor. Farklı görüşlere sahip uzmanlar katkı sunabilecek ancak metinler yayımlanmadan önce bilimsel hakemlik ve editoryal süreçlerden geçecek.
Buradaki temel fark, “Arabica”nın bilgiye erişimde demokratikliği, bilginin denetlenmesinde ise merkezî bir sistemi bir araya getirmek istemesi.
Bu model daha maliyetli ve daha yavaş. Ancak başarılı olması hâlinde projeye önemli bir avantaj sağlayabilir: Maddelerin sürekli değiştirilebilir bilgi sayfaları değil, bilimsel referans kaynakları olarak kullanılabilmesi.
Araştırmacının hazırladığı maddeye kendi adıyla imza atması da yazarı bilinmeyen içerik modelinden önemli bir kopuş anlamına geliyor. Böylece yazar hem yazdığı içerikten sorumlu oluyor hem de çalışmasının bilimsel karşılığını ve tanınırlığını elde ediyor.
Ancak bu yaklaşımın başarısı, projede yer alacak araştırmacı ağının gücüne ve yalnızca çok sayıda metin üretmek yerine bilimsel ağırlığı bulunan isimlerin projeye çekilebilmesine bağlı olacak.
Yeni mücadele yalnızca Wikipedia ile değil, yapay zekâyla da olacak
Yapay zekâ, projenin geleceğini belirleyecek en önemli faktörlerden biri olabilir.
Geçmişte bir araştırmacı ansiklopedi sitesine giriyor ve maddeyi doğrudan okuyordu. Bugün ise kullanıcı bir kavramı, kişiyi ya da olayı yapay zekâ sistemine sorabiliyor ve birkaç saniye içinde hazır bir yanıt alabiliyor.
Bu durum ansiklopedinin işlevini köklü biçimde değiştiriyor.
Bir ansiklopedinin artık okuyucunun sürekli doğrudan ziyaret ettiği bir arayüz olması gerekmiyor. Aynı zamanda makinelerin bilgi aldığı bir kaynak hâline de gelebiliyor.
Bu açıdan “Arabica”, doğrudan ya da dolaylı biçimde dijital bilgi sisteminin daha derin bir katmanına, yani yapay zekâ sistemlerinin yararlandığı kaynaklar düzeyine girmeye çalışıyor.
Ancak bu hedef başka bir zorluğu da beraberinde getiriyor. Yalnızca Arapça içerik üretmek yeterli değil. İçeriğin indekslenebilir olması, arama motorlarının teknik olarak erişimine açık bulunması, kaynaklandırılması, açık bir yapıya sahip olması ve sürekli güncellenmesi gerekiyor.
Öte yandan yapay zekânın “bilgi üretmediği” yönündeki ifade de dikkatli değerlendirilmek zorunda. Modern sistemler bilgileri bir araya getirebiliyor, analiz edebiliyor ve görünüşte yeni sonuçlar üretebiliyor. Ancak bunların hiçbiri, sistemlerin dayandığı güvenilir insan kaynaklarına duyulan ihtiyacı ortadan kaldırmıyor.
Bu nedenle asıl mücadele ansiklopedi ile yapay zekâ arasında değil. Gerçek mücadele, güvenilir bilgi ile yapay zekânın büyük ölçekte yeniden üretebileceği güvenilir olmayan bilgi arasında yaşanıyor.
Terimlerin standartlaştırılması: Görünürde küçük, gerçekte derin bir sorun
“Arabica”nın bilimsel terimleri standartlaştırma çabası ilk bakışta teknik bir mesele gibi görünse de oldukça önemli bir boyut taşıyor.
Arapça, özellikle beşeri ve sosyal bilimlerin bazı alanlarında aynı kavram için birden fazla çeviri kullanılmasından kaynaklanan sorunlarla karşı karşıya. Araştırmacılar aynı kavram için farklı terimler kullanabiliyor ya da aynı terim farklı kavramları ifade edebiliyor.
Bu durum eğitim, araştırma, çeviri ve hatta arama motorlarının çalışma biçimi açısından sorun yaratıyor.
“Arabica”nın “Doha Arap Dili Tarihsel Sözlüğü” gibi projelerden ve çok dilli terim veri tabanlarından yararlanması, terminolojide daha yüksek düzeyde tutarlılık sağlanmasına yardımcı olabilir.
Proje bu alanda başarılı olursa sağlayacağı fayda yalnızca ansiklopedinin sınırları içinde kalmayabilir. Terimlerin standartlaştırılması araştırmacılar, öğrenciler, çevirmenler ve eğitim kurumları açısından ortak bir temel oluşturabilir.
Bir kalkınma projesi mi, yalnızca büyük bir ansiklopedi mi?
“Arabica”nın bir “kalkınma ve yeniden canlanma projesi” olarak tanımlanması, ansiklopedilerin modern toplumlarda tarih boyunca üstlendiği işlev dikkate alındığında yalnızca tanıtım amaçlı bir ifade sayılmayabilir.
Bir ansiklopedi tek başına bir toplumsal ya da düşünsel kalkınma yaratamaz. Ancak böyle bir dönüşümü mümkün kılan altyapının parçalarından biri olabilir.
Çünkü kalkınma için okul, üniversite, kütüphane, araştırma kurumu, yayınevleri ve düşünce merkezleri gerekiyor. Bununla birlikte toplumun gerektiğinde başvurabileceği ortak bir bilgi tabanına da ihtiyaç var.
Bu açıdan “Arabica”nın önemi yalnızca 2027’de ya da beş yıl sonra yayımlayacağı madde sayısıyla ölçülmeyebilir. Projenin onlarca yıl boyunca devam edebilme kapasitesi çok daha belirleyici olacak.
Gerçek bir ansiklopedinin işi internet sitesinin açılmasıyla sona ermiyor. Aksine asıl görev bundan sonra başlıyor: Maddeleri güncellemek, hataları düzeltmek, yeni keşifleri eklemek, kavramları yeniden değerlendirmek ve araştırmacı ağını genişletmek.
Asıl sınav uzun vadeli güven oluşturmak
“Arabica”nın en fazla bilgiyi bir araya getirebildiğini kanıtlamaya ihtiyacı yok. İnternet zaten bilgiyle dolu.
Asıl kanıtlaması gereken, okuyucunun doğrunun ne olduğunu öğrenmek istediğinde güvenebileceği bir adres, araştırmacının sağlam bir başlangıç noktası aradığında başvurabileceği bir kaynak, eğitim ve araştırma kurumlarının güvenebileceği bir referans ve yapay zekâ sistemlerinin yararlanabileceği bir bilgi tabanı hâline gelebilmesi.
Bu hedef, bir internet sitesi kurmaktan ya da on binlerce makale yayımlamaktan çok daha zor.
Çünkü bir ansiklopedi yalnızca kullanıma açıldığı için referans kaynağı hâline gelmez. Bu statü; yıllar süren sistemli çalışma, düzeltme, şeffaflık, bilimsel bağımsızlık, hataları kabul etme ve bunları giderme kapasitesiyle zaman içinde kazanılır.
Bu nedenle “Arabica”, Arap dünyasındaki tarihsel bir eksikliğe yanıt verme girişimi olarak görülebilir: Bilgiyi birikimli biçimde üreten ve bunu kişilerden, yönetimlerden ve değişen siyasi önceliklerden bağımsız şekilde koruyabilen kurumların eksikliği.
Projenin nihai önemi, belki de yayımlayacağı madde sayısından çok Arapça bilgiyle kurulan ilişkiyi değiştirecek yeni bir kültür oluşturup oluşturamayacağıyla bağlantılı olacak. Bu kültürde belgelendirme bir şart, uzmanlık temel unsur, bilimsel hakemlik bir gereklilik, görüş ayrılıkları bilimsel araştırmanın doğal parçası ve gerçek, önceden oluşturulmuş bir anlatıyı doğrulama isteğinin önünde yer alacak.
Bilginin doğrulanmadan önce yayıldığı ve yapay zekânın bir hatayı milyonlarca kez yeniden üretebildiği bir çağda, Arapça güvenilir bilgi üreten bir Arap kurumunun varlığı artık kültürel bir lüks değil.
Bununla birlikte “Arabica”nın önündeki en büyük sınav, iddialı bir projeden sürdürülebilir bir bilgi kurumuna dönüşebilmesi olacak. Bunu başarabilirse yalnızca yeni bir Arapça ansiklopedi değil, Arap dünyasının bilgiyle, diliyle, kendi imgesiyle ve başkalarına sunduğu bilgiyle kurduğu ilişkiyi yeniden şekillendiren kurumlardan biri hâline gelebilir.