Afrika Siyasetinin En Tuhaf Eseri: Kaddafi'nin Yeşil Kitabı
19.02.2026 - 14:49 | Son Güncellenme: 19.02.2026 - 14:56
Muammer Kaddafi’nin (1969–2011) Libya’daki 42 yıllık iktidarı birbirinden ilginç olaylarla doludur.
Bir çırpıda düşündüğümüzde, “Amazonian Guard” denilen yalnızca kadınlardan oluşan özel koruma birlikleri tüm dünyanın dikkatini çekiyordu. Üstelik bu kadınlar, yalnızca bir süs unsuru olarak Kaddafi’nin etrafında bulunmuyor; içlerinden bazıları suikast girişimleri sırasında hayatını dahi kaybediyordu.
Yine Kaddafi’nin yurt dışı seyahatlerinde ya da ülkesine gelen yabancı devlet başkanlarını ağırlarken kurdurduğu Bedevi çadırları da bir diğer ilginç ayrıntıydı. New York, Paris ve Londra gibi büyük başkentlerde bu çadırları kurma takıntısı, kamuoyunun hayli ilgisini çekiyordu.
Gözden Kaçmasın
Siyaseten aldığı en tuhaf kararlardan birisi de hiç şüphesiz İsviçre’ye Cihat ilan etmesiydi. Oğlunun İsviçre’de gözaltına alınmasından sonra, deyim yerinde ise Kaddafi dünyayı ayağa kaldırmış ve İsviçre’yi haritadan silme sözü vermişti. İsviçre’ye karşı ilan edilen cihat çağrısı hiçbir zaman karşılık bulmadı.
Kaddafi’nin devlet içinde hiçbir resmi görevi yoktu.
O, ne devlet başkanıydı ne de bir sultan; ama ülkedeki her şey onun kontrolü altındaydı. Hiçbir sıfatı olmadan çıktığı BM kürsüsünde yaptığı konuşmalar ise hala hafızalardadır.
Kaddafi hiçbir unvanı olmamasına rağmen, şekerci dükkânı kostümü gibi sayısız yıldız ve apoletle giydiği askeri üniformasıyla görenlerin yüzünde hoş bir tebessüm bırakacak cinstendi. Yine hafızalara kazınan “Çağrı” ve “Ömer Muhtar Çöl Arslanı” filmleri de hiç şüphe yok ki Kaddafi’nin destekleri olmasa çekilemezdi.
Kaddafi’nin bizi ilgilendiren en önemli yönü, Kıbrıs Barış Harekâtında tüm dünya Türkiye’ye sırt çevirdiği sırada her şeyiyle Türk halkının yanında durmuş olmasıdır.
Kaddafi’nin her hareketi kendi başına bir konu olsa da “Yeşil Kitap” olarak bilinen eser bambaşka bir yere ve tarihe sahiptir.
Marksizm, liberal demokrasi ve klasik diktatörlüğe karşı “Yeşil Kitap”
Kaddafi’nin üç bölüm halinde yayımladığı “Yeşil Kitap” kendi iktidarının anayasasını teşkil etmişti. Temelde Marksizm, liberal demokrasi ve klasik diktatörlük modellerine yönelik bir alternatif ortaya koyduğunu iddia etmekteydi.
Bu eser Libya’da onlarca yıl okullarda zorunlu olarak okutulurken hemen hemen her mülakatta yalnızca Yeşil Kitap’tan Libyalılar sorumlu tutulmaktaydı.
Kaddafi her lidere bu kitabı hediye ederken dünyada birçok aydın ve Müslüman ulema ile Yeşil Kitap konusunda kavgaya tutuşmaktan çekinmemişti. Kitap, başta Kaddafi ona yakın olanlar tarafından kusursuz bir eser olarak görülüyordu.
Yeşil Kitap ve siyaset anlayışı
Kaddafi, Kral İdris’i devirdikten sonra kendisini asla bir politikacı olarak konumlandırmamış; aksine Libya’nın ideoloğu olarak tanımlamıştı. Ona göre, Sovyet Sosyalizmi ve Batı kapitalizmi arızalarla doluydu.
Yeşil Kitap’a göre klasik anlamda demokrasi tam bir sahtekârlık demektir.
Halkı temsil etmek onu kısıtlamak demektir. Bu bağlamda parlamento halkın iradesini gasp eden bir organdır. Her toplumda gücü ele geçiren elitler seçimler yoluyla halkı manipüle etmekte ve siyasi partiler eliyle gücü çalmakta olduklarını belirtmektedir.
Kaddafi bu sistem yerine herkesin kendisini temsil ettiği halk komiteleri fikrini ortaya atmıştı. Elbette bu pratikte karşılığı olmayan bir adımdı.
Siyasal partilere yaklaşımı ise şöyleydi; partiler modern kabilelerdir, bizim zaten kabilelerimiz varken siyasal partiye neden ihtiyaç duyalım.
Medya konusunda ise Batı’daki medya düzenini örnek göstererek gazeteleri manipülasyon aracı olarak görür ve bağımsız bir medya oluşumuna asla izin vermez.
Özel mülkiyet ve Kaddafi
Kaddafi’nin Yeşil Kitap’ta karşı olduğu çok önemli noktalar vardır.
Ücretli çalışmak modern kölelik demektir.
Kira sistemi bir sömürü aracıdır ve asla kabul edilemez.
İnsan kendi emeğinin sahibi olmalı ve devlet hiçbir vatandaşını kirada oturtmamalıydı.
Nitekim Kaddafi iktidarı döneminde, bu dediğini yapmış ve ülkede birçok yer kamulaştırılarak kira sistemine müsaade edilmemişti. Lakin bu kamulaştırma düzeninde ortaya çıkan ciddi yolsuzluklar başka bir sorun olarak değerlendirilebilir.
Yeşil Kitap’ın ilginç yaklaşımları
Kaddafi’nin kitabına göre spor da bir çeşit köleliktir; birileri eğlensin diye spor yapmak bir sömürü düzenidir. Buna rağmen oğulları birçok İtalyan Kulübüne ya hissedar olmuş ya da çoğu maçını devlet aygıtlarıyla destekleyecek kadar işleri ileri boyuta taşımışlardı.
Ayrıca Kaddafi’ye göre kadın ve erkek eşittir; ama kadının görevi annelik ve aile kurumunun muhafazasıdır yalnızca.
Velhasıl, Kaddafi devrildikten sonra bir daha kimse Yeşil Kitap’ı açıp da yüzüne bakmadı. Zaten uygulamada eser tezatlarla doluydu. İdeolojik olarak ne olmadığını uzun uzun anlatsa da sistemin ne olduğunu asla tam anlamıyla anlatmıyordu. Devletin kendisi yok sayılırken devlet mekanizması tamamen Kaddafi için çalışmaktaydı.
Mülkiyetin paylaşımında hassasiyetten bahsedilse de başta petrol gelirleri olmak üzere Libya’daki tüm zenginlikler Kaddafi ailesi arasında bölüştürülmüştü. Temsiliyetin bir çeşit diktatörlük olduğu iddia edilirken, Kaddafi’nin kendisine temsilci demesi büyük bir çıkmazdı. İyisi ve kötüsü ile bu coğrafyadan bir “Yeşil Kitap” geldi ve geçti.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.