ABD’nin Grönland Planında Şaşırtan Türkiye Ayrıntısı

Araştırmacı Mehmed Mazlum Çelik, ABD’nin Grönland’a yönelik artan ilgisinin arka planında nadir toprak elementleri rekabetini ve Türkiye’nin Milli Maden Hamlesinin yarattığı stratejik etkiyi Fokus+ için inceledi.
Mehmed Mazlum Çelik
ABD’nin Grönland Planında Şaşırtan Türkiye Ayrıntısı

09.01.2026 - 17:40  |  Son Güncellenme:  13.01.2026 - 14:11

Danimarka’ya bağlı, yarı özerk buzullarla kaplı uçsuz bucaksız bir kara parçası olarak Grönland (Greenland), Trump sayesinde dünya gündemini meşgul etmeye devam ediyor. 

Adanın hayli ilginç bir tarihi bulunuyor. Adanın asıl sahibi Kalaallit Inuitlar olsa da Vikinglerden itibaren Avrupalı işgalcilerin adaya geldiğini biliyoruz. 

Inuitların, minimalist anlayışla buzla kurdukları ilişkiyi zamanla benimseyen Avrupalı misafirlerin adaya yalnızca adaptasyonu yaklaşık bin küsur sene sürdü.  

18. Asırda Danimarkalı misyonerler adayı sahiplenerek Viking mirasını üstlendiler. Danimarka’nın ada ile irtibatı kesilince ABD devreye girecekti. 

Naziler, Danimarka’yı işgal edince… 

İkinci Dünya Savaşı sırasında Naziler, Danimarka’yı işgal edince ada ile bağlantı kesildi. Tam bu noktada ABD, adanın stratejik öneminden yararlanarak bölgede askeri üsler kurdu. Savaş bittikten sonra da bu bölgeden gitmedi. Öyle ki Washington, dünyadan gizlediği ne kadar deneysel çalışması varsa Grönland’da gerçekleştiriyordu. 

Nihayet iki atom bombası taşıyan uçak düştüğünde ada halkı nasıl bir tehlike ile karşı karşıya olduğunu anlayacaktı. 

Esasen Danimarka kanunlarına göre ülkeye ait hiçbir yerde Atom Bombası gibi silahların bulunması kesinlikle yasak. ABD ise Atom Bombasından dahi daha tehlikeli deneyleri Grönland’da uyguluyor.  

ABD’nin resmiyette Thule'de bir hava üssü bulunuyor; ama hem Danimarka hem de dünyanın geri kalan tümü ABD’nin bölgede sayısız hava üssü ve askeri yapılanması olduğunu biliyor. Başka bir deyişle mesele yalnızca askeri konular ise ABD zaten adayı askeriyle zapt etmiş durumda.  

ABD, Grönland’dan ne istiyor? 

ABD, bölgeyi askeri anlamda zaten kullanıyor. Dolayısıyla işgali gerektirecek bir durum yok. Satın almak için ise daha önce defalarca girişimde bulundu. Soğuk Savaş’ın en çetin dönemlerinde, 1968 yılında, adayı satın almak adına 100 milyon dolarlık bir teklifte bulunduysa da ada halkı ve Danimarka hükümeti “Toprak değiliz, halkız.” Çıkışında bulunarak bu teklifi reddetti. 

O halde ABD neden şimdi Grönland’ı tekrar istiyor? 

Bu sorunun en basit cevabı Nadir Toprak Elementleri… 

Nadir Toprak Elementleri ve Türkiye ayrıntısı 

ABD’deki ileri teknoloji laboratuvarlarında geliştirilen bir çipten, üretim bandından yeni inmiş modern bir uçağa kadar günümüz teknolojik dünyasının belkemiğini oluşturan hemen her ürün, varlığını büyük ölçüde Nadir Toprak Elementlerine (NTE) borçlu. 

Bu elementler hâlihazırda yaklaşık 325 milyar dolarlık yıllık bir pazar hacmine sahipken, yakın gelecekte bu rakamın 1 trilyon dolarlık bir ekonomik büyüklüğe ulaşması tahmin ediliyor. 

Nadir Toprak Elementlerine dayalı sektörlerin toplam piyasa değeri ise şimdiden 1 trilyon dolar eşiğini aşmış durumdadır ve söz konusu alanların NTE olmaksızın varlıklarını sürdürebilmeleri fiilen imkânsızdır.  

Küresel ölçekte en büyük NTE alıcısı konumunda bulunan Amerika Birleşik Devletleri, bu ihtiyacının neredeyse tamamını Çin üzerinden karşılamaktadır. Başka bir ifadeyle ABD’nin yüksek teknoloji ekosistemi, stratejik düzeyde Çin’e mahkûm durumda. 

Çin’in rezervlerinin siyasi şantaj olarak kullanması karşısında ABD’nin önünde hemen hemen üç seçenek kalıyor. Bunların başında Ukrayna geliyor; ama bu rezervlerin bulunduğu toprakların büyük kısmı ya Ruslarca işgal edildi yahut kuşatılmış durumda. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

Diğer seçenek ise Türkiye’nin Eskişehir ilinde bulunan Beylikova… Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son ABD ziyaretinden sonra bu konu şiddetli bir şekilde tartışıldı.  

Dünyanın en modern savaş uçağı kabul edilen F-35’ten nükleer Denizaltılarına varıncaya dek ABD’nin gücünü tahkim eden tüm stratejik silahlar bu madenlere bağlı iken Türkiye en önemli rezerv sahibi ülkelerden birisi olarak öne çıkıyor.  

Türkiye meseleyi “Milli Maden Hamlesi” olarak öne çıkartarak 2028 yılında yıllık 1.2 Ton maden üretimi hedefini ilan etti. Bu rakam Türkiye’nin tahmin edilen rezervinin yalnızca 600’de birine denk geliyor. Türkiye tüm çabasına rağmen 2035 yılında bu rakamı yıllık 2.5 Tona ulaştıracak olması ABD tarafında yetersiz görülüyor.  

Türkiye’nin hedeflediği bu rakam ABD’nin ihtiyacının çok azını karşılaması ve Türkiye’nin bu üretimi ARGE süreçleriyle iletme arzusu ABD’yi başka çözümlere itmektedir. Nitekim Japonya, Güney Kore ve Almanya gibi ülkelerin de bilhassa otomobil, TV ve haberleşme gibi alanlarda bu madenlere talip olması Türkiye pazarını ABD için külfetli bir stratejiye çevirdiği ortadadır. 

Türkiye’nin ketum tutumu ABD’yi son seçeneğe, yani Grönland’a yöneltmekte. Başka bir deyişle ABD’nin Grönland politikasında sertleşmesinin arkasında ABD’nin belli ki Türkiye’den istediğini almasıyla yakından ilgili. 

ABD neden Grönland’a işgal tehdidi savuruyor? 

Yukarıda da belirttiğimiz gibi ABD zaten fiilen adayı askeri anlamda kontrol ediyor; ama bölgede serbest bir şekilde Nadir Toprak Elementi madenciliği yapabilmiş değil. Bilhassa bu operasyonu yürütecek şirketler hukuki sorunlarla karşılaşmaktan çekinmeleri nedeniyle bu noktadaki belirsizliklerin ortadan kalkmasını talep ediyor. 

Donald Trump

Trump’ın askeri seçeneğin yüksek sesle dillendirilmesinin tek nedeni Danimarka’nın Grönland’ın satışına onay vermesi ya da madenler konusunda kapitülasyonlar vermesini sağlamak amacını taşıyor.  

Danimarka hükümeti ise ABD gibi bir devi karşısına buzullarla kaplı ve ülke ekonomisine yükten başka bir durum arz etmeyen kara parçası için almıyor. Kopenhag hükümeti, ABD’nin bölgeyi tamamen ele geçirerek tüm maden haklarını ve rezervlerini elinden çalması karşısında direnç gösteriyor. İlerleyen süreçte muhtemeldir ki ABD, bu rezervlerin işletim sürecine Kopenhag’ı dâhil ederse mesele kendiliğinden hallolacak. 

ABD için dertler burayı ele geçirmesiyle de bitmiyor. Adanın fiziki yapısı bu bölgede Nadir Toprak Elementleri Madenciliğini çok külfetli bir hale getiriyor.  

Günün sonunda Trump’ın Grönland’ı, dediği gibi, işgal ederek ya da satın alarak meseleyi çözmesi şunu gösteriyor. ABD, Türkiye’deki rezervler meselesinde Ankara’nın kırmızıçizgilerini kabul etmiş durumda. Yine Ukrayna’daki rezerv alanlarını Rusya’nın kaderine terk edeceğini tahmin edebiliyoruz. 

Bizi ilgilendiren kısmına dönecek olursak ABD’nin Grönland ilgisi Türkiye’nin Milli Maden Hamlesinin muhataplarınca ciddiye alındığını ve saygı duyulduğunu ortaya koyuyor. 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.